Tekil Mesaj gösterimi
Alt 13-02-2007, 08:52   #26
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Güney Asya Müslümanlarının Türklere burukluğundan istifadeyle Ürdün Haşimi Krallığı Türkiye’en “Mukaddes Emanetlerin” iadesini istemiştir. Ancak tüm bunlara rağmen Güney Asya Müslümanları hilafetin Haşimilere de, Suudlara da geçmesini engelleyerek Türk asıllı olmayan- 1924 ten sonra ortaya çıkan halifelerin- hiç birini hilafete layık görmediklerini ortaya koyarlar. Artık eski bağlılık ortadan kalkmasına rağmen Güney Asya Müslümanları uluslararası camiada Türkleri desteklemeye devam etmişlerdir.
Hilafetin kaldırılışını eleştiren Muhammed ali İngiltere’nin İslam milletleri arasında çıkabilecek anlaşmazlıkları kullanabileceğini görerek hemen kendini frenlemiş ve bir süre sonra da hilafet komitesi adına Şevket Ali Ankara’ya telgraf çekerek hilafetin kaldırılışı kararının yeniden gözden geçirilmesini rica etmiştir.
Hind Müslümanları ile tepkilerini kısa sürede değiştirmişlerdir. Örneğin Muhammed İkbal Türklerin hilafeti kaldırışlarına meşruiyet arayışında Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde esasen milli hakimiyetin zaten İslamın hakimiyeti anlamına geleceğini düşünüyordu. Ama Hindistan gibi Müslümanların azınlıkta olduğu kıtalarda self-determinasyonun mutlaka dinî tabana dayanması gerekiyordu. Uzak Doğu Müslümanları kurtuluşu yine de dinde arıyorlardı. Zira Hindistan Müslümanları için İngiliz idaresinden çıkmak -Hindular karşısında- kurtuluş olmayabilirdi. İslam ve sonuçta hilafet Hind Müslümanlarının ayrı bir millet olarak kabul edilmeleri sağlıyor ve bu nedenle Müslümanlar Türklerin bölge Müslümanları üzerindeki hakimiyetlerini arzuluyorlardı. Nitekim hilafet kaldırılınca Müslümanların yüzleştiği güç durum Hindu lider Pandit Jawahir Lal Nehru’nun Türklerin artık laik bir Cumhuriyet hüviyetine büründüğünü, milliyetçilik kavramını benimsedikten sonra Müslüman hüviyetini kaybettiğini iddia etmesi ve Asya’daki Müslümanların da laikleşerek ayrılıkçılığı terk edip Hind milliyetçi hareketine katılmaları tezini ileri sürmesinden anlaşılıyordu. Her şeye rağmen Hind Müslümanları kimliklerini İslamla korumaya devam ederken yine de Türklerin tarafında yer almaya devam etmişlerdir. Bunun yanı sıra bazı Afrika Müslümanlarının telgrafları Hıristiyan ülkeye sığınan halifenin tanınmayacağı Fransızların idaresinde Türkiye’ye dost Müslümanlar olarak kişiye değil Türk Milletinin emellerine değer vereceklerini söylemektedirler.
  Alıntı ile Cevapla