KİMLER RİSK TAŞIMAKTADIR?
Akciğer tüberkülozu, genellikle hastanın öksürme ve hapşırmasıyla çevreye yayılır. Enfeksiyonun bulaşması, çoğu zaman uzun süreli temastan sonra gerçekleşir. Aşağıdaki özelliklere sahip kişiler, tüberküloz bulaşması yönünden risk taşımaktadır:
Hastalığın aktif evrede olduğu biriyle birlikte yaşayanlar
Tüberkülozun nispeten yaygın olduğu ülkelerden göç edenler
Bağışıklık sistemleri zayıflamış (AIDS ya da kanser hastaları) olan ve bakteriyle temas eden kişiler
Çok yaşlı ve olasılıkla sağlık durumları çok iyi olmayan ve bakteriyle temas eden kişiler
Toplu yaşanan kurumlarda (akıl hastaneleri, cezaevi) ve uzun süreli bakım merkezlerinde (huzurevleri) kalanlar
Yoksullar ve evsizler gibi beslenme bozukluğu olan (yeterli besin alamayan) kişiler
Alkol ve madde bağımlıları
Sağlık hizmetinde çalışanlar
Risk taşıyorsanız test yaptırmanız önemlidir. Test sonucunun pozitif olması durumunda, aktif hastalığa yakalanma olasılığını azaltmak için doktorunuz
TÜBERKÜLOZUN EVRELERİ VE PPD
Test sonucunun pozitif olması, bakteriye maruz kaldığınız ve vücudunuzun enfeksiyona tepki gösterdiği anl***** gelir. Pozitif sonuç, mutlaka "aktif" tüberküloz geçirmekte olduğunuzu göstermez. Örneğin ABD'de, tüberkülin testi pozitif bulunan kişilerin sadece yaklaşık %10'unda ileride aktif hastalık gelişmektedir. Daha çok, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde (bakteriyle ilk temasın üzerinden yıllar geçmiş olsa da) aktif evreye geçme olasılığı bulunur. Tüberkülozun aktif evresinde olan kişiler, başkalarına bakteri bulaştırabilirler
Uykuda soluk kesilmesi uyku apne sendromu
Eğer
Yorgun ve dinlenmemiş olarak uyanıyorsanız,
Uyurken horluyorsanız, hatta horlamanız daha çok aslan kükremesine benzetiliyorsa,
Uykunuzda nefesinizin kesildiğini söylüyorlarsa,
Ağzınızda kuruluk hissi ile uyanıyorsanız,
Akşam ve gece sık sık idrara çıkıyorsanız,
Gece boyunca çok terliyorsanız,
Huzursuz uyuyorsanız,
Kilo veremiyorsanız,
Göz arkasında ağrılar ile uyanıyorsanız,
Gün içinde istemeden uyuyakalıyorsanız,
Sık sık baş ağrısı çekiyorsanız
Boyun, sırt ve omuz ağrısı gibi yakınmalarınız oluyorsa,
Hipertansiyonuz varsa ve kontrol altına almakta doktorunuz zorlanıyorsa
Muhtemelen sizde de hipnotik apne sendromu yani uykuda nefes kesilmesi var demektir. Aslında bu hastalık modern dünyada düşünülenden çok kimsede mevcut; fakat herkes bunun basit bir horlama olduğunu düşündüğünden önemsemiyor.. Halbuki çok sinsi gelişen ve de çok tehlikeli bir hastalık: eskiden " gece mışıl mışıl uyurken vefat etti rahmetli.." diye bahsedilen bir çok kişinin ölüm nedeni uyku apnesidir...
Hastalığın gelişmesi yıllara uzanır ve genelde ihtiyarlıktan oluştuğu söylenen yukarıdaki bulgular hastalık ilerledikçe artar ve ağırlaşırlar.. Hastalığın gelişiminde uykuda dinlenememe ve vücudun yeterince oksijen alamaması sonucu vücudun toksinlerini idrar ve/veya terleme ile atmaya çalışması önemli rol oynar. Bu nedenle kişi geceleri sanki şeker hastasıymış gibi çok sık idrara çıkar, sanki verem hastasıymış gibi uykusunda çok terler, sanki karabasan görmüş gibi uyanır, derin uykuya dalamadığı için yorgun kalkar ve de göz çukurunda ağrı hisseder..
Bu nedenle yukarıdaki belirtilerden 3 veya daha fazlasını kendinizde hissediyorsanız en kısa zamanda
Kulak, Burun Boğaz Uzmanına veya,
Dahiliye Doktoruna veya,
Pnömo-Ftizyolog yani Astım ve Solunum Hastalıkları Uzmanına veya,
Sinir Hastalıkları Mütehassısına veya,
Göz Hastalıkları Uzmanına veya,
Psikiyatriste başvurunuz....
Aşağıda Washington Tıp fakültesinde yapılmış çok yeni bir çalışmanın özetini bulacaksınız. Kısaca yazı Görme Sinir hastalıklarının Uyku bozukluklarına neden olabileceğinden bahsediyor; ama eğer tüm yazıya ulaşmak isteseniz alttaki linki tıklayabilirsiniz..
Ve eğer Doktorunuz bu hastalıktan haberdar değilse, üstelemeyin; çünkü çok yeni tanımlanmıştır. Güvendiğiniz başka bir uzmana başvurun..
Not: Aslında uyku apnesi eksik bir tanım: çünkü çoğu hastalarda değişik belirtilerle ortaya çıkan tablonun çok az bir kısmını kapsıyor. Şahşi kanaatim, tüm bu değişik olgular oksijen eksikliğine bağlı olayların geliştiği hipoksi sendromu diye adlandırabileceğimiz olguların bir alt grubunu oluşturuyor..
Dr.Ahmet GİRGİN |