bir yönetici tabii ki söylemlerinde ortamı germeyerek makul yatıştırıcı nitelikte olabilmelidir, bu konuda hemfikiriz, ama takdir edersiniz ki son zamanlarda tribündeki bir kısım taraftar haddini aşmıştır, kelimenin tam manasıyla bu şekilde "haddini aşmıştır", hareketlerini ve söylemlerini sanki dokunulmaz bir fanusun içerisindeymiş edasıyla yerine getiriyorlar, hatta öyle ki kendilerine ufacık bir eleştiri yapılmayagörsün o dakika onların hedefi haline gelebilecek kadar da antidemokratik bir tutuma sahip olabiliyorlar, bunun kelimelere dökülmüş tezahürünü bir kez daha yineleyeyim: "haddini aşmak", hem de öyle böyle değil, tabiri caizse işin b.kunu çıkarma noktasındalar, onlar için sahadaki oyuncuların önemi yok, onlar için önemli olan tek şey kendi menfaatleri, son yıllarda basın ve görsel medyanın da aşırı katkısıyla haddini bilmez bir ego canavarına dönüştüler adeta, takıma zaten katkıları yok, tek düşünceleri kendi egoları, şahsi hesapları uğruna başkanla çatışmaları, statta meydana gelen bu kaosun yararı kime diye kendisine oturup soran tek kişi dahi yok bu grup içerisinde, bugün şampiyonlukta önemli bir noktadayken maçlarımızı dayanılmaz bir kaos ortamında oynamamızın izahını kim yapıyor ya da kim yapacak önce bunun bir istişaresini yapalım isterseniz...tüm bunları görmezden gelip kendilerini takımın üzerinde görüp sözüm ona katkı sağladıklarını sanarlarken böyle saygın adamların kendilerini akıllıca da olsa ufacık eleştirmesine dayanamıyorlar ve belli bir zaman sonrasında da düşman ilan edebiliyorlar, sonrasında da bunlara "haddinizi bilin" demek bizim gibi makul, mantıklı, sağduyulu, yani olması gerektiği gibi düşünenlere çok zor geliyor, hayır efendim artık "yeter", hani o topluluğun büyük bir şey yapıyormuşçasına söyledikleri "yeter"den bu da, asıl size "yeter", ben kabul etmiyorum, bu kişilerle aynı mantık parelelinde de hiç bir zaman olmayacağım, bir kulüp demokratik saç ayakları üzerinde duruyorsa eğer, kimse eleştirilebilme katsayısının sınırını kendi belirleme haddine sahip değildir, bu bağlamda da prof dr. ünvanını almış saygın bir adamın ufacık iğneleme kokan gayet de esprili şekilde akıl dolu yaptığı bu eleştirisel yaklaşımın sağduyusuz kişiler tarıfından amacından saptırılmasına seyirci kalmamalıyız, asıl bu anlayışı seyretmeye devam ettiğimiz sürece basettiğimiz rüya yönetimler gelse de belli bir zaman sirkülasyonundan sonra birer "tüpçü!" şekline sokulacaklardır... |