![]() |
Denemeleri(m)z Gözlerimi açmadan abdestli sütünden emdiğim, belliki arşa bakarak emzirdin beni... Hak'tan gelene inandım aldığım ilk yudum sütle. İnsanları sevmemin kaynağı, sevgi ile yaklaşmayı emredercesine iten çağlayandı sütün. Hiç bir çöpçüyü hor görmeden çöpü kaldırıp yoldan, kendi işim gibi benimsedim. İnsanlık görevimin bilincinde olduğum için, kirli denizin içinde boğulmadım, dilediğim gibi dolaştım bir düşman edinmeden bin düşman bakış arasında. Öldürmenin, küfretmenin, sarhoş olup da ezmenin, ter akıtmadan kazanmanın, uçkurumun peşine düşüpte ırza geçmenin, insanları hayvanlardan üstün oldugunu bilerek beslemenin, milyonlarca kilometre uzaktaki haykırışı sadece insan olduğu için duymanın gerçeği oldu sütün. Bir sözde bin mana aramayacak kadar saf sözleri dinlemeyi öğrendim gözleri izleyerek, kalktım yerimden O'na yöneldim aldandığım da beni yönelten sözlerinle. Göz yaşalarını saklamanın manasını öğrendim gece haykırarak ağladığım zamanlarda, ruhumu temizledim. Hor duygulara kapıldığım da ruhumun ilacının buldum durduğu güney yanımda. Zaman değişti sütünden gelenleri gizlide bıraktım haykıramadım, haykırmadım bak doğru yol karşıda diye. Görselerde gidemiyecekleri belliydi durdukları ortamlardan. Onları saldım çayıra Mevlam kayıra annem, benim sevdam sana... |
insanlıgını kaybetmemen dilegiyle ; hoşgeldin |
Sağ yanım! Hayatımdan çaldıklarını düşünüyorum şu sıralar... Neleri almış götürmüş benden seninle olduğum yıllar bir bilsen... Yaşarken farkına varmadığım tüm güzelliklerimi sömürmüş almışsın. Yıllarca emmişsin ruhumu, sevgiyi beslediğini düşünerek ses etmeyişimi fırsat bilerek.. Artık uyanmaya başladım beni sömürmene dur demekten öte geçtim, sömürdüklerini geri almaya karar verdim(!) Benden bu hakkı alıp sana veren kaderime dur diyerek. Sağ yanağımı kurtardım bunu başardım diğerlerinide kurtarmak istiyorum senden. Ruhumu tamamlamak eski ben olmak senden önceki ben olmak için. İlk rüyalarımı almam gerekiyor senden, almalıyımda! Ruhumun en derin noktasını çalmışsın da haberim yokmuş. Rüya görmek istiyorum. Kabus da olsa olur farketmez ama uyurken birşeyler göreyim istiyorum. Sabahları kalktığımda aynaya baktığımda düşünmem gereken birşeyler yaşamak istiyorum gecelerimde. Sonra uzundur içemediğim nargilemi içmek. Pier Lotti tepesinden Haliç'e karşı demlenmek istiyorum. Elma kokusu buram buram burnumda olsun... Sinema çıkışında bir sevgilim olsun kollarımda sarılayım sıkıca ama en sıkısından, saçlarının kokusunu ciğerlerime kadar çekeyim istiyorum. Kaldırım taşlarının hepsine basarak yürümek istiyorum akşam saatinde işten dönenlere çarpmadan. Düşündükçe aklıma geliyor benden sömürerek aldığın ruhumun eski hali. Aklıma geldikçe ve düşünmeye zaman buldukça isteklerim devam edecek... |
Gözlerimdeki Çiçekler Islak Yine ruhuma yağmurlar yağıyor bugün Gözlerimdeki çiçekler ıslak Sensizlik dondurdu bedenimi Üşüyorum sıcaklığın benden uzak Al bak yüreğim avuçlarımda Isıt dudaklarınla üşümesin Korkma dokun ona ruhunla Sar vuslat yapraklarını üşümesin "mekansız" |
Bekleyiş Vardır İnsanı Erdirir Bekleyiş Vardır İnsanı Öldürür Neyi,Neden Beklediğini Bilirsen Beklemek de Güzelleşir Ölüme Bile Gitsen |
:congrats::congrats::congrats::congrats: |
Ya Şimdi! Bulanık boşlukta nereye sürüklendiğimi hiç bilmiyorum… Oysaki biz beraber sevdamızı işlerdik gecelere, evimizdeki duvarlar sevişlerimize şahitti, bahçesinde renk renk güllerimiz, meyve veren dallarımız, umutlarımızı yüklediğimiz, çınarımızı sevgimizle beslerdik… Geceleri haylaz yaramazlıklarımız olurdu, birbirimize aşk nağmeleri fısıldar, yangın ateşlerinde kıvılcımlar odamızı aydınlatırdı gözlerime bakarak, gülüşlerini taklit etmeyi severdim, geceleri hayatın tam ortasına salladığımız düşeşler, bizi mutlu etmeye yeterdi, Her saniye her dakika birbirimize olan sevdamızı haykırırdık, ya şimdi! Gönlüme sensizliği karalamışlar, gözlerime mühür çekmişler, Sensiz evim saymışım şimdi buraları… Zihnimdeki karmaşıklığımda oluşan kelimeler, kulağıma seni bir yerde bulacağımı fısıldıyor… Gittiğin yerleri tek tek geziyorum, kalbimi söküp götürdüğünde, kan damlacıklarını takip ediyorum… Ama bir türlü doğru yolu bulamıyorumm, oysaki yolumu kaybettiğimde gözlerin gözlerim olurdu, şeytan karanlıklarında elini uzatıp çıkarırdın beni, Oysaki! Sen… İstemezdin üşümemi, İstemezdin bensiz bu hayatı, Bir gün sesimi duymasan içindeki yangın alevlenirdi, Ya şimdi! Bilmek istiyor musun, sensiz çok üşüyorum... Seni o kadar Çok özledim ki! 10/08/2005 |
Bazen sorguluyorum kendimi,yaptıklarımı, yapacaklarımı ve sonuçlarını. Eksiler artılardan çoksa ve hatta artı diye bir şey yoksa yani sonuç kocaman bir sıfırsa, gene de bile bile yapılırmı bir şey? Getirisi yoksa sürekli götürüyorsa eksiliyorsan her geçen gün bittiğini düşünüyorsan neden yaparsın ki bile bile hataları. Eksildim ben üstelik hiç tamamlanamamışken. Her gidenle bir parçam gitti, her yaptığım eylemde bir şeyler bitti... Umut sözcüğü lugatıma hiç giremedi ve ben hiç bilemedim bir insanın hayatındaki yerin-m-i. Sessiz filmlerin sessiz karakterlerinden oldum hep. Oysa hayatımda başrol hep benimdi ama o hakkım bile verilmedi. Günler birbirini kovaladı, yıllar geçerken bana hiç sormadı bana bıraktığı tek gerçek BENDE HİÇ BİR ŞEYİN KALMADIĞIYDI!!! Haykırmak istedim bazı anlar,duyuramadım sesimi, zaten sesimde hiç çıkmadı. Sessiz çığlıklarla avaz avaz bağırdım ama hep içimde patladı. Ne beni anlayan biri oldu hayatımda nede ben anlatabildim kendimi. İşte böyle gayesizce sürüklendim hayatta. Boşa geçti hayatım belki benim yüzümden belki başkalarının ama geçti, BİTTİ. Bana bıraktığı tek şey: BENDE HİÇ BİR ŞEYİN KALMADIĞI GERÇEĞİYDİ. 09/11/2006 |
yüreğine şifa kardeş... Çok güzel yazıyorsun... |
güseller saol |
Ellerine sağlık abi çok güzel paylaşımlar |
Değer verip okuduğunuz için teşekkür ederim. Zaman zaman yazdıklarımı kimi zamanda eski yazdıklarımı sizinle paylaşmaya devam edeceğim. |
Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi in tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var. Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... Son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana . anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim. Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım . sana. Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum... |
ellerine sağlık güseller.. |
Bir yanım felç geçirdi! Duymuyor, hissetmiyor, gülmüyor, koşmuyor, sıçramıyor, konuşamıyor, yazamıyor, kızmıyor... Belki bir yanın mı? diye hayıflanacaksın kızgınlığından biliyorum. Bana kızmakta haklısın seni hep kızdırdım değil mi? Bak gene kızdın kısmi felç oldum diye oysa her yanım ölsün isteyecek kadar kızdırdım seni. Bitkisel hayata girmemi isteme hakkını verdim sana ama bu hakkı kullandırmadım hayata... Kusura bakma kullanamayacaksın bu hakkı pişkin bir salak yaptı geçen yıllar beni. Yıllar sonra hayatımı yönlendirmene izin verdim. T9 la mesaj çekmeyi senden öğrendim, biletsiz şehirler arası yola çıkmayıda http://www.aycaayca.com/forum/Smileys/default/huh.gif Korkmadım hiçbir çılgınlığın getirisinden. Düşünmedim yarın doğacak güneşin neden niçin doğacağını o anı yaşadım, mutluyum uyusss sende mutlu ol. Kısmi felcim seninle olan yanlarım senin güleceğin güne kadar mumyaladı bir nevi kendini. Dedimya duymuyor, hissetmiyor,gülmüyor filan işte uyussluk etme yukarda yazıyor oku işte http://www.aycaayca.com/forum/Smiley...ult/smiley.gif |
Teşekkürler ;) |
ADAMLIK zor iştir. Adam olmayı başarmak hepden zor bir iştir. İnsan anasından doğar babasının yadımıyla AMA adam ne doğar ne doğurtulur. Adam olunur! Bunu her şahıs kendi yaptıkları ve yaşantısıyla başarır. Adam olmak zor olduğu içindir ki adam olmayı anlatmakda paralelinde bir zorluk getirir. Önce adam olmak gerekir adamlığı anlatmak için. He ben adam olabildim mi? Bunun cevabı bende değil etrafımda ki adamlardan yada adam olmayanlar dan öğrenmek gerekir. Etrafımda ne kadar çok adam varsa bende o kadar çok adam olmuşum demektir zira adam olmadığımı biri anlamasa diğeri anlar ve adam yerine koyup sevip saymazlar. Etrafımdakiler adam değilse zaten adam değilizdir ki adam olmayanlarla oturup kalkmak adamlığa ters düşer. Bu konu çok açık ve basitdir. Burda insanların kafasını karıştıran faktör farklıdır. Biz adam gibi adam diyince farklı mecralardan bakanlar bunun anlamını çözemezler. Bakış açıları yanlış olanlara Rabbim bakış açısı versin. Dediğim gibi her zamanda diyeceğim gibi ADAM, sağdan soldan, zenginden fakirden, doğudan batıdan, zenciden beyazdan çıkmaz! Adam yaşantısını adam gibi dürdüren insanların arasından çıkar. İnsan bir hamurdur ister ekmek yaparsın ister çörek, hamuru yapan usta ellerin insiyatifine kalmıştır ne olacağın. Bu usta eller insana şekli verirken kendi ideolojilerini doğrularına inanarak insanı o yönde adam ederler. biri batıdan gider diğeri doğudan. Lakin, KAPI AYNI YERE ÇIKAR ve O kapıdan içeri ancak ADAMLAR girer. |
Bir yaprak gördüm dalından kopan. Hemen olduğum yere çömdüm ve oturup düşündüm. Belkide başkaları için sıradan bir olaydır ama benim için öyle değildi. Aklıma bir sürü şey geldi. Ne olabilirdi ki? Yaprak dalından koptu ve düştü... O kadar basit değildi işte. Kopuşunu seyrettim, tüm yaz boyunca dalına sımsıkı bağlı olan o yaprak zaman geçmişti sararmıştı önce, artık kopmak üzereydi, kuvvetli bir rüzgar lazımdı. Aslında kuvvetli bir rüzgarada gerek yoktu. Hafif bir sallantıda düşmeye meyilliydi. Bizlerde öyle değil miyiz? Doğarız önce çok canlı bir şekilde, yaşamaya can atan meraklı bir çocuk oluruz sonra, zaman geçer yaşadığımız olaylar sarartır bizi yaprak gibi,sonrada düşmeye meyilli oluruz ve ufak bir sallantıda... Basit değildi işte, yaprağın düşüşünü görmek dedimya kendi çöküşümü izlemek gibiydi. Döne döne düşüyordu tutayım dedim düşmesin ama tutamadım. Tutsaydımda ne önemi olacaktı ki, düştüğü yer ne fark eder ki? Dalından koptu bir kere düştü sonra yere, durdu ilk önce. Sonra bir rüzgar daha... Sürüklendi... Gözlerimi ayırmadan olanları izliyordum. Sonra diğer yapraklara değdi, öyle olmasada bana diğer yapraklardan yardım istiyormuş gibi geldi. Yaprak olsam dedim sonra yaprak olsam kopsam dalımdan beraber sürüklensek. Çünkü olduğum yerden seyretmek acı vericiydi, sararıp kopmaya bile razıydım ama tutamadığım gibi yaprakta olamadım... Düşündüm... Acaba dedim hayatı film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyor mudur? Sonra saçmalama dedim kendi kendime. Ama olabilirdide. Nereden bilebilecektim ki? Eğileyim dedim sorayım fısıltıyla, eğildim, sordum ama cevap yoktu. Bu seferde kızdığını düşündüm bana! Üzüldüm sonra. Yapraktı işte bebek gibiydi. Yaşadı... Öğrendi... Sarardı... Düştü... Ne çok şey öğrenmişti; rüzgardan, yağmurdan, kardan, güneşten... Güneş yeşertmişti, yağmur ıslatmıştı, kar üşütmüştü, rüzgar öldürmüştü. Rüzgar sebep olmuştu düşüşüne. Acaba hangisini daha çok sevmeliydi? Böyle bir ayrım yapar mıydı acaba? Ben olsaydım hepsinin tadını çıkarırdım. Acaba yaprak ne yaptı? Aslında ne yaptığının hiç bir önemi yoktu artık. Kımıldamadan önümde duruyordu şimdi artık canlı olmasada hareket etmek için rüzgara ihtiyacı vardı. Ölmesine sebep olmuş olsada rüzgar, lazımdı. Kımıldaması için. Yazın kımıldayamayacak haldeyken nasıl muhtaçsa rüzgara şimdide öyle muhtaçtı işte ama esmedi rüzgar yas tutuyordu oda yaprağın düşüşüne. Sonra hafif bir rüzgar esti, yüzümü yaladı ıslaklık hissettim yüzümde. Ağlıyordu rüzgar. Yaprağa kaydı hemen gözlerim, hissetmişti rüzgarın ağladığını ve kımıldamıyordu... Rüzgar tekrar esti kuvvetli bir şekilde yas tutmayı mı bırakmıştı, yoksa yaprağın haline mi acımıştı? Hafızası iki saniyelik balık gibiydiler. Ne yaptıkları ne de ne düşündükleri belli değildi. Belkide ben saçmalıyordum alt tarafı yaprak dalından kopup düştü. Acaba her bir saniyeye bu kadar anlam yüklememeli miydim? Ne kadar saçmada olsa bana anlamlı geliyordu bunlar. Bundan sonra aynı yere sürekli gelip bir yaprağın düşüşünü izleyecektim. Ama önemli olan şu anda bu yapraktı. Ben geldiğimde etrafta kimse yoktu olmasınıda istemiyordum. Çünkü yaprağın tamamen yok oluşunu görmek ağır gelebilirdi bana derken ayak sesi duydum. Ben kafamı kaldırana kadar o acımasız ayaklar düşen yaprağın üzerine basmıştı. ''Çıtırt'' diye bir ses çıktı. Belki de yaprağın son haykırışlarıydı onlar. Artık yaprak tamamen yok olmuştu. Sonra yağmur yağmaya başladı ve yağmur sularıyla birlikte yapraktan geriye kalan kırıntılarda yok olup gitti. Bir yaprağın yok oluşuydu bu ya benim yok oluşum nasıl olacaktı |
Bir yalnızlık şarkısıdır dinlediğimiz. Kimi zamanda korkusuz yaşanan aşkların mutlulukla sonlandırılmasıdır tesellilerimiz. Belki de kusursuz aşk sevdasıdır bu yaşadıklarımız. Yada kusursuz aşka duyulan sevdadır adını sevda koyduklarımız! Doyasıya yaşanılası sevgimizin ayak izleri kaldı sen giderken gerinde. Bıraktığın miras bir göz aldanmasından öteye gidemiyor sevdiğim. Kokun yetişmiyor imdadıma! Ve sığmıyorum bıraktığın boşluğa! Yaşanılası geleceğimiz nerde kaldı sevdiğim. Ben düşerken ellerin nerdeydi? Nerdeydi sevdan ki kurtaramadın içimde yok olup giden seni! Sevdan bir kor olup düştü yüreğimin sahralarına!adını sevda koyduğum yanılmalarım yakar oldu bedenimi. Bana hak gördüğün bu azap yeşertmiyor içimdeki seni! Yine kabusum oluyorsun! Rüyalarımda bile susuyorsun. Ben kaybetmek korkusuyla yaşarken seni, beni kaybetmen korkusu kabusum olup karartıyor gecelerime. Aydınlık sabahlarına hasret bu bedenim bu karanlığı bana hak görmeni sağlayacak ne yaptı ki, reva görüldü bu acı bana. Seni yaşamak varken doyasıya nedir bu durgunluğun anlamı? Ve hayat ne anlatmaya çalışıyor bana? Giderken tadın kalmıştı dudaklarımda. Şimdi bir tebessüm kadar uzaksın bana! Kokun habercim olmuyor artık sevdiğim! Getirmiyor uzaklardan seni bana! Bilsen ne muhtacım seni bana hatırlatacak tek anıya! Ellerine emanet ettiğim yüreğimi hoyratca kullanmak yakışmazdı sana! Bir damla su versen yeşerirdim avuçlarında. Ben bir damla su kadar muhtacım sana! Ve dilerdim ki avuçlarında yaşamama izin verecek kadar aşık olsaydın bana! Bir günü daha bitiriyorum bıraktığın karanlıkta. Olmasaydı yaşanılanlar sen doğacaktın ve aydınlığım olacaktın sabahlarıma! Adınla başlayacaktı yeni gün. Gökyüzü sevgimizle toprağa karışacaktı. Oysa senin beni sevme ihtimalinden öteye gidemez oldu şimdilerde hayallerim. İçimde ki ses sustu. Anlatmıyor artık seni bana! Bilmiyorum zerre kadar var mıyım aklında? Biliyormusun milyonlarca zerre kadar yer işgal ediyorsun aklımda!. Yüreğim sevginle dolu. Döndüğünde beklediğim seni bulabilmekse bu aralar ettiğim tek dua. Sevdiğim gelsin de kırsın yüreğimin zincirlerini diye yalvarıyorum Tanrı'ma! Gözlerinde adıma dair tek hece göremezsem yıkımım olursun ve atarsın yüreğimin anahtarını dipsiz kuyulara. Ne olur azıcık sev beni ki bulayım baktığımda sende bana dair ufacık bir hatıra. Korkuyorum sevdiğim. Araya giren bu ayrılık yıpratıyor bedenimi. Duygularımı anlatmaya ise kelimeler yetmiyor. Ben bu kadar karışıkken ve kokuna böylesi hasretken? Sen nerdesin? Hangi düşüncenin eşiğinde hangi umutla açılıyorsun yarınlrına. Yarınlarımıza? Bir ufacık su parçasında birbirimizi bulamayacak kadar ayıran nedir ki erişemiyorum sana. Yüreğini ellerimden alıp gitmenin nedir anlamı? Bu kayboluşlar neyin habercisi? Hangi yarının acısını erkenden yaşatıyorsun bana? Bu kayboluşun açıklamasını yap bana. Yap ve ak yüreğimin dingin sularına! Burada adına atan bir kalp bulunur mutlaka! Tek açmayı bil yık surlarımı ve sahibim ol ömrüm boyunca! Şefkatine muhtaç yüreğim , acınla bin parça! Kırılan toplanmaz asla ama ben hazırım bir ömür yanında olmaya! |
Sen yoksun kuru bir mevsime takılır gözyaşlarım ve ardından, adı sen olan yağmurlar yağar. Susar seni anlattığım gök bir asrın ahvaliyle sefkime vurur hüzün, sana koşarım şiirimle küserim sana umulmaz zamanlada. Seni anlattığım gökyüzünden bulutlar gecer bir bir martılar konar yürüdüğümüz yollara bir ikindi vakti. Ve ben, uzatırım ellerimi sana, yokluğuna gözlerinde açan bir gül ün soluşuyla ki, bende ki sen adına. Koşarım sana sen bilmezsin. Bir şiir dolanır dilime adından, şehrin boş ve arka sokaklarında bağıra bağıra söylerim adını kendi sesimi yine kendim dinlerim... Kediler gecer önümden, yokluğunun sesine katılır gülüşlerim, içimdeki kendimle ben sana gelirim. Bilmezsin oyuncakları kırılmış bir çocuğun öfkeyle elinde ne varsa etrafa savuruşunu. Dudak bukup ağlayışını ve bilmezsin kırılan herhangi bir şeyin aslından kopuşunu... Sen ki; Öfkelerimin ve kararsızlıklarımın anne yürekli merhametisin ve sen benim etrafa savrulmuş gülüşlerimin matemisin... Sen benim baktığım denizlerin görünmeyen ufku kadar sonsuz, sahipsiz bir teknenin sürüklendiği suyu kadar kaderimsin, ve sen benim böldüğüm bir parca ekmekteki alın terimsin... Sen bilmezsin gece yarılarının sessizliğini, ansızın alıp götürdüğünü düşlerimi karşımda dans eden bir peri kızının yalancı güzelliğini bilmezsin. Sonsuzluğa uzanan zamanın herhangi bir yerinde karşına cıkıp ve diz çöküp önünde ``Aşk ki seven bir yüreğin çığlığıdır, sana sonsuz kere kendimi getirdim`` deyişimi bilmezsin... Gülüşü yıldızları endama ceken yar, Bir bakışın yeter açtırmaya içimde solan çiçekleri neden hâla yoksun? Ve sen yoksun, biliyorum, acır içim özlemin sarar gülüşümü sonra boğazıma dolanır söylediğim sözler. Yetiştirdiğim çiçekler solar ve susar şarkısı çocukluğumun... Sen yoksun, biliyorum, ağlar gözlerim hudutsuz takvim yapraklarından süzülür cesaretim aşk için ölen bedenim gözbebeklerini giyer bir gece vakti her ikindi bir yolculuktur sana dokunmak için köşede kalmış gözyaşına. Sen yoksun kuru bir mevsime takılır gözyaşlarım ve ardından, adı sen olan yağmurlar yağar ıslanır cesaret yüzlü yalanlarım. Buğulu bir camda yazılı kalır adın. Her odaya sinmiş kokunu çekip içime bendeki sen için, kendimi arzularım. Şimdi, sensiz geçen zamanları dolayıp gözlerine yine seninle yürüyeceğim sensizliğe ellerimde solmuş karanfilleri sensiz mevsimlerin ve gözlerimde kurumayan bir hasret vakit sensizliğin ertesi Sensizliğin ölümü ,aşkın son hali... 18 kasım 2007 03:45 "mekansız" |
İnsanlar her sabaha yeni bir umutla uyanmak ister, Fakat acı çekmeden mutluluk beklenemez elbet... Kafir gecelerle avunurcasına ağlıyorum mevsimlerce, Ellerimde sokaktan kalma düşler ve yüreğimde göz yaşlarım var... Yazık ki güneş benim için de doğacak, ısıtamadan batacak, Kirpiklerim de yaş kurumaz göz ölmeden, güneş gülmez batarken... Vefa beklemeyen ben, vefasız olan dan kaçan gene ben! Çelişkim, çilekeşliğin yorgunluğu olması gerek. Zat'ların evinden çan'lara düşen bedenim korkuyor, Beyin aldatma içinde zaten, kırpılmış hayatın kırpığında umut arıyorum... Annelerime el sallayıp kahbelere koşuyorum, korkularıma yeniliyorum, Bilinenler içinde bilinmeyenler arayan beynim şelale gibi ıslak, nemli, sulanmış İnsan kılığında iki ayak beni kötülüğün kucağına götürüyor, Direniyorum! Direncim kırılıyor, Dizinin dibinde bağdaç kuruyorum! Kötülük galip, Adam'lığım yenik, İnsanlığım nakovt... |
Özledim, sağ açıkdan çektiğim şutun gol olmasını... Penaltıdan atığım goler gibi değildi onlar. Emeğini ben vermiş terini ben akıtmıştım. Özledim, gizli gizli kopardığım elmaları ay ışığında pijamama silip yemeyi... Pazardan kilo ile anıp suyla yıkananlar gibi değildi onlar. Onları yerken hala içimde yakalanma korkusu, ustaca aşırma heyecanı vardı. Galiba ben sana gene elma soymayı özledim, zira yazdığım on denemedin birinde muhakkak düşüyorsun yüreğime. Ya bir kelimede ya bir satırda ama yatıyorsun yüreğimin bir tarafında. Bunu hissetdiğim gibi artık hissettirdiğimin de farkındayım, elimde değil! Özledim, evet özledim krizde girdiğin de bile lan seni seviyorum deyişini. Gözerimden gözlerini ayırmadan saatlerce konuşmanı özledim. Ne güzel kandırıyordun beni http://www.aycaayca.com/forum/Smileys/yarex2/cry.gif Hadi git, diyor ilkay bile ama sen gitmiyorsun. Gelen yokki yerini dolduracak sen gidesin. Senden fırsat bilip gönül tahtıma oturmaya cesaret edecek biri çıkmadı ki, bu Kİ'ler hayatımdan çıkmadı ki... Senden sonra hayatıma giren yüzlerce kadın da çıkaramadı ki Kİ'leri hayatımdan. Çok şanslısın biliyormusun? Yüzlerce kadının yapamadığını yapıyorsun! HALA ÖZLEMİMDE YAŞIYORSUN... http://www.aycaayca.com/forum/Smileys/yarex2/cry.gif |
tek kelimeyle hepsi harika.. yüreğinize ve emeğinize teşekkürler:) |
çok güzel son eklediklerinde... paylaşımına sağlık üstad... |
Kod Adı YALAN! Suç mahallinde bir ceset, içi kurt dolu. Elinde tebeşir, çizmek yada çizmemek ikileminde geziyor adaletin tutanakçı çocuğu. Yıllanmış cesetin düştüğü yerde duran yıllanmamış şarap şişesi, Dedektifin içinden bir ses 'onu yakan bir ..ospu' Hırçın bakışların arasında, bir sesizliğin çığlığı kopuyor. Gözler bir ima ile 'kim yapmış lan bunu' diye boşluğa bakıyor. Boşlukda cevapsız soruların (?) işareti ilmik gibi, Yanaklara akan yaşların seppasına düğüm atıyor. Hey siz! Defolun, Beni öldüren geçmiş yılların hesap defteri. Açık verdim cari hesapda, üstüme kaldı yürek seneti. Sırtımda kalan kendi imalatım yumurta küfesi. Azraile gülücük atım, korktu celladımın sülalesi, Ama genede öldüm, ölüm ki çaresizliğin önde geleni... |
İlgi ve alakanızdan dolayı teşekkür ederim. Zaman zaman kaleme aldıklarımı buraya aktarıp sizinle paylaşmakdan dolayı mutluyum. Beğendiğinize sevindim... |
-------------------------------------------------------------------------------- Yıllar önce kırık bir yeminle kapattım kalbimin kapısını kimselere açmadım senden önce... Ne rüzgarlar, ne fırtınalar dayandı kapıma, inat ettim açmadım... Koca, koca kilitler vurdum, arkadan sürgüledim iyice, hiç kimse giremesin diye... Kızgın yıldırımlar düşürdüler üzerime, yıldırımları yaktımda, kapımı açmadım... Sonra sen geldin, kapıma dayandın ben yine hırçındım, yine inatçı... Ama nerden bilebilirdimki, benden daha inatçı çıkacağını... Sen güneşi getirdin avuçlarında, ben yağmur oldum inadına... Ama sen yılmadın, güneşi göğsüne sakladın bense bütün hırçınlığıma rağmen, güneşi ıslatamadım... Yağmur dindiğinde sen, göğsünden güneşi çıkardın, bana uzattın ve gülümsedin... Avuçlarını açtığında şaşırdım çünkü, rengarenk bir gökkuşağı, gözlerimi kamaştırmıştı... Unutmuşum işte, yağmurdan sonra güneşle beraber gökkuşağı çıktığını... Ve ben gökkuşağı çıkınca anladım, fırtınalardan ne kadar usandığımı... Sen güneşinle, gökkuşağınla erittin, kırdın bütün kilitleri hoyratça değil, usulca girdin yüreğime oysa ben kalbime girmene izin vermemiştim... Aslında sen izin bile istemedinki bunun için sana kızmam gerekirdi, kızamadım... Ben bile kendime şaşırdım bütün hırçınlığımı, inadımı yok etmiştin sanki nasıl olduğunu bir türlü anlayamadım sonra aşkı hatırladım, ve anladım... Hemen kapıları kapadım, ve duvarlar ördüm ardı ardına... Şimdi yine kilitli kalbim, yine kilitli kapılarım ama üzülme artık yüreğimde sen varsın... (BENİM İÇİN ÇOK FAZLA ANLAMI OLAN BU ŞİİRİMİ SESLENDİRDİĞİN İÇİN SAĞOL ASİ_KALP) |
Türkiye`de Saat: 11:00 . |
Powered by: vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2