Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi

Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi (http://besiktasforum.net/forum/index.php)
-   Dış Ticaret (http://besiktasforum.net/forum/forumdisplay.php?f=244)
-   -   Dış Ticarette Koruma Politikası (http://besiktasforum.net/forum/showthread.php?t=21207)

imparator 02-02-2007 11:37

Dış Ticarette Koruma Politikası
 
DIŞ TİCARETTE KORUMA POLİTİKASI

Dış ticarette himayecilik (koruma)
Dünyadaki bütün devletlerin hemen hepsi ülkelerine giren mallardan gümrük resimleri olmaktadır. Serbest ticaretin faydalarına inanan, mukayeseli masraflar teorisini tamamen kabul eden ve Laissez Faire, Laissez-Passer bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler doktrini savunan iktisatçılara göre, gümrükler ve diğer ticaret kısıtlamaları uluslararasındaki ticareti azaltarak ticaretin faydalarından ulusların tam olarak istifade etmelerine engel olur
Gümrük koruması sayesinde rekabet etkisinde kalmayan birçok sanayi randımansız çalışarak ülkenin üretken kaynaklarının ziyan olmasa sebep olur.Serbest ticaret taraftarlarının bu delilleri yanında,himayecilik(koruma) taraftarları tarafından himayecilik lehine çeşitli deliller ileri sürülmektedir.
19’uncu yüzyılın ilk yarısında yaşamış bulunan F.List isimli bir alman iktisatçısı,himayecilik teorisini ilk olarak sistematik bir şekilde savunmuş ve daha çok milliyetçilik kokusu bulunan çeşitli deliller ile devletin dış ticaret politikasının himayeci olmasını önermiştir.Aşağıda o zamandan beri himayecilik(koruma)lehinde ileri sürülen çeşitli deliller ve bunların ne derece doğru olduğu açıklanmaktadır.

Dış ticarette himayecilik lehinde ileri sürülen delilleri 3 grupta toplamak adettir.
1-İktisadi deliller
Çeşitli yöntemler ile serbest ticaretin işlemesine engel olunması ve dış ticaret işlemlerinin arttırılıp azaltılması veya yön değiştirilmesi sonucunda ulusal gelirin arttırılması olanağının varolduğunu ifade eden delillere ’’İktisadi deliller’’ denilir.Bu deliller aşağıda ele alınacaktır.
2-İktisadi olmayan deliller
Bunlardan maksat himayecilikle,ulusal gelirin yapısında ve oluştuğu mal ve hizmetlerde arzu olunan belirli amaçları elde etmeye yönelmeleridir.
3-Mantıksız deliller
Himayecilik lehinde ileri sürülen bazı delillerin hiçbir mantıki tarafı yoktur.Şimdi bunların bazılarına işaret edilecektir.


imparator 02-02-2007 11:38

A-Tek ihraç malına bağlanmanın sakıncaları:
Birçok ihraç mallarının fiyatları çok değişkendir.Bazı yıllar ihraç mallarının fiyatları şu veya bu sebeple düşebilir.Birçok ihracat malında uzmanlık kazanan ülkeler bu malların fiyatları düşünce çok zarar görebilir.
B-Ticaret oranlarının aleyhe dönmesi:
Mukayeseli masraflara göre ülkelerin bazı malların üretiminde uzmanlık kazanması aleyhinde ileri sürülen diğer bir delil,uzun bir devrede ticaret oranlarının hammadde ve tarımsal ürün üreten ülkeler aleyhine dönmesidir.Bir üretim alanında kazançların diğerine oranla daha değişken olması,keza himayecilik lehinde bir delil oluşturmaz.
C-Ödemeler bilançosu zorlukları:
Bu grup altında toplanan diğer bir delil şudur:Ödemeler bilançosu zorluklarından kurtulmak amacıyla himayecilik tedbirleri ile ithalatın yerine geçecek mallar içerde yapılır ise,ödemeler bilançosu zorlukları ortadan kalkacaktır.Buda delil değildir.
D-Ülkenin üretken kaynaklarının daha fazla bir kısmının kullanılmasını temin amacıyla yapılan himaye:
Normal olarak ulusal gelirin azalması bu ülkenin ithalatını azaltacak ve sonuçta himayeyi yapan ülkenin ihracatı azalacaktır.İhracatın azalması şüphesiz ulusal gelirin azalması demektir.Himaye tedbirleri bu şekilde sonuçlar doğuracak olur ise,şüphesiz faydalı olmaz.Kullanılmayan üretim araçlarından başka tedbirlerle istifade etmek yolları var iken,ithalat bakımından himayecilik politikası izlenmelidir.
Gelişmekte olan endüstriyi himaye(terbiyeci himaye):
Bazı ülkelerde sanayii uzun süre önce kurulmuş olduğundan bir çok avantajlara sahiptir ve ucuza üretim yapar. Sanayileşmek isteyen ülkeler gümrük kapılarını açtıkları takdirde, bu ülkelerde sanayiin kurulmasına olanak yoktur. Zira eski sanayii ülkeleri daha ucuza mal satarlar ve kurulmakta olan sanayii bunlarla rekabet edemez. Halbuki ülkedeki bu yeni endüstri yabancı rekabetinin etkisi altında kalmadan çalışacak olur ise, tecrübe kazanır ve maliyetlerini düşürerek, yabancılarla rekabet edecek hale gelir. İşte bu süre için devletler gümrük ve çeşitli diğer tedbirler ile bu gibi sanayii himaye etmelidir.

imparator 02-02-2007 11:38

Gelecekte daima belirsizlik vardır.Bir malın üretimi bugün karlı değilse,5 sene sonra kara geçileceğini bugünden hesap etmek ve özel girişimi bu sanayii ye yöneltmek çok zor olabilir.Sırf bu düşünce ile teorik değil de,pratik bir delil ile,bu durumda yerli sanayii himaye etmek ve bu sanayii bizzat devlet kuruluşlarının kurması gerekebilir.
Şöyle ki,hiç kurulmamış bir endüstrinin kurulması dış ekonomilere sebep oluyor ise ve büyük çaptaki üretimin neden olduğu ekonomiler söz konusu ise,geçici himaye faydalı olabilir.
Kurulması gereken endüstri,büyümeden doğan ekonomilerde çalışan bir endüstri ise,himaye gerekmektedir.Burada görülüyor ki,yine sosyal ve kişisel maliyet farklarından himaye delili çıkarılmaktadır.Yalnız burada çok önemli bir noktaya dikkatle değinmek gerekir.Şöyle ki,bir ülke,büyümeden doğan ekonomilere sahip her endüstriyi korurken,şu noktanın göz önüne alınması faydalı olur.X malı A ülkesinde ve B ülkesinde imal edilecektir.Vaktiyle yalnız B ülkesinde imal edilmekteydi.X malı büyümeden doğan ekonomi sebebiyle A ülkesinde himayeyle üretilecektir.
Manoilescu tipi himayecilik delilleri:
Şimdi varsayalım ki,ücretler fazla insan nedeniyle tarımda düşüktür,ayrıca endüstri ve tarım ücretleri arasındaki fark da,net avantajlarla açıklanamayacak derecede fazladır.Acaba bu şartlarda dahi endüstriyi himaye etmek gerekir mi?
Gerekmeyebilir.Zira emek,üretim araçlarından yalnız biridir.Diğer araç ise sermayedir.Bilindiği gibi geri kalmış ülkelerde sermaye tarımda çok daha yüksek maliyetlerle(daha fazla faiz ödeyerek)elde edilmektedir.Bu sebeple sanayi maliyetlerinin tarımsal maliyetlerden daha yüksek olup olmadığını anlamak için,her kesimin kullandığı sermaye-emek miktarını ve ücret ile sermaye maliyetleri arasındaki göreli farkı göz önüne almak gerekir.

imparator 02-02-2007 11:38

Tarımsal sektördeki yüksek faiz oranlarının ve sanayide yoğun sermaye kullanılmasının aksi yöndeki etkileri(keza endüstrinin bayındırlık hizmetlerinden daha iyi istifade edebilmesi)sanayi sektöründe ücretlerin yüksek bulunmasını fazlasıyla yok edebilir.
Statik analiz çerçevesi içinde kaldıkça,Manoilescu’nun teorisi uyarınca sanayiinin teşviki yönünde bir kanıt bulmak zordur.Yalnız sorun hiç şüphesiz burada bitmez.Sorunun dinamik yönü ele alınır ve iktisadi gelişmeyi teşvik bakımından sanayiin önemi ortaya konursa sanayiin himayesi hiç şüphesiz gerekecektir.


Gümrük vergileri:
Gümrük vergileri her devletin bütçesinde önemlidir.Yani gümrüklerden alınan vergiler,devletler için önemli bir gelir kaynağıdır.Gümrük vergilerinin ikinci fonksiyonu,iç üretimi yabancı rekabetine karşı korumaktır.Bunlara ’’himaye gümrükleri’’denir.
Gümrük vergileri, malların cins ve birimlerine göre alınabileceği gibi, malların kıymetine göre de alınabilir. Malların cinslerine göre alınan gümrük vergilerine spesifik gümrükler denilir. Yani memleketin gümrük tarifesinde her çeşit mal için ne miktar gümrük alınacağı saptanır.
Gümrük tarifeleri bir kanuna dayanır ve bunlara muhtar tarife denilir. Fakat devletler aralarında yaptıkları ticaret anlaşmaları ile muhtar tarifelerinde bazı karşılıklı indirmeler yapabilir. Bunlara anlaşmalı tarifeler denilir. Genellikle anlaşmalı tarifelerin sonuna en ziyade müsaadeye mazhar millet kaydı ilave edilir.[1]

imparator 02-02-2007 11:38

SERBEST DIŞ TİCARET VE KISITLAMALAR

Koruma yöntemleri:
Bir ülkenin ithal etmekte olduğu bazı malları azaltmak yönünde yararlanabileceği 3 kısıtlayıcı araç vardır.Bunlar;tarifeler,ithalat kotaları ve lisanslardır.
Gümrük tarifeleri:
Çeşitli mallara uygulanacak vergi oranlarını gösteren listelerden dolayı gümrük vergileri yerine gümrük tarifeleri terimi kullanılır.
Gümrük vergileri çeşitli amaçlarla konulur.Bunlar:
-Devlete gelir sağlanması
-Yerli endüstrinin dış rekabetten korunmasıdır.
Gümrük vergileri spesifik yada advolerem esasına göre alınır.Spesifik vergiler,malın fiziki birimine dayandığı için uygulanması kolay vergilerdir.Ayrıca spesifik vergiler malın fiyatından bağımsız olarak alındığı için enflasyonist bir ortamda advolerem vergi kadar dış koruma sağlamaz.
Gümrük vergilerinin ekonomi üzerinde etkisi vardır:
-Gümrük vergileri ithal mallarının yurtiçi fiyatını yükselterek,ithalatı yapılan malları üreten yerli üreticileri korur (koruma etkisi).
Tarife benzeri engeller:
Hükümetler yerli endüstriyi dış rekabetten korumak için bu endüstrilere’’ sübvansiyon’’denir. Sübvansiyonla korunan bir mal yurtiçinde yurtdışı fiyatlarla satılır.

imparator 02-02-2007 11:38

DIŞ TİCARETE GETİRİLEN TİCARİ KISITLAMALAR

1-Ekonomik olmayan nedenler:
-Hükümetler bir endüstriyi askeri ve politik nedenlerle de koruyabilir.
a)Askeri yeterlilik argümanı=Bir ülke kendi savunmasına yönelik endüstrileri bir ekonomik maliyet içerse de korumak isteyecektir.
b)Politik nedenler=Uluslararası ticaretin artması demek ithalatın rekabeti karşısında satışları düşen endüstrilerde çalışanların işlerini kaybetmeleri demektir.
2-Ekonomik nedenler:
a)Yerli malı al paran ülkende kalsın prensibi
b)Düşük yabancı ücrete karşı koruma
c)Yurtiçi istihdamın arttırılması
d)Çocuk endüstrilerin korunması
e)İstismar doktrini
f)Ticaretin kısıtlanması ve bir ekonominin çeşitlenmesi
g)Büyük bir ülkenin ithalatını kısması sonucu fiyatların düşmesi
GATT sonrası dünyada artan korumacılık eğilimleri:
II.Dünya Savaşından sonra günümüze kadar dünya ticaretinde sağlanan liberalleşmeye paralel olarak korumacılığında arttığı bir gerçektir.[1]

GLOBAL EKONOMİK ENTEGRASYON VE TÜRKİYE

Uluslar arası ticaret hareketleri ve Türkiye:
Global ekonomik entegrasyonun boyutlarından biri olan uluslar arası ticaret hareketleri yönünden dünyadaki yerimiz daha ayrıntılı olarak tespit edebilmek için,öncelikle dünya ticaretindeki serbestleşme eğilimlerini analiz etmek gerekir.Bu bölümde öncelikle dış ticaret alanındaki serbest ticaret teorisi ve taraftarlarının görüşlerini özetlemeye çalışacağız.

imparator 02-02-2007 11:39

Serbest ticaret mi?Yoksa korumacılık mı?
Bilindiği üzere, 19. ve 20. yüzyılda serbest ticaret ve korumacılık arasındaki tartışmalar tüm hızıyla ve yoğunluğuyla devam etmiştir.1980’li yılların başlarından itibaren ise serbest ticaret taraftarlarının görüşleri hemen tüm dünyada daha fazla taraftar toplamaya başlamış ve ülkeler dış ticarette serbestleşme yönünde çok önemli mesafeler kat etmişlerdir.Dış ticarette serbestleşme yönümdeki gelişmeleri istatistiki veriler yardımıyla açıklamadan önce,öncelikle konunun temelini oluşturan serbest ticaret ve korumacılık taraftarlarının görüşlerini ve aralarındaki tartışmaları kısaca özetlemekte yarar görüyoruz.
Serbest ticareti savunanlar gerek iç ticarette gerekse dış ticarette devlet müdahalesini kabul etmemektedirler.Korumacılık taraftarları ise dışa kapalı bir otarşizmi savunmaktadırlar. Her iki kesiminde kendine göre gerekçeleri bulunuyor.Önce serbest ticaret taraflarının argümanlarını özetleyelim:
1- Serbest ticaretle,iş bölümü ve uzmanlaşmadan yararlanmak suretiyle ekonomik kaynaklar daha verimli ve etkin bir şekilde kullanılır.
2- Serbest ticaret yapmak suretiyle geniş Pazar imkanlarından yararlanmak mümkün olur ve geniş ölçekte üretim yapmanın doğal bir sonucu olarak birim başına üretim maliyetleri azalır.
Korumacılığı savunanlar ise serbest ticarete şu eleştirileri yöneltmektedirler:
1- Serbest ticaret,ülke ekonomisinde yeni kurulan ve gelişen sanayilerin korumasız bırakılmasına ve bunun sonucunda ulusal sanayiinin gelişememesine ve çöküşüne neden olabilir.
2- Serbest ticaret,özellikle sermaye malları ithal eden ülkelerde ödemeler bilançosunda veya daha dar anlamda dış ticaret bilançosunda açıkların daha da artmasına neden olur.
3- Serbest ticaret,özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından dışa bağımlılığı artırabilir.
Özetle;korumacılık giderek globalleşen dünyada artık eskimiş bir fikirden başka bir şey değil.Ülkelerin ekonomilerini dışa açarak, uluslar arası ekonomik ilişkilerini artırmaları ve dünya ekonomisine entegre olmaları gerekiyor. Dünya Bankası araştırmasına göre tarife ve tarife dışı engeller yönünden değerlendirildiğinde korumacılığın en düşük olduğu başlıca ülkeler şunlardır:

imparator 02-02-2007 11:39

Hong Kong, Singapur, ABD, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İspanya, İngiltere ispanya, İngiltere, İrlanda, İtalya, Japonya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç ve Portekiz. Korumacılığın çok yüksek olduğu ülkeler arasında ise en başlarda Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Çin, Mısır, Etyopya, İran, Kenya ve Tanzanya gibi ülkeler yer almaktadır.[1]

DIŞ TİCARET VE KALKINMA

Dış ticaret ve kalkınma bağlantısı ile az gelişmiş ülkelerin sorunları,Asya,Rusya ve Brezilya’nın yaşadığı ekonomik krizlerin ardından uluslar arası topluluğun önde gelen uğraşılarından biri oldu.Kaygılar,2001’de küresel talebin dibe vurmasıyla arttı.Serbest ticaretin uzun vadede benimsenmesi kabul görürken,liberalizasyonun kısa vadeli etkileri ve DTÖ yükümlülüklerinin uygulanma maliyeti kaygı konusu olmaya devam ediyor.
Korumacılık yapısı göz önüne alınırsa,GOÜ’lerin ürünlerinin önündeki gümrük tarifesi engellerinin tarım,tekstil ve hazır giyimde,kısacası GOÜ’lerin çıkarları söz konusu olan sektörlerde yoğunlaştığı görülüyor.Ticaret akışlarına ilişkin temel datanın,korumacılık şekillerinin ve simulasyon sonuçlarının analizi,piyasaya erişim görüşmelerinin hedef ve biçimlerini belirlemek için bizi aşağıdaki temel sonuçlara ulaştırıyor:
Gerek tarım,gerekse de sanayi ürünlerinde formülasyon yaklaşımı tarife tavanları ve tarife yükseltmeleri sorununa çözüm bulmaya yardım edecektir.İsviçre formülü olarak bilinen harmonize vergi indirim uygulaması bu anlamda etkili olabilirse de, bu GOÜ’lerden kısa sürede fazla beklentide bulunmak anlamına gelebilir.Bu formülde istisnalar sınırlı olmalı ve her gümrük tarifesi oranına minimum de olsa bir indirimi öngörmelidir.En yüksek tarifelerin indirilmesinin odak noktası seçilmesinde yarar vardır.En düşük oranların ortadan kaldırılması çok pratik de görünse,bu uygulamanın’’etkin koruma’’oranlarını sıçratabileceği gözden ırak tutulmamalıdır.

imparator 02-02-2007 11:39

FAKİRLİK ANCAK ADİL BİR TARIM TİCARETİYLE AZALIR

Doha’’kalkınma gündemi’’ni kurtarmak için tarım ticareti görüşmelerinde cesur adımlar atmak gerekiyor.
Birincisi ve en önemlisi,tüm doğrudan ve doğrudan olmayan ihracat subvansiyonlarını yasaklamak olmalı,
İkincisi,üretim sübvansiyonları için yeni kurallar lazım.AB ve ABD’nin kendi çiftçilerini korurken, GOÜ’lerin kendi çiftçilerini koruma hakkına kısıtlamalar getirmeye çalışması eşit ölçüde iki yüzlülük.[1]


EKONOMİ VE TOPLUM

II.Dünya Savaşı’ndan sonra dünya ticareti serbestleştirilerek refahın artmasına hizmet edilmeye çalışılmıştır.Bunda başarılı da olunmuştur.Ne var ki;ulusal ekonomilerin korunma ihtiyacı,serbestleşmeden sapmaları ortaya çıkarmıştır.Bu sapların dünya refahını azalttığını söylemek doğru olmayacaktır.Kısmi bir doğruluk olsa da,korumacılık temeline kayan dünya ticareti özellikle sosyal ve ekolojik kaygılara dayalı ekonomi-dışı gerekçeler ekseninde şekillenmektedir.Bu gerekçelerin haksız olduğu söylemi yersizdir.Toplumsal refah düzeyin yüksek olan ülkelerin,bu refahın en azından korumak adına öne sürdükleri damping iddiaları ile sosyal ve ekolojik duyarlılıkları,küresel rekabeti de ikinci bölümde, dünya ticaretin trendinde yeni korumacılığın yeri incelenecektir.Yeni korumacılık akımının damping boyutunun da ele alınacağı bu bölümde,dampingin doğuşu,etkileri ve dampinge karşı izlenen stratejiler değerlendirilecektir.[2]

imparator 02-02-2007 11:39

KORUMACILIK DÖNEMİ (1963-1980)
1- Aşırı korumacılık(1963-1968)
1950-60 arasında tecrübelerden sonra,iktisat politikasının uzun vadeli,disiplinli,tutarlı ve bilimsel bir şema içinde ele alınması gereği önem kazanmıştır.
Birinci planın vurgulanacak en önemli stratejik tercihi,kalkınmanın sanayileşme ile sağlanabileceğini kabul etmesidir.Nitekim bu amacın elde edilebilmesi için,sermaye malları üretimi ile ihraç olanaklarını genişletecek sanayilere,yatırım önceliği tanınmıştır.Bu öncelik,bir başka deyişle,ithal ikamesi ile ihracatı artırmaya yönelik politikaların birlikte uygulanacağı demektir.İki politika arasında bir öncelik aramak gerekirse,bu dönemde yapılması öngörülen yatırımların %61.0’nın ara malları ve %20.0’nın yatırım malları sanayiine ayrıldığı dikkate alınarak,birinci sırada ithal ikamesi tercihinin geldiği anlaşılmaktadır.
Özetlersek,1960’lı yıllarda ithal ikamesi çabalarında başarılı olduğu söylenebilir.Şöyle ki 1963-68 döneminin üretime ithal ikamesi katkısı %35,buna karşılık ihracat artışına katkısının çok düşük olduğu görülmektedir.
2- Örtülü Liberalizme geçiş (1968-1973)
Birinci planın yalnızca’’Tüketim malları sanayiini’’bıraktığı özel kesime,ikinci plan tüm yapım sanayiini bırakmayı amaçlamaktadır.Ayrıca,ekonominin AET karşısındaki durumu da göz önüne alınarak,emek yoğun sanayilerin kurulması istenerek,AET rekabeti karşısında mukayeseli üstünlükler ilkesini benimsemektedir.Kuşkusuz bu dönemde gerçekleştirilmiş ara ve yatırım malı sanayilerinin emek yoğun oldukları kesinlikle söylenemez.Eğer bu sanayiler kurulup,gelişmiş ise bu durumda yararlandıkları aşırı teşvikler ve koruma politikasının büyük rol oynadığı açıktır. Gerçekten Türk Lirası 1970 devalüasyonuna kadar gerçek değerinin üstünde bir düzeyde tutulmuştur. Bunun sonucu olarak(çoğunlukla libare edilmiş olan) sermaye malları ithalatı nispeten ucuzlamış ve yerli üretimin maliyeti yabancı fiyatlara oranla daha pahalılaşmıştır. Bu ise, doğal olarak ara ve yatırım malları sanayilerinin gelişmesini kösteklemiştir.

imparator 02-02-2007 11:40

Ancak temel yatırımlara ve ağır sanayi ye öncelik verilerek döviz girdilerinin kontrol altına alınması sanayimizin iç Pazar yerine, dış Pazar koşullarına uydurulması gereği 1970’lerden sonra ciddi olarak anlaşılmış ise de ekonomik ve bürokrasi yapımız değişikliklere karşı esnek olmadığından, süratli bir yapısal değişim sağlanamamıştır.
3- Örtülü Liberalizmin yerleşmesi (1973-1980)
Üçüncü beş yıllık kalkınma planı, bilindiği gibi 1973-77 dönemi içinde saptanmış, 15 yıllık uzun dönemli planın son dilimini, fakat ayrıca 1973-95 yıllarını içeren 22 yıllık yeni Kalkınma Stratejisi’nin ilk dilimini oluşturmaktadır.
Bu plan özü itibariyle ağır sanayilere öncelik veren bir politika gütmektedir. Bu alanda, hızlı ve güçlü aşamalar yapılmasını öngörmektedir. Özellikle sanayiinin bileşimi konusunda hassasiyet göstermiştir. Yani, tüketim, ara malı ve yatırım malları sanayilerinin ağırlıkları arasında ciddi bir ayırım yapmış ve bugün tüketime dönük sanayi, 1977’de daha çok ara ve yatırım malı dönük bir yapıya dönüştürmeyi hedef almıştır.
İthal yasaklarına temel olan korumacılık,ithalattan çok ihracatı engellemiştir.25 yılın sonunda ulaşılan yapının hangi kriterini kullanırsak kullanalım,dünyanın en kapalı ekonomilerinden biri olduğu görülmektedir.

imparator 02-02-2007 11:40

DIŞ ŞOK DÖNEMLERİNDE İZLENEN SANAYİLEŞME POLİTİKALARININ İMALAT SANAYİİ ÜZERİNE ETKİLERİ
Bilindiği gibi bir tarım ülkesini veya az gelişmiş bir ekonominin genellikle tercih ettikleri ithal ikamesine yönelik bir sanayileşme için uyguladıkları koruma politikasının temel nedeni;bu ülkede sanayileşmenin gerçekleştirilmesine engel olacağı görüşüdür. Kuşkusuz bu görüş ekonomik literatürde çocuk endüstri argümanı şeklinde tanımlanan ve ilk kez Alexander Hamilton tarafından açıkça ortaya konulan ve daha sonra politik ve sosyolojik faktörler yönünden de Avrupa’daki ekonomistler, özellikle Friedrich List’in geliştirdiği bir görüşten kaynaklanmaktadır.
Halbuki ekonomi tarihinin yakın dönemdeki gelişmesine bakıldığında ABD ve Rusya’nın dışındaki diğer küçük ve orta boylu sanayileşmiş ülkelerin, aynı zamanda veya bir süre sonra uluslar arası Pazar avantajlarından yararlanmak amacıyla ihtacata yönelik sanayileşme stratejisini izledikleri görülmektedir.
Nedenler ne olursa olsun,II.Dünya Savaşı’nın sonundan itibaren bir çok gelişmekte olan ülke,gümrük duvarlarının emniyetinde ithalatlarını ulusal üretimle ikame ederek,imalat sanayilerini geliştirmişlerdir.Korumacılık önlemleri genellikle ödemeler dengesindeki açığa çözüm bulmak amacı gözetilmişse de,sanayileşme süratle korumanın başlıca nedeni olarak ortaya çıkmıştır.Örneğin;gıda sektöründe,hatta sanayii sektöründe,özellikle önemli kaynakların var olduğu durumlarda bununla beraber bu durum,diğer yandan özellikle küçük ülkelerin kalkınmasında büyük bir engel oluşturmuştur.
Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Arjantin,Brezilya,Kolombiya ve Meksika gibi ülkeler nispeten basit ithal ikamesi aşamalarını tamamladıktan sonra,ikamenin daha ileri aşamalarını giderek artan maliyetlerle gerçekleştirmişlerdir.Çünkü daha ileri ithal ikamesi aşamaları sermaye yoğun teknikler gerektirdiğinden,var olan kapasiteden iç piyasanın darlığı nedeniyle yeterince yararlanamamıştır.Ayrıca,bu aşamaların gerçekleşmesi için kapital mallarının ithal edilmesi zorunluluğu net ithal ikamesinin düşük kalmasına neden olmuştur.Böylece,ihracatın arka planda bırakılmasının soncunda giderek artan ödemeler dengesizliği baskılarıyla karşılaşan söz konusu ülkelerin gelişme hızları yavaşlamıştır.Bu konuda tarihsel deneyimler,pek çok ülkenin uyguladıkları koruma politikaları sonucu ekonomide hatalı bir sanayileşmeye gidildiğini görerek,bir süre sonra artık korumacılıktan vazgeçmek istedikleri halde bu durumun,korumaya geçiş gibi kolay olmadığını,aksine çok büyük güçlükler ve sorunlarla karşılaştıklarını ortaya koymaktadır.Çok kısa bir dönemde koruma politikalarından vazgeçmek ve böylece henüz etkin bir yapıya kavuşamamış firmaları da yok olmaya bırakmak kuşkusuz oldukça güç bir konudur.Yine bu amaçla korumacılığın kaldırılması için bir zaman planlaması,bir takvime bağlanması düşünülebilir ki bu dahi sanayileşme çabalarını zayıflatıcı,yatırım tercihlerinin kararsızlığı,etkinliği azaltıcı etkiler yapacaktır.

imparator 02-02-2007 11:40

İmalat sanayiimiz yönünden korumanın etkileri:
Bilindiği gibi Türk imalat sanayii, gerek plansız ve gerekse planlı dönemlerde; gümrükler, kotalar, ithal yasakları ile mutlak şekilde korunmuş bulunmaktadır. Aynı zamanda Türk Lirasının değerinin yüksek tutulması, ihracatı (sanayii ürünleri) olumsuz yönde etkilemiştir. Bu politikaların sonucu olarak meydana gelen ekonomik yapı, ülke koşullarına yabancı üretim ve yatırımda dışa bağlı, ithal gereği yüksek, tasarruf, istihdam ve gelir dağılımı konularına önemli bir çözüm getirmeyen bir yapı olmuştur. Yeterli bilgi sağlanamadığı için yıllar itibariyle imalat sanayii yatırımlarının ve üretimin ithal oranlarındaki gelişmeleri izlemek ve daha önemlisi, imalat sanayiinin tam kapasitede çalışabilmek için gerekli hammadde ve yardımcı madde ithalatını hesaplamak mümkün olmamıştır.
Fakat kalkınma planlarında kurulu sanayiin durumunu yansıtan belgeler ve rakamlar yukarıdaki görüşü doğrular niteliktedir.İmalat sanayii kesiminde farklılaştırılmış bir teşvik politikasının(ithal ikamesine yönelik)1960’lı yıllarda yoğunlaştırıldığı ve 1970’li yıllarda da mevcut dış ticaret rejiminin,ithal ikamesi stratejisine uyumu yolunda çalışmaların hızlandığı görülmektedir.Bu tür uygulamalar sonucu,imalat sanayiin giderek yoğun bir korumanın (nominal ve efektif)etkisinde kaldığı görülmektedir.
O halde bu konuda yapılan çalışmaların sonuçları bize;koruma politikası altında yapılan ihracatı ve ithal ikameciliğin yurt içi kaynaklar üzerindeki maliyeti hakkında kesin olmasa da aydınlatıcı bilgiler verebilmektedir. Ülkemizde ise bu konuda bir çalışmanın yapılabilmesine imkan veren,ithalat akım matrisini içeren bir input-output çalışmasını ilk olarak 1986 yılı için yapıldığı görülmektedir.[1]

imparator 02-02-2007 11:40

DIŞ TİCARET
Serbest bölge ticareti:
Serbest bölge ticareti,serbest bölgeler içerisinde yapılan ticarettir.Serbest bölgeler,’’Ticaret Serbest Bölgesi’’ ve ’’Üretim Serbest Bölgesi’’ olmak üzere 2’ye ayrılır.
Dış ticaret politikası:
Dış ticaret politikası,dış ticareti belirlenen hedefler yönünde düzenlemek amacıyla alınan ekonomik önlemlerin tümüdür.Dış ticaret politikası,serbest dış ticaret politikası ve koruyucu dış ticaret politikası olmak üzere temelde 2 tanedir:
1- Serbest dış ticaret politikası:Serbest dış ticaret politikası, mal ve hizmet hareketlerine hükümetlerin müdahale etmemesidir.
2- Koruyucu dış ticaret politikası:Koruyucu dış ticaret politikası, devletin yerli üreticiyi dış rekabet karşısında korumak ve böylece gelişmesini sağlamak için dış ticarete müdahale etmesidir.[1]

SERBEST DIŞ TİCARET TEORİSİNE TEPKİ:
MİLLİYETÇİ KORUMA POLİTİKASI
Liberalizm; gerçekte, tamamıyla İngiliz ve Fransız düşünce çerçevesinin damgasını taşır.18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başında, Avrupa uluslar dengesinde bu iki ülkenin ağır bastığı, diğerlerinden daha önce sanayileşmiş oldukları düşünülürse, serbest dış ticaretin kendi çıkarlarına işlemesini olağan saymak gerekir. Ne var ki, 19. yüzyılın ortasına doğru, uluslar dengesinde yeni yükselen Almanya ve ABD, İngiltere ile Fransa’ya oranla, sanayileşmekte geri kalmıştır.Sanayileşebilmek için, daha ileri ülkelerin rekabetinden kendilerini korumak, serbest dış ticaret teorisine karşı çıkılmasını gerektirmiştir.
Daha ileri ülkelerin rekabetinden korunmak için, serbest dış ticaret teorisinin reddi ve koruma politikasının savunulması, bugüne dek süregelmiştir. Ancak, teorik gelişme, korumanın sadece bu amaçla savunulmasıyla da kalmamıştır. En ileri sanayileşmiş ülkelerde reel ücret düzeyinin korunmasıyla istihdam düzeyinin yükseltilmesinden, az gelişmiş ülkelerde çeşitli nedenlerle korumanın savunulmasına kadar, gerekçeler, geniş bir alan kapsamaktadır.Serbest dış ticareti savunmak için teori yeterli nedenler bulabildiği gibi, koruma da kendisini haklı gösterecek, belki daha fazla nedenler bulabilmektedir. Koruma teorisi, liberal öğretideki temel bir felsefi ilkeyi değiştirmektedir.

imparator 02-02-2007 11:41

ALMANYA’DA TEPKİ:
MİLLİ SANAYİİN VE SANAYİİ KAPİTALİZMİNİN GELİŞMESİ İÇİN KORUMA:F.LIST
F.Lıst, klasik öğreticiye karşı çıkmakla beraber, kaynağı Smith ve Ricardo olan teorik akımı temsil etmekteydi.Onlar gibi, yeni doğan sanayii kapitalizminin sözcüsüydü.Fakat kapitalizmin, İngiltere’de daha eski ve yerleşmiş olması nasıl Smith ve Ricardo’yu serbest ticaret yanlısı yaptıysa, Almanya’da yeni doğuyor olması da, List’i ’’ iktisadi milliyetçilik’e döndürdü.Liberal evrenselciliği reddediyor, yeni gelişen Alman sanayiinin ihtiyaçlarına uygun bir ’’ koruma politikası’’ teorisi kuruyordu.
Yetenekleri olan ülkeler, en gelişmiş ülke (İngiltere) düzeyine gelince, evrensel serbest ticarete gidilecekti; yani, gümrük vergileri geçici olmalıydı. Ayrıca, tarımı, koruma politikasının dışında bırakıyordu. Nedeni, sanayiin gelişmesi için (Almanya’da) sanayiin ucuz gıda maddesine, hammaddeye ihtiyacı olmasıydı; ancak bunlar gümrüksüz düşük fiyatta ülkeye geldiğinde, sınai mamullerin dış piyasalarda rekabet edebilmesiydi.List’in bu fikirleri, J.S.Mill’i de etkiledi.Nitekim, Mill’in ‘’ yavru sanayilerin korunması’’ teorisinin kaynağı, List’de aranabilir.
List’in ne sanayileşmenin yaraları ve üretim kesimleri arasındaki karşılıklı bağlılığa dayanan denge, ne yavru sanayilerin korunması, ne de devletin sanayileşmek için müdahalesi gereğiyle ilgili fikirleri geçerliliğini kaybetmiştir.

imparator 02-02-2007 11:41

ABD’DE TEPKİ:
YAVRU SANAYİLERİN KORUNMASINDAN REEL ÜCRETLERİN KORUNMASINA
Liberalizmin ve kapitalizmin dünyadaki öncüsü ABD, gerek geçmişte gerek bugün, koruma için gerekli teorileri kuran iktisatçıları da yetiştirmiştir.
19. yüzyılın başında ABD, Almanya gibi, İngiltere’ye oranla sanayileşmede geridir. Ayrıca 18. yüzyıl sonunda İngiltere’ye karşı bağımsızlık savaşı verdiği için, koruma, ‘’sanayileşmeyle bağımsızlık’’ iradesini içermiştir. Ülke içinde sınırsız laisserfaire taraflısı Carey, dış ticaret söz konusu olduğunda, sürekli koruma politikasını savunmuş, Amerikan iş adamlarının sözcüsü olmuştur.
20. yüzyılın başında ABD ileri bir sanayii ülkesidir. Nispi sınai geriliğe dayanarak korumayı savunmak, artık mümkün değildir. Zengin ülkede reel ücretler düşerken, fakir ülkede reel ücretler yükselir. Oysa koruma politikası yoluyla dış ticaret sınırlanırsa, zengin ülkelerde, reel ücretlerin yüksek düzeyde muhafazası mümkün olabilir.

İNGİLTERE’DE TEPKİ:
TAM İSDİHTAM İÇİN KORUMA
19. yüzyılda serbest dış ticaretle her ülkenin yararının artacağını savunan İngiltere’de, 1920 ve 1930’lardaki işsizliği izleyerek, koruma yoluyla istihdamı artırmanın teorisi kurulmuştur.
J.Robinson’un ‘’ komşuyu fakirleştirme’’ dediği politika, korumaya giden ülkenin, ancak diğer ülke aleyhine dış ticaretten yararlanabileceğini gösterir; ülkeler arasındaki çıkar çatışmasını, açıkça ortaya koyar. Çünkü, korumaya giden ülkenin ithalatı kısması, diğer ülke veya ülkelerin ihracatının azalması demektir.[1]

imparator 02-02-2007 11:41

DIŞ TİCARET POLİTİKASI

EKONOMİ DIŞI NEDENLERLE KORUMA
Dış ticaret politikası, hükümetlere belirli üretim faaliyetlerini dış rekabete karşı koruma olanağı sağlar. Bunlar ekonomik kalkınmaya yönelik endüstriler olabileceği gibi, sosyal ve siyasal nedenlerle korunmasına karar verilen endüstriler de olabilir. Bundan başka ulusal savunma amacıyla koruma yapılabilir. Hükümetler askeri yönden korunmasını zorunlu gördükleri endüstrileri dış rekabete karşı koruyucu önlemler almakla yükümlüdürler.

DIŞ TİCARET POLİTİKASININ TARİHSEL GELİŞİMİ
Özet olarak belirtmek gerekirse, II.Dünya Savaşı’dan sonra sanayileşmiş ülkeler uluslar arası ticareti serbestleştirmek için önemli adımlar atmışlardır. Bu arada ithalat ikamesi politikası benimseyen çok sayıda az gelişmiş ülke yoğun bir koruyuculukla sanayileşmelerini gerçekleştirmeye çalışıyordu. Ancak ithalat ikamesi politikalarının doğurduğu sorunlar karşısında az gelişmiş ülkeler 1960’ların başından itibaren genellikle dış ticaret rejimlerinin liberalleştirmeye ve ihracata yönelik politikalara ağırlık vermeye başlamışlardır.
1974 Dünya Petrol Buhranı ile sanayileşmiş ülkelerde koruyucu politikalar yeniden yoğunluk kazandı. Bu ‘’yeni himayecilik’’ dalgası ile başka bir dönem açılıyor ve daha önceki liberalizm akımı gerilemiş oluyordu.
En çok kayırılmış ülke kuralı kayıtlı ve kayıtsız olmak üzere iki şekilde uygulanır. Kayıtlı şekilde, ülkenin üçüncü ülkelere verdiği ödünlerin anlaşmaya taraf olan ülkeye uygulanabilmesi için onun da karşılık olarak aynı veya eşdeğerde bir ödün sağlaması gerekir. Kayıtlı uygulama, geçmişte özellikle ABD tarafından benimsenmiş ve 1922 yılında terk edilmiştir. Kayıtlı uygulamanın doğurduğu sorunlar karşısında XIX. Asrın ikinci yarısından itibaren kayıtsız yöntemin uygulamasına geçilmiştir. Günümüzde de benimsenen ana ilke budur. GATT üyesi ülkeler birbirlerine karşı kayıtsız en fazla kayırılmış ülke kuralını otomatik biçimde benimsemiş sayılırlar.

imparator 02-02-2007 11:41

Kayıtlı uygulama ülkeler arasında diplomatik anlaşmazlıklara yol açıyordu. I. Dünya Savaşı’ndan önceki dönemde en gelişmiş sanayii ülkesi İngiltere idi. Bu ülke aynı zamanda serbest ticaretin de şiddetli bir savunucusuydu. Diğer yandan sanayileşmeye yeni başlamış Almanya, Fransa ve ABD gibi ülkeler koruyuculuktan yana idiler.

SERBEST DIŞ TİCARET VE KORUYUCULUK TARTIŞMALARI

Serbest ticaret ve onun karşıtı olan koruyuculuk tartışmaları XVIII. Asra inecek kadar eskidir. Aşağıda bu tartışmaları kısaca gözden geçireceğiz:
Serbest ticaret savunusu:
Serbest ticaret savunanların görüşleri uluslar arası uzmanlaşmanın yararları üzerinde toplanmıştır. Koruyuculuk ise kaynakların etkin dağılımını bozar. Çünkü rekabet fikrini baltalar, üretimde ayrıcalıklar sağlayarak iş adamlarının yenilikler peşinde koşmalarını engeller, omları tembelliğe ve durgunluğa sürükler. Korunacak sanayii dallarının seçimi de ekonomik nedenlere dayanmaz, özel çıkar grupları, siyasal ağırlıklarını kullanarak hükümet kararları üzerinde etkili olurlar. Ayrıca, bir sanayiinin korunması ötekilerin aleyhine olur ve onların da koruma istemelerine yol açar.
Koruyuculuk daima monopolü besler. Koruma duvarları altında bazı büyük işletmeler, küçük işletmeleri endüstriden kovarak veya kendilerine katarak kolayca monopolcü duruma gelebilirler. Birkaç büyük firmanın, aralarında anlaşıp iç piyasaya diledikleri fiyat ve satış koşullarını empoze etmeleri de mümkündür. Serbest ticaret piyasa mekanizmasının işleyişine dayandığı için bürokrasiyi ortadan kaldırır. Oysa, koruyucu önlemlerin uygulanması çok karmaşık bir bürokratik mekanizmayı gerektirebilir, bu da kaynak israfına yol açar, rüşvet ve su istimallerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

imparator 02-02-2007 11:41

Koruyuculuk savunuları:
Dış ticarette koruyuculuğu savunanlar çok çeşitli faktörler üzerinde dururlar. Bunlardan bir kısmı; ulusal savunma, iktisadi kalkınma ve dampingin önlenmesi gibi haklı görülebilecek nedenlere dayanır. Diğer bir kısım görüşler ise ancak belirli koşullar altında geçerlidir. Ulusal çalışma düzeyinin yükseltilmesi, ticaret hadlerinin iyileştirilmesi ve dış pazarlık gücünün artırılması gibi. Bir kısmı ise ulusal çıkarlarla ilgili olmaktan çok belirli meslek gruplarının özel çıkarlarını yansıtır. Koruyucu politikalar, korunan endüstrilerde çalışanları dolaysız şekilde yararlandırır. Bu bakımdan üretici gruplar mevcut gümrüklerin kaldırılmasına şiddetle karşı çıkar veya bu vergileri artırmak için baskıda bulunurlar.
1- Ulusal güvenlik: Bir savaş sırasında, ekonomik maliyeti ne olursa olsun, ulusal savunma endüstrilerine sahip bulunmak gerekir. Bu bakımdan ulusal savunma ile doğrudan ilgili olan endüstrilerin kurulması ve geliştirilmesinde dış korumaya gerek vardır. Adam Smith bile ‘’savunma zenginlikten daha önemlidir’’ diyerek ulusal savunma amacıyla koruyuculuğu kabul etmiştir.
2- Genç endüstri tezi: İlerde gelişip karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olacak endüstriler optimum üretim düzeyine ulaşıncaya kadar gümrük tarifeleriyle dış rekabete karşı korunmalıdır.
Genç endüstri tezinde dikkati çeken bir nokta, koruyuculuğun sürekli değil, geçici olduğudur. Koruma, endüstriye çocukluk çağını atlatıncaya kadar zaman kazandırır. Koruyuculuğun sağladığı şemsiye altında üretim hacmi genişledikçe, işçiler işi yaparak öğrenirler, daha ileri teknikleri kullanmak mümkün olur ve yönetim tecrübesi artar. Bunlar içsel ekonomilerdir.

imparator 02-02-2007 11:42

3- Damping’e karşı korunma: Gümrük tarifelerinin konulmasını gerektiren başka bir neden de dampinge karşı korunmadır. Hemen hemen bütün ülkelerin gümrük yasalarında dampingin önlenmesi konusunda hükümler yer alır.[1]

DIŞ TİCARET POLİTİKASININ AMAÇLARI

1- Dış rekabetten korunma:
Ülkeler dış piyasanın rekabetine dayanamayan yerli endüstrileri korumak için ithalatı sınırlandırma yoluna gidebilirler. Az gelişmiş ülkelerde, yeni kurulan veya ilerde kurulacak endüstriler, belirli bir olgunluk aşamasına ulaşıncaya kadar böyle bir korunmaya ihtiyaç duyarlar.
2- Ekonomik kalkınma:
İthal ikamesi gibi içe dönük bir sanayileşme stratejisi izleyen ülkelerde, dış ticaret politikasının ana amacı yerli endüstrilerin korunması iken, dışa açık politika uygulayanlarda amaç; ihracatın özendirilmesidir. İlkel tarım ürünlerini, dış piyasalardaki iktikrarsızlıklardan korumak için ekonomik yapının çeşitlendirilmesi, kıt döviz kaynaklarının ekonomik olarak kullanılması (lüks tüketim malları ithalatının kısıtlanması ve ithalatta ağırlığın yatırım ve ara mallarına verilmesi), az gelişmiş ülkelerde dış ticaret politikasının geleneksel fonksiyonları arasında yer almıştır.
3- Sosyal ve siyasal nedenler:
Hükümetler bazen sosyal ve siyasal düşüncelerle bir üretici grubunu kayırmak istediklerinde o sektörle ilgili malların ithalinden alınan gümrük vergilerini yükseltirler. Tersine, eğer gelir dağılımının bir sınıf aleyhine değişmesi arzu ediliyorsa o endüstriler korunmaktan vazgeçilebilirler.
4- Dış politika amaçları:
Askeri bakımdan kritik kabul edilen bazı mamul, yarı mamul, hammadde veya teknolojilerin düşman ülkelere satışı yasaklanır (askeri malzeme satış ambargosu) veya askeri açıdan kritik önem taşıyan bazı endüstriler yoğun koruma önlemleri altına alınarak geliştirilmeye çalışılır.

imparator 02-02-2007 11:42

DIŞ TİCARET POLİTİKASININ ARAÇLARI

Devletin dış ticarete müdahale için kullandığı geleneksel araç, gümrük tarifeleridir. Ancak zamanla gümrük tarifelerinin etkisi azalmış, bunun yerine çok sayıda yeni araç ve düzenlemeler ortaya çıkmıştır.
a) Gümrük tarifeleri: Malların ülke sınırlarından geçişi sırasında alınan vergilerdir. Tarifelerin ekonomi üzerindeki etkileri fiyat mekanizmasının işleyişine dayanır.
b) Tarife-dışı araçlar: Gümrük tarifelerinin dışında genellikle döviz çıkışına yol açan işlemleri kısıtlamak için hükümetin tek taraflı kararı ile konulan müdahale önlemleridir. Sayıları pek çoktur, bazıları aşağıdaki gibidir:
1- Miktar kısıtlamaları: Devletin ithalatı doğrudan doğruya belirli miktarlarla sınırlandırmasına dayanan uygulamaları kapsar. Bunlar ithalat kotaları, ithalat yasaklamaları ve döviz kontrolü gibi önlemlerden oluşur.
2- Tarife benzeri faktörler: Bunlar da gümrük tarifeleri gibi ithalatı pahalılaştırıp yerli üretimin karlılığını artıran, yani fiyat mekanizması yoluyla serbest ticarete müdahale niteliğinde olan önlemlerdir.
3- Görünmez engeller: Bu önlemler devletin, halk sağlığı, çevre korunması veya kamu güvenliği gibi nedenlerle çıkartmış olduğu idari, teknik düzenleme veya standartları içerir.
4- Gönüllü ihracat kısıtlamaları: Bunlar ithalatçı ülkenin piyasasını bozduğu gerekçesi ile,üretici ülkelerin mal ihracını sınırlandırmaya yönelik bir tür kota uygulamasıdır.
c) İhracatın özendirilmesi: Dış ticaret politikası araçları her zaman ithalatın sınırlandırılmasına yönelik olmaz. Amaç, bazen ihracatın yada genel olarak, döviz kazandırıcı işlemlerin özendirilmesi olabilir.
Bağlı ticaret: Bazen döviz tasarrufu sağlamak, serbest dövizle satılamayan düşük kaliteli yerli üretimin ihracını gerçekleştirebilmek, yabancı sermaye yoluyla büyük sanayii tesisleri kurmak gibi nedenlerle bağlı ticaret başvurabilir.[1]

imparator 02-02-2007 11:43

DIŞ İLİŞKİLER VE ÖDEMELER BİLANÇOSU

Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi ülkelerin üretiminde uzmanlaşıp ihraç edecekleri mallarla diğer ülkelerden ithal edecekleri mallar ve böyle bir dış ticaretin gerçekleşeceği serbest alış veriş koşulları hakkında önemli bir gerekçe oluşturmaktadır. Ancak, belli bir ülkede fiilen izlenen politika bundan önemli farklılıklar gösterebilir. Bu farklılığı yaratabilecek belli başlı unsurlara kısaca değinmek teori ile gerçekler arasındaki ayrılığın nedenlerini belirtmek açısından önem taşır.
1- Her şeyden önce, siyasal, askeri v.b kaygıların toplum tercihleri içinde iktisadi kaygılar kadar, hatta bazen ondan da büyük önem taşıdığını unutmamak gerekir.
2- Karşılaştırmalı üstünlükler teorisinin ön gördüğü uzmanlaşmanın kayıtsız biçimde uygulanmasının ve tam serbest bir dış ticaretin sakıncalarına işaret edebilecek çeşitli iktisadi deliller sıralamak de mümkündür.
3- Bir ülkenin henüz kurulma aşamasındaki belli bir endüstrisi, ayni üretime uzun yıllar önce başlamış başka ülkelerin endüstrileriyle serbest bir yarışmaya itildiğinde sonuç, büyük ihtimalle, yeni başlayanın o üretimden vazgeçmesi olacaktır. Oysa, hiç değilse bazı üretim kolları için, belli süre korunarak gelişme fırsatı verildiğinde handikapların kapatılıp rekabete girişilmesi, hatta daha etkili üretim yapabilme imkanları doğacaktır. Yeni genç endüstrilerin korunmasına yönelik bu gerekçede karşılaştırmalı üstünlüklerin haklı göstereceği serbest dış ticaret ve kayıtsız bir uzmanlaşmaya ciddi istisnalar oluşturur.
4- Az gelişmiş ülkeler, az çok uzunca bir uzman perspektifinde koruyacakları üretim yapısına henüz kavuşamamış ekonomilerdir. Bu ülkelerde ekonomik yapı değişimini daha da hızlandırabilmek için bazı alanların korunması haklı gerekçelere dayandırabilir. Bir bakıma, az gelişmiş ülkelerde pek çok üretim kolu yeni genç sanayii kabul edilebileceğinden yaygın bir koruma politikasına konu olabilmektedir.[1]


Türkiye`de Saat: 22:43 .

Powered by: vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580