![]() | |
| Ana Sayfa | Kayıt ol | Yardım | Ortak Alan | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | XML | RSS | |
| |
| | #1 | |||
![]() Üyelik tarihi: Mar 2006 Yaş: 47
Mesajlar: 726
Tecrübe Puanı: 21 ![]() | Alıntı:
Eski trübün tarihi alan içinde kalıyor (tarihi eser değil, inşaat izni sadece eski trübüne verilmiyor), stadın geri kalanına inşaat yapılabilir. Mevcut haliyle İnönü stadı miyadını doldurmuştur. yeni bir stada gerek var yoksa 4-5 sene içinde zaten stadda maç yapmaya izin vermeyecekler. Bazı arkadaşlar İnönü stadında taraftar profilinin değişmesinden korkuyorlar. Gelecek olan taraftar fb li mi olacak? hayır gene Beşiktaşlı olacak. Sadece standartlar artacak. Stadın gelirleri artacak, Beşiktaş a gelen yabancı oyuncu kalitesi artacak, trübün gelirleri artacak. Bunu kimler istemez? Sadece mevcut durumdan çıkarları olanlar istemez. insanların bazı konularda bilgisi az olunca onları yönlendirmek kolay olur. O yüzden araştırma yapıp karar vermek gerek. Eğer biraz futbol ile ilgisi olan arkadaşlar Beşiktaş'ın mevcut stad gelirlerini inceleyebilirler mi? Beşiktaş'ı zirvede görmenin ilk koşulu güçlü olmaktır? Güçlü olmak için güçlü ekonomik şartlar gerekir. Beşiktaş'ın temel gelirleri nelerdir? temel giderleri nelerdir? Beşiktaş'ın hedefleri nelerdir? Bunları düşünebilecek kadar kapasitesi olan birileri stad pojesinin gerekliliğinide anlayacaktır. Kulüp niye borçlanır; gelirleri giderlerini karşılayamadığı için borçlanır. Beşiktaş'ın ana giderleri de oyunculara verilen paralardır (bonservis, transfer gibi). Ana giderleri kısamayacağımıza göre ve oyuncu kalitesi arttırmak gerektiğine göre otomatik olarak da giderler artacaktır. Artan giderleri karşılamak içinde gelirlerin daha çok artması gerekir. Sponsor Cola turca diye forma almayanlar var. İnönü stadın da biletleri pahalı bulanlar var. Yönetime kızıp kombine almayanlar var. Taklit ürün kullananlar var. Fulya projesine karşı olanlar var. Yeni stada karşı olanlar var. Maça bedava girmek isteyen var. Beşiktaş'ın her gelirine karşı çıkacaksın, başarısız sonuçlarda yönetim istifa diyeceksin; Beşiktaş niye borçlanıyor diyeceksin. Mevcut taraftar profili ile hersene Beşiktaş'ın stadı kapanıyor, Beşiktaş taraftarı şov yapmaktan takımı desteklemiyor. Maça gelen taraftar profilinin değişmesi lazım. Stad değişmese bile. Stad yeniden yapılmalı. Maçlar Kasımpaşa da oynanmasın. 17 maçı en az 10 farklı yerde yapalım ki, Beşiktaş sevgisini yayalım. böyle bir fırsat 100 yılda bir gelir. bunu değerlendirelim. | |||
| | |
| | #2 | |||
![]() Üyelik tarihi: Jul 2006 Yaş: 45
Mesajlar: 1.548
Tecrübe Puanı: 21 ![]() | Alıntı:
![]() | |||
| | |
| | #3 | |||
![]() Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 11.320
Tecrübe Puanı: 40 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
__________________ Forum Kurallarına Uyalım !!! BesiktasForum.NET ......... | |||
| | |
| | #4 | ||
![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Yaş: 43
Mesajlar: 645
Tecrübe Puanı: 19 ![]() | stat dedigin 50 bin kisilik olmali en azindan burasi bize yetmiyor artik baska takimdan misin nesin boyle yaziyi koyuyorsun buraya neymis uzak kalacakmisiz bir sene iki sene uzak kalmaya raziyiz yeter ki sonunda ortaya bir saheser ciksin stadin ustunde kartal amblemi olacak muthis olacak futbolcular isinmayi yan cizgilerde yapacak artik kale arkasi sahaya cok yakin olacak muthis bir gurultu olacak rakip takimi baski altina alacagiz
__________________ Lütfen forum kurallarını okuyunuz.. | ||
| | |
| | #5 | ||
| 1903-1984-2008 ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Yaş: 42
Mesajlar: 10.250
Tecrübe Puanı: 34 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Ben başından beri karşıyım stadın yıkılmasına.... | ||
| | |
| | #8 | ||
![]() Üyelik tarihi: Mar 2008 Yaş: 51
Mesajlar: 7
Tecrübe Puanı: 19 ![]() | herkese selamlar, Konuyu tartışmak bile bence gereksiz, gereksiz ama bilmenizi istediğim bir detayı sizinle paylaşmak isterim. 91 senesinde lisede okurken Çarşı tribününe takılan aradan geçen 15 senenin sonunda hasbel kader şu anda maçları bu beyaz Türkler diye tabir ettiğiniz B11 locasından izliyorum. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Beşiktaşlılık değerlerinide kimse bana anlatmasın çünki ben o değerleri oluşturan jenerasyonun elinde yetiştim.o şarabı paylaşmanın Küplüceden Rahmetli Süleyman Abi ile fenerlileri denize ben attım, hikaye faslı bu kadar. Şimdide gerçeklerden bahsedelim; adamlar milyar dolarlık bütçe planları yapıyorlar, biz statımız yenilensin yok olurmu öyle şey tartışması yapıyoruz... Bakın sevgili Beşiktaşlı kardeşlerim; Binalar içlerinde yaşatacak ruhları olmayında beton yığınından başka değildir. İnönü Stadı eğer taraftarı olmazsa beton yığınından başka bir şey değildir. Son bir ata sözünü hatırlatmak isterim, Ne elbiseler gördüm içinde adam yok, ne adamlar gördüm üstünde elbise yok. Biz üzerimizde elbise olan adamlar olalım...
__________________ BEŞİKTAŞLI OLUNMAZ BEŞİKTAŞLI DOĞULUR BEŞİKTAŞLI OLMAYANLAR DÜŞÜNSÜN... | ||
| | |
| | #9 | ||
| gurbetci kartal ![]() Üyelik tarihi: May 2006 Yaş: 46
Mesajlar: 4.604
Tecrübe Puanı: 25 ![]() ![]() | bugunun futbolunda ve bugunun sartlarinda futbol bu duruma gelmisse ben yeni stat olayini destekliyorum artik sart oglu sart bence kimse bosa konusmamali artik futbol romantiklikten cikti futbol artik para oyunu sirf uzerine oynanan kumarin parasiyla 20 tane ulke kurarsiniz bu sartlarda hala romantik futbolda kalalim demek bana gore altini cizeyim sacmaliktir rekabet etmek icin yeni stat sart eger biz bu ulkede fenerle galatasarayla rekabet etmiceksek avrupada sampiyonluk icin caba sarfetmiceksek o zaman kapatalim sadece amator branslarla ve sirf ogrenci ve egitim okullariyla devam edelim yolumuza ama biz bu rekabetlere gireceksek yeni stadi istemeyenlerin hepsi bos konusuyor bence
__________________ Allah(c.c) bir kulunu severse o kulun nesi yok? Allah (cc) bir kulunu sevmesse o kulun nesi var ? hz.Ali (r.a) Konu once_biz_vardik1903 tarafından (07-05-2008 Saat 14:08 ) değiştirilmiştir.. | ||
| | |
| | #10 | |||
| Optik bArikAtı ![]() Üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1.729
Tecrübe Puanı: 22 ![]() ![]() | Alıntı:
Halkın Takımı platformu, genel anlamda endüstriyelleşmiş futbol olgusuna karşıt fikirlerin sunulduğu, Beşiktaş geleneklerinin ve felsefesinin muhafazasını besleme sportif başarıların önüne koyan bir nitelik sergilemekte ve bununla da gurur duymaktadır. Bu anlamda Halkın takımı forumu standart taraftar forumlarından tematik olma özelliğiyle ayrılmaktadır. Halkın Takımı ahalisinin endüstriyelleşmiş futbol üzerine söylenecek bir çift lafı her zaman olmalı ve sloganların da biraz dışına çıkıp, sahip olduğu birikimi bu bir çift lafın temeline harç gibi koyarak onun sağlamlaştırılması amacını gütmeli. Bu doğrultuda derinleşecek tartışmalardan alınacak olan verimin kalitesi, konulacak tavrın netleşmesine hizmet edebilecektir. 19. yüzyılın ikinci yarısında (1870 ler), nüfusun artması sonucu kentlerin oluşması, ihtiyaçların çeşitlenmesi, icat ve buluşların yoğunluk kazanması sonucu başlayan endüstri devriminin ilk aşaması fabrikaların ve dolayısıyla tarım dışı proleteryanın doğması ve gelişmesini de getirdi. İkinci aşama olan makineleşme, bilgisayarın icadı ve internet sayesinde bugün etrafımızı saran ve adına endüstri devriminin 3. aşaması da denilen Globalleşmeye evrilmiş durumda artık. Sanayi devrimiyle birlikte sermayenin azınlık elinde birikmesi sonucu oluşan geniş tekel ağları, karteller artık kitlelerin mevcut ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılan üretim-tüketim ilişkisiyle yetinmemeye başladı. Yeni ihtiyaç alanları yaratmak, dahası ihtiyaç dışı lüks tüketimi körüklemek amacıyla beslenen yeni trendler, moda, marka yaratmak gibi yollara hızla sapan sermaye birikimi elbette ki milyarlarla ifade edilen büyüklükte bir kitleyi çekim alanına hapseden futbola kayıtsız kalamazdı ve kalmadı da. Bu aşamada başlayan bir ele geçirme süreci sonucu kitlelere ait olan tüm kulüp yapılanmalarına çeşitli sermaye gruplarınca önce sızıldı ve sonra el konuldu. Kitlelerce futbola ve kulüplerine atfedilen tüm değerlerin yerine yavaş yavaş yeni değerler konuldu ki çıkış noktası, insanoğlunun egemen olmakta en isteksiz olduğu o onulmaz “zafer” duygusudur. Kitlelerin bu duygusunu kaşıyarak itinayla yerleştirilen yeni değerler tıpkı bir tahtakurusu kolonisi becerisiyle, kitlelerin sahip olma duygusunu da koca bir kütük gibi kemirip içi boş kocaman bir kabuğa çevirmiştir bile. Sahip olduğumuzu sandığımız şey artık o şey değildir. Bize sunulan sadece incelikle oyulup süslenmiş, boyası cilası yerinde ama canı olmayan içi boş kuru bir kütükten ibarettir. Kısacası bir “marka” dır artık. Genel olarak endüstriyel futbola karşı koyduğumuz tavır sloganların ötesine pek geçememektedir. Nasıl geçsin ki? Endüstriyelleşmenin köşkü kapitalizme karşı, en büyük karşıtı işçi sınıfı bile 100 yılı aşkın mücadelesinde, onca gücüne, sendika örgütlerine, ideolojik tabanlı parti teşkilatlarına ve devrimci potansiyeline karşın kısmi zaferlerin dışında kalıcı bir başarı elde edememiştir. Teknolojik gelişme ve sermayenin artık üretimden çok daha karlı hizmet alanlarına yaptığı yatırımlar sonucu eski devrimci geleneği de iyice aşınan işçi sınıfının ideolojisini bile güncellemeye vakit bulamadan pasifize olmaya yüz tutması kapitalizmin tek bir global kutup haline gelmesi sonucunu doğurmuştur artık. En küçük mahalle takımından başlayarak çok uluslu sermayenin bayraktarlığını yapan dünya takımlarının ve onların dev organizasyonlarının önüne “Barikat” olarak dikilmenin romantik bir ütopya olarak kalacağını anlamak pek zor olmasa gerek. O halde biz neye karşı çıkıyoruz ve neden karşı çıkıyoruz? Futbol ve onun alyuvarları olan tüm futbol kulüpleri efendileri olan dev endüstri canavarına bizlerden can taşımaya devam edecektir. Büyük ama çok büyük kitleler de bu oyunun gönüllü birer parçası olmayı da sürdüreceklerdir. Tüm bu işgal edilmişlik ve hatta ötesinde dönüştürülmüşlük içerisinde biz ne yapabiliriz? Yıllar önce İngiltere’de yayımlanan bir futbol dergisinin yaptığı araştırmada Beşiktaş, dünyada felsefesi olan çok az takımdan biri olarak tanımlanmıştır. Felsefesi olmak... Bu deyişi çok sevdiğim ya da beni daha akıllı gösterdiği için kullanıp durmuyorum. Kendine ait bir felsefesi olmak nadir rastlanan bir özellik. Peki diğer irili ufaklı bir çok takımın bir felsefesi yok mudur? Sorusuna verilecek cevap; Yoktur. Endüstriyel heyülanın markaları durumunda ki bir çok takım arkalarında ki bu büyük gücün, yani sermayenin felsefesini taşırlar. Nedir bu felsefe? -Oyun sadece kısıtlı bir alanda oynanıp bitmez.. -çok önceden oynanmaya başlar ve sadece güçlü olan kazanır. Sahada olan biten sadece sonuçların açıklanma törenidir. -Bu felsefe sadece kazanmayı kutsar. Herşey kazanmak hedefine göre şekillendirilir, kullanılır ve gerekirse harcanır. -Gelenekler sadece aşılması gereken alışkanlıklardır. Sermayenin baş döndürücü dinamiği ve çöplük kavgasında geleneklerin yeri yoktur. -Kuralları mevcut koşullar ve sahip olunan güç belirler. Her türlü ahlak ve adalete ilişkin endişeler zayıflara ve kaybedenlere mazeret teşkil etmekten başka bir işe yaramazlar. -Güçlerin dengelendiği yerlerde devreye giren kural “win-win” yani kazan,kazan kuralıdır. Yenişemeyen güçler karşılıklı çıkarlarını gözeterek birlikte kazanma adına her türlü işbirliğinden kaçınmazlar. -Hiçbir şey satılamaz, hiç kimse vazgeçilmez değildir. -Para eden herşey değerlidir -Tek değer paradır. Bir takımın futbol endüstrisinin yoğun ilgisine mazhar olabilmesi için sahip olması gereken potansiyel nasıl hesaplanır? Ortalama 10-15 milyon taraftarı olan bir kulübün her taraftarı haftalık olarak o kulüp için 50 YTL bütçe ayırırsa hareketli sıcak sermayenin haftalık değeri 500-750 milyon YTL dir. Bu anılan rakam sadece potansiyeldir ve bu potansiyel yatırım yapmaya değer ciddi bir potansiyeldir. Peki nasıl harekete geçirilebilir bu büyük potansiyel? Önce başarı beklentisinde olan kitlelerin desteği alınarak direksiyona geçilir. Sonra bu kitleye ceplerinde ki 50 YTL leri harcayabilecekleri seçenekler tasarlanıp sunulur. Bu iş yapılırken sermaye grupları müthiş bir işbirliği sergilerler. Örneğin; Formalar için lisans hakkı kulüp adına sabitlenir. Sonra büyük bir markaya imalat hakkı satılır. Markalı olarak imal edilen bu ciciler taraftara satılmaya başlanır. Satışı artırmak için büyük isimlerin peşine düşülüp o formayı sırtına geçirmesi sağlanır. Bu nedenle oyunun ruhuna aykırı olarak belirlenmiş mevkii numaraları oyuncuların plaka numaraları haline getirilir. Artan satışlarla birlikte formaların muhtelif yerlerine yüksek bedellerle reklam alınma şansı yaratılır. Artan gelirler daha büyük transferleri, o da daha çok forma satışını o da daha çok reklam gelirini birlikte getiren ucu açık bir spiral yaratır. Tabii aynı taraftara birden fazla forma satabilmenin yolu da her yıl yeni modeller yaratarak, bunları süslü defilelerle tanıtımını yaparak pazarlamak olarak bulunmuş ve bu eğilim zaman zaman kulüp renklerine müdahale edilebilmesine kadar varmıştır. Tasarım işte bu. Bu örneği atkı,bere,saat,şampuan,parfüm,deodorant,polar,pija ma,T-shirt,ıvır,zıvır olarak genişletin istediğiniz kadar. Diğer bir yöntem ise sahip olunan stadyumu büyüterek yerleri peşin satmaktır. Hem böylelikle sezon başının gazıyla tüm sezonun seyirci ortalamasını baştan garanti etmek ve muhtemel başarısızlık halinde ortaya çıkabilecek olan seyirci (müşteri) sayısında ki düşüş riskini en aza indirmek hedeflenmiştir. Tüm taraftarın stada gelemeyeceği gerçeği üzerine hariçte kalanların maçları izleyebilmeleri için yayın hakkı TV kartellerine pazarlanır ve parası peşinen garanti edilir. Bu parayı riski alan yayıncı kuruluş müşteriden toparlasın artık. Açıkta kalan kupa ya da hazırlık maçları ise yine başka TV şirketlerine ayrıca satılıp onun da paraları peşin tahsil edilir. Ne kaldı? Radyodan dinleyenler... Onları da sat artık bu saatten sonra.. Niye ayıp olsun? Kulüp kısmen sermaye şirketi haline getirilip borsada sözüm ona “Halka!!” satılır ve parası peşin olarak tahsil edilir. Kulübün sahip olduğu gayrimenkuller teminat gösterilerek bankalardan bol kredi toparlanır ve yukarıda dönen çarka taşıma su olarak eklenir. Hatta kat karşılığı inşaat şirketlerine pazarlanılıp tamamen kurtulunabilir bu hareketsiz değerlerden. İş, paraya dönsün bir an önce... Devamını öğrenebilmek için aslında bir yönetici yakalayıp onun ağzından dinlemek lazım çünkü benim hayal gücüm sınırlı kalıyor ve bunları tasarlayabilmek için hiçbir profesyonel yardım alma şansım da yok. Şimdi... Hiçbir taraftar gücü takımını bu çarkın içinden çekip çıkaramaz. Peki teslim mi olunacak. Eğer ki sahip olduğunuz geleneksel bir felsefeniz, bir duruşunuz mevcut değilse evet; Teslim olacaksınız ve cebinizde ki 50 şer YTL leri de akıtmayı sürdüreceksiniz. Ya da... Bu tezgah kapsamında başarı olarak pompalanan tüm sahtekarlıklardan vazgeçeceksiniz. Kulübüme yardım ediyorum ve kombinemi alıyorum, formamı korsandan almıyorum, lisanslı ürün kullanıyorum, yayıncı kuruluş decoderlerine saldırıyorum ki kulübüm bu kuruluşlar karşısında daha güçlü durabilsin gibi bir anlayışı da bu sahte başarıların kuyruğuna ekleyip kıçına şaplağı basacaksınız. Ekonomik desteğini yani sermaye karşısında ki endüstriyel değerini yitirmeye başlayan gemiyi en önce terkeden farelerin elinden direksiyonu alacaksınız ve endüstriyel sermayenin karşısına endüstriyel sermaye olarak dikileceksiniz. Ama felsefesini yitirmeden, geleneklerini yanında taşıyarak, mevcut duruşunuzu bozmadan. Ütopya?.... Belki. Başarı şansı?.... Belki hiç yok. Peki sonuç?... Endüstri canavarının sıradan bir markası olarak var olmak yerine, tarihe o canavarın karşısına dikilmiş son barikat olarak kaydedilmek. | |||
| | |
![]() |
| Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın |
LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://besiktasforum.net/forum/futbol/60900-yeni-stad-falan-istemiyorum/ | ||||
| Mesaj Yazan | For | Type | Tarih | |
| Untitled document | This thread | Refback | 07-05-2008 17:21 | |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ![]() |