![]() | |
| Ana Sayfa | Kayıt ol | Yardım | Ortak Alan | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | XML | RSS | |
| |
| | #1 | ||
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 23
Tecrübe Puanı: 19 ![]() |
3 Tutuklu Tecavüzcülerin Profili Reddeden anne teorisinin aksine, tecavüzcülerin ve daha az bir oranda diğer grup suçluların babalarıyla sorunları vardı. Tecavüz literatüründe kadının hâkim/başat olduğu ailelere yaklaşım ve annelerin suçlanması bu toplumda var olan erkek-merkezci önyargının cinsel şiddetin köklerinin ve sebeplerinin algılanmasını nasıl çarpıttığına bir örnektir. Tecavüzcülerin çoğunun cinsel şiddet taşıyan davranışlarını açıklamak için bahaneler aradıklarını unutmamak gerekir. Çocukluk yıllarında aile içinde yaşanan şiddetin ve cinsel istismarın, yetişkinlerin toplum karşıtı davranışlarını mazur gösteren ve toplumsal olarak kabul edilebilir bahaneler olması nedeniyle bu erkeklerin kendi çocukluklarında yaşadıkları kurbanlaştırma olaylarını azımsamak yerine abartmalarının kendi çıkarlarına olacağı düşünülebilir. Elimizdeki veriler erkeklerin ne “hasta” oldukları için tecavüz ettikleri yaygın tezini desteklemektedir ne de bir grup olarak tecavüzcülerin akli dengelerinin diğer grup suçlulardan daha bozuk olduğunu ortaya koymaktadır. Tecavüz etmekten tutuklanan erkeklerin birkaçı o kadar çok kez tecavüz etmişlerdi ki, tecavüzleri sırasındaki yaşadıklarının ayrıntısını birbirinden ayırmakta güçlük çekiyorlardı. Hangi tecavüz suçundan mahkûm olduklarından bağımsız olarak erkekler değişmez bir biçimde, en az şiddet taşıyan ve imajlarına en az zararı dokunabilecek tecavüz hakkında konuşmaktan yanaydılar. Bir toplumdaki bütün bireylerin toplumsallaşma süreci içinde bir dereceye kadar da olsa ortak değerlerden etkilendiklerini bilmek önemlidir. Bu nedenle tecavüz eden erkeklerin, daha aşırı eğilimleri olabilirse de, diğer erkeklerden çok farklı değerlere sahip oldukları düşünülmemelidir. Fark, inancın türünde değil, derecesindedir. Eğitimin tecavüzcüler üzerinde açıkça gözlemlenebilen olumlu etkisine karşın, diğer grup suçluların tutumu üzerinde hiçbir etkisi olmamıştı. Tecavüzcüler ve özellikle inkârcılar ne kadar fazla eğitim almışlarsa kadınlara karşı tutumlarının o kadar liberalleştiği görüldü. Buna karşılık eğitimin, iş hayatı ve ev içi boyutunda daha liberal eğilimlere yol açmasına karşılık saygınlık boyutunu etkilemediği ortaya çıktı. Veriler bize “yüceltme” ya da “saygınlık” değerlerinin eğitimle bile değiştirilemeyecek biçimde kemikleşmiş değerler olduğunu göstermektedir. Erkeklere kadınlardan daha fazla ayrıcalık tanıyan ve kadınların erkeklerden daha iffetli davranmaları gerektiği gibi bir çifte standardı teşvik eden değerler cinsel şiddetin anlaşılması için önemli olabilir. Kadınların iffetli olmasını talep eden erkekler belki de, kadınları kendileriyle aynı seçim haklarına sahip tam insanlar olarak kabul edemedikleri için kadınlara düşmandırlar. Bu tür tutumlar erkeklerin kurbanlarının “kurbanlığı hak etmiş” olduklarına ve “ettiklerini bulduklarına” inanmalarına izin verir. Gerçekten, kadınlara böylesi bir bakışı destekleyen kültürümüz tecavüzcülerin özür ve gerekçelerine yansımaktadır. Brannon’a göre erkeklik dört temayı içerir: (1) “Hanım evladı” olmamak – dişil olan şeylerin hepsinden sakınılması (2) “Temel dişli” olmak – başarı ve statünün elde edilmesi, ailenin geçimini sağlamak (3) “Kaya gibi sağlam” olmak – güçlülük, güven ve bağımsızlık (4) “Göster gününü” tavrı – saldırı, şiddet ve cesaret Hapishanede geçen zamanı değilse de eğitimin diğer grup suçlular için olmasa da tecavüzcüler için düşmanlığı azaltan bir etkisinin olduğu görüldü. Sezgilerimizle çelişen bu bulguların olası bir yorumu tecavüzcülerin içinde bulundukları durumda aranabilir. Kadından mahrum bir ortamda yaşama deneyimi, erkeklerin kadınlara atfettikleri değerleri değiştirebilir ve düşmanlık duygularını etkileyebilir. Kadınlara karşı geleneksel ya da düşmanca tutumu olan erkeklerin kadınlarla ilişkilerinde kişisel şiddete de daha fazla yer vermeleri bekleniyordu. İnceleme bunun bütün erkekler için doğru olduğunu ortaya çıkardı, fakat yine de tecavüzcüler için bu ilişki daha güçlüydü. Cinsel şiddet karmaşıktır ve tek bir basit sebebe indirgenemez. Tutumlar ve tecavüz arasındaki ilişkiyi anlamanın en iyi yolu, erkeklerle tecavüzlerinin hemen ardından görüşmek gibi imkânsız bir stratejiyi kullanmaktan geçer. [FONT='Times New Roman','serif']Elimizdeki veriler tecavüz eden erkekleri diğer erkeklerden ayıran tek tip tutumlardan söz etmeye izin vermezken, bu profile uyan erkeklerin gerek kendileri için önemli, gerekse tanımadıkları kadınlara yönelik cinsel şiddetin iyi birer adayı olduklarını göstermektedir.[/font]
__________________ Lütfen forum kurallarını okuyunuz.. | ||
| | |
| | #2 | ||
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 23
Tecrübe Puanı: 19 ![]() |
4 Tecavüz Diye Bir Şey Yoktur: Cinsel Şiddetin Haklı Kılınması Tecavüz etmeyi öğrenirken, uygun sözcüklerden fazlası gereklidir. Cinsel şiddete başvuran erkeklerin kendilerine ve kurbanlarına nasıl baktıkları konusunu irdelerken rol-alma kavramından yararlanılabilir. Rol-alma cinsel şiddeti anlamak için önemlidir. Başka birisi için üzülmek, “algıya göre rol-alma”nın sonucudur. İnsanların çoğunluğu için rol-alma duyguları güçlü normatif davranış dürtüleridir, çünkü toplumsal denetimin önemli bir parçası olan kendi kendini denetlemeyi teşvik eder (Shott, 1979). Araştırmalar, herkesin üzerinde anlaştığı biçimiyle “popüler” tecavüzün, saldırganın yabancı olduğu ve silah taşıdığı saldırı olayları olduğunu ve özellikle kurbanın yaralandığı durumlarda çoğu insanın bunu tecavüz olarak tanımlamakta tereddüt etmediğini ortaya çıkardı. Öte yandan, kurbanın geleneksel toplumsal cinsiyet rol davranışı standartlarına uymadığı, örneğin içki içtiği, otostop yaptığı ya da barda karşılaştığı bir adamın arabasına binmeyi kabul ettiği durumlarda, bazı kişiler, özellikle erkekler, bu gibi durumlardan sonra meydana gelen cinsel şiddeti tecavüz olarak görmemektedirler. Suçu kabul edenlerle inkârcıların, suçlarıyla ilgili olarak kendi anlattıkları resmi kayıtlarla karşılaştırıldığında bazı sistematik farklılıklar görüldü. Suçu kabul edenler genellikle suçlarıyla ilgili olguları değiştirmezken, suçu işlerken kullandıkları kaba güç ve şiddetin miktarını gerçekte olduğundan daha az gösterdiler. Buna karşılık inkârcıların bazıları, suçlarını en azından daha tartışmalı gösterme kaygısıyla olayları yeniden kurgulama ve değiştirme yoluna gittiler. İnkârcıların davranışlarını haklı kılmak için, tecavüz yanlısı kültürümüzde var olan kadın kalıp yargılarından yararlandıkları gibi, kurbanlarını hem tecavüze katılmış olarak gösteriyor hem de tecavüzden onları sorumlu tutuyorlardı. Kurbanları karalama eğilimi inkârcılar arasında daha yaygın olmakla birlikte, suçu kabul eden erkekler arasında da birkaç suçlu, kurbanlarının kurban olmayı “hak ettiklerini” kanıtlamaya çalıştılar. İnkârcıların anlattıklarında altı tema işledikleri görüldü; bunlar o şekilde kurgulanmıştı ki, erkeğin davranışı doğru olmasa bile, hiç değilse anlatılan koşullar altında haklı ya da uygun görülebilecekti. Bu altı tema şunlardır: (1) Kadınlar baştan çıkarıcıdır. (2) Kadınlar hayır derken aslında evet demek isterler. (3) Kadınlar sonunda gevşer ve bu işten zevk alırlar. (4) İyi kızlara tecavüz edilmez. (5) Tecavüz önemsiz bir suçtur. (6) Maço (kabadayı) erkek. Kültürümüzdeki genel-geçer kalıp yargılara ek olarak, psikiyatri ve kriminoloji, özellikle bunun kurban-bilim altdalı, geleneksel olarak tecavüzü haklı kılan gerekçeler üretmişler ve bunu genellikle, tecavüze uğramış kadını kendi baştan çıkarıcılığının kurbanı olarak göstererek yapmışlardır. Bu ideolojik pencereden bakıldığında, cinsel saldırganlık sanki iki tarafın üzerinde anlaştıkları bir cinsel ilişki biçimiymiş gibi görünmektedir. İnkârcıların %31’i kurban hakkında daha abartılı bir görüş dile getirmektedir. Buna göre, kadın yalnız istekli olmakla kalmaz; hiçbir şeyden haberi olmayan erkeği cinsel eyleme geçmeye, baştan çıkarıcı tavırlarıyla o iter, dolayısıyla asıl saldırgan odur. Yaptıklarının tecavüz olduğunu düşünmediklerini iddia eden erkekler, tecavüz olayı sırasında cinsel saldırıyı erkeğin bir ayrıcalığı olarak görmekteydiler. Başka bir deyişle, çoğu silahlı olduğu ve hatta bu silahı kullandıkları halde yaptıklarını ağır bir suç olarak görmüyorlardı. Silah tehdidine rağmen, kadının karşı koymayışını onaylama olarak yorumluyorlardı. Onların bakış açısından, kurban bu işten önemli bir yara almadan kurtulduğuna göre, ortada tecavüz denebilecek bir olay yoktu. Başka konudaki inançları ne olursa olsun, cinsel şiddet kullanan erkekler, tecavüz eylemi bir kez başladıktan sonra, kurbanların gevşedikleri ve zevk aldıkları yollu kültürel kalıp yargıya inanıyor görünmektedirler. Birçok araştırma, tecavüz kurbanlarının bu olaydan zevk almak bir yana, aksi yönde psikolojik sorunlar yaşadıklarını, bazı uç durumlarda, yaşadıkları yeri veya işi değiştirmek ya da okulu bırakmak zorunda kaldıklarını gösterdi. Dahası, tecavüzün yarattığı tahribat o kadar güçlüdür ki, tecavüze uğrayan kadınların çoğunluğunu cinsel yaşamları sekteye uğramakta, en azından tecavüzü hemen izleyen dönemde, bazen de daha uzun bir süre, tecavüze uğramış kadın normal bir cinsel ilişkiye girmek istememekte ya da bu ilişkiden zevk almamaktadır. Böyle olması da normaldir, çünkü kurbanın bakış açısından tecavüz, yaşamı alt-üst eden ve kadının yaşamının geri kalanında hiçbir zaman silinmeyebilecek bir duygusal iz bırakan bir deneyimdir. Kendileri tecavüz kurbanı olmamış kadınlar da, kadın oldukları, tecavüz edilebilir konumda oldukları için bunu çok iyi bilirler. Bu korku ve tecavüz tehdidi, birçok kadının yaşam biçimini, erkeklerin hiç düşünmedikleri ölçüde değiştirmelerine yol açmaktadır. Hayır, kadınların cinsel şiddetten zevk aldıkları doğru değildir. Erkekler kendi yaptıklarını, kadınların tecavüzü hak eden “meşru” kurbanlar olduklarını kanıtlayarak haklı kılmaya ya da hafifletmeye çalışıyorlardı. Erkeklerin gözünde kadının saygınlıktan yoksun olması, erkeğe, kadından esirgenen kimi haklar tanımaktaydı. Eylemlerini sıradanlaştırmanın yanı sıra bazı inkârcılar kendilerini tecavüz etmeye “ihtiyacı olmayan” bir adam olarak göstermeye çalıştılar. Örneğin, karıları ya da kız arkadaşları olduğunu söyleyerek bir kadına tecavüz etmek için hiçbir sebepleri bulunmadığını kanıtlamak istediler. [FONT='Times New Roman','serif']Güç, rol-alma ile ters orantılıdır. Güçlü kişilerin, güçsüzlere kıyasla kendilerini başkalarının yerine koymak yani onların rolünü almak için daha az nedeni vardır. Daha az güçlü bir kişi için ise ötekinin tutumlarını anlamak ve davranışlarını öngörmek çok daha önemlidir (Thomas vd., 1972).[/font]
__________________ Lütfen forum kurallarını okuyunuz.. | ||
| | |
| | #3 | ||
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 23
Tecrübe Puanı: 19 ![]() |
5 Hiç Kimse Tecavüzcü Değildir: Cinsel Şiddeti Mazur Göstermek Davranışlarını örtbas etme tekniği olarak alkolün yararı bugüne dek daha çok bir özür olarak sağladığı avantajlar çerçevesinde tartışıldı. Alkol ve uyuşturucunun kişilerin davranışlarını haklı çıkarmak için de kullanılabilecekleri gerçeği uzun zamandır göz ardı edilmişti. Tecavüzü kabul edenlerin alkol ve uyuşturucu kullanmalarının davranışlarını etkilediğini ve sebep olmasa da eylemlerine katkıda bulunduğunu söyleyerek davranışlarını bu şekilde bağışlatmaya çalışmaları kendi çıkarlarına uygundur. Cinayetle sonuçlanan bir grup-tecavüze katılan ve kadını ortağının öldürdüğü konusunda ısrar eden bir adam şunları söyledi: Keşke “üzgününüm, üzgünüm” diyebilmenin ötesinde yapabileceğim bir şey olsaydı. Günde 24 saat bu duyguyla yaşıyorum ve bazen gece yarısı ağlayarak uyanıyorum. Beş kurbanını silah zoruyla kaçırıp tecavüz eden, sonra da bıçaklayarak öldüren bir genç erkek imajını şu sözlerle düzeltmeye çalıştı: Fiziksel olarak cinsel ilişkiden [tecavüz] hoşlandılar. Bir kere bu işe bulaştıktan sonra karşı koymaları çok zordu. Onları öldürene kadar daima yumuşak ve naziktim. Ve öldürme hep birden oluyordu, öyle ki, hiçbiri ölümün gelmekte olduğunu fark etmedi. Kendini kurbanlarının yerine koyma yetenekleri olmayan inkârcıların tersine kabul edenler tecavüzlerini başarmak ve zevk almak için kendilerini kurbanın yerine koyma yeteneklerini kullanmışlardı. Demek ki, kabul edenlerin görüşmeler sırasında oynadıkları “iyi adam” rolü tecavüz ettikleri sırada oynadıkları rol değildi. Cinsel şiddet taşıyan erkeklerin büyük bir çoğunluğu tecavüz sırasında davranışlarından dolayı suçluluk ya da utanç duymamışlardı. Bu erkekler için cinsel şiddeti yöneten duygu kuralları duygusal tarafsızlık gerektiriyordu.
__________________ Lütfen forum kurallarını okuyunuz.. | ||
| | |
| | #4 | ||
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 23
Tecrübe Puanı: 19 ![]() |
6 Tecavüz: Düşük Riskli, Yüksek Ödüllü Bir Suç Tecavüzcünün bakış açısından kurban, asıl cezalandırılmak istenen kadın yerine ikame edilmiş olduğundan, kadınlara atfedilen “ortak sorumluluk”, intikam amaçlı tecavüz suçlarının önde gelen bir özelliğidir. Griffin’in (1971) belirttiği gibi, kadınlar mal gibi görülüyorsa, “Başka adama ait bir kadına tecavüz etmekle bir erkek hem kendi erkekliğini ispatlamış hem de öbür adamı küçültmüş olur.” Irkçılık ile cinsiyetçiliğin hem tarihte, hem de günümüzde birlikte etkili olmaları nedeniyle, en acımasız şekilde kurbanlaştırılan kadınlar, siyah kadınlardır. Pornografi, özellikle kadınları kendilerine yönelik şiddetten haz alır durumda göstererek tecavüzü sıradanlaştırmakta ve erkekleri fantezilerine uygun şekilde davranmaya teşvik etmektedir. [FONT='Times New Roman','serif'] Tecavüz efsanelerine ne kadar çok inanılıyorsa, cinsel yönden saldırgan davranışın bastırılması da o kadar zorlaşacaktır.[/font]
__________________ Lütfen forum kurallarını okuyunuz.. | ||
| | |
| | #5 | ||
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 23
Tecrübe Puanı: 19 ![]() |
7 Tecavüz Erkeklerin Sorunu Değil midir? Cinsel şiddetten ne kazandıklarını anlattıklarında tecavüzün birkaç “hasta” adam tarafından yapılan kuraldışı bir hareketten daha fazla bir şey olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Başka hareketlerin sebeplerinin mantık yoluyla saptanması gibi, aynı şekilde, tecavüzün sebepleri de saptanabilir. Tutuklu tecavüzcüler bazı erkeklerin bu kültürde cinsel şiddetin ödüllendirici yanını öğrendikleri için tecavüz ettiklerini söylemektedirler. Bu erkekler tecavüzü geçekte ödüllendirici, düşük riskli bir eylem olarak algılamaktadırlar. Erkekleri tecavüz etmeye iten şeyin ne olduğunu sormak yeterli değildir. Aynı zamanda cinsel şiddet barındıran kültürlerde tecavüzün nasıl mümkün kılındığını da sormamız gerekiyor. Tecavüzü kabul veya inkâr eden erkeklerin gerçekliği kurgulama biçimleri cinsel şiddeti besleyen gerekçe ve özürleri ortaya koymaktadır. Kabul edenler tecavüzün kadınlar üzerinde duygusal etkisinin farkındadırlar; kurbanlarının kendilerini güçsüz, aşağılanmış ve alçaltılmış hissettikleri inancıyla tatmin olurlar, zaten kadınların kendilerini öyle hissetmelerini isterler. Yani kabul edenler tecavüz ettiklerinde ne yaptıklarını bilen, cinsel şiddetten aldıkları tatmini artırmak için kendi algılama yeteneklerini kullanan ve sonra da suçu ortadan kaldırmak için özürler bulan erkeklerdir. Cinsel şiddet taşıyan bir başka tür erkek olan inkârcılar ise tersine, değerler sisteminde onları tecavüz etmemeye zorlayan hiçbir sebep olmadığı için tecavüz ederler. Bu erkekler davranışlarında bütünüyle haklı olamasalar bile, durumun öyle gerektirdiğine dair gerekçeler ileri sürerler. İnkârları kültürümüzdeki genel tecavüz kalıp yargılarından türetilir ve her ikisi de sonunda kurbanın varlığını inkâr eden iki farklı biçim alır. İnkârcılar ya kurbanlarının duygularının farkında değildirler ya da kültürel kalıp yargılara uygun olarak tecavüz bir kere başladıktan sonra kurbanın gevşeyip bundan zevk alacağını varsayarlar. İnkârcılar kendilerinin farkında olmayan erkek türünün temsilcileridir ve algılama yeteneğinden o kadar yoksundurlar ki, kadınlara yönelttikleri cinsel şiddetin anlamını kavrayamamaktadırlar. Erkekler tecavüz edebilirle, çünkü kurbanların, tecavüzcülerin onları yerine getirmeleri için zorladıkları rol dışında gerçek ya da sembolik bir anlamları ya da değerleri yoktur. Bu tür erkeklerin cinsel şiddet yoluyla elde ettikleri tatmin, kültürümüzde erkeklerin kadınları nesneleştirmelerine fırsat veren bir aşırılığı ortaya koymaktadır. Kadınlar hakları ve duyguları olan insanlar değil, birer şaka, hedef, cinsel meta, kullanılması ve ele geçirilmesi gereken mallardır. Eylemleri duygusuz, anlamsız bir nesneye yöneltildiği için, duygular erkeklerin cinsel şiddet taşıyan davranışlarını kısıtlamaz. Kadınları değersizleştiren ve onları faydalanabilir nesnelere ya da mülkiyete indirgeyen hiyerarşik toplumsal cinsiyet ilişkileri ve bunlara karşılık gelen değerler, duygu kurallarını etkisiz kılarak, erkekleri tecavüz için güçlendiren faktörlerdir. Eğer feminist teorinin ileri sürdüğü gibi, cinsel şiddet ve onun bütün görünümleri ataerkil toplumsal yapının kaçınılmaz bir sonucu ise kendi başına hapishanenin kadınlara yöneltilmiş cinsel şiddeti ortadan kaldırmak için bir çözüm olmadığı açıktır. Cinsel şiddet taşıyan erkeklerin tümünü kaç hapishane alacaktır? Ancak toplumda mikro ve makro düzeylerde yaşanacak derin bir toplumsal değişme, kültürümüz içindeki tecavüzü destekleyen unsurları ortadan kaldırabilir. İlk iş olarak tecavüzü önemsizleştiren, yansızlaştıran ve cinsel şiddetin kabul edilip ödüllendirildiği bir kültür ortamında yaşamamıza sebep olan özür ve gerekçeleri kabul etmeyi reddetmeliyiz. Kadınların tam insanlar olarak haklarını sınırlayan ve bu haklara uygun olarak hareket etmelerini ve erkeklerle eşit olmalarını önleyen engeller ortadan kaldırılmalıdır. Aile içindeki şiddetin köklerinin kadınların yapısal bağımlılıklarında yattığını kabul etmeli ve dolayısıyla bu şiddetin daha büyük toplumsal sorunun sebebi değil, bir belirtisi olduğu görmeliyiz. Bunun gereği olarak, fail kim olursa olsun kadınlara yönelik suçlarda, erkekler ve tanımadık kişiler söz konusu olduğunda uygulanan cezalarla aynı ağırlıkta cezalar verilmelidir. Bu kabul edildiğinde, kadınlar bugüne kadar gözden kaçan bütün suçları duyururken kendilerini daha güvencede hissedeceklerdir. Shields’e göre bütün erkekler potansiyel tecavüzcüdürler, çünkü “insanlığın tarihsel evrimi sırasında ihtiyari bir tepki olarak gelişen tecavüzü de içeren çiftleşme stratejisine sahip olan erkekler doğal seleksiyon ile diğer erkeklerden üstün duruma geçerler.” Sonuç olarak erkekler cinsel şiddetten sorumlu olmalı ve kadınların taciz edilmelerini destekleyen erkek kültürünün yapısını değiştirmek için birlikte çalışmalıdırlar. [FONT='Times New Roman','serif'] Bütün çabalara karşın bugün inanıyorum ki, erkekler cinsel şiddetin kendilerinin bir sorunu olduğunu kabul etmedikçe, kökten bir değişiklik olmayacaktır.[/font]
__________________ Lütfen forum kurallarını okuyunuz.. | ||
| | |
| | #6 | ||
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 23
Tecrübe Puanı: 19 ![]() |
Sonsöz: Tecavüz Karşısında Kendini Savunmak Tecavüz korkusu kadınların yaşam biçimini, suç korkusunun erkeklerin yaşamlarını kısıtladığından çok daha köklü biçimde kısıtlamaktadır. Cinsel şiddete yatkın erkeklerin gözünde kadınlar, biri diğerinin yerini alabilecek nesnelerden ibarettir ve işlerini görecek olanın, şu ya da bu kadın olması hiç fark etmez. Tecavüz suçunu işlediklerini kabul eden erkekler, tecavüzün kadınlar açısından ne anlama geldiğini iyi kavramış ve kurbanlarında uyandırdıkları korkunun hem farkında olan hem de bundan zevk alan adamlardır. Batı kültürü, öngörülebilirlik, düzen gibi kavramları önemseyen ve kaos, düzensizlik gibi kavramların tedirgin ettiği erkekler üretmiştir; çünkü bilim, iş dünyası ya da tecavüz söz konusu olduğunda kaos ve düzensizlik denetlenmesi daha zor bir durumla karşı karşıya olmak anlamına gelir. Hiç unutmayalım ki, erkekler için cinsel şiddetin önde gelen bir işlevi, kadınlara egemen olmak ve onları denetim altında tutmaktır. Tehdit içeren bir durumla karşılaşıldığında ne yapmak gerektiği, ne kadar risk alınabileceği, her kadının kendi bireysel kararına kalmıştır. Ve hiçbir kadın tecavüzden kurtulmayı başaramadığı için suçlanmamalı ya da sorumlu tutulmamalıdır. Gene de ben, bilginin güç olduğuna inanıyorum. Erkekleri ve suçu anlamanın, kadınlara, bundan yoksun oldukları durumlara göre büyük bir üstünlük sağlayacağını umuyorum.
__________________ Lütfen forum kurallarını okuyunuz.. | ||
| | |
| | #7 | ||
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 23
Tecrübe Puanı: 19 ![]() |
Arkadaşlar bu sadece kitap özeti. Bu özeti bi arkadaştan buldum. Yani özet benim cümlelerimden oluşmuyor. Sadece bu bilgiyi verme gereği duydum. Teşekkür ederim.
__________________ Lütfen forum kurallarını okuyunuz.. | ||
| | |
![]() |
| Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın |
LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://besiktasforum.net/forum/kitap-ozetleri/51638-tecavuz-cinsel-siddeti-anlamak-kitabinin-ozeti/ | ||||
| Mesaj Yazan | For | Type | Tarih | |
| Kitap zetleri [Arşiv] - Beikta Forum ( 1903 - 2008 ) Taraftarn Sesi !. | This thread | Refback | 26-02-2008 18:29 | |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ![]() |