![]() | |
| Ana Sayfa | Kayıt ol | Yardım | Ortak Alan | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | XML | RSS | |
| | #11 | ||
| Guest
Mesajlar: n/a
| Aslında Timur'un ve Kili'nin pozitivizmin yorumu hakkındaki değerlendirmeleri çok yerindedir. Gerek Türk aydını, gerek Mustafa Kemal Atatürk, pozitivizmi, bilimin egemenliği biçiminde algılamışlar; böylece, onu, dine ve geleneğe karşı kullanmışlardır. Ayrıca, toplumsal içerik bakımından da, çatışmacılığın yerine --uyum-- düşüncesinin egemen kılınmasında işlev sahibi yapmışlardır. Atatürk'ün --Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit (yol gösterici, aydınlatıcı) ilimdir, fendir.-- sözü hem Türk Devrimi'nin ruhunu, hem de ne denli pozitivizme dayalı olduğunu yansıtmaktadır (Ayraç içindeki açıklamalar benim E.K.). Atatürk Devrimleri'nin tohumlarının İttihat ve Terakki dönemindeki --Batılılaşma-- akımına dayalı çözümlerde yattığı anımsanırsa, pozitivizmin Türk toplumu içindeki sürekliliği daha iyi anlaşılabilir. Bilindiği gibi, İttihat ve Terakki ismi bile özellikle o dönemin liderlerinden Ahmet Rıza'nın kişiliğinde simgeleşen bir pozitivizme bağlılığı belirtir. İntizam ve Terakki anlayışı giderek İttihat ve Terakki olmuş ve Atatürk'ün içinde yetiştiği ortamı büyük ölçüde etkilemiştir (Akşit, 1980:80) . Yazı devriminden laikliğe; laiklikten milliyetçiliğe kadar hemen hemen bütün Atatürk devrimlerinin temelleri İttihat ve Terakki dönemine kadar gider (Lewis, 1968:238). | ||
|
| Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ![]() |