![]() | |
| Ana Sayfa | Kayıt ol | Yardım | Ortak Alan | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | XML | RSS | |
| | #11 | ||
| Guest
Mesajlar: n/a
| --Vatan ve Hürriyet-- serüveni, örgütün öneminden ve tarih içinde oynadığı rolden çok, Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimciliğine ve örgütçülüğüne ışık tutması bakımından ilginçtir. Yoksa bu örgüt, örneğin Hüsrev Sami Kızıldoğan'ın öne sürdüğü gibi, Ahmet Rıza'nın Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti'ne gerçek bir rakip olmamıştır (Mustafa Kemal'in --Vatan ve Hürriyet--i Selanik'te birlikte genişlettiği ve tabancası üzerine yemin edilen, Hüsrev Sami Kızıldoğan. Belleten'de çıkan ve Afetinan'ın aynı konulu bir yazısına ek olarak yolladığı anılarda. 1907 yılında, Talat'ın (Paşa) kendilerini Paris'e Ahmet Rıza ile ilişki kurmak için yolladığını anlatıyor ve Talat için --örgüt arkadaşlarından-- diyerek, sanki bu temasın --Vatan ve Hürriyet-- adına yapılmasını istediği izlenimini veriyor. Oysa, o sırada sözü edilen örgüt İsmail Canpolat, Midhat Şükrü, Talat, Ömer Naci gibi kişiler tarafından 1906'da Selanik'te kurulmuş olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti olmalı. Nitekim bu Cemiyet, sonra, Ahmet Rıza'nın cemiyeti ile de birleşerek, İttihat ve Terakki adını alıyor.). Aslında, Osmanlı İmparatorluğu içinde devrimci örgütler ve özgürlükçü savaşım, Mustafa Kemal'den çok önce başlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk, hiç kuşkusuz, bu oluşumların varlığını bilmektedir. Fakat, lider kişiliği ve o güne dek sonuç alınmamış olması, onun da kendi örgütünü kurmasına yol açar. Bu girişimde, Harbiye'de ve Erkanıharbiye'de aldığı eğitimin ve bu okulların geleneklerinin etkilerini de kolaylıkla görebiliriz. | ||
|
| Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ![]() |