![]() |
İlk Türk İslam Devletlerinde Kültür ve medeniyet İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET 1-DEVLET YÖNETİMİ a. Hükümranlık (Hakimiyet anlayışı): Türkler, teşkilatçılıkları ve savaşçılıkları sayesinde gittikleri bölgelerin halkını kısa bir sürede hakimiyetleri altına aldılar. Türkler İslâmiyet'i kabul ettikten sonra hakimiyet anlayışında bazı değişiklikler oldu. Ancak özde bir değişiklik olmadı, İslâm devlet anlayışındaki hükümdarlığın halife tarafından tasdikedilmesi kuralı Gazneliler ve Selçuklularda işletildi Ancak bu devletlerin hükümdarları hiçbir zaman hakimiyetlerini Abbasi halifeleriyle paylaşmadılar. Aksine Selçuklular ve Memlükler halifeyi dini lider kabul etmişler, halifeyi koruyarak İslam dünyasının siyasal liderliğini üstlenmişlerdir. Türkler yönetimi altındaki milletlere eşit ve adaletli davrandılar. Bu anlayış islâmiyet'le daha da güçlendi. Buna paralel olarak Türkler, hakimiyeti altındaki milletleri, devletin çeşitli memurluklarına getirdiler. b.Hükümdar : Türk hakimiyet anlayışına göre Tanrı yeryüzünü yönetme yetkisini (Kut) Türk hükümdarına vermişti. Bu anlayjşa göre devlet, hanedanın ortak malı sayılıyordu. Bu durum hane dan üyeleri arasında sık sık taht kavgalarına neden oluyordu.Bu durum Türk devletlerinin çabuk parçalanmasına ve yıkılmasına neden oldu. Ancak güçlü hükümdarların mücadeleleri kazanması bu sistemin faydalı tarafıdır. Memlüklerde ise hükümdarlık babadan oğula geçmiyordu. En güçlü komutan devlet yönetimini ele geçiriyordu. Hükümdar, devletin idaresinde, doğrudan sorumluydu. Halkı rahat ettirmek ve fetihler yaparak devletin gücünü arttırmak hükümdarın başlıca görevlerindendi. Türk - İslâm hükümdarlarının hakimiyet sembolleri vardı. Bunlar hutbe, sikke (para), tuğra. arma, unvan ve çetr(güneşlik) gibi sembollerdi. |
2-DEVLET TEŞKİLATI a. Merkez Yönetimi: Tolunoğulları ve İhşitler devlet yönetiminde Abbasileri örnek aldılar. Abbasiler-deki vezirlik makamı Tolunoğulları'nda yoktu. Bunun yerine Naiplik makamı vardı, İhşitler ise, veziflik makamına çok önem verdiler. İdari işlerden vezir sorumluydu. "Karahanlılarda devletin başında Han veya Hakan unvanlı bir hükümdar bulunuyordu. Karahanlılarda Büyük Han devletin doğu kısmını, diğer han da Büyük Han'a bağlı olarak devletin batı kısmını yönetiyordu. Hatunlar da devlet yönetiminde söz sahibiydi. Gaznelilerin devlet yönetimi Karahanlılara benzemekle beraber onlar kadar düzenli değildi. Çünkü Gazneliler Devleti, Türkler, Gurlular, Afganlılar ve Hindular gibi çeşitli milletlerden oluşuyordu. Büyük Selçuklular, eski Türk geleneklerine bağlı kalmışlar, bunları geliştirerek yeni bir yönetim ger çekleştirmişlerdir. Bu yönetimin oluşmasında Abbasiler, Karahanlılar ve Gaznelilerin de etkisi olmuştur. Selçuklu hükümdarları Bağdat'ın alınmasından sonra "Sultan" unvanını baldılar (1055).İslâm dünyasının siyâsi liderliğini üstlendiler. Dinî liderlik ise, Abbasi halifelerine aitti. Harzemşahlar, devlet yönetiminde Büyük Selçukluları örnek aldılar. Eyyûbiler’de yönetimin en üst seviyesinde sultan bulunuyordu. Sultan, devletin başkanı, yönetim ve askeri bakımdan devletin en yetkili kişisiydi.Emirleri kanun derecesindeydi. Sultandan sonra en yetkili kişi vezirdi. Memlükler. devlet teşkilatı yönüyle Eyyûbileri örnek aldılar. 'İlk Türk - İslâm devletlerinde merkez teşkilatı bugünkü anlamda hükümetti. Hükümet başkanı hükümdardı. Ancak çoğu zaman hükümdar adına vezir işleri yürütüyordu. Merkez teşkilatı içinde dört tane önemli divan vardı. 1. İstifa Divanı: Devletin malî ışlerinden sorumluydu. Başkanına müstevfi deniliyordu. 2. Tuğra (inşa) Divanı : Devletin ve hükümdarın iç ve dış yazışmalarını yapıyordu. Karahanlılarda bu divanda bitigci ve tamgacı isimli memurlar bulunuyordu. 3. İşraf Divanı : Devletin mali ve idarî işlerinin yolunda gidip gitmediğini denetlerdi.Başkanlarına Müşrif deniliyordu. 4. Divan-ı Arız : Ordunun her türlü ihtiyacı ve askerlerin maaşlarıyla ilgileniyordu. Bu divanın ordu komutanlığıyla ilgisi yoktu. Gaznelilerde, Divan-ı Vekâlet denilen hükümdar ailesinin malî işlerine bakan bir divan vardı. Bu divan diğer devletlerde yoktu. Bu divanların haricinde başka divanlar da vardı. Divan-ı Berid posta ve haber, Emir-i Dâd adalet işlerine bakıyordu. Ayrıca Ulu Hacip, Kapucubaşı, Silahdar ve Alemdar gibi idarî ve askerî görevliler de vardı. Türklerdeki Kut anlayışı Moğollara da geçmiştir. Diğer yandan Hunlardan Osmanlılara kadar devam eden kut anlayışının bir sonucu olarak hanedan üyeleri çeşitli bölge ve eyaletlere yönetici olarak gönderilmiştir. Karahanlılar da bu sistemi kullandılar. b. Memleket Yönetimi : Türk - İslâm devletlerinde ülke çeşitli bölge ve eyaletlere bölünmüştü. Bu yönetim birimlerinin başında hanedan mensubu melikler, şehzadeler veya askeri valiler bulunuyordu.Bu bölgelerin de kendilerine özgü teşkilatı bulunuyordu. Ancak idareciler merkezi tanıyordu. |
Yönetici tayin edilen şehzadelerin yetiştirilmesi için yanlarında Atabey bulunuyordu. Bu melikler iç işlerinde serbest, dış işlerinde merkeze bağlıydı. Büyük Selçuklularda merkeziyetçilik diğerlerine nazaran daha fazla gelişmişti. Kazalara Şahne (şıhne) denilen komutanlar ve valiler atanırdı. Amid denilen görevliler vilâyetlerin vergisini topluyordu. Vilâyetlerde güçlü bir posta teşkilatı kurulmuştur. Karahanlılar dışındaki Türk-İslâm devletlerinin hükümet teşkilatında İranlılar yoğun bir şekilde görev almıştır. 3- Ordu Teşkilâtı Türk - İslâm devletlerinde ordu devletin temelini oluşturuyordu. Türk orduları disiplini, teşkilatı ve silah larıyla diğer milletlere örnek olmuştur. Tolunoğulları'nda devletin temeli güçlü bir orduya dayanıyordu. Askerleri Türkler ve Sudanlılardan oluşuyordu. Donanmaya da önem veren Tolunoğulları yüz parçalık bir donanma kurmuşlardır. Karahanlı Ordusu'nun temelini Karluk,Yağma ve Çiğil Türkleri oluşturuyordu. Karahanlı ordusu insan bakımından dört unsurdan oluşmaktaydı: 1- Saray Muhafızları: Hükümdara bağlı ücretli askerlerdir. 2- Hassa Ordusu : Hükümdar ve sarayı koruyorlardı. 3- Hanedan üyeleri ve öteki devlet adamlarının kuvvetleri. 4- Devlete bağlı Türk topluluklarının kuvvetleri. Gaznelilerin ordusu ise ; Gulamlar, düzenli birlikler, eyalet askerleri, ücretli askerler ve gönüllü bir-liklerden oluşuyordu. Gazneliler sürekli savaşa hazır ordular bulundurdular. Gulamların çoğunluğu Türktü. Ayrıca diğer milletlerden de asker aldılar. Selçuklu Ordusu ; devrinin en büyük ve en güçlü ordusu idi. Bu ordu şu bölümlerden oluşuyordu: 1. Merkez Ordusu a Gulaman-ı Saray : Genellikle savaşlarda alınan esirlerden oluşuyordu. Bu esirler sarayda eğitilerek yetiştiriliyordu. Maaşlı olan bu ordu doğrudan sultana bağlıydı. b. Hassa Askerleri : Çeşitli Türk boylarından toplanan atlı askerlerdir. Sultana bağlı olan bu kuv-vetlerin ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyordu. 2. Meliklerin askeri idarecilerin ve diğer idarecilerin ermindeki kuvvetler 3. Bağlı devletlerin ve beyliklerin askerleri 4. Türkmenler:Konargöçer olarak yasayan Türkmenler sınır bölgelerine yerleştirilerek hem sınırları ko-rumuşlar hem de savaşlara katılmışlardır. |
5. Sipahiler : İktalarda yetiştirilen atlı askerlerdir. Bu askeridüzen Nizamü'l Mülk tarafından yapıl-mıştır. Eyyûbilerin ordusu kara ve deniz kuvvetlerinden oluşuyordu. Eyyûbilerin ordularının temeli Kıpçak ve Kafkaslardan getirilerek eğitilen Türklerden oluşuyordu. Memlüklerde de bu sistem devam etti. Tama-men Türklerden oluşan Memlûk ordusunda başarılı olan komutanlar hükümdarlığa kadar yükselebiliyor-du. “Bütün emirlere hükümdar olma hakkının tanınması” sık sık hükümdar değişikliğine ve istikrarın bozulmasına neden oluyordu. Harzemşahlar’da ordu, hassa askerleri ve tımarlı sipahilerden oluşuyordu. 4. ADALET TEŞKİLATI İslâmiyet'le beraber dinî kurallar Türklerin hukuk anlayışında etkili olurken, İslâmî esaslara ters düş-memek şartıyla Türk töresi de devam etti. Hukuk, şer'î ve örfî olarak ikiye ayrılıyordu. a. Şer'î Yargı Sistemi : Bu yargı sisteminde davalara kadılar bakıyordu. Başkadıya, Kâdi'l Kudat (kadılar kadısı) denirdi. Kadılar halk arasında din ile ilgili davalara, ölüm, miras, boşanma, hayır işleri, nafaka ve noterlik gibi işlere bakardı. Ayrıca vakıfları da idare ederlerdi. Başkadıyı sultan tayin ediyordu. b.Örfî Yargı Sistemi : Bu. mahkeme, düzenini bozan ve kanunlara uymayanların davarlarına bakar- di.Ayrıca örfî hukuk vergilere, askeri teşkilâta, ikta sahiplerinin hak ve görevleri ile ticaret hayatına ait konularıda içine alıyordu. Emir-î Dâd (Adalet Bakanı) : Bu görevli mahkemelerin başıydı. Ağır siyasi suçlar ise sultanın baş-kanlığındaki Divan-ı Mezalim mahkemesinde görüşülerek karara bağlanırdı. Ordu içindeki anlaş-mazlıklara Kadıy-ı Leşker (kazasker) bakıyordu. Türk hükümdarları haftanın belirli günlerinde Di-van-ı Mezalim'de halkın davalarını ve şikayetlerini dinleyerek karara bağlıyorlardı. |
5.DİN VE İNANIŞ İslâmiyet, Türklerin fetih siyasetini de etkilemiştir. Karahanlılar İslâmiyet'i yaymak için gayret göster-diler. Gaznelilerde devlet - halk birliğini sağlayan tek unsur İslâmiyet olduğu için Müslümanlık tarafı ağır basan bu Türk devletinin yaptığı savaşların gayesi Afganlıları ve Gurluları islâmiyet'e kazan-dırmaktı. Ayrıca Rafizi Karmatilerle mücadele ettiler. Hindistan'a seferler düzenleyerek İslâmiyet'in burada yayılmasına neden oldular. İslâmiyet'teki cihat düşüncesi Selçuklularla Bizans'ı karşı karşıya getirmiş ve bu anlayış Anadolu'nun fethinde önemli rol oynamıştır. Yine bu anlayışın sonucu olarak Türkler Haçlılarla mücadele ettiler. Türklerin İslâmî bilgilerin gelişmesine de önemli katkıları olmuştur. Türk hükümdarların himayesi sonuncunda islâm dünyasında bir çok fıkıh, hadis, kelam ve tefsir bilgini yetişmiştir. Haçlı Seferleri ve Moğol istilaları ilim ve fikir hayatında durgunluğa neden olduysa da XIII. yüzyılda birçok din adamı ve sûfi, Türkler arasından yetişti. Sünni akidenin de koruyuculuğunu üstlenen Türkler, azınlıklara karşı oldukça toleranslı davrandılar. Tasavvuf hareketinin sonucunda kurulan tarikatların Türk dünyasında büyük etkisi olmuştur, İslâm dünyasında toplayıcı vasıfları olan ve çok yaygın dört tarikat vardı. Bunlar Kadirilik, Kübrevilik, Ekberilik ve Yesevilik tarikatlarıydı. 6.SOSYAL VE İKTİSADİ (EKONOMİK) HAYAT a.Sosyal Hayat : İlk Türk - İslâm devletlerinde halk genellikle eski hayat tarzını ve sosyal etkinlik lerini devam ettirdi. Bu dönemde de Türklerde konargöçer hayat kısmen devam etti. Yerleşik hayata ge çerek köylerde yaşayanlar ise, ticaret ve el sanatlarıyla uğraştılar. Tolunoğulları döneminde altın çağını yaşayan Mısır'da halk tabakalarına eşit davranıldı. Karahanlı-larda halk tabakası zenginle,.orta halliler ve fakirler olarak üç zümreydi. Ayrıca meslek grupları da vardı. Gaznelilerde ise, toplum yönetenler ve yönetilenler diye ikiye ayrılıyordu. Selçuklu Devleti'nde siyasi ve askeri hakimiyeti elinde tutan Türkler, sosyal hayata da hakim oldular. Devlet memuriyetleri ise, İranlıların elinde olup babadan oğula geçiyordu. Şehirlerde büyük nüfuza sahip aileler vardı. Aydın zümreyi temsil eden din adamları ve tarikat şeyhleri halk üzerinde etkiliydi. Esnaf ve zanaatkarlar kendi meslek gruplarına ait loncalar kurdular |
b.İktisadî Hayat : Tolunoğulları zamanında Mısır, doğu-batı ticaretinin merkezi haline geldi, ihşitoğul- ları da bu ekonomik düzeni devam ettirmeye çalıştı. Eyyûbiler ve Memlükler döneminde Mısır'ın ticari önemi daha da arttı. Eyyûbiler döneminde Kıbrıs Latin Krallığı,Bizans ve bazı Avrupa devletleriyle ticaret anlaşmaları yapıldı. Memlükler döneminde Ümit Burnu'nun bulunması bu devletin gümrük gelirlerinin azalmasına ve ekonomisinin bozulmasına neden oldu. Karahanlılar tarım, hayvancılık, madencilik ve el sanatlarıyla uğraştılar. Ürünlerini diğer ülkelere satan Karahanlılarda kervan ticareti çok önemliydi. Ticaret yolları üzerinde ribat adıyla ilk kervansarayları kurarak ticaretin gelişmesine katkıda bulundular. Gazneliler ise, Hindistan'ın ele geçirilmesiyle alınan ganimetler ve toprakları üzerinden geçen ticaret yolları sayesinde zenginleşmiştir. Büyük Selçukluların hakim oldukları bölgelerde siyasi birliği ve güvenliği sağlamaları ekonomik durumlarının iyileşmesine ve ticaret faaliyetlerinin canlanmasına neden oldu. Selçuklularda ekonomi tarım, hayvancılık, sanayi ve madencilik ile ticarete dayanıyordu. Selçuklular dokumacılık ve dericilikte de ilerlediler. Ekonomik hayatta önemli etmenlerden biri de topraktı. |
Selçuklularda toprak dörde ayrılmıştır; 1.Has Toprakları: Geliri hükümdara bırakılan topraklardır. 2.İkta Toprakları : Gelirleri hizmet ve maaş karşılığı olarak komutanlara, askerlere ve devlet adamlarına verilen topraklardır. İktalar kişilere görev süreleri boyunca verilirdi. Görevin sona erme siyle iktalar bu kişilerden alınıyordu. Kendilerine verilen toprağın vergisini toplayan komutan para nın bir kısmıyla asker beslerdi. İkta sisteminin kökeni Hz. Ömer zamanına kadar dayanmaktadır. Asıl şeklini veren ise Büyük Selçuklu veziri Niza-mü'l Mülk'tür. ikta sisteminin uygulanmasıyla; •Devlet hazinesinden para harcamadan büyük ve güçlü bir ordu oluşturuluyordu. •Göçebe Türkmenlerin yerleşik unsurlara zarar vermeleri önleniyordu. •İkta sahipleri bulundukları yerlerde idare ve güvenliği sağlıyorlardı. •Devlet otoritesi en uzak yerlere kadar götürülüyordu. •Üretimin denetlenmesi ve artması sağlanıyor ve topraklar boş kalmıyordu. 3.Mülk Toprakları :Şahıslara ait topraklardır. Sahipleri bu toprakları istedikleri gibi kullanmakta serbestti. 4.Vakıf Toprakları: Devlet hazinesine ait toprakların veya mülk arazilerin gelirlerinin, ilim ve sosyal kurumların ihtiyaçlarını karşılamak üzere ayrılan bölümüdür. 7. DİL VE EDEBİYAT Dil : İlk Türk - İslâm devletlerinde saray ve orduda Türkçe, resmi yazışma dili olarak Arapça ve Farsça kullanılıyordu. Karahanlılarda resmi dil Türkçe idi. Resmî yazışmalarda Uygur yazısı kullanılıyordu. Gaznelilerde saray ve orduda Türkçe konuşuluyordu. Ancak resmi dil ise Arapçaydı. Selçuklularda bilim dili Arapça, resmi yazışma dili Farsça idi. Halk arasında günlük hayatta Türkçe kullanılıyordu. Harzemşahlarda Türk dili gelişmesini devam ettirdi. Memlükler Türkçeyi resmî dil kabul ettiler ve çok önem verdiler. |
1 İlk Türk - İslâm devletleri birçok ülkeye hakim oldular. Hakim olduğu topraklar üzerindeki halkı yönetme ihtiyacı Arapça ve Farsçanın önemini artırmıştır. Çünkü buralarda yerli halk Arapça ve Farsça konuşuyordu. Edebiyat : Türk hükümdarları bizzat edebiyat ile meşgul oldular, İran'da kurulan devletlerin hükümdarları Fars edebiyatının gelişmesine katkıda bulundular. Türklerin İslâmiyet'i kabulleriyle İslâmi Türk edebiyatı ortaya çıkmıştır. İslâmi Türk edebiyatının sözlü eserleri: Satuk Buğra Han Destanı ve Cengizname’dir. Yazılı edebiyatın örnekleri şunlardır; 2 Divan-ı Lügat-it Türk: Karahanlılarda Kaşgarlı Mahmut tarafından Türk dilinin güzelliğini belirtmek ve Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılmıştır. 3 Divan-ı Hikmet: Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır. Eserde dini ve ahlaki öğütler bulunmaktadır. 4 Atabetü'l Hakayık: Edip Ahmet tarafından yazılmış, dini ve ahlâki bir eserdir. 5 Kutadgu Bilig: Türkçe ilk siyasetnamedir. Yazan Yusuf Has Hacip'tir. Kaşgar'da Uygur alfabesiyle yazılmıştır. Gazneliler,şairlere sahip çıkmış ve saraylarına şairleri toplamaya çalışmışlardır. Şehname yazarı Fir-devsî bunların başında gelir. Tarih yazıcılığı bakımından Gazneliler devri parlak geçti. Büyük Selçuklular döneminde Nizamü'l Mülk Siyasetnâme adlı bir eser yazdı. Bu eserde devlet yönetimi hakkında bilgi verilmiş ve dönemin olayları anlatılmıştır. |
8.BİLİM VE SANAT Müslüman Türk devletleri bilim ve kültür alanında pek çok bilgin ve filozof yetiştirmişlerdir. Türk devletlerindeki bu gelişmelerde hüküdarların bilginleri koruması ve desteklemesi etkili olmuştur. Farabi, matematik, fizik, astronomi, mantık, psikoloji ve siyaset alanlarında 160 kadar eser, İbn-i Sina ise tıp, mantık fizik ve coğrafya alanında önemli eserler vermişlerdir. Ömer Hayyâm, Ebu'l Muzaffer İsfizârî gibi bilginler Melikşah döneminde bir takvim düzenlenmişlerdir. Bu takvime "Tarih-i Celali", Takvim-i Melikşahi" gibi isimler verilmiştir. Daha önceleri dağınık ve özel bir şekilde yapılan öğretim ilk defa Karahaniılar zamanında programa bağlanmış, dünya tarihinde ilk defa "burslu öğrencilik" sistemi bu dönemde uygulanmıştır. Medrese eğitiminde Karahanlıları Selçuklular takip etti. Bunlardan ilki Nizamiye Medresesi'dir. Burada dini bilgiler yanında, felsefe, filoloji, matematik gibi bilim-er okutulduğu için Nizamiye Medresesi dünyanın en eski üniversitesi sayılmaktadır. Müslüman Türk devletlerinde güzel sanatlar da büyük bir gelişme göstermiştir.Egemen oldukları coğrafyalarda yapılan binlerce eser günümüze kadar gelmiştir. Mimari ,minyatür, hat, süsleme, kabartma, ağaç işleri, dokumacılık, taş işçiliği ve kuyumculuk oldukça gelişmiştir. |
ORTAÇAĞDA AVRUPA Hz. İsa'dan sonra havarileri Hıristiyanlığı yaymaya başladılar. Başlangıçta Roma İmparatorluğu, Hıristiyanlığı engellemeye çalışmıştır. Ancak bir süre sonra 313 yılında Hıristiyanlık serbest bırakılmış ve 381'de ise Roma'nın resmî dini olarak kabul edilmiştir. Havarilerden Sen Piyer'in Papa denilen vekilleri Roma'da oturmaya başladılar. Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra ortaya çıkan derebeylik rejimi ile papaların önemi arttı. Ortaçağ boyunca Hıristiyan dünyası iki büyük mezhebin etkisindeydi. Katolikler Roma'daki Papa'yı, Ortodokslar İstanbul'daki Patriği din büyüğü olarak tanıyorlardı. Katolikler, papaların Allah'ın yeryüzündeki vekili olduklarına inanıyorlardı. Bu yüzden papaların elinde afaroz ve enterdi yetkileri vardı. Afaroz edilen kişi Hıristiyanlıktan çıkarılır ve toplumsal hayatın dışına itilirdi. Ortaçağ'da zaman zaman krallar bile bu cezaya çarptırılır ve halk o krala itaat etmezdi. Yine papanın yetkilerinden olan enterdi bir ülkede ilan edildiğinde o ülkede Hıristiyanlığa ait bütün faaliyetler dururdu. Papazlar nikah, vaftiz, ölü gömme ve dini törenleri yapmazlardı. Hiçbir kral bu duruma düşmek istemediği için papalar ciddi bir otorite kurmuşlardı. Hatta 800 yılından itibaren krallar taçlarını papanın elinden giyerlerdi. imtiyazlarını kaybetmek istemeyen Hıristiyan din adamlarının etkisiyle, skolastik düşünce sistemi doğdu. Bu düşünceye göre; din ile ilgili esaslar değişmez kabul edilip, deney yasaklanmıştır. Bu düşünce tarzına "dogmatizm" denir. Bu dönemde okuma - yazma tamamen bir ayrıcalık halini almıştır. Bu dönemde, papayla iyi geçinmek zorunda kalan kral ve senyörler, kiliseye toprak bağışlamışlar, böylece kilise oldukça zenginleşmiştir. Kilise Ortaçağ Avrupası'nın hayatına fiilen hakim olunca dünyevi olaylarla ilgili koyduğu kurallar Hıristiyan ülkelerin kanunlarına girmiştir. |
B. FEODALİTE Feodalite, Ortaçağ Avrupası'nda temelleri eşitsizlik üzerine kurulmuş siyasi bir rejimdir. Roma İm- paratorluğu yıkıldıktan sonra yerine kurulan krallıklar arasındaki anlaşmazlıklar, Avrupa'da feodali- te rejiminin doğmasına sebep olmuştur. Avrupa'da Kavimler göçünün karışıklıkları devam ederken halk ve büyük toprak sahipleri, kendilerini emniyette görmediklerinden hayatlarını devam ettirebilmek için güçlü kişilerin koruması altına girme ihtiyacı hissettiler. Halkın himayesine girdiği kişilere Süzeren, himaye edilenlere de Vassal denirdi. Böylece IX. yüzyılda senyörler ve vassalları arasında bir hiyerarşi gelişti. Senyörler, bağlılığı sebebiyle vassala kira karşılığı bir toprağın işleme hakkını vermeye başladılar. Böylece feodalite (derebeylik) rejimi ortaya çıktı. Feodal düzenin önemli özelliklerinden biri de senyörün içinde yaşadığı şato veya kalelerdi. Bu şato veya kaleler askeri birlik tarafından korunuyordu. Feodalite, bütün Ortaçağ boyunca devam etti. XV. yüzyılda: barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla sona erdi. Feodalitenin yıkılması Mutlak krallıkların güçlenmesini sağladı. Yeniçağ başında Almanya dışında feodalite yıkıldı. Almanya'da ise Yakınçağ'da ortadan kalktı. Feodalite devrinde Avrupa'da sosyal adalet kurulmamıştı. Bu nedenle halk çeşitli sınıflara ayrılmıştır. 1.Asiller Ortaçağ Avrupası'nın en imtiyazlı sınıfı asillerdi. Bunların en üstünde senyör denilen derebeyleri bulunurdu. Senyörlerin en büyüğü kraldı. Derebeylerden sonra sırasıyla dükler, kontlar, baronlar, vikontlar ve şövalyeler yer almıştır. Asiller her türlü hakka sahipti. |
2.Rahipler Asillerden sonra en imtiyazlı sınıftır. Papa'ya bağlı olarak çalışırlardı. Kilise topraklarında senyörler gibi yaşarlardı. Ortaçağ'da önemli miktarda toprak elde ederek zenginleşmişlerdir. Vergi ve askerlikten muaf tutulmuşlardır. Hem devlet hem de din işleriyle uğramışlardır. 3.Burjuvalar Kasaba ve şehirlerde oturup ticaret ve sanayi ile uğraşanlara burjuva denirdi. Senyörlere belli miktarda para vererek onların himayesinde yaşarlardı. Zamanla zenginleşen burjuvalar senyörlerden para ile bağımsızlıklarını satın alarak tam serbestlik gibi imtiyazlar elde etmişlerdir. 4.Köylüler Ortaçağ Avrupası'nda en kötü şartlar altında bulunan sınıftı. Köylüler iki kısma ayrılmıştı. Serf adı verilen köylülerin hiçbir hakları yoktu. Efendileri için tarlalarda çalışırlar ve kazançlarını onlara verirlerdi. Toprakla beraber alınıp satılırlardı. Araziden ayrılma imkanları kesinlikle yoktu. Serbest köylüler, ekip biçtikleri topraklardan kazandıklarının bir kısmını senyöre vergi olarak verirlerdi. İstedikleri zaman başka bir yere gidebilir, istedikleri gibi çalışırlardı. Malları da çocuklarına kalırdı. C.FİKİR ve SANAT 1.Fikir hayatı Ortaçağ'da Avrupa fikir hayatı bakımından Doğu'ya göre çok geri idi. Avrupa'da ancak din adamları okuma yazma bilirdi. Deney ve gözlemi reddeden skolastik felsefe, fikir hayatının canlanmasını engellemiştir. Ortaçağ'da Avrupa fikir hayatında İslâm medreselerinin etkisiyle biraz gelişme görülmüştür. Endülüs ve Sicilya'daki medreselerde pek çok Avrupalı öğrenci öğrenim görmüştür. Ayrıca Farabi, İbn-i Rüşt, İbn-i Sina gibi İslâm bilginlerinin eserleri Avrupa'da okutulmuştur. |
2.Sanat Ortaçağ'da Avrupa'da güzel sanatlar içinde mimari başta gelir. Kilise, manastır ve şatolar iki mimari üslûpla yapılmıştır. a.Roman Sanatı : V. yüzyıldan XII. yüzyıla kadar binalarda uygulanmıştır. b.Gotik Sanatı : XII. yüzyıldan XV. yüzyıla kadar uygulanmıştır. Haçlı Seferlerinden sonra görül müştür. D.HAÇLI SEFERLERİ Avrupalıların XI. yüzyılın sonları ile XIII. yüzyılın sonları arasında Müslümanların elinde bulunan ve Hıristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve dolaylarını geri almak için düzenledikleri seferlere Haçlı Seferleri denmiştir. Haçlı Seferlerinin dini. siyasi ve ekonomik nedenleri vardır. Dini Nedenler • Hıristiyanların kutsal yerleri, özellikle Kudüs'ü Müslümanlardan geri almak istemesi • Katolik Kilisesi'nin Ortodoks dünyasını egemenliğini altına almak istemesi • Fransa'da ortaya çıkan Kluni tarikatının Hıristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtması • Din adamlarının etkisi ile Hıristiyanlarda oluşan koyu taassup • Papa ve din adamlarının nüfuzlarını artırmak istemeleri Siyasi Nedenler 1 Avrupalıların Türkleri Anadolu, Suriye, Filistin ve Akdeniz'den uzaklaştırmak istemesi 2 Türkler karşısında zor durumda kalan Bizans'ın Avrupa'dan yardım istemesi 3 Senyör ve şövalyelerin macera arzuları |
Ekonomik Nedenler 1 İslâm dünyasının zenginliği, Avrupa'nın fakirliği 2 Avrupalıların doğudan gelen ticaret yollarına hakim olmak istemeleri 3 Avrupa'da toprak sahibi olmayan soyluların toprak elde etmek istemeleri 4 Avrupalıların doğunun zenginliklerine sahip olmak istemeleri I.Haçlı Seferi (1096- 1099) Papa II.Urban ve Piyer Lermit'in çabalarıyla Avrupa'da kalabalık bir ordu hazırlanmıştı. Anadolu'ya ilk gelenler düzensiz gruplardı ve I. Kılıçarslan tarafından yok edilmişlerdir. Ancak bu grubun ardından şövalye, kont ve düklerden oluşan bir ordu Anadolu'ya girdi. Türkiye Selçuklularının merkezi İznik kuşatıldı. Kılıçarslan İznik'i boşaltmak zorunda kaldı. Haçlılara karşı başarı ile mücadele eden Kılıçarslan, Haçlıları çok kalabalık olmalarından dolayı durduramamıştır. Antakya'yı da işgal eden Haçlılar, 1099'da Kudüs'ü Fatımilerden aldılar. I.Haçlı Seferi sonunda; • Kudüs Haçlıların eline geçti. • İznik ve Batı Anadolu Bizans'ın eline geçti. • Anadolu Selçukluları İznik'i kaybedince Konya'yı başkent yaptılar. • Haçlılar ellerine geçirdikleri Antakya, Urfa, Trablusşam, Sur, Yafa, Nablus gibi şehir lerde feodalite rejimine dayanan dukalık ve kontluklar kurdular. |
II.Haçlı Seferi (1147-1149) Musul Atabeyi İmadeddin Zengi Urfa'yı 1144'te Haçlılardan aldı. Ardından Halep ve Şam da alınınca Kudüs Krallığı Papa'dan yardım istedi. Papa'nın çağrısı i!e Alman imparatoru III. Konrad ile Fransa Kralı VII. Lui ayrı yollardan Anadolu üzerine sefere çıktılar. iki ordu da Anadolu Selçukluları tarafından bozguna uğratıldılar. Ordularının büyük kısmını kaybeden iki kral Şam'a saldırdılar fakat başarılı olamadılar. III.Haçlı Seferi (1189- 1192) Mısır'da devlet kurmuş olan Selahaddin Eyyûbi, Haçlılara karşı amansız bir savaşa tutuştu. Amacı; Suriye'deki Haçlı üstünlüğüne son vermekti. Selahaddin Eyyûbi bu mücadelesinde başarılı olarak 1187'de "Hıttin" denilen yerde Haçlıları yendi. Kudüs dahil olmak üzere Suriye'nin büyük bir bölümünü Haçlı istilasından kurtardı. Kazanılan bu zaferler, Avrupa'da duyulunca, her yerde dini propagandalar yapıldı. Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı Filip Ogüst ve İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar komutası altındaki yeni Haçlı orduları harekete geçtiler. Alman İmparatoru 100.000 kişilik ordusu ile Anadolu'ya girmiş ve Anadolu Selçuklulan'nda taht mücadelesi olmasından faydalanarak Silifke'ye kadar gelmiş, fakat burada boğulunca ordusunun önemli bir bölümü dağılmıştır. Deniz yoluyla gelen ingiltere Kralı Aslan Yürekli Rişar ve Fransa kralı Filip Ogüst Akka kalesini kuşatarak aldılar. Bundan sonra iki kralın arası açıldı ve Fransa kralı ülkesine döndü. Bölgede iki yıl daha kalan Aslan Yürekli Rişar. Kudüs'ü alamayınca, Selahaddin Eyyûbi ile Yafa ve Sur arasındaki bölgenin Haçlılarda kalması ve Haçlıların silahsız Kudüs'ü ziyaret edebilmeleri şartıyla anlaşma yaparak gen döndü. |
IV.Haçlı Seferi (1204) Eyyûbiler. Haçlılarla mücadeleye devam ediyorlardı. Filistin'deki Yafa ve sahil şeridindeki bazı kaleler Eyyûbilerin eline geçince Papa bütün Hıristiyanları sefere çağırdı. Haçlılar bu defa deniz yolunu kullanmak istediler. Venedik ile anlaştılar. Bu sırada Bizans'ta taht kavgaları sürüyordu. İmparator olmak isteyen Aleksi Angelos Haçlılardan çeşitli vaadlerle yardım istedi. Papanın muhalefetine rağmen İstanbul'a gelen Haçlılar tahttan indirilen İzak ve oğlu Aleksi'si imparator ilan ettiler ve İstanbul'u yağmaladılar. İstanbul halkının ayaklanarak imparatoru ve oğlunu öldürmesi üzerine Haçlılar, İstanbul'u işgal ederek Latin İmparatorluğu'nu kurdular (1204). İstanbul'dan kaçan Bizans soyluları İznik Rum İmparatorluğu'nu (1204 - 1261) ve Trabzon Rum İmparatorluğu'nu (1204 -1461) kurdular. İznik Rum İmparatorluğu 1261 yılında Latin İmparatorluğu'nu yıkarak Bizans'ı tekrar canlandırmıştır. V.Haçlı Seferi (1217-1221) Papa Avrupa krallarını Kudüs'ü kurtarmak için yeni bir Haçlı seferine çağırdı. Bu çağrıyı sadece Macar kralı kabul etti. Dalmaçya kıyılarından hareketle Akka'ya gelen Macar kralı, Filistin içlerine sokulmak istemiş, ancak başarısız olarak geri dönmüştür. Akka'da kalan Haçlılar bir ara Dimyat'ı aldılarsa da Eyyûbilerin sıkıştırması sonucu Akka'ya geri döndüler. VI.Haçlı Seferi (1228) Papa'nın çağrısı üzerine Alman İmparatoru II. Frederik, deniz yolu ile Akka'ya geldi (1228). Bu sırada Eyyûbiler iç mücadeleler ile uğraşıyorlardı. Haçlılar bundan yararlanarak Sayda ve Kudüs'ü kuşattılar. Haçlılarla başa çıkamayacağını anlayan Eyyûbi Hükümdarı Melik Adil, Haçlıların Kudüs'te serbestçe oturma şartını kabul ederek on yıllık bir anlaşma yaptı (1229). Böylece Haçlılar amaçlarına ulaştılar. Ancak Filistin'e kadar inen Harzemşahların Haçlıları yenmesiyle Eyyûbiler Kudüs'ü yeniden ele geçirdiler (1244). VII.Haçlı Seferleri (1248) Kudüs tekrar Türklerin eline geçince Papa yeniden Hıristiyanları sefere çağırdı. Ancak Avrupalılar seferlerden bıkmışlardı. Sadece Fransa Kralı Sen Lui sefere çıktı. Sen Lui de Eyyûbi Hükümdarı Tu-ranşah'a esir düştü. Önemli miktarda kurtuluş parası vererek Fransa'ya dönebildi. |
VIII.Haçlı Seferi (1270) Fransa Kralı Sen Lui kardeşinin kışkırtmalarıyla son Haçlı Seferine çıktı. O sırada Tunus'tan kalkan Arap korsanları doğuya giden Hıristiyan gemilerine zarar veriyordu. Bu yüzden Tunus'a sefer düzenleyen Sen Lui ve ordusunun yarısı veba salgını nedeniyle öldü. Haçlı Seferlerinin Sonuçları Dini Sonuçlar • Avrupa'da Kiliseye ve din adamlarına duyulan güven sarsıldı. • Skolastik düşünce zayıfladı. • Kilise ve Papanın otoritesi sarsıldı. Siyasi Sonuçlar • Seferler sırasında binlerce Senyör ve şövalyenin çoğu öldü. Sağ kalanların bir kısmı da topraklarını kaybetti. Böylece feodalite rejimi zayıfladı. .Merkazi krallıklar güç kazanmaya başladılar. •Feodalitenin zayıflamasıyla köylüler çeşitli haklar elde ettiler. •Türklerin batıya doğru ilerleyişleri bir süre için durdu •Bizans. Bati Anadolu’daki toprakların bir kısmını ele geçirdi. •Haçlılar ile yapılan mücadeleler İslâm dünyasını Moğol saldırılan karşısında güçsüz bıraktı. Ekonomik Sonuçlar • Doğu - batı ticareti gelişti. • Marsilya, Cenova, Venedik gibi Akdeniz limanları önem kazandı. • Avrupalılar dokuma, cam ve deri işleme sanatını öğrendiler. • Papaların ve kralların seferlere mali destek sağlamak için İtalyan bankerlerine başvurmaları bankacılığı geliştirdi. • Avrupa'da hayat standartları yükseldi. Ticaretle uğraşmaya başlayan şehir halkı zenginleşerek burjuva sınıfını oluşturdular. • Anadolu, Suriye ve Filistin ekonomik bakımdan zarar gördü. Teknik Sonuçlar • Pusula, barut, kağıt ve matbaa Avrupa'ya götürüldü. Bunlar Avrupa'da bilim ve teknik alanında gelişmelere yol açtı. • Avrupalılar İslâm Medeniyeti'ni yakından tanıdılar ve faydalandılar. • Avrupa'da kültür hayatı canlandı. |
TÜRKİYE TARİHİ (XI.-XIV. YÜZYILLAR) A. ANADOLU'NUN FETHİ Anadolu'ya İlk Türk Akınları Anadolu'ya ilk Türk akınları Avrupa Hunları tarafından yapıldı. Hunların Balkanlara yürüdüğü sırada bir kolu Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya girdi (395 -398). Anadolu'ya ikinci Türk akınları Sasanilerle anlaşan Sabirler (Sabar) tarafından gerçekleştirildi. VI. yüzyılda Sabirler Doğu Anadolu'yu istilâ ettiler. Türklerin Anadolu'ya üçüncü akını Abbasilerin hizmetine giren ve Abbasi ordusunda görev alan Türkler tarafından düzenlendi. Suriye, El-Cezire ve Doğu Anadolu'daki uc bölgelerine (Avasım şehirlerine) yerleşen Türkler, Anadolu'nun Türk yurdu haline getirilmesi için Abbasilerle beraber Bizans'la mücadele ettiler. Avrupa Hunları, Sabirler ve Abbasi hizmetindeki Türklerin Anadolu'ya akınları yerleşme amacı taşımıyordu. Ancak günün politikasından kaynaklanan akınlar, önemli siyasi ve askeri sonuçlar doğurmuştur. Selçukluların Anadolu'ya akınları Büyük Selçuklu Devleti kurulmadan önce başladı. Gaznelilerin ve Karahanlıların baskısı, yurt bulma isteği, ekonomik sıkıntılar ve nüfuz kazanma gibi nedenlerden dolayı Selçuklular, Çağrı Bey komutasında Anadolu'ya geldiler (1015 - 1018). Bu seferler keşif amacı taşıyordu. Bizans kuvvetlerini yenen Çağrı Bey, Tuğrul Bey'e Türklerin Anadolu ve Horasan'da devlet kurmasının uygun olduğuna dair rapor verdi. Daha sonraki gelişmeler bu keşiflerin ve raporun isabetli olduğunu göstermiştir. Büyük Selçukluların, devletin kurulmasına kadar olan seferleri keşif, kurulduktan sonra Malazgirt zaferine kadar geçen sürede ise, Bizans'ın direnişini kırmak ve yıldırmak amacı taşıyordu. Tuğrul Bey, Dandanakan Savaşı'ndan sonra Horasan'a kitleler halinde gelen Oğuzları sistemli bir şekilde Anadolu'ya şevketti. Tuğrul Bey döneminde Anadolu üzerine akınlara başlayan düzenli Selçuklu ordularıAnadolu'ya girdi (1042). Oğuzların Müslüman ülkeleri yağmalamasından rahatsız olan Tuğrul Bey, hem islâm dünyasının koruyuculuğunu yapmayı, hem Oğuzların yurt edinmesini hem de bu kuvvetlerle Anadolu'yu fethetmeyi amaçlıyordu. Selçuklular, Pasinler Savaşı'yla Bizans ve Gürcü kuvvetlerini mağlup ettiler (1048). Antlaşma yapıldı ve Bizans Büyük Selçuklu Devleti'ni resmen tanıdı. Türkmenlere yurt bulma zorunluluğu ve Bizans'ın Doğu Anadolu'ya asker yığması üzerine Tuğrul Bey, Anadolu fetihlerine hız vermek amacıyla sefere çıktı (1054). |
Malazgirt zaferi Türkiye tarihi için dönüm noktası oldu. Bu savaşla Bizans'ın direnişi kırıldı ve Selçuklular Adalar Denizi'ne kadar ulaştılar. Artık Türkler Anadolu'ya yerleşmeye başladılar. Alp Arslan'ın emriyle Süleymanşah, Mansur ve Alp İlik gibi komutanlar Anadolu'nun fethiyle görevlendirildi. Yine Alp Arslan'ın emriyle Selçuklulara bağlı devletler kuruldu. Bu gelişmeler, Bizans'ın gerilemesine ve Haçlı Seferlerine neden oldu. Melikşah dönemindeki Büyük Selçuklu Devleti'ne bağlı olarak Türkiye Selçuklu Devleti kuruldu (1077). B. ANADOLU'NUN TÜRKLEŞMESİ Malazgirt zaferi ile Anadolu'nun kapıları Türklere açıldı. Böylece Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi ile Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması da başladı. Kısa sürede Türkler Anadolu'nun nüfus ve siyasi üstünlüğünü ele geçirdiler. Anadolu'da dengeler Türklerin lehine değişti. Bu durumun nedenlerinden birincisi, halkın Bizans idaresinden memnun olmamasıydı. Çünkü Bizans, halka ağır vergiler koyuyor ve Ortodoks mezhebini kabul etmeleri için baskı yapıyordu. Ayrıca Bizans - İran, Arap ve Türk savaşları halkı yıldırmıştı. İkinci neden ise, Türklerin büyük kitleler halinde Anadolu'ya göç etmeleridir. C.TÜRKİYE'DE KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ Bizans'ın Malazgirt zaferinden sonra yapılan antlaşmaya uymaması üzerine Alp Arslan Anadolu'nun tamamen fethedilmesi emrini verdi. Fethedilen topraklar, Anadolu'da fetihlerde rol alan komutanlara verildi. Bu topraklarda komutanlar merkeze bağlı olarak Anadolu'daki ilk devletleri kurdular. Bu devletçikler Melikşah'ın ölümünden sonra bağımsız hareket ederek Büyük Selçuklu Devleti'nden koptular. Anadolu'nun fethi, Türkleşmesi, İslâmlaşması ve imarında önemli rol oynayan bu mahalli devletçikler zamanla Türkiye Selçuklularının hakimiyetine girdiler. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlandı. |
1.Saltuklular(1072-1202) Alp Arslan'ın komutanlarından Ebulkasım Saltuk tarafından Erzurum merkezli olarak kuruldu (1077). Bu beyliğin bazı özellikleri şunlardır; • Anadolu'da kurulan ilk beyliktir. •Saltuklular, Danişmentlilerle birlikte Haçlılara karşı mücadele ettiler. • Gürcülerle ve Trabzon Rum İmparatorluğu ile savaştılar. • Saltuklular, Büyük Selçukluların taht kavgalarına katıldılar. •Erzurum, Bayburt, Kars ve çevresine hakim oldular. •Önceleri Büyük Selçuklulara bağlı olan Saltuklular, Türkiye Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman Şah tarafından yıkıldı (1202). Saltuklular, Türk siyasi tarihinde çok önemli rol oynamadı. Ancak bu devlet, Gürcülerle savaşları, iktisadi ve mimari alandaki çalışmalarıyla Anadolu'nun Türkleşmesine katkıda bulundu. 2.Mengücekler (1080 -1228) Alp Arslan'ın komutanlarından Mengücek Bey tarafından Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar'da kuruldu (1080). Anadolu fetihleri sırasında Mengücek Gazi'nin ölümünden sonra beylik Danişmentoğullarına bağlandı ve kısa süre sonra ikiye ayrıldı (1142). Önce Divriği kolu Türkiye Selçuklularının hakimiyetine girdi. Alaeddin Keykubat da Erzincan koluna son verdi (1228). Kuruldukları bölgeyi kültür ve ticaret merkezi haline getiren Mengücek Devleti, Gürcüler ve Pontus Rum İmparatorluğu ile mücadele etti. Bu beylik Rumların güneye inmesini engelledi. 3.Danişmentliler (1080 -1178) Melikşah döneminde Danişmentoğlu Ahmet Gazitarafından Sivas merkezli olarak kuruldu (1080). Danişmentliler, zamanla sınırlarını Tokat, Amasya, Çankırı, Kastamonu, Kayseri ve Malatya'ya kadar genişlettiler. Emir Gazi döneminde en parlak devirlerini yaşayan Danişmentlilerde, bu hükümdarın ölümünden sonra taht kavgaları başladı ve zayıflayan devlet eski gücünü kaybetti. Türkiye Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan bu devleti yıktı(1178). Danişmentlilerin bazı özellikleri şunlardır; •Anadolu'da kurulan ilk beyliklerin en büyüğü ve en güçlüsüdür. •İç Anadolu'ya hakim olan Danişmentliler bir süre Türkiye Selçuklularını da hakimiyetleri ne alarak Anadolu'da en önemli siyasi güç haline geldiler. •Gürcülerle, Bizans'la ve Haçlılarla mücadele ettiler. |
4.Artuklular (1102-1409) Bu devlete adını veren Artuk Bey, Anadolu'nun fethine katılan komutanlardandır. Melikşah'la arası açılınca Suriye Selçuklularının hizmetine girdi. Suriye Selçuklularının hükümdarı Tutuş bu komutana Kudüs'ü ikta olarak verdi. Artuk Bey, ölümüne kadar burada kaldı. Ancak ölümünden sonraki dönemlerde Fatımiler Kudüs'ü ele geçirdiler (1098). Bundan sonra Diyarbakır taraflarına gelen Artuk Bey'in oğulları bu bölgede Artuklular Devleti'ni kurdu. Artuklular üç kol halinde yaşadılar: a.Hasankeyf Kolu : Artukoğlu Sökmen Bey tarafından Diyarbakır'da kuruldu (1102). Mardin, Harput, Palu ve Siirt'i ele geçiren bu kolu, Zengilerbaskı altında tutarak genişlemesini önlediler. Hasankeyf kolu Haçlılarla başarılı savaşlar yaptı. Zaman zaman, Eyyûbilere, İlhanlılara, Zengilere veTürkiye Selçuklularına bağlı kalan devlet, Eyyûbiler tarafından yıkıldı (1231). b.Harput Kolu : Harput'ta Artuklu hakimiyeti Belek Gazi tarafından sağlandı (1112). Harput Artuk lularına I. Alaeddin Keykubat son verdi (1234). c.Mardin Kolu : İlgazi tarafından Mardin'de kuruldu (1108). Halep'e hakim olan Mardin kolu Haç lılarla da mücadele ettiler. Bu kolu Karakoyunlularyıktı (1409). D. TÜRKİYE'DE KURULAN DİĞER TÜRK DEVLETLERİ 1.Sökmenliler (Ahlatşahlar) Ahlat ve Van Gölü çevresinde kurulan bu devleti Eyyûbiler yıktı (1207). 2.Dilmaçoğulları 1085'te Erzen ve Bitlis dolaylarında kurulan devleti Akkoyunlular yıktı (1394). 3.İnaloğulları (Yınaloğulları) Diyarbakır merkezli kurulan bu devlet, Haçlılarla mücadele etti. Eyyûbiler bu devleti yıktı (1098 -1183). |
4.Çubukoğulları Merkezi Harput olan devlet Artukoğulları tarafından yıkıldı (1085 -1213). 5.İnançoğulları Bu devlet Denizli'de kuruldu (1261). Germiyan-oğulları bu devlete son verdi (1368). 6.Çaka Bey Devleti (1081 -1093) Selçuklu - Bizans mücadelelerinde Çaka Bey Bizans'a esir düştü. Çaka Bey Bizans'tan kurtulduktan sonra İzmir'i ele geçirerek burada devletini kurdu. •Çaka Bey Türk tarihinde ilk denizcilik çalışmalarını başlattı. •Kurduğu donanma ile Bizans'ı mağlup etti ve Ege adalarını ele geçirdi. •Bizans'a karşı Türkiye Selçukluları ve Balkanlardaki Peçeneklerle ittifak yapmaya çalıştı. •Çanakkale ve Edremit'i fethetti. •Bizans'ın kışkırtmaları sonucunda I. Kılıç Arslan Çaka Bey'i öldürttü. Çaka Bey'in ölü münden sonra Bizans, Çaka Bey ve Tanrıvermişoğullarına ait bütün toprakları alarak Batı Anadolu'daki 12 yıllık ilk Türk hakimiyetine son verdi. 7. Tanrıvermişoğulları (1081 -1093) Efes ve çevresinde kuruldu. Siyasi hayatı hakkında fazla bilgi olmayan bu devletin toprakları Çaka Bey'in ölümünden sonra Bizans'ın eline geçti. Böylece devlet sona erdi. Türkiye'de Kurulan İlk Türk Devletlerinin Hizmetleri; •Anadolu'nun fethini gerçekleştirdiler. •Bulundukları yerleri Bizans, Gürcü, Ermeni ve Haçlı saldırılarına karşı korudular. •Anadolu'nun Türkleşmesini ve Türk yurdu olmasını sağladılar. •Anadolu'daki küçük yerleşim merkezlerini zamanla büyük şehirler haline getirdiler. |
•Türk milli kültürü Anadolu'da yaşatıldı. Her alanda ortaya konulan eserlerle Anadolu'nun Türkiye adıyla anılmasına zemin hazırladılar. E. TÜRKİYE SELÇUKLULARI DEVLETİ (1077-1308) Selçuk Bey'in torunlarından Kutalmış taht kavgalarında Alp Arslan'a yenildikten sonra öldürüldü ve oğulları Suriye'ye gitti. Bir süre Suriye'de kalan Kutalmış'ın oğlu Süleyman Şah ve kardeşleri. Melikşah tarafından Anadolu'nun fethi ile görevlendirildi. Süleyman Şah Bizans'ın yerli yöneticilerinden Konya ve çevresini, kardeşi Mansur da Afyon. Kütahya ve Eskişehir’i aldılar. Süleyman Şah ilerleyişine devam ederek İznik'i aldı ve kendisine merkez yaptı. 1075. Kardeşler arası iktidar mücadelesinde Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah, Süleyman Şahın tarafını tuttu ve Mansur Bey ortadan kaldırıldı. Süleyman Şah'a Anadolu'daki başarılarından dolayı Melikşah hükümdarlık unvanı veren bir ferman gönderdi. Abbasi halifesi de Süleyman Şah'a menşur göndererek hükümdarlığını onayladı. Böylece Türkiye Selçuklu Devleti kurulmuş oldu (1077). Türkiye Selçukluları Melikşah'tan sonra ortaya çıkan taht kavgaları ve karışıklıklardan faydalanarak bağımsız hareket etmeye başladılar. Büyük Selçuklu Sultanı Sencer’in 1157'de ölümüyle Türkiye Selçukluları tam bağımsız hale geldiler. |
Türkiye Selçukluları Süleyman Şah zamanında; •Bizans'ın taht kavgalarına karışarak iktidar değişikliklerine neden oldular. Bu durumdan fay dalanan Türkiye Selçukluları, Kocaeli Yarımadası'nı, Güney Marmara kıyılarını, Üsküdar ve Kadıköy'ü ele geçirdiler. •Boğazın Anadolu yakasını denetim altına alarak gümrük idaresi kurdular ve Boğaz'dan geçen gemilerden vergi aldılar. •Balkanlardaki Türk akınlarını durdurmak isteyen Bizans, Süleyman Şah'dan vergi karşılığında barış istedi. Bu barışa göre Kocaeli Yarımadası'ndaki Dragos Çayı sınır kabul edildi. •Batı sınırını güvenlik altına alan SüleymanŞah, Doğu ve Güney Doğu Anadolu'ya yöneldi. Bizans'ın elinde kalan Çukurova, Adana, Tarsus, Misis ile Hıristiyanların önemli kalelerinden biri olan Antakya'yı aldı (1084). •Antakya'nın fethi İslâm dünyasında sevince,Suriye Selçukluları ile Türkiye Selçukluları arasında savaşa neden oldu. Bu savaşta Süleyman Şah öldü (1086). Bu tarihten Melikşah'ın ölümüne kadar (1092) Süleyman Şah'ın oğulları Melikşah'ın yanında kaldı. Bu da Türkiye Selçuklularının Süleyman Şah'tan sonra fetret devri yaşamasına neden oldu (1086 -1092). •Anadolu'ya gelen liderlerin en güçlüsü olan Süleyman Şah, Türkleri birleştirdi, Ermeni, Süryani ve Rum halkı da kendine bağladı. Süleyman Şah'ın Doğu seferine çıkarken yerine bıraktığı Ebul Kasım Türkiye Selçuklularının dağılmasını engelledi ve Bizans ile başarılı savaşlar yaptı. I. Kılıç Arslan Devri (1092 - 1107) Melikşah'ın ölümünden sonra serbest kalan I. Kılıç Arslan Anadolu'ya gelerek Türkiye Selçuklularının başına geçti (1092). I. Kılıç Arslan; •Devleti düzene soktuktan sonra Bizans üzerinde baskı kurdu. •ilk Türk denizcisi Çaka Bey ile ittifak yapılarak Bizans sıkıştırılmak istendi. Ancak Bizans'ın kışkırtmalarıyla bu ittifak bozuldu. I. Kılıç Arslan Çaka Bey'i öldürttü ve bu beylik yıkıldı. •I. Kılıç Arslan Bizans ile antlaşma yaparak batı sınırını güvence altına aldı. Bundan sonra doğu seferine çıkarak Malatya'yı kuşattı. Ancak I. Haçlı Seferi'nin başlamasından dolayı doğu seferinden vazgeçildi. .I. Kılıç Arslan Haçlılarla başarılı savaşlar yapmasına rağmen ardı arkası kesilmeyen kuvvetler karşısında İznik ve Batı Anadolu'yu Bizans'a terk ederek merkezini Konya'ya taşımak zorunda kaldı. |
.Danişmentoğulları mağlup edildi. Doğu Anadolu'daki devlet ve beylikler Türkiye Selçuklularına bağlandı. .Suriye üzerine sefere çıkan I. Kılıç Arslan Musul'u aldı. I. Kılıç Arslan Büyük Selçuklularla yapılan savaşta öldü (1107). Güçlü bir hükümdar olan I.Kılıç Arslan babasının ölümü ve Haçlı Seferleriyle doğan sarsıntıları ortadan kaldırmaya ve Anadolu'da siyasi birliği sağlamaya çalıştı. I. Kılıç Arslan döneminde Anadolu'da siyasi üstünlük Türkiye Selçuklularına geçti. I. Mesut Devri (1116-1155) I. Kılıç Arslan'dan sonra boş kalan Türkiye Selçuklu tahtına 1110 - 1116 yılları arasında Şahin Şah geçti. Ancak kardeşi Mesut, Danişmentlilerin de desteğini alarak tahtı ele geçirdi. (1116). Danişmentlilerin desteği ile hükümdar olan I.Mesut kayın pederi Emir Gazi'nin ölümüne kadar bu devletin himayesinde kaldı. I. Mesut döneminde; •Danişmentoğullan'yla işbirliği yapıldı ve Haçlılarla uğraşan Bizans ile mücadele edilerek sınırlar genişletildi. •Danişmentlilerin Anadolu'daki siyasi üstünlüğüne son verildi. •Doğu siyaseti devam ettirildi. Bizans'ın Konya üzerine düzenlediği saldırı durduruldu. •I. Mesut döneminde yapılan II. Haçlı Seferi'ne başarıyla karşı konuldu. Sultan Mesut, Bizans ve Haçlıları yenerek Anadolu'nun güvenli bir Türk yurdu olmasında önemli rol oynadı. Toroslardaki Ermeniler itaat altına alındı. Batı kaynaklarında Anadolu ilk defa Türkiye diye geçmeye başladı. •Türkiye Selçuklularının Anadolu'da ilk bayındırlık ve kurumlaşma hareketleri başladı. Ayrıca devletin bağımsızlık alametlerinden olan ilk para basıldı. |
YÜKSELİŞ DÖNEMİ I. Mesut'un ölümünden sonra yerine geçen II. Kılıç Arslan'a karşı şehzadeler mücadeleye başladı. Bu durumdan faydalanmak isteyen Bizans ve Musul Atabeyliği ittifak yaparak saldırıya geçtiler. Arkasından Kilikya Ermenileri Selçuklu topraklarına saldırdılar. Bu gelişmeler üzerine II. Kılıç Arslan, Türkmenlerin Bizans topraklarına saldırmayacaklarını garanti etti ve iki devlet arasında dostluk_ant-laşması yapıldı. Böylece Bizans ile Musul Atabeyiliği ve Danişmentliler arasında yapılan ittifak bozuldu. II. Kılıç Arslan Danişmentlileri ve Ermenileri mağlup etti, Mengücek Devleti'ni kendine bağladı. Bu sırada Musul Atabeyliği'nin basıdaki Nurettin Zengi öldü ve bu Atabeylik de safdışı kaldı. Bu olumlu gelişmelerin yanında Türkmenler Bizans topraklarına saldırarak iki devlet arasında savaşa zemin hazırladılar. Miryokefalon Savaşı (1176) II. Kılıç Arslan'ın sınırlarını doğuda Fırat nehrine batıda Sakarya'ya kadar genişletmesi Bizans'ı rahatsız ediyordu. Bu durum Balkanlardaki durumunu düzelten Bizans'ı harekete geçirdi. Savaşın Nedenleri: 1. II. Kılıç Arslan'ın Anadolu'da birliği sağlaması ve güçlenmesi 2.Türkmenlerin Bizans topraklarına sürekli akınlar düzenlemesi 3.Bizans'ın Türkiye Selçuklularından Danişmentlilere ait bazı kale ve şehirleri istemesi 4.Bizans'ın Türkleri Anadolu'dan çıkararak Anadolu'ya tamamen hakim olmak istemesi Bizans Frank, Macar, Sırp ve Peçeneklerden oluşan ücretli askerleriyle Denizli'den Konya üzerine yürüyüşe geçti. Denizli yakınlarındaki Miryokefalon (Kumdanlı) vadisinde yapılan savaşta II. Kılıç Arslan Bizans imparatoru Manuel'i mağlup etti (1176). Savaşın Sonuçları: 1. Bizans Anadolu'yu Türklerden geri alma ümidini tamamen yitirdi. 2. Anadolu'da Haçlı Seferleriyle elden çıkan üstünlük tekrar Türklere geçti. 3.Anadolu kesin olarak Türk yurdu haline geldi. Hıristiyan dünyası da Anadolu'nun Türk yurdu olduğunu kabul etti. 4. Bizans taarruzdan savunmaya, Türkler ise,savunmadan taarruza geçtiler. 5.Taraflar arasında anlaşma yapıldı. Bizans imparatoru ağır bir tazminat ödemek ve Eskişehir önlerine yapılan istihkamları kaldırmak şartıyla canını kurtarabildi. 6.Bu zaferden sonra Türkiye Selçukluları siyasal, kültürel ve ekonomik yönden hızlı bir gelişme sürecine girdiler. 1 Malazgirt vatan kazandıran, Miryokefalon ise, vatan kurtaran savaştır. Bu savaş sonuçları itibariyle Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Muharebeleriyle benzerlik göstermektedir. |
II. Kılıç Arslan dönemindeki diğer gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz; •Danişmentlilerden Malatya alınarak bu devleteson verildi (1178). •Anadolu'da önemli ölçüde siyasi birlik sağlandı ve genişleme siyaseti devam etti. •Eyyûbilere karşı ılımlı bir politika izlenerek taraflar arasında antlaşma yapıldı. •Çukurova Ermenilerinin elindeki bazı yerler alındı ve sınırlar Silifke'ye kadar genişletildi. •Bizans'ın Miryokefalon'dan sonraki antlaşma gereği istihkamları yıktırmaması üzerine batıdaki fetihlere devam edildi. Uluborlu, Eskişehir, Kütahya alındı ve sınırlar Denizli'ye kadar genişletildi. •İhtiyarlığını ileri süren II. Kılıç Arslan Türk hakimiyet anlayışına göre ülkesini onbir oğlu arasında paylaştırdı. Bu gelişme sonunda siyasal bütünlük bozuldu. Taht kavgaları başladı ve devlet zayıfladı. II. Kılıç Arslar'dan sonra Türkiye Selçuklularının başına I. Gıyaseddin Keyhüsrev geçti (1192 - 1196). Fakat kardeşlen hükümdartığını kabul etmeyerek isyan ettiler. Mücadeleler sonunda Rükneddin Süleyman Şah Anadolu Selçuklu hükümdarı oldu. Rükneddin Süleymanşah Devri (1196 -1204) Rükneddin Süleyman Şah; •Kısa sürede merkezi otoriteyi güçlendirerek Bizans'ı vergiye bağladı. •Çukurova Ermenilerini Torosların güneyine çekilmeye zorladı. •Doğu Anadolu seferine çıkarak Mengücekleri ve Artukoğullarından bazı beyleri kendine bağladıktan sonra Erzurum'u alarak Saltuklulara son verdi (1202). Böylece Türkiye Selçukluları Gürcülerle komşu oldular. Sınırlarını genişleten Rükneddin Süleyman Şah Gürcistan seferi sırasında vefat etti (1204) |
I. Gıyaseddin Keyhüsrev Devri (1204 -1211) Rükneddin Süleyman Şah'ın ölümünden sonra III. Kılıç Arslan arkasından da I. Gıyaseddin Keyhüsrev ikinci defa Türkiye Selçuklu tahtına çıktı. Bu dönemde; •I. Gıyaseddin Keyhüsrev askeri hareketlerini iktisadi ve ticari amaçlara yönelik olarak düzenledi. •İznik İmparatorluğu ile anlaşarak Karadeniz'in ticaret yolunu tehdit eden Trabzon Rum İmparatorluğu üzerine sefer düzenlendi. Trabzon Rum imparatorluğu mağlup edilerek kapanmış olan Karadeniz ticaret yolu açıldı. •Milletlerarası ticareti teşvik ve himaye amacıyla Venediklilerle ilk ticaret antlaşması yapıldı. •Antalya'da donanma kurularak ilk defa denizcilik alanında faaliyetler başladı. •I. Gıyaseddin Keyhüsrev Ermenilerin ve Eyyûbilerin saldırılarını önledi. Vergisini ödemeyenİznik imparatorluğu'na savaş açtı. Alaşehir yakınlarında yapılan savaşı Türkiye Selçuklularıkazandı. Ancak I. Gıyaseddin Keyhüsrev bu savaşta şehid edildi (1211). I. İzzeddin Keykavus Devri (1211 -1220) Selçuklu devlet adamlarının aldığı kararla tahta çıkan I. İzzeddin Keykavus'a kardeşi Alaeddin Keyku-bat isyan etti. Ancak bu isyan bastırıldı. Ayaklanmaları bastıran I.İzzeddin Keykavus, fetih politikasına devam ederek Türkiye Selçuklularının ekonomik çıkarları için birtakım girişimlerde bulundu; •Sinop fethedildi ve Selçuklular yeniden Karadeniz'e ulaştı. Başta tüccarlar olmak üzere buraya Türkler yerleştirildi. Sinop ithalat ve ihracat limanı haline geldi. •Kıbrıs kralı ile ticaret antlaşması yapıldı. Çünkü Avrupa ülkeleriyle ticaret Kıbrıs üzerinden oluyordu. Daha sonra da Venediklilerle ticaret antlaşması yapıldı. •Trabzon Rum imparatorluğu ve Çukurova Ermenileri vergiye bağlandı. •Antalya ile anlaşma yapıldı ve halkının isyanı bastırıldı. •Artukluları ve Erbil Atabeyliği'ni hakimiyetine alan I. İzzeddin Keykavus Eyyûbiler üzerine çıktığı bir seferde öldü. 2 Uluslararası ticarette Anadolu'nun yerini ve önemini iyi kavrayan I. İzzeddin Keykavus, askeri seferlerini ekonomik ve ticari amaçlı olarak gerçekleştirdi. Bu nedenle II. Kılıç Arslan döneminde Anadolu'da kurulmaya başlayan kervansarayların sayısını artırarak ticareti geliştirmeye çalıştı. |
I. Alaeddin Keykubat Devri (1220 - 1237) I. İzzeddin Keykavus'un ölümü üzerine Malatya'daki Mişar kalesi'nde hapsedilen Alaeddin Keykubat devletin başına geçirildi. Türkiye Selçukluları Alaeddin Keykubat devrinde en parlak dönemini yaşadı. Bu dönemin önemli olayları şunlardır; •Bu dönemde Moğol tehlikesi ortaya çıktı. Bu tehlikeye karşı Türkiye Selçukluları Eyyubilerle anlaşma yaptılar. Konya, Kayseri ve Sivas gibi büyük şehirlerin surlarını tamir ederek Moğollara karşı tedbir aldılar. •Rumların elinde bulunan askeri ve ticari önemi büyük Kolonoros (Alanya) karadan ve denizden kuşatılarak fethedildi (1223). Alanya'da (Alaiye) tersane kuruldu. •Daha önceden Sinop'ta kurulan bir donanma Kırım'ın önemli ticaret limanlarından olan Suğdak üzerine gönderildi. Deniz aşırı yapılan bu sefer ticari amaç taşıyordu. Bu sefer sırasında bir kısım Kıpçak beyleri ve Rus kınezleri Türkiye Selçuklularına bağlandı. Suğdak'ın alınması Türkiye Selçuklularının denizcilikte geliştiğini göstermektedir. .Alaeddin Keykubat Çukurova Ermenilerini yenerek vergilerini arttırdı. Eyyûbi ve Artuklu melikleri mağlup edildi. Mengücek Devleti yıkılarak toprakları Selçuklulara katıldı (1228). Alaeddin Keykubat Trabzon'u kuşattıysa da kötü hava şartlarından dolayı burayı alamadı. .Moğol saldırıları nedeniyle parçalanan Har-zemşahlar daha batıya göç ederek Doğu Anadolu'ya kadar geldiler. Harzemşahların Moğollarla mücadelesi Selçukluların da işine geldiği için Harzemşahlara yardım ediliyordu. Ancak Harzemşahların Selçuklulara bağlı sanat, bilim ve kültür merkezi olan Ahlat'ı işgal ederek yağmalamaları ilişkilerin bozulmasına neden oldu. iki devlet arasında Erzincan yakınlarında Yassıçemen Savaşı yapıldı (1230). Bu savaşta mağlup olan Harzemşahlar bir daha toparlanamadı. Celaleddin Harzemşah'ın ölümüyle bu devlet tarihe karıştı (1231). Bu savaş Türkiye Selçuklularıyla Moğollar arasındaki tampon bölgenin kalkmasına neden oldu. |
.Moğol tehlikesinin yaklaştığı sırada Harzemşahlardan sonra Eyyûbiler de Selçuklularla ittifakı bozarak saldırıya geçtiler. Alaeddin Keykubat Eyyûbileri mağlup etti. Artukluların Harput kolu yıkıldı (1236). Bu arada Alaeddin Keykubat Moğollarla dostane ilişkiler kurmaya çalıştı, Ögedey Han'a elçi gönderdi. Alaeddin Keykubat Anadolu'da siyasi birliği tamamen sağladı ve devleti en geniş sınırlarına ulaştırdı. Ayrıca Anadolu uluslararası ticaret merkezi haline geldi. Alaeddin Keykubat Moğol tehlikesinin yaklaştığı sırada zehirlenerek öldürüldü (1237). TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ'NİN ZAYIFLAMASI VE MOĞOL İSTİLASI DÖNEMİ II. Gıyaseddin Keyhüsrev Devri (1237 -1246) Alaeddin Keykubat'ın ölümü ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in yetersizliği devletin zayıflamasına ve bunalımlara neden oldu. II. Gıyaseddin Keyhüsrev değerli devlet adamları yerine kendisine iyi görünen kişileri görevlendirdi. Bu dönemin önemli olayları şunlardır; Baba İshak İsyanı (1240) Moğolların önünden kaçan Türkler ilk önce Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya yerleştiler. Bölgede nüfusun artması, ekonomik sıkıntılara ve huzursuzluklara neden oldu. Türkmenlerin ticaret kervanlarını soymasına devlet sert tepki gösterdi ve bölgede huzursuzluk iyice arttı. Bu durumdan faydalanan Baba İshak peygamber olduğunu ileri sürerek Anadolu Selçuklularına isyan etti. İsyancılar Adıyaman ve Maraş'ı ele geçirdiler. İsyan Sivas, Tokat ve Amasya'ya kadar genişledi. Dini nitelik taşıyan isyan Baba İshak'ın öldürülmesiyle sona erdi. Bu isyanın güçlükle bastırılması Türkiye Selçuklu Devleti'nin eski kuvvetini kaybettiğini ortaya koydu. Durumu gören Moğollar Anadolu'yu işgale karar verdiler. |
Kösedağ Savaşı (1243) Yassıçemen Savaşı'ndan sonra Selçuklulardan çekinen Moğollar, devletin iç isyanlarda bile zorlanmasından cesaretlenerek Erzurum'u yağmaladılar. Selçukluların gücünü sınayan Moğollar istedikleri sonucu alınca Anadolu'ya Baycu komutasında bir ordu gönderdiler. Sivas ile Erzincan arasında yapılan Kösedağ Savaşı'nda sayı üstünlüğüne rağmen iyi yönetilmeyen Selçuklu ordusu yenildi (1243). Kösedağ Savaşı'nın kaybedilmesiyle; 1.Moğollar Anadolu'yu istilâ ederek hakimiyetleri altına aldılar. 2.Anadolu Selçukluları Moğollara bağlandı ve ağır vergi ödemeye başladılar. 3.Selçuklulara tabî olan Ermeniler ve Trabzon Rum İmparatorluğu ayrılarak Moğollara bağlandılar. 4.Moğol istilasıyla ticaret yollarının önemini kaybetmesi ve ürünlerin toplanamaması nedeniyle kıtlık yaşandı. 5.Türkiye Selçuklularının siyasal gücü zayıfladı. Merkezi otoritenin zayıflaması üzerine Anadolu'nun değişik yerlerinde beylikler kuruldu. 6.Sivas ve Kayseri şehirleri tahrip edilerek yağmalandı. Moğollar yarım yüzyıl Anadolu'yu sömürdüler. 7.Devlet adamlarının iktidar hırsı Selçukluları Moğolların oyuncağı haline getirdi. Tahta çıkmak isteyen şehzadeler ve iktidara geçmek isteyen devlet adamlarının başvurdukları otorite Moğollardı. Bu da Selçukluların etkinliğini azaltırken Moğolları daha da etkin hale getirdi. 8. Selçuklu Devleti parçalanma ve yıkılma sü recine girdi. |
Türkiye Selçuklu Devleti'nin Yıkılışı II.Gıyaseddin'in ölümünden sonra II. İzzeddin Keykavus tahta geçti. II. İzzedin Keykavus, ilk yılla-rında kendine karşı olan devlet adamlarıyla uğraştı. Bu arada Moğollar, Türkiye Selçuklularına müdahele ederek ülkeyi üç kardeş arasında paylaştırdı. Türkiye Selçukluları Moğollara karşı Altın Orda Devleti'nden yardım istedi. Bu durum Moğol baskısını arttırdı. Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay ülkeyi toparlamaya çalıştı. Onun ölümünden sonra karışıklık iyice arttı. Moğolların büyük hanı Kubilay kardeşi Hülagu'yu batı seferiyle görevlendirdi. Hülagu, İran merkez olmak üzere İlhanlı Devleti'ni kurdu. Türkiye Selçukluları İlhanlılara bağlandı. Türkiye Selçuklularının son dönemlerinde Mühezzibüddin Ali, Muineddin Süleyman Pervane gibi devlet adamları önemli rol oynadılar. Moğolların baskısının artması üzerine Türkiye Selçukluları Memlüklerden yardım istedi. Sultan Baybars Ayn Calud Savaşı'nda Moğolları yendikten sonra Kayseri'ye kadar geldi (1277). Ancak ilgi göremediğinden tekrar ülkesine döndü. Anadolu, Moğol baskısı altında ekonomik ve siyasi buhranlarla ezildi. Devlet memurlukları para ile satılmaya başlandı. II. Mesut'un ölümüyle Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldı (1308). |
A. UÇLARDA HAYAT VE BEYLİKLER Türk devletlerinde sınırlara ve sınır boylarındaki vilayetler ile sancaklara uc adı veriliyordu. Malazgirt zaferinden sonra Bizans sınırı boyunca Karadeniz'den Akdeniz'e uzanan uc bölgelerine Türkmen beyleri, aşiret ve oymaklarla birlikte yerleştirildi. Bu beyler Bizans'la savaşarak fetihler yaptılar. Anadolu'da ilk uc teşkilatı, XI. yüzyılda Bizans sınırında Danişmentliler tarafından kuruldu. Daha sonra da Trabzon Rum İmparatorluğu sınırında kuruldu. Türkiye Selçuklu Devleti'nin kuruluşundan itibaren sınırlarda düzenli bir uc teşkilatı kuruldu. Uc beyleri yarı bağımsız olup sürekli sınırların genişletilmesi için mücadele ediyordu. Merkezi otoritenin güçlü olduğu dönemlerde düzenli işleyen uc teşkilatı, otoritenin zayıfladığı dönemlerde bozuluyordu. Bu durumlarda uc beylikleri bağımsız beylikler haline geliyordu. Türkiye Selçukluları zamanında üç yönde uc bölgesi oluşturuldu; 1.Güneyde, Alanya ve Antalya merkezli Çukurova Ermenileri ve Kıbrıs Krallığı'na karşı ucbeyliği kuruldu. 2.Samsun, Bafra, Sinop ve Kastamonu merkezli Trabzon Rum İmparatorluğuma karşı uc beyliği kuruldu. 3. Batıda, Bizans'a karşı Afyon Karahisar, Kütahya ve Denizli merkezli uc beyliği kuruldu. Uc beyliği irsi şekilde devam ediyordu. Yarı bağımsız yaşayan bu beyler, ancak I. Alaeddin Key-kubat tarafından Türkiye Selçuklu merkezi yönetimine bağlanabildi. Kösedağ Savaşı'ndan sonra Moğol baskısına dayanamayan halk ve uc beyleri değişik bölgelerde İlhanlı hakimiyetinin sona ermesiyle bağımsız hale geldiler. |
B. BEYLİKLER DÖNEMİ Bağımsız hale gelen Anadolu beylikleri Bizans ve Moğollarla savaştılar. Beylikler, Anadolu'da Türk birliğini kurmak ve Türkiye Selçuklularının yerini alabilmek için birbirleriyle mücadele ettiler. Beylikler siyasal gücün parçalanmasına neden olmalarının yanında Anadolu'nun uc noktalarının Türkleşmesi ve Selçuklu kültür ve uygarlığın yayılmasında önemli rol oynadılar. 1.Osmanoğulları (1299 -1918) Osmanoğulları Beyliği Oğuzların Kayı boyundandır. Yassı Çemen Savaşı'nda Türkiye Selçuklularını destekleyen Kayılar I. Alaeddin Keykubat tarafından Ankara'nın batısındaki Karacadağ'a yerleştirildi. Ertuğrul Gazi başkanlığında Bizans sınırındaki Söğüt ve Domaniç'e gelerek bir uc beyliği olarak kurulan Osmanoğulları Beyliği daha sonraki dönemlerde Anadolu Türk birliğini kurdu. 2.Karamanoğulları (1256 -1487) Oğuzların Afşar kolundan olan Karamanoğulları I. Alaeddin Keykubat tarafından Ermenek ve çevresine yerleştirildi (1228). Karamanoğulları Türkiye Selçuklularının zayıflamasıyla bağımsız bir beylik oldu (1256). Beyliği Nûre Süfi'nin oğlu Kerimûddin Karaman kurdu. Karamanoğulları Anadolu'da Moğollara karşı en çok mücadele eden beyliktir. Türkiye Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Karamanoğulları Konya ve Karaman çevresini ele geçirdiler. Türkiye Selçuklularının merkezini ele geçiren Karamanoğulları kendilerini Selçukluların varisi kabul ederek Anadolu'da Türk birliğini kurmaya çalıştılar. XIV. yüzyılda en güçlü Anadolu beyliği haline gelen Karamanoğulları Türk birliğinin sağlanmasında en çok Osmanoğullarıyla mücadele etti. İki taraf arasında ilk mücadeleler I. Murat zamanında başladı. Yıldırım Bayezid'e yenilen Karamanoğulları Osmanlılara katıldı. Ancak Ankara Savaşı'nda Osmanlıların Timur'a yenilmesiyle Anadolu'da siyasi birlik bozuldu (1402) ve Karamanoğulları beyliği yeniden kuruldu. Osmanlılarla Memlükler arasında sıkışıp kalan Karamanoğulları gelişme imkanı bulamadı. Fatih dönemindeki savaşlarla iyice zayıflayan Karaman-oğulları'na II. Bayezid son vererek topraklarını Osmanlı Devleti'ne kattı (1487). Karamanoğulları Anadolu'da ilk defa Türkçeyi resmi dil olarak kabul ettiler (1277). |
3. Germiyanoğulları (1299 -1429) XIII. yüzyılın ilk yarısında Malatya civarına yerleşen Germiyan aşireti, I. Alaeddin Keykubat zamanında Kütahya civarına göç etti. Beylik Yakup Bey tarafından Kütahya merkezli kuruldu (1299). Yakup Bey topraklarını Birgi, Tavşanlı, Simav, Emet ve Selçuk'u alarak genişletti. Anadolu'nun güçlü beyliklerinden olan Germiyanoğullarına Bizans bir süre vergi ödedi. Germiyan komutanlarından Mehmet Bey, Aydın ve izmir çevresini alarak Aydınoğulları Beyliği'ni kurdu. Germiyanoğulları zaman zaman Karamanoğulları, Hamitoğulları, Osmanoğulları ve Bizans ile mücadele etti. Germiyanoğulları, Osmanoğullarıyla akrabalık kurarak Kütahya, Emet, Simav ve Tavşanlı'yı kızının çeyizi olarak Osmanlılara verdi. Toprakları küçülen bu beyliğe Yıldırım Bayezid son verdi (1390). Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik II. Yakup Bey'in vasiyeti üzerine II. Murat zamanında Osmanlılara katıldı (1429). 4. Karesioğulları (1304 -1360) Türkiye Selçukluları 1178'de Danişmentli Devleti'ni ortadan kaldırdı. Selçukluların hizmetine giren Danişmentliler, Bizans sınırlarında uc beyi olarak görevlendirildi. XIII. yüzyıl sonlarında bu aileden uc beyi Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey bazı Bizans şehirlerini ele geçirdiler. Karesi Bey Balıkesir merkez olarak Çanakkale ve Bergama'yı içine alan bölgede Karesioğulları Beyliği'ni kurdu (1304). Karesioğulları Balıkesir kolu ve Bergama kolu olarak ikiye ayrıldı. Karesioğulları güçlü donanma kurarak Bizans'la mücadele ettiler. Bu beyliğin büyük bölümü Orhan zamanında Osmanlılara katıldı (1345). Çanakkale ve çevresini alan I. Murat, Karesi topraklarını tamamen Osmanlılara kattı (1360). • Karesioğulları Osmanlılara katılan ilk beyliktir. Böylece Anadolu beylikleri ilk defa Osmanlıların hakimiyetine girmeye başladı. • Karesioğuilarının Osmanlılara katılmasıyla Osmanlılar donanmaya sahip oldu. Bu durum Osmanlılarda denizcilik faaliyetlerini başlattı ve Balkanlara geçişi kolaylaştırdı. • Karesi Beyliği'nin komutanları Osmanlı Devleti'nin hizmetine girdi. • Karesioğulları Ankara Savaşı'ndan sonra kurulmadı. |
5. Hamitoğulları (1300 -1423) Uluborlu merkez olmak üzere İsparta, Eğirdir ve Antalya çevresinde Feleküddin Dündar Bey tarafından kuruldu. Beyliğin merkezi daha sonra Eğirdir'e taşındı. Güçlenen Hamitoğulları Beyliği, bir süre Aydın, Menteşe, Saruhan ve Osmanoğulları beylikleri üzerinde hakimiyet kurdu. Beylik Moğollarla mücadele etti. İlhanlıların Anadolu valisi Timurtaş bölgeye sefer düzenleyerek Dündar Bey'i öldürdü. Timurtaşın çekilmesinden sonra Dündar Bey'in -ğuHan beyliği yeniden kurdu. Hamitoğulları topraklarının Eğirdir Kolunu (Yalvaç, Karaağaç, Beyşe- hir,Seydişehir ve Akşehir) I. Murat zamanında Osmanlılara sattı. Hamitoğullarının Antalya (Tekeoğulları) koluna Yıldırım Bayezid son verdi (1390). Ankara Savaşımdan sonra yeniden kurulan beylik II. Murat tarafından Osmanlılara katıldı (1423). 6. Aydınoğulları (1308 -1426) Birgi merkezli olarak İzmir, Aydın Efes, Tire ve Selçuk civarında Germiyanoğlu komutanlarından Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından kuruldu. Beylik en parlak devrini Umur Bey döneminde yaşadı. Güçlü bir donanmaya sahip olan Aydınoğulları, Saruhanoğullarıyla birlikte Yunanistan ve Ege adalarına seferler düzenledi. Bir Haçlı donanması mağlup edildi. Umur Bey, Trakya kıyılarını ve Alaşehir'i de topraklarına kattı. Ancak daha sonra Haçlılarla yapılan bir savaşta Umur Bey şehit oldu. Umur Bey'in ölümünden sonra beylik zayıfladı. Yıldırım Bayezid bu beyliği Osmanlı topraklarına kattı (1390). Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik yeniden II.Murat zamanında Osmanlı topraklarına katıldı (1426). |
7. Menteşeoğulları (1261-1424) XIII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya'dan Muğla kıyılarında karaya çıkan Türkmenlerden Menteşe Bey tarafından kuruldu. Beyliğin merkezi Milas'tı. Fethiye ile Söke arasındaki sahillerden Denizli'ye kadar olan bölgeyi ele geçirdiler. Denizcilikle uğraşan Menteşeoğulları Mesut Bey zamanında en parlak dönemini yaşadılar. Rodos Adası'nın bir bölümü Rumlardan alındı. Menteşeoğulları Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı hakimiyetine alındı (1391). Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik II.Murat tarafından Osmanlı topraklarına katıldı(1424). 8. Saruhanoğulları (1313 -1410) Harzem komutanlarından Saruhan önce Türkiye Selçuklularının hizmetinde idi. Batı Anadolu'ya geldikten sonra Germiyanoğullarının uc beyliği görevinde bulundu. Saruhan Bey, Manisa'yı alarak burada beyliğini kurdu. Denizcilik faaliyetlerinde bulunan Saruhanoğulları, Aydınoğullarıyla işbirliği yaparak Ege adalarına ve Balkanlara seferler düzenlediler. Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı hakimiyetine alınan beylik, Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kuruldu. Çelebi Mehmet Saruhanoğullarını topraklarına kattı (1410). Böylece Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'da ikinci defa Türk birliğini sağlama çalışmaları başladı. |
9. Candaroğulları (1292 -1461) Şemseddin Yaman Candar tarafından Kastamonu ve Sinop civarında kuruldu. Kuvvetli bir donanmaya sahip olan Candaroğulları Karadeniz ticareti için Venedik ve Cenevizlilerle bazen dostça geçindiler, bazen de savaştılar. Osmanlılarla Candaroğulları önceleri iyi geçirdiler. Osmanoğullarınm, Candaroğulların taht kavgalarına karışması tarafların ilişkilerini bozdu. Yıldırım Bayezid Kastamonu koluna hakim oldu (1392). Sinop Kolu ise Ankara Savaşı'ndan sonra Timur'a bağlılığını bildirerek bütün Candaroğulları topraklarına hakim oldular. Bu beyliğe İsfendiyaroğulları da denilmektedir. II.Murat tarafından Osmanlılara bağlanan Candaroğulları Beyliği'ni Fatih tamamen Osmanlı topraklarına kattı (1416). 10. Pervaneoğulları (1277 -1322) Türkiye Selçuklu vezirlerinden Muineddin Pervane'nin oğlu Mehmet Bey tarafından Sinop merkez olarak kuruldu. Moğollarla iyi geçinen beylik Kırım'a seferler yaparak Cenevizlilere karşı başarılı oldu. Bu beylik bir süre sonra Candaroğullarına katıldı. 11. Taceddinoğullan (Canik Beyleri) (1328 -1428) Beyliğin merkezi Niksar'dır. Taceddin Bey Bafra, Samsun, Terme ve Ordu'yu topraklarına kat- tı.Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı hakimiyetine giren beylik II.Murat döneminde tamamen Osmanlılara katıldı (1428). 12. Eşref oğulları (1284 - 1326) Seyfeddin Süleyman Bey tarafından Beyşehir merkezli kuruldu. Önceleri Türkiye Selçuklularının uc beyliği olan Eşrefoğullarına daha sonra Moğollara bağlandı. Moğolların Anadolu valisi Timurtaş tarafından beylerinin öldürülmesiyle sona erdi (1326). |
13. Alaiye Beyleri (1293 -1471) I.Alaeddin Keykubat tarafından fethedilen Alanya daha sonraki dönemlerde Karamanoğulları tarafından yönetiliyordu. Karamanoğulları Alaiye'yi Memlüklere sattı (1427). Fatih bu şehri Osmanlı topraklarına kattı (1471). 14. Sahip Ataoğulları (1275 -1342) Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata'nın oğulları ve torunları tarafından kuruldu. Türkiye Selçuklularının iç mücadelesine karışan bu beylik önce Moğolların daha sonra da Germiyanoğullarının hakimiyetine girdi. C. TÜRKİYEDE KURULAN DİĞER DEVLETLER 1. Eratna Devleti (1335 -1381) Uygur Türklerinden Eratna Bey tarafından Orta Anadolu'da kuruldu. Devletin merkezi önce Sivas daha sonra Kayseri oldu. Moğolların Anadolu valisi Timurtaş Anadolu'dan ayrılırken yerine Eratna Bey'i bıraktı. İlhanlı hükümdarı Ebu Said'in ölümüyle başlayan karışıklıklardan faydalanan Eratna kendi devletini kurdu. Eratna Bey Niğde.Tokat, Amasya ve Erzincan'ı ele geçirdi. Ancak ölümünden sonra zayıflayan beyliğe vezir Kadı Burhaneddin son verdi. 2. Kadı Burhaneddin Devleti (1381 -1398) Kadı Burhaneddin tarafından Sivas merkez olarak kuruldu. Kadı Burhaneddin Akkoyunlularla yaptığı bir savaşta öldü ve devleti zayıfladı. Timur tehlikesinin ortaya çıkması üzerine Sivas halkı şehri Osmanlılara teslim etti. Böylece Kadı Burhaneddin Devleti yıkıldı. |
3. Dulkadiroğulları (1337 -1515) Zeyneddin Karaca Bey tarafından kuruldu. Karaca Bey, Eratna Devleti'nden Elbistan'ı alarak burayı kendine merkez yaptı. Dulkadiroğulları Memlüklere bağlı olarak yaşadılar. Zaman zaman Memlûk hakimiyetinden kurtulmak için Memlüklerle savaştılar. Osmanlılarla Memlükler arasında tampon olan Dulkadiroğulları zaman zaman iki devlet arasında ilişkilerin bozulmasına ve çatışmalara neden oldu. Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi sırasında Osmanlılara düşmanca tavır takınan Dulkadiroğulları dönüşte yapılan Turnadağ Savaşı'yla Osmanlılara katıldı (1515). Böylece Anadolu'da ikinci defa Türk birliği kesin olarak sağlanmış oldu. Ayrıca Osmanlılarla Memlükler komşu oldu ve devletler arasında savaş kaçınılmaz hale geldi. 4. Ramazanoğullan (1353 -1608) Oğuzların bir kolu olan Yüregir Türkmenlerinden Ramazan Bey tarafından Adana ve çevresinde kuruldu. Kurulduğunda Memlüklere bağlı olan devlet, daha sonradan Osmanlıların yanında yer aldı. Ramazanoğulları Yavuz Sultan Selim ile birlikte Memlüklere karşı Mısır Seferi'ne çıktı (1516). Bu tarihten itibaren Ramazanoğulları Osmanlı hakimiyetine girdi. Ramazanoğlu Pir Mansur görevden alınarak toprakları Osmanlı Beylerbeyliğine çevrildi (1608). 5. Karakoyunlular (1365 -1464) Oğuz boylarından olan Karakoyunlular, Moğol istilasından sonra Doğu Anadolu'ya gelerek Celayirlilerin hizmetine girdiler. Bayram Hoca Erzurum, Erciş ve Musul dolaylarını alarak bu devleti kurdu. Karakoyunlular, Azerbaycan'ı Türkleştirdiler, Artuklulara son verdiler ve devlet teşkilatında İlhanlıları kendilerine örnek aldılar. Timur'la mücadele eden Karakoyunlular, Osmanlılara sığınarak Ankara Savaşı'na neden oldular. Karakoyunluları Akkoyunlular yıktı (1469). |
Türkiye`de Saat: 06:53 . |
Powered by: vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2