Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Kültür , Sanat Turizm, Gezi ve Seyahat Rehberi > Tiyatro - Edebiyat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-08-2009, 15:30   #1
david silva
 
mezarkabuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Amontillado Fıçısı-Edgar Allan Poe

AMONTİLLADO FIÇISI
Fortunato'nun binlerce, kez beni kırmasına elimden geldiğince dayanmışımdır, ama intikam almaya yemin ettim.Benim ruhumu gayet iyi tanıyan sizler bir tehdit savurmaya kalkışmadığımı çok iyi bileceksiniz. En sonunda intikamım alınacaktı; bu kesinleşmiş bir noktaydı ancak, kararımın bu kesinliğinde tehlikeye atılmak fikri yoktu.Sadece ceza vermekle kalmayıp bunu kendim bir cezaya uğramadan yapmalıydım.Eğer intikam alana bir ceza gelmişse o intikam alınmış sayılmış.İntikam alan kişi kendisine karşı yanlış bir şey yapan kişiye intikamını hissettirmezse yine intikam alınmış olmaz.
Şu da iyice anlaşılmalı ki, ne sözümle ne de bir eylemimle Fortunato'ya benim iyi niyetimden kuşkulanması için bir neden vermiş değildim.Her zaman ki gibi yüzüne gülümsemeye devam ettim ve o da, bu gülümsememin artık onun nasıl ortadan kaldırılacağını düşünüyor olmamdan doğan gülümseme olduğunu anlayamadı.
Başka bakımlardan saygı duyulması, hatta korkulması gereken bir insan olan bu Fortunato'nun zayıf bir noktası vardı.Şaraptan anlamakla gurur duyardı.Pek az İtalyan gerçekten sanattan anlar.Bu coşkunlukları büyük ölçüde zamana ve zenine ayak uydurmak için. İngiliz ve Amerikalı milyonerleri kandırmak için benimsenmiştir.Resim ve değerli taşlar alanında Fortunato da yurttaşları gibi bir şarlatandır, ama eski şaraplar konusunda samimiydi.Bu bakımdan ben de ondan farksızdım: İtalyan şarapları hakkında bilgiliydim ve fırsat bulduğumda bol bol satın alırdım.
Arkadaşıma rastladığımda karnaval mevsiminin çılgın akşamlarından biriydi.İçkiyi biraz fazlaca kaçırdığından bana aşırı bir sıcakkanlılıkla yaklaştı.Soytarı kılığındaydı.Üzerine sımsıkı yapışmış çizgili bir giysi geçirmişti, başında çıngıraklı,koni biçiminde bir şapka vardı.Onu gördüğüme o kadar sevinmiştim ki, elini elimden hiç bırakmayacakmışım gibi geldi.
"Azizim Fortunato, iyi ki karşılaştık," dedim."Ne kadar da iyi görünüyorsun! Bugün bir Amontillado olduğu söylenen bir fıçı geldi ama doğrusu ben pek kuşkuluyum."
"Ne?" diye sordu. "Amontillado mu? Bir fıçı hem de! İmkansız! Ve de karnavalın tam ortasında!"
"Ama kuşkuluyum," dedim."Ve sana danışmadan Amontillado parasını ödeme aptallığında bulundum.Sen ortalarda yoktun, ben de fırsatı kaçırmaktan korkuyordum."
"Amontillado, ha!"
"Biraz kuşkuluyum ama."
"Amontillado, ha!"
"Ve kuşkumu gidermem gerek."
"Amontillado!"
"Senin işin olduğu için ben de Luchesi'ye gidiyordum.Şaraptan iyi anladığını bilirsin.O bana..."
"Luchesi Amontillado ile Sherry'yi birbirinden ayırt edemez."
"Yine de bazı aptallar onun tat almada senden geri kalmadığını söylüyorlar."
"Gidelim haydi."
"Nereye?"
"Senin mahzenine."
"Olmaz dostum; senin iyilikseverliğinden yararlanamam.Bir işin olduğunu görüyorum.Luchesi..."
"İşim falan yok, yürü gidelim haydi."
"Olmaz dostum.Tamam işin yok belki, ama şiddetli bir soğuk algınlığına tutulmuş olduğunu görüyorum.Mahzenler dayanılmayacak kadar rutubetlidir.Duvarlar hep kabuk kabuk dökülüyor."
"Yine de gidelim diyorum.Soğuk algınlığı önemli değil.Sen kandırılmışsın.Luchesi ise Sherry'yi Amontillado'dan ayıramaz."
Fortunato böyle konuşarak koluma girdi.Ben siyah ipekliden bir maske takıp bir pelerine iyice sarınarak onun beni konağıma götürmesine rıza gösterdim.
Evde uşaklar yoktu, mevsimin eğlencelerinden geri kalmamak için sıvışmışlardı.Onlara sabaha kadar dönmeyeceğimi ve evden ayrılmamalarını söylemiştim.Bu emrin hemen arkamdan çıkmalarını garantileyeceğini biliyordum.
Duvardaki yuvalarından iki meşale aldım, birini Fortunato'ya verdim.Bir sürü odadan geçerek mahzene inen merdivenlerin başındaki kemerli geçide geldik.Uzun ve döne döne inen merdivende arkamdan gelirken çok dikkatli olmasını söyledim.Sonunda aşağı indik ve Montresorların mezarlarının bulunduğu rutubetli zeminin üzerinde yan yana durduk.
Arkadaşımın adımları dengesizdi, şapkasında ki çıngıraklar her adımda ötüyordu.
"Fıçı nerede?" diye sordu.
"Daha ileride," dedim."Ama sen önce şu mahzenin duvarlarında parlayan beyazlıklara bak."
Bana dönüp sarhoşluğun buğulu bakışlarıyla gözlerimin içine baktı.
Sonra da, "Güherçile mi?" diye sordu.
"Güherçile," dedim. "Bu öksürük ne zamandır devam ediyor?"
"Öhö öhö öhö! Öhö-öhö... öhe-öhe..."
Zavallı arkadaşım birkaç dakika yanıt veremedi.
Sonunda, "Bir şey değil," dedi.
Ben kararımı vermişçesine, "Haydi, hemen dönüyoruz," dedim."Sağlığın çok değerlidir.Zenginsin, saygı görüyorsun, seviliyorsun, bir zamanlar benim olduğum gibi mutlusun.Özlenecek bir insansın.Bense hiç önemli değilim.Geri döneceğiz; hastalanırsan bundan sorumlu olmak istemem.Ayrıca Luchesi..."
"Yeter," dedi."Öksürük önemli değil.Beni öldürmez.Öksürükten ölecek değilim."
"Doğru," dedim."Zaten ben gereksiz yere seni korkutmak istemedim, ama çok dikkatli olmalısın.Bu Medoc'tan bir iki yudum bizi rutubetten koruyacaktır."
Sözümün burasında arkadaşlarının arasında yanlamasına yatan şişelerden birini alıp boynunu kırdım.
Şarabı kendisine uzatarak, "İç," dedim.
Sırıtarak şarabı dudaklarına götürdü.Durakladı, bana başını salladı, çıngırakları öttü.
"Çevremizde yatan ölülere içiyorum," dedi.
"Ben de senin uzun ömrüne."
Yine koluma girdi, yolumuza devam ettik.
"Bu mahzenler çok genişmiş," dedi.
"Montresorlar büyük ve kalabalık bir aileydi."
"Armanızı unuttum."
"Mavi bir alanda kocaman bir altından insan ayağı; ayak dişlerini topuğuna geçirmiş olan bir yılanı eziyor."
"Ya düsturunuz?"
"Nemo me impune lacessit."
"Güzel," dedi.
Şarap gözlerinde parlıyor ve çıngıraklar ötüyordu.Medoc'la birlikte benim de hayallerim genişlemişti.İçleri kemik yığılı duvarlar ve boy boy fıçılar arasından katakombun ta içlerine kadar yürüdük.Bir kere daha durakladım ve bu sefer Fortunato'nun kolunu dirseğinin üzerinden tutacak kadar ileri gittim.
"Güherçile nasıl da artıyor bak," dedim. "Tavandan yosun gibi sarkıyor.Şu anda nehir yatağının altındayız.Rutubet damlaları kemiklerin arasından süzülüyor.Gel, çok geç olmadan dönelim haydi.Öksürüğün..."
"Önemli değil, gidelim," dedi."Ama önce Medoctan bir yudum daha içelim."
Bir De Grave şişesi kırıp uzattım.Bir solukta boşalttı.Gözleri alev alev anıyordu.Güldü, şişeyi anlamadığım bir jestle havaya fırlattı.
Şaşkın şaşkın baktım.Hareketi tekrarladı.Gerçekten garip bir şeydi bu yaptığı.
"Anlamadın mı?"
"Hayır."
"Öyleyse dernekten değilsin."
"Ne derneği?"
"Mason değilsin."
"Evet," dedim. "Evet, masonum."
"Sen mi? İmkansız! Bir mason, ha?"
"Mason," dedim.
"Bir işaret yap," dedi
"İşte," dedim.Pelerinimin kıvrımları arasından bir mala çıkardım.
Fortunato bir iki adım gerileyerek, "Şaka yapıyorsun," dedi."Ama biz Amontillado'ya gidelim haydi."
"Öyle olsun," dedim.Malayı yine pelerinin altına sokarak kolumu uzattım.Ağırlığını bana vererek yaslandı. Amontillado'yu aramaya devam ettik.Bir dizi alçak kemerin altından geçtik,aşağı indik, biraz yürüdük, yine aşağı indik ve sonunda havası meşalelerimizin parlamasına bile engel olacak kadar kötü bir yere geldik.
Odanın uzak ucunda girdiğimizden daha küçük bir oda vardı.Burada Paris'in büyük katakombları örnek alınarak duvarlar tavana kadar insan kalıntılarıyla örülmüştü.Bu iç mahzenin üç duvarı hala böyle süslüydü.Dördüncü duvardan çıkarılan kemikler epey büyük bir yığın halinde yere indirilmişti.Kemiklerin çıkarılmasıyla açığa çıkan duvarın ötesinde derinliği bir buçuk, eni bir ve yüksekliği iki metre kadar olan bir iç oda daha vardı.Burası özel bir şey için inşa edilmemiş görünüyordu, tek işlevi katakombların çatısını taşıyan dev sütunların iki arasındaki boşluğu doldurmak olmalıydı ve arkası da som granitten bir duvara dayanıyordu.
Yarı yarıya sönük meşalesini kaldıran Fortunato boşuna görmeye çalıştı odanın derinliğini.Zayıf ışık hiçbir köşeyi görmemize izin vermiyordu.
"İçeri gir," dedim. "Amontillado fıçısı burda.Luchesi'ye gelince..."
"O kafasızın biridir." diye sözümü kesti sendeleyerek içeri giren arkadaşım.Ben de hemen ardından kendisini izledim.Bir an sonra odacığın sonuna varıp önüne duvarın çıktığını görmüş, şaşkın şaşkın bakıyordu.Bir an sonra da kendisini granite zincirlemiştim. Duvarda birbirinden eli santim kadar aralıklı ve aynı düzeyde olan iki demir halka vardı.Bunların birinden kısa bir zincir diğerinden bir asma kilit sallanmaktaydı.Bileklerini halkalara geçirip kilidi kapatmak için bir iki saniye yetti.Fortunato direnemeyecek kadar şaşırmıştı. Anahtarı kilitten çıkartıp geriledim.
"Elini duvara sürt, güherçileyi hissedeceksin," dedim. "Burası gerçekten çok rutubetlidir.Sana bir kere daha yalvarıyorum geri dönmen için. Hayır mı? O zaman seni bırakmak zorunda kalacağım.Ama sana önce elimden gelen bütün özeni göstermeliyim."
Şaşkınlığından hala sıyrılamamış olan arkadaşım, "Amontillado!" dedi.
"Doğru," dedim. "Amontillado."
Bunu söylerken daha önce sözünü ettiğim kemikleri bir yana fırlatmaya başlamıştım.Alttan çıkan taş ve haç ve malamın da yardımıyla girintinin önüne bir duvar örmeye başladım.
Daha ilk sıra taşı yerleştirmiştim ki, Fortunato'nun sarhoşluğunun büyük bir ölçüde geçmiş olduğunu fark ettim.Bunun ilk belirtisi girintinin derinliklerinden gelen hafif bir inilti oldu.Bu bir sarhoş narası değildi.Sonra uzun ve inatçı bir sessizlik geldi.İkinci sonra üçüncü ve dördüncü sıraları tamamladım.Ve o zaman bir zincir şıkırtısı duydum.Bu gürültü birkaç dakika sürdü ve ben de onu daha keyifle dinleyebilmek için işimi bırakıp kemiklerin üzerine oturdum.Zincir şıkırtısı kesildikten sonra malamı aldım ve herhangi bir kesinti olmadan beşinci, altıncı ve yedinci sırayı bitirdim.Duvar şimdi göğsüm düzeyine yaklaşmıştı.Yine duraklayıp meşaleyi duvarın üstüne tutarak içerdeki zavallıyı hafifçe aydınlattım.
Bir dizi yüksek ve tiz çığlık koptu zincire bağlı adamın boğazından, şiddetle geriye savrulur gibi oldum.Çok kısa bir an duraksadım, titredim.Kılıcımı çekip boşluğa bir iki hamle yapacak olduysam da, bir anlık bir düşünce kendimi toparlamama yardım etti. Elimi katakombların sağlam taşlarına dayayınca içimde bir tatmin hissettim.Yeniden duvara yanaştım.Zincirlerini şakırdatanın çığlıklarına karşılık verdim.Onun yankısı oldum, çığlıklarını bastırdım.Ben böyle yaptıkça onun sesi hafifledi.Artık gece yarısı olmuştu ve işim sonuna yaklaşıyordu.Sekizinci, dokuzuncu ve onuncu sırayı tamamlamıştım.Sonuncu olan on birinci sıranın bir kısmını bitirmiştim; artık yerine yerleştirilip harcı konacak bir tek taş kalmıştı.Onun ağırlığı altında sendeledim, yerine sokamaya başladım.Tam o anda oyuktan tüylerimi diken diken eden alçak bir kahkaha yükseldi.Ardından soylu Fortunato'nun olduğunu anlamakta güçlük çektiğim kederli bir ses duyuldu. Ses şöyle diyordu:
"Hah ha ha! Heh he he! Gerçekten güzel bir şaka. Mükemmel bir şaka.Konakta şaraplarımızı içerken bunu hatırlayınca nasıl da güleceğiz...Heh he he!"
"Amontillado!" dedim.
"Heh he he! Evet, Amontillado.Ama saat geç olmadı mı? Bizi konakta beklemeyecekler mi? Leydi Fortunato ve diğerleri? Gidelim haydi."
"Evet, gidelim," dedim."Tanrı aşkına, Montresor!"
"Evet, Tanrı aşkına," dedim.
Ama bu sözlerime boşuna bir yanıt bekledim.Sabırsızlanarak bir daha seslendim:
"Fortunato!"
Yanıt yoktu.Bir daha seslendim.
"Fortunato!"
Yine yanıt yoktu.Kalan delikten meşaleyi atıp içeri düşürdüm.İçerden sadece çıngırakların sesi geldi.Kalbim rahatsızlanmaya başladı-katakomblardaki rutubet yüzünden.İşimi bir an önce bitirmeye koyuldum.Taşı son bir kez yerine ittim.Harcı sıvadım.Yeni duvarın önüne yine kemikleri yığdım.Yarım yüzyıldır onlara bir ölümlü eli değmemiştir.İn pace Requescat!
__________________
TO LİVE İS TO DİE...
mezarkabuL Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-08-2009, 00:06   #2
 
Öyle Bir Aşk ki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

bu öykü alan parsons projectin bir albümünde konu edilmişti (hangi albümüydü hatırlamıyorum) sanırım. teskler paylaşım için.
Öyle Bir Aşk ki Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-08-2009, 08:15   #3
david silva
 
mezarkabuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

rica ederm..
hadi yha bi bakayım onlarda bnm gibi allan poe manyaımı yoksaa
__________________
TO LİVE İS TO DİE...
mezarkabuL Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-08-2009, 16:35   #4
BeŞiKtAşKımM..
 
MeHLiKa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

"Sadece cezalandırmak yetmezdi, kendime bir suç yüklemeden cezalandırmalıydım.
Bir yanlışın düzeltilmiş sayılması için onu düzeltene bir kötülük gelmemiş olması gerekir.
Sonra bir de yanlışı yapan, yanlışı düzeltmekte olanın kendinden intikam aldığını anlamazsa, o yanlış düzeltilmiş sayılmaz".

Teşekkürler paylaştığın için.
__________________
Kalbimin en orta yerinde büyük bir yangın var,
Alevler içinde...
Beşiktaş sana yemin olsun,
Bitmeyecek sevdan...

/▌\
/ \



/▌\
/ \Siyah!






/▌\
/ \ Beyaz!





/▌\
/ \ Hep Seninleyiz!






☻/
/▌Beşiktaş!:)
MeHLiKa Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-08-2009, 17:39   #5
david silva
 
mezarkabuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

rca ederm ben teşekkür ederim zaman ayırdıın için
__________________
TO LİVE İS TO DİE...
mezarkabuL Ofline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 19:51 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580