Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > Orman Bilimleri Ödev

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22-03-2007, 13:46   #11
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

AĞAÇLARIN KORUNMASI

Ağaç korunması kuvvetli ve sağlıklı ağaçlar yetiştir­mek suretiyle yapılır. Kabuk böcekleri için üreme yiyimi yapılan yerler veya hastalıklara sebep olan organizmalar için giriş yerleri olarak kullanılabilen **** kısmı, pe­riyodik budamalarla uzaklaştırılır. Budamalar aynı zamanda rüzgâr veya buz kırmalarına uğrayan ve böylece de tehlikeli yaralara sebep olabilen dalların uzaklaştırılmasını sağla­mış olur. Bununla beraber karaağaçları böceğin erginlerinin çıkış devresi olan Nisan ve Ekim arasında budamak doğru ol­maz. Budanacak dallar, ****da hastalıktan dolayı meydana ge­len renk değişmesinin görülebildiği noktanın en az bir metre aşağısına kadar kesilmelidir (Sümer, 1984).
Zararlılarla mücadele ilaçları ile muamele etme, sulama ve gübreleme; ağacı kuvvetli tutma ve ıslah etme bakımından önemlidir. Mücadele ilaçlarına böcekler ve ağacı zayıf dü­şüren hastalıkların kontrolü için ihtiyaç duyulabilir. Park ve çimenlik sahalarda iyi toprak şartlarında yetişen araç­lar sık gübreleme istemezler. Bununla beraber, kökleri kaldırım altında kalarak dar bir çimenlik şeridinde yetiştiri­len cadde ağaçları, normal gelişmelerini sürdürmek ve kuv­vetlerini korumak için daha fazla gübre ihtiyacındadırlar.
Ağaçlar sık ve şiddetli şekilde, motorlu vasıta vs. çarpması sonucu oluşan mekanik yaralanmalardan korunmalıdır. Kabuğu soyulmamış karaağaç tomrukları hiçbir surette canlı ağaçların yakınında bırakılmamalıdır. Bütün kesim ve buda­malar kabuk böceği erginlerinin çıktığı Nisan ayından önce bitirilmelidir.
Hastalıkla etkilenmediği taktirde karaağaç kerestesinin değeri yüksek olduğundan bunun satışıyla elde edilecek kazanç bütün mücadele masraflarını fazlasıyla karşılayabilir.
Kabuk böcekleri, yakınlarında bulunan karaağaç materya­li üzerinde üreme yiyimi ve beslenme yiyimi yapma eğiliminde olmalarına rağmen, birkaç kilometre uzağa da gidebilirler. Belediye yetkililerine, süsleme maksadıyla cadde ve parklar­da yetiştirilen karaağaçlardan ölenlerin hemen çıkarılması ve ölü dalların budanması önerilir. Çünkü şehir ve kasabalarda uzaktan gelen hastalığa yakalanma şansı, kırlık yörelerdekinden daha azdır.
3.2.2.1. İlaç Püskürtmek Yoluyla Gerçekleştirilen Kontrol

Son elli yılı askın zamandan beri Avrupa ve Amerika'da hastalık için bir kimyasal kontrol yolu bulmak maksadıyla çok sayıda çalışma yapılmıştır. Böceklerin beslenme yiyimini ön­lemek için ağaçlara püskürtülebilen insektisid'ler ağaç kök­leri civarında yere sıvı halde dökülebilen veya gövde içeri­sine şırınga edilebilen sistematik fungisid ve insektisid'ler üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bunlar arasında, ağaçlara püskürtülebilen insektisid'ler üzerinde dikkatler yoğun­laşmıştır. Ağaç üzerinde uzun zaman kalabilen ve çevre şart­larından bozulmayan, insan ve faydalı canlılara zarar verme­yen, çevre kirlenmesine sebep olmayan bir madde bulunmayışı, bu yaklaşımı kesintiye uğratmıştır. Örneğin 30 sene kadar ön­cesinin en tesirli ilâcı DDT insan ve hayvanlara zararlı oldu­ğundan bugün bırakılmıştır. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir (Sümer
  Alıntı ile Cevapla
Alt 22-03-2007, 13:46   #12
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Karaağaçlara İnsektisit Püskürtülmesi

Karaağaçların hastalıktan dolayı fazla telef olmaları karşısında ilâçla mücadelenin gerekli olduğu anlaşılmış, şimdilik en uygun ilâcın da Methoxychlor (ticari ismi Marlate'dir) olduğu so­nucuna varılmıştır (Sümer, 1984).
Püskürtme maddeleri ağaçlara, ya hidrolik püskürtücüler ya da ilâcı sis halinde üfleyen makineler kullanılarak uygulanabilir. İnc kareye[1] 600 pound[2] kadar basınçla dakikada 60 galon 'luk[3] bir çıkışa sahip olan hidrolik pülverizatörler en iyi neticeyi vermiştir. Sis üfleyen makineler, dakikada en azından l galon püskürtme maddesi çıkış­lı olmalıdır.
Ağaçların yapraklı olduğu zamanlarda ilâç püskürtüldüğü taktirde ağaç kabuğunun ilâçla örtülmesi tam gerçekleş­mez. Bu sebeple ilâç uygulaması ilkbaharda tomurcuklar pat­lamadan ve çiçekler görülmeden hemen önce, sonbaharda ise yapraklar döküldükten sonra yapılmalıdır. Bu şekildeki tatbikat için %25'lik methoxychlor ec'dan[4] 8 kısım alı­nır, 100 kısma tamamlanmak üzere su ile karıştırılır, bu ka­rışım hidrolik püskürtücüler için uygundur. Sis üfleyen maki­nelerde kullanılacak karışım da yine %25'lik methoxychlor ec’un 5 kısmına 10 kısma tamamlanmak üzere su ilave edilerek ha­zırlanır. Bunlara benzer kullanma talimatları methoxychlor ambalaj kutularında yazılıdır (Sümer, 1984).
Hidrolik püskürtme ekipmanı kullanıldığı zaman, hiçbir ilâçsız kısım kalmamak., şartıyla kabuk yüzeyini ıslatmak için yeterli oranda püskürtme ilâcı kullanılmalıdır, fakat kabuğun üzerinden akma olmamalıdır. Bunu sağlamak için meselâ 15 m. boyunda bir karaağaca 20-30 galon ilâç gereklidir. Sis atan makineler kullanıldığı taktirde, ilâç kalıntısı öyle çabuk kurur ki kabuk yüzeyinden aşağı akma meydana gelmez (Sümer, 1984).
Kabuk böceği beslenme ve üreme yiyiminin önüne geçmek için ilâcın kabuk yüzünü tam kaplaması önemlidir, yani bunun için dikkat edilmelidir. İlâçla kabuğun iyice örtülmesi­nin sağlanması iki işçi çalıştırılarak kolaylaştırılabilir. işçilerden biri püskürtme yaparken diğeri belli uzaklıkta durarak ilâçsız kalan kabuk kısımlarını ona işaret eder. Methoxychlor gibi emülsiyon tipinde püskürtme maddeleri, bir sa­at içinde yağmur yağmadığı taktirde, çok çabuk kurur.
İlkbaharda Scolytus sp. böcekleri aktif hâle geçmeden evvel karaağaçlar ilaçlanmalıdır. Püskürtme işi rüzgârsız, yağmursuz ve sıcaklığın donma noktasının üstünde olduğu gün­lerde yapılır. Rüzgarlı günlerde ilaçlama yapılırsa, methoxychlor, balık üretme göleti, dere, tarla, otlak ve çayırlık­lara taşınabilir. Arıların ve tozlaşmaya hizmet eden böcek­lerin çiçeklere koyduğu periyotta bu ilaç kullanılmaz. Methoxychlor'un zehirli etkileri vardır. Bu bakımdan, ilaç am­balajları açılmadan önce üzerinde yazılı olan talimat mutlaka okunur. Talimatta belirtilen miktar ve zamanlarda kullanılır. Kullanılmadığı zaman orijinal kutusunda ve kilit altında saklanır. Besinlerin taşındığı araçlarda asla tanınma­malıdır. Püskürtme yapılırken, ilâcın yerde göllenmesinden kaçınılır. Çünkü kuş ve hayvanlar bundan içebilir. Püskürt­me işi sırasında insan ve hayvanlar uzaklaştırılır. Lastik eldiveni ve yağmurluk giyilir. Püskürtme maddesi teneffüs edilmez, ilaçlamadan hemen sonra, yemek yemeden ve sigara içilmeden önce el, yüz ve elbiseler sabunlu su ile yıkanır. Alet de yıkanır, içinde artan cadde akarsulara yakın yerle­re dökülmez (Sümer, 1984).
Methoxychlor kaza ile insan vücuduna dökülürse kirle­nen elbise derhal çıkarılır ve deri sabunlu su ile yıkanır. ilaçlamadan sonra baş ağrısı ve bulanık görme gibi rahatsız­lıklar olursa doktora müracaat edilmelidir (Sümer,1984).
  Alıntı ile Cevapla
Alt 22-03-2007, 13:47   #13
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Karaağaç Tomruklarına İnsektisit Uygulaması

Kabuğun yakılması bir alternatif olmasına rağmen, zaman zaman arazideki istif yerleri ve kereste depolarında, karaağaç tomruklarında böcek kolonizasyonlarının önüne geçmek veya ön­ceden kölenize olmuş tomruklardan böceklerin ergin halde çıkı­şına engel olmak amacıyla insektisid püskürtmesi uygulanır. Bu amaç için, bir benzenhegzaklorür (C6H12Cl6) olan % 25'lik gamma BHC (Ticari adı Strykol BHC veya Lindane'dir), parafin veya başka bir hafif yağ da emilsiyon ha­line getirilerek kullanılır. Püskürtme yüksek güçlü bir aletle yapılır, elle çalışan püskürtücüler ancak az miktarda tomruk ilaçlamak için uygundur (Sümer,1984). Püskürtme Mart ve Nisan 'da kabuk kuru olduğu zaman ya­pılır, çok soğuk havalardan kaçınılır, istif sahasının her metrekaresine bir litre ilaç hesap edilerek, bunun l/-2/3 kısmı tomrukların arasına ve kesit yüzeylerine, kalanı da istifin dışa gelen kısmına püskürtülür (Sümer,1984).
KARAAĞAÇ ÖLÜMÜ HASTALIĞININ VE KONTROLÜNÜN AYLARA GÖRE DURUMU

HAZİRAN:
Kabuk böceği erginleri çıkmaya devam eder. Mecburi ol­mayan beslenmesinden sonra zayıflamış veya hasta karaa­ğaçlarda toplanarak üreme kanalları yakarlar bu kanal­larda çiftleşme olur ve her dişi elli kadar yumurta bırakır.
Yaprakların solma, sararma ve esmerleşmesi olarak beli­ren hastalığın ilk simptomları gözükür.
TEMMUZ:
Yumurtadan bir hafta içinde gelişen larvalar 4-5 hafta boyunca kabuk ve **** arasında kanal açarlar, iletim borula­rına paralel giden bir ana kanal ve buna dik olarak çok sa­yıda ışınsal kanal açılır.
AĞUSTOS:
Her olgun larva bir pupa yapar ve 1-2 haftada ergin forma dönüşür, ikinci generasyon erginler çıkmaya başlar. Ke­sim yapmak üzere, ölü ve tepesinin yarısından fazlası ölmüş olan karaağaçlar işaretlenmelidir.
EYLÜL:
Ergin böceklerin çıkması, bunların taşıdığı mantar sporlarıyla hastalığın yayılması ve üreme yiyimleri devam eder. Ergin böcekler sağlıklı ağaçlarda beslenirler, ilk generasyona ait böceklerin mantar spor­ları taşıması sonucu hastalanmış olan karaağaçların bir kısmı ölmüştür. Ve şimdi bunlar ilk generasyon için beslenme yiyimi yeri olarak kullanılabilir. Ayın ortasından itibaren yapraklardaki hastalık simptomları sonbahardaki renklerle karıştırılabilir, hastalığın teşhisi bakımından dikkatli olmak gerekir. Ağaç tepesinde sürgünlerin yana kıvrık bir şekil alması ve sağlıklı şişkin tomurcukların bulunmaması bu zamandaki simptomlardır. Bu gözlemleri kuvvetlendirmek için böcek kanallarından larvalar araş­tırılır.
EKİM:
Ilık bölgelerde bu ayda da yumurtadan çıkan larvalar­dan kısmen üçüncü generasyon erbinler meydana gelebilir.
KASIM-ARALIK – OCAK:
Böcek bakımından bir faaliyet yoktur. Daha önce işa­retlenmiş bulunan ağaçlar kesilir ve yakılır.
ŞUBAT:
Karaağaçlardan çiçeklenmeye başlayabilir ve çiçeklenme oluşturmayan karaağaç fertlerinin böcek ile kolonive olmuş bulunduğu ihtimal dahilindedir. Ayrıca artan ağaçkakan faa­liyeti de bir ağacın böcekli olduğunu gösteren belirtidir.
MART:
Kesilmiş ****lar ve ağaçlardaki larvalar, ılık gün­lerde gelişmelerini tamamlarlar.
NİSAN:
Gelişmesini tamamlayan her larva, karaağaç kabuğunun altında bir pupa yapar ve ergin böcek haline gelir. Ayın so­nundan önce, depolardaki tomrukların püskürtme yoluyla ilaçlanması, bütün kesme ve yakma işleri tamamlanır.
MAYIS:
İlk generasyonun ergin böcekleri dışarı çıkmak için kabukta delik açar, yayılır ve yakınındaki sağlıklı karaa­ğaçlara saldırırlar. Bunlar, hastalığın etmeni olan manta­rın yapışkan sporları ile bulaşır. Ve 2-4- yaşındaki sürgün­lerde karaağaçlara hastalığı taşı­mış olurlar.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 22-03-2007, 13:47   #14
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Kök Kaynaşması Yoluyla Gerçekleşen Hastalık Yayılımının Kontrolü

Kök kaynaşması kökleri temasa gelen karaağaçlar ara­sında oluşur. Bir karaağaç hastalığa yakalanmışsa, mantar, kaynaşmış kökler yoluyla sağlıklı ağaca geçebilir. Hastalığın köklerden yayılmasının önüne geçmek için, hasta ve sağlıklı ağaçlar arasına kök temasına zarar veren bir kimyasal engel konulmalıdır. Kök kaynaşması oluşan toprak civarının Sodyum N-methyl - dithiocarbamate (SMDC) ile muamele etmek ve temas eden kökler bir bant halinde öldürülmek yoluyla bu amaca ulaşıla bilinir. Hastalık simptomları görüldüğünde derhal has­ta ve sağlam ağaçlar arasına bu ilaç uygulanmalıdır. Bunun için iki komşu karaağaç arasında tek bir hat halinde toprağa 30-75 cm. derinlik ve 10-25 cm aralıklarla delikler oyulur.
Bu deliklerin, ağaçların tepe damlama hattının dışına kadar uzanması gerekir. Bir kısım SMDC'nın dört kısım su ile karıştırılmasıyla elde edilecek çözelti her bir deliğe bir fincan kadar olacak şekilde dökülür. Tehlikeli bir madde olan SMDC, ambalaj kutusu iyice okunduktan sonra dikkatle kullanılır (Sümer, 1984).
SMDC yerine Türkiye'de üretilen N abam adlı dithiocarmat da aynı dozda kullanılabilir (Sümer, 1984).
Kök temasını mekanik olanak bozmak da mümkündür.
3.2.4. Hastalığa Dayanıklı Fertlerin Seçimi

Karaağaç ölümü hastalığına karşı karaağaç türlerinin hassasiyeti değişik olmakla beraber, hiçbiri muaf değildir. Maalesef, memleketimizin en yaygın karaağaç türü olan Ulmus minör Miller hastalıktan en fazla etkilenmektedir. Hastalığa bu kadar hassas olmalarına karşılık, karaağaç türleri ekono­mik ve estetik faydalarından başka, çok çeşitli iklim şart­larına dayanıklıdırlar. Hızlı büyüme ve şehir şartlarına iyi uyabilme yetenekleri vardır. Ağaçlar hastalıktan ölse bile kök sistemleri çoğunlukla canlı kalmaktadır, böylece isten­mese de uzun bir zaman sonra ağaçlar kök sürgünleri ile yenilenmektedir, ancak bu şekilde zayıf büyüme şartlarında bulunduklarından yeniden hastalık tehlikesini beraber ge­tirmektedirler (Resim. 6). Karaağaçların bu olumlu özel­likleri, hastalığa dayanıklı melez ve kültivarları üzerinde araştırıcıları çalışmaya yöneltmektedir (Sümer, 1984).
Hollanda'da yapılan çalışmalarla hastalığa dayanıklı "Chpistine Buisman karaağacı" (Ulmus minör'un seleksiyonu), "Cammelin" ve "Groeneveld" kültivarları bulunmuştur. Fakat bunlar henüz deneme halindedir. Ve ayrıca hastalık bazen bunlarda da zarar meydana getirmektedir. Çin karaağacı (U. parvfolia Jacg.) ve Sibirya karaağacı (U. pumila L.) has­talığa dayanıklı görünmektedir, ancak Sibirya karaağacının ülkemize uyum sağlayacağı şüpheli olmakla beraber, yaprak böceği gibi doğal düşmanı kar ve rüzgar kırmasına hassas yönü vardır. Bu nedenle seleksiyon ve melezler elde etmek, bazı istenmeyen özellikleri ortadan kaldırmak için kullanılması gereken ikinci bir yoldur ve bugüne kadar hastalığa dayanıklılık ve diğer aranan üstün özelliklere sahip karaağaç seleksiyonu bulmak mümkün olmamıştır.

Ülkemizde geniş bir yayılışa sahip olan kara­ağaçlar, kara ve demir yolu kenarı ağaçlandırmalarında kullanılmaktadır.Ayrıca iç Anadolu'nun ağaçlandırılmasında uygun ağaç cinslerinden biridir. Cadde ve yol kenarlarında tek tür kullanma yerine, U. minör subsp. minör ve U. mimör subsp. canescens fertleri grup grup dikilmelidir. Böylece hastalıktan dolayı meydana gelecek kayıp asgari seviyede tutulmuş olur.
Şiddetli hastalık görünen yörelerde dikilmek üzere bir zaman için karaağaçtan başka ağaç cinsleri de düşünüle­bilir. Kırlık sahalarda bunun uygulanmasının biraz zor ol­masına karşılık, şehir ve kasaba ağaçlandırmalarında ger­çekleştirilebilir. Zelkova gibi karaağaca yakın ağaç cinsi, ayrıca yöreye uygun olarak ıhlamur, kavak, akçaağaç, meşe, dişbudak, çınar ve gürgen karaağaç yerine ikame için önerilebilir (Sümer, 1984).
  Alıntı ile Cevapla
Alt 22-03-2007, 13:47   #15
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

SONUÇ

İlk defa I. Dünya savaşı sonlarında Kuzey Avrupa'da görülmüş olan ve hızla Dünyaya yayılarak karaağaçlara bü­yük zararlar veren hatta karaağaçları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getiren karaağaç ölümü hastalığı ülkemizde de önlenebilmiş değildir. Hastalık sebebiyle ülkemiz orman­larında genelde münferit olarak bulunan karaağaçların sayı­sı artık yok denecek kadar azdır. Avrupa ve Amerika'da has­talığa karşı ciddi uygulamalar yapılırken ülkemiz bu soruna henüz el atmamıştır.
Karaağaç Ölümü Hastalığı ile en kısa sürede mücadele etmeye başlanılmalıdır. Ormanlarımızda ziynet ağaç olarak bilinen kalın çaplı karaağaçlara artık rastlayamıyoruz. Eğer yetişmekte olan genç fertlerin de kurumasını istemiyor­sak hastalıkla etkin bir mücadele yapmalıyız.
6. ÖNERİLER

Bu çalışmada ele alınıp incelenen karaağaç ölümü has­talığı ile mücadele imkanları derhal uygulanmaya konulmalı­dır.
Ormanlarımızda hastalık sebebiyle kurumuş bütün ağaç­ları kesip çıkarmalıyız. Tuzak ağaçları kullanarak kabuk bö­ceklerine karşı savaş yapılmalıdır.
Hastalık nedeniyle ölmüş veya hasta olan karaağaçların ****unun kalitesi büyük ölçüde zarar gördüğü için bu mater­yalin en iyi şekilde değerlendirilmesine yarayacak yollar aranmalıdır. Örneğin ormanlarımızda kuru karaağaçlar üze­rinde doğal olarak gelişebilen ve yenilebilen, değerli man­tarlar yetiştirilebilir (Resim 11-12). Karaağaç kabuk böcek­lerinin kolonizasyonuna uygun olan bu materyal böceklere kar­şı korunup, kontrollü bir şekilde doğada yenilebilen değerli mantarlar yetiştirilebilir. Ayrıca bu tür hastalıklı ve ta­mamen kurumuş karaağaçlar toprak yüzeyine yalın bir yerden kesilerek bu yetiştiricilik uygun koşulların sağlandığı bir ortamda veya yine ormanın içinde ancak böceklerle mücadeleyi daha etkili ve ekonomik kılmak için topluca bir yerde de ya­pılabilir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 17:38 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580