Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi

Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi (http://besiktasforum.net/forum/index.php)
-   Bæsın Yayın (http://besiktasforum.net/forum/forumdisplay.php?f=240)
-   -   Batıda Oluşum Süreci İçerisinde Gravür ve Serigrafi (http://besiktasforum.net/forum/showthread.php?t=21954)

imparator 07-02-2007 10:43

Batıda Oluşum Süreci İçerisinde Gravür ve Serigrafi
 
I. BÖLÜM

1. BASKI RESMİN TARİHÇESİ

Görsel sanatların başlangıcı M.Ö.42.000 yıl önce yapıldığı tahmin edilen mağara duvarlarındaki resimlere dayanır. Bunların en ünlüleri İspanya'da Altamira Mağaralarındaki duvar resimleridir. En eski devir diye adlandırılan paleolitik kültürde; insanların yaşamlarını, hayatları ile ilgili olayları, hatıralarını anlatmak için sert ve keskin aletler kullandıkları; düşüncelerini, hissettiklerini kazıyarak, oyarak anlattıkları, bir takım şekiller oluşturdukları görülmektedir. Çoğu av sahnesi olan bu çizimler ilk çizilmiş eser olarak kabul edilir.[1] Aynı zamanda resim, grafik sanatının da başlangıcı sayılabilir.
Bu zamanki insanın boynuz, kemik ve kaya üzerine yaptığı resimler, bir anlamda büyüsel amaçları olan kendi yaşamlarıyla bütünleşen resimlerdir. Bu tür resimleri çizmedeki temel gayeleri, resim yapmak, sanat icra etmek değil, kendilerini doğal güçlerden ve ruhlardan korumaktır. "İlkeler için, yararlık açısından,bir kulübenin yapımıyla, bir imgenin üretimi arasında hiçbir ayrım yoktur. Kulübeler onları yağmurdan, rüzgardan, güneşten ve kendilerini yaratmış olan ruhlardan korurlar. İmgeler ise, onları doğal güçler kadar gerçek olan öteki güçlere karşı korurlar. Başka bir deyişle, resimler ve heykeller, büyüsel amaçla kullanılırlar."[2] Büyüsel amaçla da olsa paleolitik kültür insanı, yaşamını, yaşamıyla ilgili hatıralarını anlatırken kullandığı ve sürekli geliştirdiği aletler ile teknik, bu aletlerin fonksiyonları sonucu meydana getirdikleri çizimler ise ilk çizilmiş (resim ve grafik) eserlerdir.

imparator 07-02-2007 10:43

Grafik baskı veya özgün baskı; tasarlanan herhangi bir düşüncenin kalıp yöntemiyle birden fazla kopyasının alınmasıdır. Diğer bir deyişle baskı herhangi bir şeklin, yazının, resmin baskı tekniklerinden yararlanılarak istenilen şekil ve sayıda, başka bir yüzeye aktarılarak kopyasının alınması anlamındadır. Veya baskı, aynı resmin birden fazla çoğaltılmasından oluşur. Bu da minyatürlerde ( birkaç bin yıl önce Orta ve Uzak Doğudaki) tabakalara basmak suretiyle bir resmin birden fazla baskısının alındığını göstermektedir. Bu tür baskıların yapıldığı dönem ise M.Ö. 7. yüzyıldır.
Asıl baskı sanatı ise kağıdın bulunmasıyla gelişecektir. Kağıt üzerine ilk baskının ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekte ise de, 15. y.y. Avrupa'sında özgün baskıya temel olan sert ahşap (armut, kiraz, ceviz, şimşir) ve ahşabın kılıcına olan dik yüzü, demir ve çelik plaklar ve kısa bir süre sonra ortaya çıkan düz bakır plakların temel baskı kalıp gereçleri olarak kullanıldığını görüyoruz.[1]
Baskı yöntemlerinin önceleri kilise emrinde çalışan zanaatçılar ve kuyumcular tarafından kullanıldığı biliniyor. Kazıma aracı olarak "büren" bu ustalar tarafından kullanılmıştır ve bakır plakalar üzerine çizgiler atılarak "kuru kazıma" tekniği kendiliğinden gelişmiştir. "asitle yedirme" tekniği ise 1400'lerden sonra zırh ve kılıç süslemelerinde bu işin ustaları tarafından kullanılan bir yöntem olmuştur.

imparator 07-02-2007 10:43

Özgün baskı sanatı 19.yy.'ın başından itibaren teknik gelişimi ile sanatçıların dolaysız ifade araçlarından biri haline gelmiş sadece özgün baskı ile üretim yapan sanatçılar ve özgün baskı atölyeleri kurulmuştur. İngiliz asıllı Stanley William Hayter baskı sanatçılarını grup halinde çalışarak yeni teknik ve anlatım olanaklarını geliştireceklerine inandırarak 1927 yılında Paris'te "Atölye 17" adı ile tanınan baskı atölyesini kurmuştu. II. Dünya Savaşı sırasında Amerika'ya taşınan "Atölye 17", 1950 'de tekrar Paris'e dönmüş ve Colder, Pollock, Miro, Ernst, Giocometti gibi pek çok sanatçının çalıştığı bir sanat merkezi haline gelmiştir. Bugün halen Hayter'in kendi adı ile bilinen yüksek baskı tekniği de bu çalışmalar sonucu geliştirilmiştir.
Sanatçı kendisine göre, dönemin sanat anlayışına, gelenek, görenek, dünya görüşü, günün siyasal, kültürel, sosyal durumunu gizli de olsa yapacağı sanat eserinde yansıtır ve o eseri kendi yorumuna göre oluşturur. Aynı resmin farklı dönemlerde ifade edilip çoğaltılması, farklı özellikler taşımaktadır. "Resimle ifade edilen bilgi ve tecrübenin, kuşaktan kuşağa aktarılması, baskı teknikleri ile basılan bilgi ve tecrübe kadar önem arzetmektedir. Bilginin kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi, ancak baskı tekniğinin gelişmesi ve özgün sanat eserlerinin birbirinin aynı denebilecek şekilde üretilerek çok sayıda kişiye ulaştırılmasıyla mümkün olmuştur."

imparator 07-02-2007 10:43

Teknolojik buluş ve gelişmeler baskı resim tekniklerinin boyutunu şaşırtıcı biçimde değiştirmiştir. Hem baskı resim türleri çeşitlilik kazanmış, hem de yeni yeni baskı resim türleri oluşmuştur. I. Dünya Savaşından önce Fovlar, Die Brücke (Köprü) ve Der Blaue Reiter (Mavi At) sanatçıları ve daha sonra da ekspresyonistlerin, yaratıcılıklarını dışa vurmada kullandıkları ve yeniden canlandırdıkları baskı resim, teknolojik buluş ve gelişmelerle kullanılan tekniklerin boyutunu şaşırtıcı biçimde değiştirmiştir ve yeni baskı resim türleri oluşmuştur.
"1950'lerin pop sanatı, özellikle serigrafi ve litografi tekniklerinde endüstri kültürüne özgü üslubu ile uluslar arası etkilerinde öncülük yapmıştır. Lichtenstein, Rosenguist, Johns, Wohns, Warhol gibi sanatçılar ünlü baskı atölyeleri ve okulları özgün baskıyı estetik nitelikli bir sanat dalı olarak yaygınlaştırmışlardır.[1] Grafik ve baskı sanatı, toplum yaşamının içine girmiş, özellikle sanayi ve endüstri alanında reklâm ve propagandanın kaçınılmaz bir öğesi haline gelmiştir. Grafik kavramı da bugün baskı yoluyla çoğaltılan tüm etkinliklerin ortak ve yaygın bir adı olmuştur. "Günümüzde kitlelerin nesneleri uzamsal ve insansal açıdan yakınlaştırma yolundaki tutku derecesine varan isteğiyle her olgunun biricilik niteliğini çoğaltım yolu ile aşma eğilimi en başta gelmektedir. Nesneyi betim aracılığıyla, daha çok da kopyalar yani çoğaltım yoluyla en yakın görünümü içerisinde elde bulundurma gereksinimi günden güne artmaktadır."[2]

imparator 07-02-2007 10:43

Baskı resmin sanatsal bir anlatım aracına dönüşmesinde ressamların katkısı büyüktür. Ressamlar bunu tuval yaparcasına baskı malzemelerini kullanarak ve alışılmış tekniğin dışında yeni bir dil oluşturulmasında etken olmuşlardır. Örnek verecek olursak Picasso'nun başarısını verebiliriz. Picasso başarılı yapıtlarıyla alıcı ve sanatseverlerce baskı resmin, resimle eşdeş tutulmasında önemli rol oynamıştır. "Günümüzde de ünlü sanatçıların imzalı baskı resimlerine, birçok tuval resmine oranla yüksek fiyatlarda alıcı bulması sıkça rastlanılan bir durumdur. Toplumlar, entelektüel ve tinsel isteklerine somut bir anlam kazandırma savaşı vermektedir. Yeni anlamlar ve yeni araçlar araştırılırken baskı resimde bu istekleri karşılamak üzere, sanat alanında tekrar yerini almıştır."[1]
2. GRAVÜR BASKI

"Ahşap ya da metal baskı levhalarıyla çeşitli kazı resim teknikleri kullanılarak gerçekleştirilip çoğaltılmış her tür sanatsal ürün."[2]
İlk önceleri kaya, boynuz, kemik gibi sert malzemelerin üstüne sivri aletin çekiçlenmesiyle oluşan çizgiler günümüzde madeni levha üzerine çelik kalemin oluşturduğu çizgilerle aynıdır.

imparator 07-02-2007 10:44

2.1. Gravür baskının Tarihsel Gelişimi

2.1.1. 1960 Öncesi

"Tarih boyunca metal ustaları silah, zırh, at koşmaları, çeşitli ev eşyası ve takı gibi altın, gümüş veya bronzdan yapılmış değişik madenleri sivri aletlerle oyarak süslemişlerdir. Yine bu sanatçılar oydukları metallerin üzerindeki işlerin etkisini görebilmek için bunları önce yumuşak kıl üzerine basmışlardır. Böylece baskı yöntemlerini ilkel olsa da buldukları söylenebilir. Asıl baskı sanatı ise kağıdın bulunması ile başlar. Kağıdın bulunuşu ile bu günkü baskı sanatının temelleri atılıp, dolgun el yapısı, kağıt, yoğun siyah mürekkep gibi malzemelerle yapılan baskılar çelik kalem ile çalışan ustalar için yepyeni bir anlatım sanatı olmuştur."[1]
15. yy. Avrupa'nın bazı ülkelerinde ilk kez hangi tarihte baskı yapıldığı bilinmiyor. Bu devirden kalan bazı örneklere bakacak olursak tahta baskının, metalden daha önce, asitle yedirme tekniğinin ise bu iki teknikten daha sonra olduğu görülmektedir.
Baskı için madeni levha oyma yönteminin ilk olarak bu devirde metal oymacılığının ustaları olan kuyumcular tarafından geliştirilmiş olduğu söylenir. Yine bu devirde Almanya ve İtalya'da kullanılan kalburlama (Crıble) metoduyla madeni levhaların üzerinde sayısız noktacıklar meydana getiren bir teknik uygulanıyordu. Bu oyuklar çekiçle vurularak yapılıyor ve boyanan levhanın üzerinde oluşturulan oyuntular beyaz, diğer kısımlar siyah çıkıyordu. Aynı levha bu defa metal üzerinde oyulmuş yerler mürekkeple doldurulup, yüzeyi temizleyerek basıldığında oyulmuş olan yerler siyah, diğer kısımlar beyaz olarak çıkıyordu.

imparator 07-02-2007 10:44

Bu tür baskı çukur baskının kaynağını oluşturur. Bu tür baskıları yapanların sanatçı değil bilakis asil kişiler ve kilise emrinde çalışan zanaatçılar olduğunu söylemekte fayda vardır.
Diğer bir kazı resim türü 15. yy. 'da Nieollo'dur. Bu teknikte bakır, gümüş ve altın levha üzerindeki oyuklar siyah kimyevi bir madde ile doldurularak yüzeyde siyah beyaz değerler elde edilmiştir. Antonio Pollaiuolo 15. yy. baskı sanatının ilk büyük sanatçılarındandır. Çelik kalemi (Burin) ustalıkla kullanmıştır. Pollaiuolo, gölge ışığa aldırmadan "volüm" verme çabasını gütmüştür. Figürler Espasa bağlanmayan sert bir çizgi ile çevrelenmiş, ortaya çıkan bu yüzeye sonradan eğik taramalar ilave edilmiş ve bunlar gölge ışık sağlamaktan çok figürlere heykel görünümü vermiştir. Bu anlayış o devirde başlayan Rönesans akımının etkisiyle sanatçıların eski Yunan ve roma Heykellerine duydukları ilgiden doğmuştur.
Almanya'da kuyumcu ve metal işçilerinin önderlik ettiği kazı sanatı, 15.y.y. İtalya okulundan oldukça farklı bir yolda gelişmiştir. Gotik tarz sanatının bütün inceliğini ve arabeskini koruyordu. Kaligrafik desen anlayış nedeni ile, çizgi ve ışık farkını iyice belirleyen çapraz taramalarla dolu çeşitlemeler sağlanıyordu. İnce hassas noktalamalarla yüzey zenginleştiriliyordu.

imparator 07-02-2007 10:45

Albrecht Dürer(1471-1512) baskı sanatının en büyük ustalarındandır. Tahta baskı, bakır üzerine kuru kazı ve asitle yedirme tekniklerini kullanmış, İtalya'ya gittiğinde Mantegna'dan etkilenmiş, onun resimlerinden kopyalar yapmasına rağmen çelik kalemle oyup baskılarını aldığı kalıp çok zengin değerlerle bambaşka anlam kazanmıştır.
Gravürcü olan Dürer eau-forte ve xylographi tekniklerini uygulamıştır. En ünlü ve tanınmış eserleri arasında Alegorik Anlamlı, Süvari-Ölüm-Şeytan, Melancholia, çalışma odasında St. Jerâme'dir.

Melancholia'da kanatlı bir melek sağ tarafta oturmuş görünmektedir. Arkasında ve etrafında geometrik şekiller, kum saati, elinde de bir pergel bulunmaktadır. Melek başını eğmiş, derin düşünceye dalmıştır. Matematik verilerinin, akıl ölçülerinin, ruhu doyurmadığını ifade etmek ister gibidir. Bu hal gerçek bir melankoli halidir. Melancholia Goethe'nin, Faust'unun bir öncü tipi olabilir. Sahnede perspektif bilinçli bir şekilde işlenmiştir. Meleğin anatomik yapısı giysiye verilen gölge ışıkla plastik bir şekilde değerlendirilmiştir.

imparator 07-02-2007 10:45

"Dürer; oran, anatomi ve perspektif sorunlarıyla meşgul olmuştur. İncelemeler ve yayınlar yapmıştır. Anatomi araştırmaları ve etütleri, ideal insan tipini saptama çalışmalarıdır."[1]
Çizgi, nokta ve çapraz taramanın bütün imkanlarını kullanan Dürer, ayrıntıları büyük bir titiz ve incelikle oymuş, doku ile renk etkisi verecek kadar ileri gitmiştir. İnsanın değişmekte olan çevresi, toplumun sosyal, siyasal ve kültürel olarak değişimleri , bütün bunlar karşısında insanın tutumlarını, davranışlarını, etkilenmelerini konu eden dürer eserlerinde dramatik ve buruk kimi zaman isyan eden, baş kaldıran bir hava içinde resimleri en usta şekilde yansıtmıştır.
Asitle yedirme tekniği, baskı sanatı yaygın duruma gelince yetişmiş ve gravür bir çok sanatçı tarafından benimsenmiştir. Daha sonraları sanatçılar bu tekniği ünlü gravür ustalarının tablo ve baskılarını taklit ederek çoğaltmaya başlamışlardır. Rafeel İtalya'da bir gravür okulu kurarak öğrencilere resimlerinin eskizlerinden gravür yapmıştır.

imparator 07-02-2007 10:45

17. y.y.‘dan 20.y.y.‘a kadar gravür sanatında ünlü sanatçıların yağlı boya tablolarını kopya ederek çoğaltma yöntemi ağır basmıştır. Bu arada orijinal eserlerden kazı resim yapan sanatçıların yanı sıra çoğaltma işleminin olanakları ile yeni metotlar bulan ve bu tekniğin daha da gelişmesinde rolü olan sanatçılarda yetişmiştir. Lucas Wonstenman (1595-1675) ve Bolzwerts kardeşler tabloları kazı resmi uygulama olanaklarını geliştirmişlerdir. Bu uğraşları sonunda geleneksel kazı tekniğinin sınırlarını zorlayıp, yeni dokular arama zorunluluğu duyarak teknik bakımdan ileri bir seviyeye ulaşmışlardır. Hendrik Zius (1558-1617) ise çizgi dokuları, çapraz tarama ve noktalama işlemleri ile saten, kadife, cilt sırtı gibi nesnelerin bütün özelliklerini verecek kadar oyma sanatını geliştirmiştir.
Fransa'da 1. Francoisın emrinde Fontainbleu sarayında çalışan Rafael okulu sanatçıları yaptıkları eserlerin baskı olarak kopyalarını da hazırlamışlardır. Bu baskılar sonradan yetişecek olan Fransız ressamlarını etkilemiştir. Claude Mellan (1598-1688) İtalyan okullarındaki klasik model yaratma çabalarından çok nesnelerin yüzeyini taklit edebilme yoluna gitmişler ve kazı resim ile portreler yapmışlardır. 17.y.y.' a kadar oyma sanatı olarak kabul edilen asitle yedirme bu dönemde önem kazanmıştır. Bu yüzyıla kadar genellikle sanatçının kol kuvveti ile metal levha yüzeyini direkt müdahalesi yerine asidin metal yüzeyini kemirmesi ve elde edilen çizgiler, aşınmış alanlar, sanatçılara yeni çalışma olanakları sağlamıştır. 17.y.y. ve 18.y.y. ‘da resimden çoğaltma yerine artık sanatçının yaratma, özgür çalışma sonucunda sürekli yenilikler, yeni çalışma olanakları ile tekniğin sanat için kullanma ve uygulama ortamı daha yaygın bir hale gelmiştir. Böylece çoğunlukla resimde çoğaltma amacını aşarak kazı resim sanatına yenilikler getiren ustalar yetişmiştir. Bu sanatçıların eserleri ve geliştirdikleri yöntemler günümüz sanatçılarına dek etkisini göstermiştir. Bu sanatçılar arasında en büyük usta Rembrandt'tır ( 1606-1609). Kullandığı teknik asitle yedirme tekniği (ıslak kazı)dir. Bu tekniği kullanarak portrelerinde insan yüzünün etkisini artırmış, dini konularda ise kuvvetli bir ışık, gölge yaratmıştır.

imparator 07-02-2007 10:45

“Sanatçı bakır levhanın yüzeyini zahmetle kazımak yerine levhayı mumla örtüyor, üstünü bir iğneyle çizdikten sonra, çizdiği yerlerde mumu kazıyıp bakırı açığa çıkarıyordu. Peşinden levhayı bir aside sokması, mumun kazındığı yerlerde bakırı aşındırıyordu. Çizimin bu yolda aktarıldığı levha, oyma baskıda kullanılıyordu. Bir asitli oymayı, tığ iğne oymadan ayırt edilmesinin tek yolu, çizgilerin incelenmesidir. Tığ iğnenin, çok zaman isteyen, zahmetli işiyle, asit baskıcının özgür ve oynak iğnesi arasında gözle görünür bir ayrım vardır.”[1]
Remblrandt'dan günümüze, 300'den fazla asitle yedirme kazı resim çalışması kalmıştır. Rembrandt ilk devirlerinde sadece dağlama tekniğini kullanmıştır. Sonraları buna kuru kazı tekniği ilaveler yapmış,son dönemde ise desenlerinde kullandığı rahat ve coşkulu kalem darbelerini madeni levha üzerine kuru uçla işlemiştir.

imparator 07-02-2007 10:46

Rembrandt'nın “İsa'nın Dinsel Öğüdü“ çalışmasında, İsa'nın etrafında toplanmış yoksul ve zavallılara dinsel öğütler verdiği görülür. Rembrandt'nın kalabalığı raslantısal gibi görünse de, uyumlu kümeler halindedir. Işık merkezi durumdadır ve resminde porteci olarak ürünün azaldığı görülmektedir.
Bu devrin diğer önemli sayılabilecek ustalarından Heraules Sephers (1590-1640) Çukur baskı (İnteglio)’da renk ile denemeler yapan ilk sanatçıdır. Siyah mürekkep yerine boya kullanmış, kumaş, tuval fırça ile renkler ilave edilmiştir. Baskı tekniğinde de yeni ve değişik yöndemlerkullanarak bu tekniğin daha zengin ve boya resimle boy ölçüşür hale gelmesinde önemli katkısı olmuştur. Asitle yedirme ilginç denemeler yapmış, bu denemelerde kendi buluşu olan vernikler ve ince yağ tabakaları levhayı örtüp aside batırdığında yüzeydeki yağ, gelişi güzel yerlerden açılıyor ve boşalan alanlar asit tarafından kemirilip değişik efektlerde kompozisyonlar elde ediliyordu.
17. y.y’da İngiltere, Fransa ve Hollanda’da gelişen kazı resim okullarında baskı sanatına resmi çoğaltan ve taklit eden bir sanat dalı olarak bakıldığında gravürde resim etkisi yaratacak yöntemlerin aranmasına da devam edilmiştir. Yumuşak ve dolgun dokular sağlayan leke baskı (aquatint) ve siyah tarz (Mezotint) teknikleri de bu devirde başvurulup geliştirilen tekniklerdir. Mezotint tekniğini İngiltere‘ye ilk tanıtan kazı resim sanatçısı Prince Rupert’tir. Bu tekniğin ülkesinde çok benimsenip, baskı sanatında kullanılması, daha geliştirerek “İngiliz tarzı” (English Manner) adı ile tanınması bu sanatçı sayesinde olmuştur.

imparator 07-02-2007 10:46

Bu zamanla gelişip bir çok sanatçı tarafından benimsenmesiyle yapılan baskı resimler; yağılı boya resim tadını veren, yumuşak fonlar kazandıran baskı resimler elde edilmiştir.
Rengi, siyah-beyaz valörlere aktarabilme yöntemleri geliştikçe, fırça darbelerine kadar kopya etme olanağı doğmuş ve bunun sonucunda resmin bütün değerlerini metal levhaya aktarabilmek için birkaç levha yardımı ile renkli baskı yapma metodu gelişmiştir. Daha sonra bu yeniliklere renkli tozlama (color aquatint) tekniğinin katılması ile fotoğraf baskılarının verdiği değerlere yakın baskılar elde edilmiştir. Bu dönemde birkaç levha kullanarak renkli baskılar elde etmeyi başaran ilk sanatçılardan birisi de Jacoues Christophe Le Blond’ dur.
18. ve 19. yüzyıllarda kazı resim sanatı, asitle yedirme, siyah tarz, çeşitli kuru kazı ve yeni bulunan bir çeşit kalkık uçlu çelik kalem (burin) tekniklerinin üzerinde kullanıldığı büyük boyutlardaki metal levhalarla, yağlı boya resme çok benzeyen resimler yapılmış ancak bu tekniklerin hemen hepsi sadece resmi taklide yönelmişlerdir. Bu anlayışın dışına taşan, özgün çalışan Goya (1746-1828), Aquatint tekniğini en iyi kullanandır. Bu teknik çizgileri değil, gölgeli yerleri belirleyip leke oluşturan tekniktir.

imparator 07-02-2007 10:46

Goya bu yeni teknikle daha çok duygu ve tutkularını sistemlerini levhaya aktarmıştır. O, ünlü kutsal kitap öykülerini, tarihsel olayları yada günlük yaşam sahnelerini betimlememiştir. Dönemin toplumsal olayların, acımasızlığını, şiddeti, kişilere ve kitlelere yönelik işkenceleri, en çarpıcı şekilde levhaya aktarmış, duygu ve ifadeciliği bu baskılarla çoğaltmayı başarmıştır. Daha çok kitlelerin bilinçlenmesini dayanışma ve direnişi simgeleyen baskılar yapan sanatçıların başında gelir.
Goya'nın bu asit oyması saplantısal düşlerinden birinin imgeleştirilmesidir. Goya savaşların ve insan çılgınlıklarının ezip durduğu yurdunun yazgısını mı düşünüyordu acaba? Yoksa bir şiirin oluşturulması gibi, yalnızca bir imge mi oluşturdu? Bu kanıya da devin büyüklüğü evlerin nokta gibi görünmesi ve devin, ayın aydınlattığı doğa görünümü üzerinde, kötü bir karabasan gibi oturuyor görünmesinden varıyoruz.

imparator 07-02-2007 10:46

İngiltere de William Blake (1757-1827) teknik yönden araştırmalar yapmış ve kazı resme yenilikler getirmiştir. Bu sanatçının bulduğu yenilik ve diğer sanatçılardan ayıran özellik, aside karşı dayanıklı bir sıvı ile deseni örttükten sonra çıplak olanları aside yedirdiğinde, biçimlerin rölyef etkisini bırakacak şekilde meydana gelmesidir.
19. y.y da fotoğraf tekniğinin bulunuşu ile halkın çoğaltma tekniğine karşı doğan ilgisizliği kazı resim sanatçılarını yeni arayışlara itmiştir. Bu yüzyılın sonunda bilim ve teknolojinin gelişmesi ve bilgiye verilen önem toplumlarda yeni değişimlere yol açmıştır. İnsanın yeni dünya değerlerine olan ilgi ve tutumunun değişmesi sanatçıları da etkilemiştir. Bu yeni oluşumlardan dolayı çağa ayak uyduramayan sanatçılar da olmuştur. 20 y.y'ın başlarında resmi tutarsız yallardan canlandırmaya başlamışlardır.

imparator 07-02-2007 10:46

Bu dönemde James Ensor (1960-1949) Pierre Auguste Reuoir (1841-1919) ve Georges Rouauit ( 1871- 1958) gibi usta sanatçıların çağın yeniliklerinden faydalanarak kendilerinin oluşturdukları sitillere çeşitli teknikler kullanarak kazı resim çalışmaları yapmışlardır. 20.'y.y ın başlarında Jacques Willon (1875-1963) gibi sanatçılar ise yeni uygulamalara yönelmişlerdir. Willon, modern kazı resmin öncüsü sayılmıştır. Fovizim ve Kübizmden etkilenen sanatçı 1910 da çizgi ağları ile kübist bir espas oluşturarak kazı ressamlarının halen kullandıkların çağdaş bir anlayış ve değişik bir espas anlayışı kazı resme uygulamıştır. Kazı resim sanatı son yüzyıllarda genellikle çoğaltma amacı için kullanılmış, baskıların çoğunlukla siyah-beyaz yapılması ve çoğaltılarak daha ucuza satılması, halkın gözünde onları, fakirlerin tablosu durumuna düşürmüştür. Yağlı boya ve diğer tekniklerle yapılan resimlerin kazı resimden daha üstün olduğuna inanılıyordu. İngiliz asıllı Stanley William Hayter gravür sanatçılarının grup halinde çalışarak kazı resimde yeni anlatım olanakları aramalarının faydalarına inanmış ve bu amaçla 1927 yılında Paris'te sonraları “Atölye 17” adı ile tanınacak olan atölyesini kurmuştur. Atölye 17'nin sanatçıları yukarıdaki anlayışa karşı çıkarak kazı resim tekniklerinin araştırılması ve geliştirilmesi halinde başlı başına bir sanat türü olabileceğini söylemişlerdir. Bu düşünceden hareketle sanatçılar 1953'te levha yüzeyinde çelik kalem ile valörlerin mekanik üretimini anlamsız bularak gerektiğinde yalnız bir yüzey sağlayabilecek bir yöntem olman yumuşak vernik üzerene doku yapma işlemine başlamışlardır.

imparator 07-02-2007 10:47

Atölye 17’nin sanatçılarından olan ve 20.y.y. kazı resmine teknik yönden büyük katkılarda bulunan Max Ernst değişik dokuları bir levhada toplayarak kolaj yöntemini uygulamıştır.
Yine Atölye 17’nin sanatçıları aynı levhanın yüksek ve çukur olanaklarından faydalanarak renkli baskı yapmayı başarmışlardır.
II. Dünya savaşı sırasında New York’a taşınan Atölye 17, 1950’de tekrar Paris’e dönmüştür. Alexander Calder, Jackson Pollack, Joan Miro, Max Ernst, Wierirada Silva, Alberto Giacometti gibi çeşitli uluslardan sanatçıların ve Hayter’in kazı resim sanatına getirdikleri en büyük yenilik renk veren elemanların içindeki yağ miktarlarından ve oyulan levhanın tümseklerinden faydalanılarak tek baskıda tek levha ile değişik renklerin bir arada kullanılması olmuştur. Sanatçıların içinde değişik tarzlarda duygularını ifade etme yolları doğmuştur. Deneme ve araştırmalara açık olan baskı sanatları günümüzün en önemli anlatım yollarından biri durumundadır.
02.12.1960 sonrası

Viyana’da 1960 yılında yapılan “Uluslar arası Güzel Sanatlar Kongresi”nde özgünlükle ilgili olarak aşağıdaki kararlar alınmıştır:
Özgün Baskılar:
1- Özgün baskılar yapan sanatçının, bakır kazıma, taş baskı ve diğerleri gibi çeşitli tekniklerle yaptığı eserlerinin her birini ve toplam baskı sayısını saptamak hakkı ve görevidir.

imparator 07-02-2007 10:47

1- Bir baskının özgün sayılabilmesi için üzerinde sanatçının imzasından başka, toplam baskı sayısı ve her yaprağın kaçıncı baskı olduğunun gösteren sayının imlenmiş olması gerekir.
2- Yukarıda belirtilen ilkeler özgün kalıbı sanatçısı tarafından tahta taş ve diğerleri gibi tekniğe uygun malzemeyi işleyerek yapılmış eserlerin baskıları için gereklidir. Bu ilkelere uymadan yapılan baskı resimler reprodüksiyon sayılır.[1]
Bu koşullara uyma yönünde hangi olanakların bulunduğunu inceleyelim:
1. Sanatçı baskı resmin kalıbını kendi, yaratıcı gücü ile özgün baskı tekniklerinden birine uygun olarak yapar. Bu kalıptan kendisi toplam baskıyı yapar, imzalar, sayısal imzalar koyar. Sonra kalıbı bozar veya yok eder. Özgünlüğü belgelemede en ideal durum budur. Ancak kalıbı ortadan kaldırma ilkesine çok az uyulmaktadır.
  • Sanatçı baskı kalıbını seçtiği tekniğe göre gene kendisi yapar. Ancak baskıları gözetim ve denetimi altında bu işi bilen bir ustaya yaptırır. Toplam baskı sayısını saptar, baskıları imzalar ve sayılandırır.
  • Sanatçı kalıbı kendisi yapar, bir baskıcıya, kaç baskı istiyorsa o kadar baskı ısmarlar. Toplam baskı sayısını saptar, baskıları imzalar ve sayılandırır.
4. Sanatçı orijinal resmi özel aktarma kağıdına çizer, resmeder. Baskı atölyesinde başka ustalar bu resmi kalıba aktarırlar. Kalıp işlemlerini tamamlar ve baskıyı yaparlar. Bu yöntem daha çok taş basma ve serigrafi teknikleri için geçerlidir. Baskıların özgün sayılabilmesi için sanatçı tarafından imzalanmaları gerekir. Buraya kadar saydığımız yöntemlerle üretilen baskılar özgün baskılar olarak nitelendirilmektedir.

imparator 07-02-2007 10:47

  • Sanatçı bir çizgi veya boyama resim yapar. Bunlar uzman bir baskıcıya verir. Baskıcı bu özgün resmin kendince kalıp ve baskılarını yapar. Örneğin renkli litografi veya serigrafi tekniklerinden biri ile sanatçı baskıları imzalar. Burada sanatçının imzası ortaya çıkan baskı sonucunu onayladığını gösterir; ancak baskılara özgün baskı niteliği kazandırmaz.
  • Baskıcı bir sanatçının bir orijinal esrinin örneğin yağlı boya sulu boya ve çizgi bir resminin grafik üretim tekniklerinden biri ile kalıbını ve baskısını yapar. Bu baskılara atılan sanatçı imzasının eserin özgünlüğünü belgelediği söylenemez. Burada imzanın yalnız imza değeri olabilir.
3. Uzman bir baskıcı, bir sanatçının var olan özgün bir baskısından fotomekanik yolla yeni bir kalıbını ve bu kalıptan yeni baskılar yapar. Bu baskıların böyle üretildiği reprodüksiyon oldukları açıkça belirtilmemişse bir sahtecilik söz konusudur.

imparator 07-02-2007 10:47

1. Bir basımevi sanatçının özgün baskı veya özgün çizgi veya boyama resimlerinden birinden fotomekanik reprodüksiyon yöntemlerinden yararlanarak aslının tıpkısı baskılarını yapar. Bu baskılar kopya veya faksim olarak değerlendirilirler. Bunlar da bir tür reprodüksiyon (.benzer baskı) olup üzgün baskı sayılmazlar.[1]
“Son kırk yılın Alman Sanatında yer alan Gotthard Graubner, son kırk yılın sanatsal akımlarını, tarihsel ve çağdaş emeklerle kesinleşen, sanatsal inancıyla yorumlamaktadır. Işık,mekân ve renk, onun sanatsal ifadelerinin unsurlarını teşkil etmektedir.”[2]
“Graubner; resimde olduğu gibi grafik baskıda da yaratısının odak noktasını tek bir tema oluşturur,bu onun renksiz aquatint tekniğiyle bile gerçekleştirebildiği resim yapma temasıdır. Burada da resimsel değerler, gri tonlarla kendilerini bildiren durumdadır. İzleyiciyi duyarlı kılmaya yönelik farklılaşan yüzey strüktürleri dinginlik yayarken transa geçici yada meditasyana yönelik bir tavır gerektirirler. İzleyici kendini basitçe resmin etkisine bırakmalıdır. Salt madde ve kendi ortamının bununla ilgili yansımasını anımsamak renkten tümüyle yoksun olunduğu bir durumda renge yönelik meditasyonlar niteliğindedir.”[3]

imparator 07-02-2007 10:48

“Ben 68/69 ’da yalızca resmin kendisi ile ilgilenmeye başladım ve buda yalnızca motiflerin geri döndürülmesiyle olası kılınabiliyordu. Motiflerin böyle geri döndürülmesiyle onların üstünde olanlarda gerçekten değişiyordu. Artık dışta kalan, saçlarından çekiştirerek sürüklediğimiz şeyler değil. İlgisiz, normal ve izleyici için ilginç olamayan motifler söz konusuydu.” (Georg Baselitz Katoloğu, X111. Biennale de Sao paolo 1975).
Georg Baselitz (1938-1991); Derneburg ve İmperia’ da çalışmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Baselitz’ in sanatı, iki alman kültür geleneğinin aralarındaki çelişkiden etkilenmiş bir gerilimden doğmuştur. Baselitz ‘in diğer sanatçılardan farkı, geleneksel verileri kırmak olmuştur. Amacı; törelere saplanmış bir toplumla karşı karşıya gelmekten çok -tam anlamıyla- yeni, yaratıcı görüşlerin uyandırılması olmuştur.

imparator 07-02-2007 10:48

“Erken Rönesanstan bu yana Baselitz hareket eder figürleriyle birlikte, uyumlu bir perspektif ile oluşturulmuş resim mekanın dokunulmazlık düşüncesini kavramsal dünyamızın karşılıklarına dönüştürüp, bununla onları güçsüz bırakıp “baş aşağı ederek” nesneye kendi betimleme gücünün ötesinde yeni bir tür nesnel otantiklik verme özgürlüğünü kazandırmıştır. Onun nesnelere değişik yönde bakması,bizi resmin sanatsal objesi hakkındaki bilgimizle aramıza mesafe koymaya zorlar ve formlarla renklerin birbirleriyle olan ilişkilerindeki zenginliğin anlaşılabilirliğini güçlendirir. Baş aşağı duran bir dünyada yer çekimi anlamını yitirmiştir.[1]
Baselitz'in bu çalışmasında ters basılmış bir figür görülmektedir. Yapmış olduğu gravürde iki teknik kullanmıştır. Bunlar soğuk kazıma ve aquatinta tekniğidir. Figürde aquatinta yardımı ile leke ve ton değerleri verilmiştir. Yerde, figürün yüzünde ve üzerindeki çizgileri soğuk kazıma tekniği ile verilmiştir.

imparator 07-02-2007 10:49

Baselitz’in bu çalışmasında ters basılmış bir figür görülmektedir. Yapmış olduğu gravürde 2 teknik kullanmıştır. Bunlar; soğuk kazıma ve aguatinta tekniğidir. Figürde aguatinta yardımı ile leke ve ton değerleri verilmiştir. Yerde, figürün yüzünde ve üzerindeki çizgileri soğuk kazıma tekniği ile verilmiştir.
“Aşağı doğru çevrilmiş kurt sujelerin ikonografik verileri giderek yoğunlaşan bir çalışma süreci içinde çözülür. Grafikte bu işlevi özellikle derin budaklı, yarıklı ahşap, kütükler üstlenerek grafiklerin deneyimlerinin yardımıyla anlatımı keskinleştiren araçlara dönüşürler. Kısa aralıklı duraklarıyla ansızın göze çarpan çizimin taşıyıcılığını yüklenip, parçalanan ahşabın direnciyle ortaya çıkan plastik denebilecek bir anlatım gücü kazanırlar.”[1]

imparator 07-02-2007 10:49

Baselitz’in bu resmide soğuk kazıma tekniğidir. Yine çizgisel çalışmıştır. Siyah-beyazdır. Figürde abartılar çok fazladır. Resimde yer alan öğeleri bir anlatım aracı olarak kullanmıştır.
Baselitz’in manzara resmi olan gravür çalışmasında aguatinta ve asitle yedirme tekniği kullanılmıştır. Lekesel bir çalışmadır.
Georg Baselitz’in yaptığı ilk figüratif resimler, yada diyelim ki somut bir resimsellik taşıyanlar, onun için de ilk kez somutlaşanlar... Bunlar portre anlamında başlar olmayıp, tam ortasında, renk bulamacının içinde, bir resimden diğerine doğru giderek nitelik kazanan bir baş bulunan resme benzer bir şeylerdir. Bir düşünceyi gerçekleştirmek için yapılabilecek en basit plan bir baş yapmaktan ibarettir...Baş asla bir portre değildir, o Baselitz’ in sanatsal düşüncesinin taşıyıcısıdır.
Biçimlendirici araçları kullanarak insanın yorumlamasını kısıtlayan, sayısı az, tema konusu vardır. Bu konularda insan figürü olduğu kadar başlar, hayvanlar yada natürmartlar ve geleneksel motifler bulunur. Bunlar neredeyse anlamlarının içeriğinin yok olduğu ve tüm tematik benzerlerinin çıkartıldığı gelenek dışı resimler olarak ortaya çıkmıştır.

imparator 07-02-2007 10:50

Baselitz’ in gelenek dışı bir portresini görüyoruz. Yukarıda görülen gravür, çizgisel çakılmıştır ve soğuk kazı tekniği ile oluşturulmuştur. Baselitz sürekli olarak sürekli olmama girişimindedir.
Baselitz ’in bu gravüründe soğuk kazıma ve asitle yedirme tekniği kullanılmıştır. Tamamlanmış bir kadın figürü vardır. Asidin yediği yerler daha sert, soğuk kazının yapıldığı yerler daha yumuşak çizgilerdir.
Resimdeki gravür, kuru kazı tekniği ile yapılarak ters basılmış bir portredir. Çizgiseldir. Çizgi ile lekeler oluşturulmuştur.
Baselitz, her zaman geleneksel teknikler kullanarak resim geleneklerini yıkmayı denemiştir. 1963’te büyük boyutlu resimlerin aksine, baş motiflerinin yada hayvan ve manzara subjelerinin küçük boyutlu baskılarını yapmıştır. Baskılarının neredeyse tümü siyah-beyaz basılmıştır. 1966’ dan bu yana tek ve çok renkli olmak üzere tahta baskılarda yapmıştır. Kullandığı malzemenin kırılgan özelliği, onu levha yada ahşap kalaslara, çelik oyma kalemleri, iğneler ve bıçaklarla çalışmaya itmiştir.

imparator 07-02-2007 10:50

Tek renkli bir gravür çalışmasıdır. Baselitz’ in çalışmalarının çoğunun siyah-beyaz olduğunu söylemiştik.
1960’lıların başında 70’lerin sonuna dek özgün baskı resim ABD’de altın çağını yaşamıştır. Bu dönem baskı resim sanatçıları çalışmalarının yaygınlaşmasına tanınmasına katkıda bulunmakla kalmamış aynı zamanda sanat kuruluşları için bir uyaran, özgün baskı resim atölyelerinin oluşumu içinde destekleyici bir yapı taşıyarak sanat piyasasında yerin almıştır. Sanatçıların baskı tekniklerini sanatsal bir yapıda yoğunlaştırmaları “yeniden keşif” olarak değerlendirilebilir.
“Özgün baskı resmin bu dönemde sanatçılara çekici gelmesinin bir nedeni olarak da dönemin sanatsal hareketlerinin görsel diline uygun bir anlatım biçimi oluşturması gösterilebilir."[1]
1980’li yıllarda Avrupa’da sanatın yeni anlatın dillerinin özgürce kullanıldığı görülmektedir.

imparator 07-02-2007 10:50

Alman sanatçılar ise geleneksel deneyimlerini sürdürürken yeni üslup olan Neo-Ekspreskponizm içinde Özgün baskı resmi canlandırmak konusunda diğer sanatçıları da etkilemişler ve cesaretlendirmişlerdir. Bu etkileme sonucu da Amerikalı sanatçıları baskı resme yöneltmişlerdir.
Bu etkilerden dolayı, Amerikalı öncü sanatçılar arasında Jim Dine, David Hockney, Jasper Johns, Frenk Stella, Roy Lichtenstein, Robert Rouschenberg, ve James Rosenquist özgün baskı resim atölyelerinde çalışanlar arasında sayılabilirler.
Sanatçıların özgün çalışmalarında atölyelerde artma görülmüştür. Bu durum ekonomik anlamda bazı kurumlar için bir artış ve rekabet ortamı hazırlamış ayrıca sanat piyasasında özgün baskı resim alışverişini hızlandırmıştır. Özellikle bürolar ve şirketler hem dekor hem de yatırım amacıyla üzgün baskı satın almışlardır. Böylece farkında olmadan sanatçılara, uygun üretim ve gelir koşulları sağlanmıştır.
“Bu destekleyici tavra bir yenisi de 1980 yılında New York Modem Sanatlar Müzesinden gelmiştir. Müze 1960’lı ve70’li yıllarda yapılmıştır. 23 ülkeden 173 sanatçının yapıtlarının “YİRMİ YILA BAKIŞ” sergisine seçilmesinin en önemli nedeni, baskılarındaki teknik uygulama ve içerik gerginliğidir. Belki ressam kökenli olmalarından kaynaklanan bu yenilikçi tavır, bu sanatçıların yapıtlarında somut biçimlemelere dönüşerek o dönem Amerikan baskı resminde bir “tarz” oluşturmuştur. Yine sanatsal kökenlerinden kaynaklanan bir tavırla 7 sanatçıda baskı boyutlarının sınırlarını zorlayarak, tuvale eşdeğer bir boyut genişletmesine gitmişlerdir.[1]

imparator 07-02-2007 10:51

Tuvaldeki renk canlılığı, bu 7 sanatçının birden fazla baskı tekniğini birlikte kullanmaları, baskı resme pentür tadı şeklinde yansımış ve baskı resim farklı bir görselliğe ulaşmıştır.
Robert Rouschenberg; 1925'te Port Arthur, Texas'ta doğdu. Kansas City Sanat Enstitüsü, Academeie Julian (Paris); Black Mountain Koleji (Kuzey Carolina) ; Sanat öğrencileri birliğin de (Art Students’League), (New York) sanat eğitimini görmüştür. Robert Raushenberg, varolan fotoğraflardan oluşturduğu kolay düzenlemeler üzerindeki baskı uygulamalarıyla farklı bir tarz oluşturmuştur.

Jim Dine ise; yaptığı eklemelerle baskı malzemelerini geleneksel kullanımlarının ötesinde bir noktaya getirmiştir.

Bu 7 sanatçıdan biri de Jasper Johns’dur. Jasper Jonhns; 1930’da Güney Carolina’daki Allendale’de doğdu. Güney Carolina Üniversitesinde öğrenim gördü ve 1952’de New York ‘a yerleşti. Jasper Johns, karborandum taneciklerini fırçayla uygulayarak yaptığı mono baskılarla yenilikçi bir yaklaşım getirmiştir.

imparator 07-02-2007 10:52

7 sanatçının başarılı çalışmaları özel şirketlerin parasal desteğiyle ülkede yayılan özgün baskı resim atölyelerinin oluşumunu sağlamıştır. Çağdaş sanat ortamında baskı geniş bir bakış açısı sağlamıştır. İlk defa mono baskı sanatsal anlamda bir değerlendirmeye girmiş ve bir çok sanatçı için çalışma olanağı sağlamıştır. Baskı resim popülerlik kazanarak tuval resmiyle başa baş yarışacak duruma gelmiştir.
“Bu dönemin özgün baskı resim adına kalıcı olarak bıraktığı en önemli etki olanak, atölyelerin sayısındaki gözden kaçırılmayacak artış ve bunun eğitimsel anlamda tüm ülke çapındaki sıçraması gösterilebilir. Atölyelerin adeta bir eğitim kurumuna dönüştüğü bu dönemde, uluslararası bir sanatçı trafiği de oluşmuştur. Öğrenci, sanatçı, teknisyen, baskıcı,koleksiyoncu birlikteliğinde bir eğitim, uygulama ve deneyim değiş tokuşu yaşanmıştır.”[1]
“Pop Art’a göre popüler bir kültürün klişeleşmiş formlarının, aynı zamanda şaşkınlık ve ironik bir mesafe koymanın da ifade edildiği sanatsal bir eylem içinde işlenmesi söz konusudur. Genelde tüketim maddesi ve toplumun eğlence gereksinimine oldukça olumlu bir tavırla yaklaşıyordu. Reklamların resim dünyaları abartılı biçimde gösteriliyordu.”[2]

imparator 07-02-2007 10:53

Yakın geçmişe baktığımızda grafik üretiminde yeni bir aktif döneme girildiği görülür. 1990’lı yıllarda 70’li yılların grafik piyasasındaki durgunluk açılmaya başlamıştır. Fotoğraf sanatı, yeni üretilen sanat türleri, medya adına yapılan gelişmeler grafik üzerinde etkili olmuştur. Bu gün bir çok sanatçının eserinde gerek hacmi gerekse teknik incelikleri açısından baskı, resim ve heykelle yarışır hale gelmiştir.
Yüksek kaliteli ve sınırlı sayıda üretilen orijinal grafik baskı çalışmalarının itibarının artması ve bu tür çalışmalara daha yoğun bir ilginin gösterilmeye başlanması 1989’da Münster Vestfalya’da Atelier Limited'in kurulmasının yolunu açmıştır.
Söz konusu grafik çalışmaları, sınırlı sayıda basılmakta, sayının 100’ün altında tutulduğu bu baskılarda, baskı formunu sanatçılar bizzat hazırlamakta ve fiyatların düşük tutulmasıyla koleksiyonculara, kolayca orijinal eser elde etme olanağı sunulmaktadır. Burada, en gelişmiş baskı teknikleriyle büyük bir sanatsal ifade gücünün bir araya getirildiği eserler söz konusudur.[1]

imparator 07-02-2007 10:53

Günümüz baskısını, yaratıcı çalışma ve sanatsal el becerisinin birleşmesinden oluşan özgün grafik olarak görmekteyiz. Baskı, resimden farklı olarak; çalışmada düzeltmelerin yapıldığı, içinden beğenilen örneklerin bir seçildiği, gerektiğinde yeni bir zengin ilave edildiği bir süreçtir ve bunlar baskı bitinceye kadar devam eder.
“Resmin parçaları, mutlaka bütünle ilişki içinde görülmelidir. İzlenen yol gözde canlandırılarak, mekanın nerede açıldığı, görüşü nerede engellediği fark edilmelidir. Duyarlılık insanın içinde hayat bulmalı, figürlerin olanakları fark edilmeli, durum yaşanmalı, resmin içinden süzülerek, arkasına geçilip, orada kalınarak, damakta küçümsemenin ve umudun tadı kalmalıdır. Gözlemenin yoğunluğu elden bırakılmamalı, çünkü yepyeni, şaşırtıcı olanaklar doğabilir. Bildik bir resim yabancı hale gelir, bilinmeyen tanıdık olur. Anlaşılmaya dikkat edilmelidir. Anlaşılmamış olan her şey, heyecansız renklerin ardında pusudadır. Büyücü her an ortaya çıkabilir... “[1]
Yukarıdaki bu sözler Michael Werner Galerisinin 1982 tarihli katoloğunda yayınlanmıştır. Mönsterli sanatçı, ve öğretim görevlisi Wolfgang Troschke’nin hem baskı hem de resimleri için yukarıdaki bu sözleri geçerlilik taşır. Çünkü, akademik eğitimle sanatı, kendinde çok güzel birleştirmiştir. Troschke, ne kendi kafasındakini yapmış, ne de akademik alanda ondan bekleneni yapma tuzağına düşmüştür. Ayrıca çalışmalarında keyfiliğe kaçan, çağrışım gücünü körelten, duygu ve düşüncelerin özgür akışını engelleyen bir tutumdan uzak durmuştur. Wolfgang Troschke’ nin Litografilerinde de olduğu üzere bir zorlama yoktur. Şaşırtıcı öğeler kullanmıştır. Bunları içinden geldiği gibi çizgisel ve lekesel tarzlarla çalışmıştır. Beklenmeyenin birdenbire görünür hale gelmesiyle yeniden keşifler ortaya çıkar. Çünkü şu andaki görme tarzı eskiye göre farklıdır. Çevre koşulları da farklıdır ve görmeyi etkiler. Kısacası Traschke’nin sanatı kurgulanmış, tasarlanmış bir sanat değil, bilakis insanı düşünceye iten bir sanattır.

imparator 07-02-2007 10:53

Yine gündelik kullanılan malzemeler ve hiç yabancı olmadığımız nesneleri, iç mekana yerleştiren Alman sanatçı Rolf Escher’in kullandığı malzemeler, masa, birkaç sandalye, bavul ve konsollardır. Bu sıradan malzemelerle, resimlerinde öyküler oluşturabiliyor, hatta malzeme hakkında da bilgi veriyor. Sanatçı aynı zamanda üreticiye ve kullanıcıya işaret ediyor. İnsan bu resimlerde saklı olan öyküleri ve öykülerde yaşayan insanları merak ediyor. Böylece sanatçı amacına ulaşmış oluyor.




Resim 14. Rolf Escher, "Sınav masası", Gravür, 1985.
Escher'in yaptığı çalışmalar anlık birer fotoğraf değil, uzun eskizler sonunda ortaya çıkmış çalışmalardır. Hiçbir şey, bir anekdot anlatır gibi resmedilmemiş bir öykü kurulması istenmiştir. İzleyicinin hayal dünyasına sunulmuştur.
Bu resimlerde dünyanın ve hayatın malzemesi de sunuluyor. Resimlerdeki ilişkilerin çözülüp dağılışı, üstü örtülü bir şekilde karşımıza çıkıyor

imparator 07-02-2007 10:56

"Göze görünen somut nesneler, dünya hakkındaki bilgimizin ana kaynağını oluştursa da, gerçeği gerçek var oluşu, ancak yeterli hayal gücüne sahip olanlar bilebilir. Nitekim Rolf Escher'de, çizimdeki büyük ustalığına rağmen, mevcut olanı, "Verist" bir tarzda saptamakla yetinmeyip, gözün gördüğü nesneleri bilgiyle olduğu kadar hayal gücüyle de özümsüyor ve onlara kendi el yazısını kazandırıyor. Böylece gerçeklik, sadece görünür kılınmakla kalmıyor, ısrarlı bir tutumla anlaşılır hale getiriyor ve resimler konuşmaya başlıyor." (Hans Georg Bulla).
Eğer grafik baskı ortamında çalışan, sanatsal faaliyetlerle baskı sürecinin sağladığı olanakları bir arada kullanan ve özgün sanatsal ifadelerini oluşturan birkaç büyük isim olmasaydı, baskı bugün de resmi aynen kopyalamak için kullanılıyor olabilirdi.
Günümüzde yakın gravür sanatçılarının düşüncelerini farklı anlatım biçimleriyle, değişik araçlar kullanarak çalışmalarında görmekteyiz. Seçtikleri konularda farklıdır. Örneğin gündelik hayat, toplumdaki bir takım olumsuz olaylara göndermeler ya da belirli tabuların yıkılması için gösterdikleri çabalar gibi daha sıralayabiliriz. El becerisi ile baskı her zaman bir anlatım aracı olmuştur. Ve bu gerek çizgiyle gerekse renklerle izleyiciye sunulmuştur. Sanatın geleneksel günümüzdeki gelişmesi bienallerde açıkça görülmektedir. Nitekim 4. Avrupa Bienali de, Avrupa'daki kültürel kişiliğin toplam çabasından oluşur. 2 ayrı politik bloka ayrılmış kıta hakkında bahsetmek kolay değildir. Buna rağmen Avrupa'daki kültür durumları kalıtımsal gücün arkasından görülebilir. Çatışmalar, karşıtlıklar bu bağlamda yer alır.

imparator 07-02-2007 11:12

II.Dünya Savaşından sonra Avrupa ideolojik, ekonomik, asgari bölümlere ayrılmıştır. Batı Avrupa çok çabuk yeniden gelişirken Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinde stalenist (Satalanist düşünceyi savunan. Sertlik ve milliyetçilik aşırı hakimiyeti, komünizmin mutlak hakimiyeti) kültür ve diktatörlük yeniden yer bulmuştur. Bu günkü Orta Avrupa'daki sanatların biçimselleşmesinde hâlâ bu kültürün etkileri vardır. Avrupa sanatı özel bir yönde ilerlerken toplumsal ve insanlık problemlerini de ele almaktadır. Almanya'daki sanat ortamının ekol yönleri klasik natüralizmden, ekspersyonizme, post sürrealizme inşacı yaklaşımı söz konusudur. Doğu Almanya'da ise sadece natüralist ekolden çizgi ekspresifine kadar hafif imaj söz konusudur. Bienal yapılırken 1980'li yıllardan itibaren çizgisel grafik eserlerin kıtadaki toplam grafiksel çizimleri belgelemek, ekollerine göre göstermenin gerekli olduğuna inanmışlardır. Grafik ise, sunum amaçlarında özgürdür ve kesinlikle belirli bir oluşum söz konusudur. Bienal yapılırken el becerisinin varlığının kanıtlanmasının gerekli olduğu söyleniyor. Kıtalardan gelen grafiksel çalışmaların çoğunluğu kesinlikle sınırlanamaz.
Avrupa sanatının içinde, çok çeşitli eğilimlerin biçimlenmesi, toplumsallık, sanatçıların yaşayışları, sanatçıların çevreleri, dünyanın yeniden yorumlanması yer almaktadır. Yeni eğilimlerin periyodik olarak devam etmesi, bireyselliğin ön plana çıkması, kategorilerin sınırlanması, uzmanlaşması söylenebilir. Politik, ekonomik bilgilerin Avrupa ülkelerini olumsuz etkilediği sürece ulusal kültür bilincinin bağlantılı bir öğesi olarak, karşıt harekete hizmet eder. Ulusal bilincin hiçbir şekilde engel olamayacağını da göz önüne almak gerekir.

imparator 07-02-2007 11:12

Bu bienal kapsamında birer ülkenin çalışmalarının yer aldığını görebiliriz. Tema ve stil olarak fırsatların verildiği bu sergide ülke koleksiyonların, ulusal biçimlenmenin ortaya çıktığı görülüyor.
Doğu ülkeleri ekonomik, politik, ideolojik, askeri gücüne karşı sanatçıların sanatsal ifadelerini görmek mümkün. Karşılıklı kültürel ilişkilerde sanatın sınırlarının kaldırıldığını ve genişletildiğini yumuşatıldığını görebiliriz. Bu bağlamda ekspresif realizm çizim ifadelerini de görebiliriz.
Avusturya sanatında ise içerik olarak modern ve günümüze yakın çizimler var. Geleneksel ekspresyonizm ile tam anlamıyla klasik modern ve bunun son ifadesi spontan boya resmi içerisinde bulabiliriz. Batı Almanya'daki sanat ortamı bununla birlikte çok yönlü sanat ifadeleri, natüralist stil imajları agrasif entelektüel biçimleri ifade eder.
Fransa'daki Paris ekolünün efsanevi "17" Atölyesinden ekspresif çalışmaları eski sanatçılardan Lapicque, daha sonraki ekspresif çalışmaları ise Massqejier, Rebeyrolle, Chevalier, Dewe,Chevalier ve Floch yapmıştır.
İspanyol sanatçılar tarihsel süreç içerisinde soyut mimari, inşacı çalışmaları ile ön plana çıkmaktadırlar. Klasik moderne oradan Pop-arta çok çeşitli sıcak renkli resim peyzajları görülür. İspanyollarda çok renkli, renk ve ışık kontrastları, kişisellikleri ortaya çıkarmaktadır.

imparator 07-02-2007 11:19

Çok yönlü İngiliz sanatında ise Por-artla birlikte klasik, modern gravürler yer almaktadır.
1985'DE ALMANYA'NIN BADEN ŞEHRİNDE YAPILAN 4.'üncü AVRUPA GRAFİK SANAT BİENALİNE KATILAN SANATÇILAR VE ÇALIŞMALARI
Viseux Claude:
1927 Oise doğumlu. 1946-50 yılları arasında Paris Güzel Sanatlar Akademisinde öğrenim görmüştür. Heykeltıraştır. Aynı Akademide Profesör olarak çalışmaktadır. Sanatçının önemli sergileri arasında 1972 Venedik Bienali ve Ulusal Çağdaş Sanat Merkezi Nizz 1984'te açmış olduğu sergi gösterilebilir. 1945'te ise Woolmark ödülünü almıştır.
Hofkunst Alfred :
1942 Viyana doğumludur. Resim ve çizim üzerine öğrenim görmüş sanatçının önemli sergileri arasında Kunst Museum Lausanne 1982 sayılabliir.
Lalanne Francois Xavier :
1928'de Sculpture'de doğmuştur. Lahune Galerisi Paris 1978-80 Grand Palais Paris 1978. Grup Sergileri Şikago Resim Enstitüsü 1967, İskoç Kraliyet Akademisi, Edinburg 1974, Merkez Pompıdou Paris ve Baymenswan-beuningen Müzesi, Roterdam 1975, Agen Resim Müzesi, Labay Sahtecrois Müzesi.

imparator 07-02-2007 11:41

2.2. Metal Gravür Kalıpları

Metal Gravür Kalıpları Hakkında Genel Bilgiler :
Metal gravürde özellikle çukur (intaglio) baskıda en çok kullanılan çinko bakır gibi madeni plakalardır , alüminyum plakalarda kullanılır . Gerekirse pirinç levhalar da kullanılabilir.[1]
Bakır kolay işlenebilirliği ve yüksek baskı kalitesinden dolayı tercih edilir . Günümüzde çinko sertlik ve alaşımlı yapı ile en çok kullanılan malzemedir . En elverişli gravür baskı kalıbı çelik levhalardır , bilhassa değerli kağıt , posta pulu ve para basma tekniği çelik kalıplarla yapılır .
Çelik kalıplardan alınan baskılar , yüksek baskı türüdür .
2.2.1. Kalıp Kesme

Her türlü metal kalıp en kolay el ve ayak pedalıyla çalışan metal kesici bıçakları kullanılmaktadır . Ancak her sanatçı kendine ait yöntem geliştirir . Bu yöntemler :
a. Bir çizim aleti ile
b. Kalıbı makinelerle kesme
c. Kalıpları düz olmayan biçimde kesme
2.2.2. Kalıbı Pahlamak

Çalışma sırasında kesme yerinde oluşan çapak ve keskin kenarların rahat ve temiz çalışma elde etmek amacıyla düzeltilmesi gerekir . Kesme sonrası pahlama için eğe ile kalıp kenarları düzeltilip kenarlarına açı vermek için raspa adı verilen bir kazıyıcı aleti ile kenarlar ayrıca açılı düzeltilir . Ayrıca kalıbın tutturulması amacıyla pahlı kenarların faydası baskı sırasına gereklidir.[2]

imparator 07-02-2007 11:41

2.3. Gravür Kalıplarının Oyulması

Çoğaltım yöntemleriyle yapılan baskılarda ve baskı kalıbı olarak kullanılan madeni levhaların oyulmasında başvurulan teknikler şunlardır:
Kurukazı Teknikleri :

· Çizgisel oyma ( Laine Engraving)
· Çelik kalem kazısı
· İğne kazı (Dry Point )
· Siyah tarz (Mezotint )
· Kalburlama (Crible
Islak Kazı Teknikleri :

· Çizgisel dağlama
· Derin oyma
· Yumuşak vernik
· Leke baskı
· Şekerli vernik
Kazı tekniklerin gelişiminde sanatçıların en çok uyguladığı teknik çukur kazı tekniğidir .

imparator 07-02-2007 11:41

2.3.1. Kuru Kazı Tekniklerinin Uygulanması

2.3.1.1. Çizgisel Oyma – Çelik Kalem Kazısı (Engraving)

Madeni levhaya çelik uçlu kalemle direk kazıma tekniğidir. Baskı kuvvetinin artmasıyla elde edilen çizgiler ve derinlikler genişler daralır. Bu teknikle rölief etkisi bırakacak izler elde edebilir.
Madeni levha üzerine hâkkak kalemiyle yapılan çelik kalem kazısı çizgi kenarlarında çapak oluşturmayacak şekilde karakter verir. Renkli baskıda bu çizgi aralıkları birbirine yakın olursa tonlar elde edilebilir.[1]
Çelik kalem yöntemiyle desen elde etmede düzgün yapı ve yumuşak dokutan dolayı çinko ve bakır tercih edilir. Çelik kalıp ise bozulma ve deformasyon olmayacağı için çok sayıda temiz baskıyı istenen yerlerde zorluğuna rağmen tercih edilir.
Kazıma işleminden sonra metal kalıp yüzeyinde oluşan çapak ve kaba noktalar yüzeye zarar vermeden keskin bir raspa ile dikkatlice giderilir. Kör ve bilenmemiş aletlerle temizlenen yüzeylerde gri tonlar ve çizgiler baskı kalitesini bozar.

imparator 07-02-2007 11:41

2.3.1.2. İğne Kazı (Dry Point)

Çelik kalem kazısıyla benzerlik gösterir. Sert ve sivri iğne ile yapılan bir kazıma işlemidir. İğne direk kazıma yönteminde metali çizgi boyunca iki yana yığar. Levha basıldığında elde edilen çıkıntıların miktarlarına göre değişik çizgiler elde edilir. Bu çizgiyi çukurlar değil kenarlara yığılan çıkıntılar mürekkep tutarak sağlar.
2.3.1.3. Siyah Tarz (mezotint)

Daha çok bakır levha üzerine çalışılır. Kuru kazımanın bir çeşididir. İnce keskin çelik uçlarla levha üzerinde sık aralıklarla veya çapraz şekilde kazımayla baskı elde edilir. Baskı sonucunda levha yüzeyinde kazınmış, çizilmiş resim alanları, kadife izlenimi veren zengin yapıda kağıda geçer. Levha üzerinde bol miktarda boyanın kalmasını sağlayacak noktacıklar dişli bıçak (Mezotint) aletidir. Dişli bıçağın ucunda birbirine yakın yiv ve setlerin alet dik tutulup bastırılarak ileri-geri hareketiyle elde edilir. Beyaz ve ya çeşitli tonlar elde edilmek istendiğinde sıyırıcı veya mıskala alete yardımıyla levha üzerinde oluşturulan levhacıklar yok edilir veya hafifletilir. Diğer bir yöntemde elektrikle çalışan aletler kullanılarak ucuna takılan gerek iz elde etmede, gerekse elde edilen izleri silme veya metali parlatmada kullanılabilir.[1]


Türkiye`de Saat: 11:06 .

Powered by: vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580