![]() |
ayyaşlar sürüsü biz mi oluyoz şimdi!..bence yapılmasın abi bu satdın hayrını göremeyiz derim ben bir kepçe girdimiydi finish olduk demektir... her işi basiretsiz tuttuğunu çürüten bu yönetimin yapacağı stadı istemiyorum... zaten yapabileceğide şaibeli... |
Alıntı:
Bana Türk Futbolu deme Türk Futbolu beni ilgilendirmiyor artık Beni Beşiktaş ım ilgilendiriyor sizin Türk Futbolu dediğiniz yerde Beşiktaş'ımın hakkı yeniliyor..Ben yeni stadı bu adamlardan istemiyorum.Eğer gerçekten adam gibi biri olsun mesela taraftar yaptırsın bu stadı misal bu gider omuzumda sırtımda harç taşırım ama bu adamların yapmış olduğu herşeyde karşıyım.Çünkü bunların beyninde başka birşeyuler var.Eee veyselcim bizi kimse ilgilendirmez BİZ BEŞİKTAŞ'ız kimse ile kıyaslanmayacağını biliyorsun sorunda bu iişte!Fenerle yarış halindesiniz.O stad nasıl dar geliyor nerden çıkardın anlamadım.Sen sen ol kendi taraftarının bazı hatalarını sanalda yazma bizi küçük düşürmeyin!Onları tanımıyorum ama onlara böyle diyorsan bende onların içindeyim ordaki herkez ben'dir ve sonuç BİZ... Son Barikat'ın altında bir tek kArtAl kalıncaya devam.. Bilek var vuruşmaya Solul var harcanmaya Yürek var savaşmaya Zafer çok yakında Can var verilir KARTAL var ayakta Beşiktaş'ımıza can feda Karanliği deliyoruz zulmü yere çaliyoruz Barikat'ın ardı Beşiktaş'tır. Yüreğini koy Beşiktaş'a... |
Alıntı:
Halkın Takımı platformu, genel anlamda endüstriyelleşmiş futbol olgusuna karşıt fikirlerin sunulduğu, Beşiktaş geleneklerinin ve felsefesinin muhafazasını besleme sportif başarıların önüne koyan bir nitelik sergilemekte ve bununla da gurur duymaktadır. Bu anlamda Halkın takımı forumu standart taraftar forumlarından tematik olma özelliğiyle ayrılmaktadır. Halkın Takımı ahalisinin endüstriyelleşmiş futbol üzerine söylenecek bir çift lafı her zaman olmalı ve sloganların da biraz dışına çıkıp, sahip olduğu birikimi bu bir çift lafın temeline harç gibi koyarak onun sağlamlaştırılması amacını gütmeli. Bu doğrultuda derinleşecek tartışmalardan alınacak olan verimin kalitesi, konulacak tavrın netleşmesine hizmet edebilecektir. 19. yüzyılın ikinci yarısında (1870 ler), nüfusun artması sonucu kentlerin oluşması, ihtiyaçların çeşitlenmesi, icat ve buluşların yoğunluk kazanması sonucu başlayan endüstri devriminin ilk aşaması fabrikaların ve dolayısıyla tarım dışı proleteryanın doğması ve gelişmesini de getirdi. İkinci aşama olan makineleşme, bilgisayarın icadı ve internet sayesinde bugün etrafımızı saran ve adına endüstri devriminin 3. aşaması da denilen Globalleşmeye evrilmiş durumda artık. Sanayi devrimiyle birlikte sermayenin azınlık elinde birikmesi sonucu oluşan geniş tekel ağları, karteller artık kitlelerin mevcut ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılan üretim-tüketim ilişkisiyle yetinmemeye başladı. Yeni ihtiyaç alanları yaratmak, dahası ihtiyaç dışı lüks tüketimi körüklemek amacıyla beslenen yeni trendler, moda, marka yaratmak gibi yollara hızla sapan sermaye birikimi elbette ki milyarlarla ifade edilen büyüklükte bir kitleyi çekim alanına hapseden futbola kayıtsız kalamazdı ve kalmadı da. Bu aşamada başlayan bir ele geçirme süreci sonucu kitlelere ait olan tüm kulüp yapılanmalarına çeşitli sermaye gruplarınca önce sızıldı ve sonra el konuldu. Kitlelerce futbola ve kulüplerine atfedilen tüm değerlerin yerine yavaş yavaş yeni değerler konuldu ki çıkış noktası, insanoğlunun egemen olmakta en isteksiz olduğu o onulmaz “zafer” duygusudur. Kitlelerin bu duygusunu kaşıyarak itinayla yerleştirilen yeni değerler tıpkı bir tahtakurusu kolonisi becerisiyle, kitlelerin sahip olma duygusunu da koca bir kütük gibi kemirip içi boş kocaman bir kabuğa çevirmiştir bile. Sahip olduğumuzu sandığımız şey artık o şey değildir. Bize sunulan sadece incelikle oyulup süslenmiş, boyası cilası yerinde ama canı olmayan içi boş kuru bir kütükten ibarettir. Kısacası bir “marka” dır artık. Genel olarak endüstriyel futbola karşı koyduğumuz tavır sloganların ötesine pek geçememektedir. Nasıl geçsin ki? Endüstriyelleşmenin köşkü kapitalizme karşı, en büyük karşıtı işçi sınıfı bile 100 yılı aşkın mücadelesinde, onca gücüne, sendika örgütlerine, ideolojik tabanlı parti teşkilatlarına ve devrimci potansiyeline karşın kısmi zaferlerin dışında kalıcı bir başarı elde edememiştir. Teknolojik gelişme ve sermayenin artık üretimden çok daha karlı hizmet alanlarına yaptığı yatırımlar sonucu eski devrimci geleneği de iyice aşınan işçi sınıfının ideolojisini bile güncellemeye vakit bulamadan pasifize olmaya yüz tutması kapitalizmin tek bir global kutup haline gelmesi sonucunu doğurmuştur artık. En küçük mahalle takımından başlayarak çok uluslu sermayenin bayraktarlığını yapan dünya takımlarının ve onların dev organizasyonlarının önüne “Barikat” olarak dikilmenin romantik bir ütopya olarak kalacağını anlamak pek zor olmasa gerek. O halde biz neye karşı çıkıyoruz ve neden karşı çıkıyoruz? Futbol ve onun alyuvarları olan tüm futbol kulüpleri efendileri olan dev endüstri canavarına bizlerden can taşımaya devam edecektir. Büyük ama çok büyük kitleler de bu oyunun gönüllü birer parçası olmayı da sürdüreceklerdir. Tüm bu işgal edilmişlik ve hatta ötesinde dönüştürülmüşlük içerisinde biz ne yapabiliriz? Yıllar önce İngiltere’de yayımlanan bir futbol dergisinin yaptığı araştırmada Beşiktaş, dünyada felsefesi olan çok az takımdan biri olarak tanımlanmıştır. Felsefesi olmak... Bu deyişi çok sevdiğim ya da beni daha akıllı gösterdiği için kullanıp durmuyorum. Kendine ait bir felsefesi olmak nadir rastlanan bir özellik. Peki diğer irili ufaklı bir çok takımın bir felsefesi yok mudur? Sorusuna verilecek cevap; Yoktur. Endüstriyel heyülanın markaları durumunda ki bir çok takım arkalarında ki bu büyük gücün, yani sermayenin felsefesini taşırlar. Nedir bu felsefe? -Oyun sadece kısıtlı bir alanda oynanıp bitmez.. -çok önceden oynanmaya başlar ve sadece güçlü olan kazanır. Sahada olan biten sadece sonuçların açıklanma törenidir. -Bu felsefe sadece kazanmayı kutsar. Herşey kazanmak hedefine göre şekillendirilir, kullanılır ve gerekirse harcanır. -Gelenekler sadece aşılması gereken alışkanlıklardır. Sermayenin baş döndürücü dinamiği ve çöplük kavgasında geleneklerin yeri yoktur. -Kuralları mevcut koşullar ve sahip olunan güç belirler. Her türlü ahlak ve adalete ilişkin endişeler zayıflara ve kaybedenlere mazeret teşkil etmekten başka bir işe yaramazlar. -Güçlerin dengelendiği yerlerde devreye giren kural “win-win” yani kazan,kazan kuralıdır. Yenişemeyen güçler karşılıklı çıkarlarını gözeterek birlikte kazanma adına her türlü işbirliğinden kaçınmazlar. -Hiçbir şey satılamaz, hiç kimse vazgeçilmez değildir. -Para eden herşey değerlidir -Tek değer paradır. Bir takımın futbol endüstrisinin yoğun ilgisine mazhar olabilmesi için sahip olması gereken potansiyel nasıl hesaplanır? Ortalama 10-15 milyon taraftarı olan bir kulübün her taraftarı haftalık olarak o kulüp için 50 YTL bütçe ayırırsa hareketli sıcak sermayenin haftalık değeri 500-750 milyon YTL dir. Bu anılan rakam sadece potansiyeldir ve bu potansiyel yatırım yapmaya değer ciddi bir potansiyeldir. Peki nasıl harekete geçirilebilir bu büyük potansiyel? Önce başarı beklentisinde olan kitlelerin desteği alınarak direksiyona geçilir. Sonra bu kitleye ceplerinde ki 50 YTL leri harcayabilecekleri seçenekler tasarlanıp sunulur. Bu iş yapılırken sermaye grupları müthiş bir işbirliği sergilerler. Örneğin; Formalar için lisans hakkı kulüp adına sabitlenir. Sonra büyük bir markaya imalat hakkı satılır. Markalı olarak imal edilen bu ciciler taraftara satılmaya başlanır. Satışı artırmak için büyük isimlerin peşine düşülüp o formayı sırtına geçirmesi sağlanır. Bu nedenle oyunun ruhuna aykırı olarak belirlenmiş mevkii numaraları oyuncuların plaka numaraları haline getirilir. Artan satışlarla birlikte formaların muhtelif yerlerine yüksek bedellerle reklam alınma şansı yaratılır. Artan gelirler daha büyük transferleri, o da daha çok forma satışını o da daha çok reklam gelirini birlikte getiren ucu açık bir spiral yaratır. Tabii aynı taraftara birden fazla forma satabilmenin yolu da her yıl yeni modeller yaratarak, bunları süslü defilelerle tanıtımını yaparak pazarlamak olarak bulunmuş ve bu eğilim zaman zaman kulüp renklerine müdahale edilebilmesine kadar varmıştır. Tasarım işte bu. Bu örneği atkı,bere,saat,şampuan,parfüm,deodorant,polar,pija ma,T-shirt,ıvır,zıvır olarak genişletin istediğiniz kadar. Diğer bir yöntem ise sahip olunan stadyumu büyüterek yerleri peşin satmaktır. Hem böylelikle sezon başının gazıyla tüm sezonun seyirci ortalamasını baştan garanti etmek ve muhtemel başarısızlık halinde ortaya çıkabilecek olan seyirci (müşteri) sayısında ki düşüş riskini en aza indirmek hedeflenmiştir. Tüm taraftarın stada gelemeyeceği gerçeği üzerine hariçte kalanların maçları izleyebilmeleri için yayın hakkı TV kartellerine pazarlanır ve parası peşinen garanti edilir. Bu parayı riski alan yayıncı kuruluş müşteriden toparlasın artık. Açıkta kalan kupa ya da hazırlık maçları ise yine başka TV şirketlerine ayrıca satılıp onun da paraları peşin tahsil edilir. Ne kaldı? Radyodan dinleyenler... Onları da sat artık bu saatten sonra.. Niye ayıp olsun? Kulüp kısmen sermaye şirketi haline getirilip borsada sözüm ona “Halka!!” satılır ve parası peşin olarak tahsil edilir. Kulübün sahip olduğu gayrimenkuller teminat gösterilerek bankalardan bol kredi toparlanır ve yukarıda dönen çarka taşıma su olarak eklenir. Hatta kat karşılığı inşaat şirketlerine pazarlanılıp tamamen kurtulunabilir bu hareketsiz değerlerden. İş, paraya dönsün bir an önce... Devamını öğrenebilmek için aslında bir yönetici yakalayıp onun ağzından dinlemek lazım çünkü benim hayal gücüm sınırlı kalıyor ve bunları tasarlayabilmek için hiçbir profesyonel yardım alma şansım da yok. Şimdi... Hiçbir taraftar gücü takımını bu çarkın içinden çekip çıkaramaz. Peki teslim mi olunacak. Eğer ki sahip olduğunuz geleneksel bir felsefeniz, bir duruşunuz mevcut değilse evet; Teslim olacaksınız ve cebinizde ki 50 şer YTL leri de akıtmayı sürdüreceksiniz. Ya da... Bu tezgah kapsamında başarı olarak pompalanan tüm sahtekarlıklardan vazgeçeceksiniz. Kulübüme yardım ediyorum ve kombinemi alıyorum, formamı korsandan almıyorum, lisanslı ürün kullanıyorum, yayıncı kuruluş decoderlerine saldırıyorum ki kulübüm bu kuruluşlar karşısında daha güçlü durabilsin gibi bir anlayışı da bu sahte başarıların kuyruğuna ekleyip kıçına şaplağı basacaksınız. Ekonomik desteğini yani sermaye karşısında ki endüstriyel değerini yitirmeye başlayan gemiyi en önce terkeden farelerin elinden direksiyonu alacaksınız ve endüstriyel sermayenin karşısına endüstriyel sermaye olarak dikileceksiniz. Ama felsefesini yitirmeden, geleneklerini yanında taşıyarak, mevcut duruşunuzu bozmadan. Ütopya?.... Belki. Başarı şansı?.... Belki hiç yok. Peki sonuç?... Endüstri canavarının sıradan bir markası olarak var olmak yerine, tarihe o canavarın karşısına dikilmiş son barikat olarak kaydedilmek. |
Alıntı:
Beşiktaş J.K nın önüne ve arkasına hiçbir sıfat gelmez gelemez! |
Bugün Kayserispor yeni stadını bitirmek üzere..Fenerbahçe stadı ile övünmekte.Galatasaray stadı için aylarca çırpındı sonunda başladı.Neden acaba onlar bilmiyolarmıydı stadlarının değerini.Eğer Beşiktaş büyük klübüm iddasında ise bu stadı yapacak başka çaresi yok..Güvenli olmadığı gerekçesiyle yakın zamana kadar kale arkasına seyirci alınmadığını unutmayalım arkadaşlar atıp tutarken!! |
YAZDIKLARINA DİKKAT ET.... Bu 3.provakösyonun! UMUT TACİRİ |
Alıntı:
Biz kartalız Beşiktaş'ın simgesi yüklseklerden yalnız uçan kArtAldır.(Bakın kArtAlımız bile yalnız uçuyor kimse ile yarışarak Beşiktaş'ımızın ulvi değerlerini ayaklaraltına aldırma sayın BAŞKAN..) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bazı terimlere açıklık getirebilmek için Türk Dil Kurumunun resmi sitesinden yararlandım.Nedir bu terimler? Futbol; Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve onbirer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu,ayak topu. Spor; Kişisel veya toplu yarışlar biçiminde yapılan, bazı kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü. Oyun (sportif olarak); Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan,çevikliğe dayanan her türlü yarışma (Olimpiyat Oyunları,Akdeniz Oyunları gibi.). Spor Kulübü; Değişik dallarda özellikle gençlerin faaliyetleri için kurulmuş,ilgili devlet kurumuna kayıt ve tescilini yaptırmış olan ve dernekler kanununa göre yönetilen kuruluştur. Sanayi; Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, işleyim, endüstri. Endüstriyel Futbol; İşte bu terimin anlam olarak karşılığı yok. Futbol Sanayi(si) ; Bu terimin de anlam olarak karşılığı yok. Demek ki, "Endüstriyel Futbol" terimini biz yaratmışız! *** Beşiktaş ve Futbol (Bu konu için de resmi sitedeki "Tarihçe" bölümünden yararlandım.) "Kulübün faaliyetlerini hızlandırdığı ilk dönemde futbol gölgede kalmışsa da, 1910’ların sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup, kendi aralarında maçlar yapmaya başladılar. O yıllarda gençliğin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beşiktaş Kulübü’nün az ilerisinde Valideçeşme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takımı kurulmuştu. 1911 Ağustos’unda Valideçeşme futbol takımının başkanı ve kurucusu olan Ahmet Şerafettin Bey (Şeref Bey) futbolcularıyla Beşiktaş Kulübü’ne katıldı. Beşiktaşlı gençlerin kurduğu futbol takımlarını tek bir çatı altında toplamayı amaç edinen Şeref Bey’in girişimleri sonucu, Basiret Kulübü de Beşiktaş’a katıldı. Bu şekilde Futbol Şubesi, resmi olarak Kulüp’te faaliyete başladı. Resul, Rıdvan, Behzat, Doktor Sabri, Şair Kazım, Sadi (Baltalimanı), Doktor Mehmet, Asım, Şeref, Doktor Ali ve Fahri’den oluşan ilk futbol takımının malzemelerinin masraflarını da İpekçi İhsan isimli bir sporsever karşıladı. Birinci takımın yanı sıra ikinci, üçüncü, dördüncü takımlarını da kuran futbol şubesi, Kulübümüz’ün Akaretler’deki bahçesinde futbol idmanlarını hızlandırdı. Böylece futbol Beşiktaş’ta bir anda 1 numaralı spor olmaya başladı. Ancak Balkan Savaşı’nın ardından Dünya Savaşı’nın da başlamasıyla Beşiktaş’ın sporcuları cephelere koştu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi." Atatürk ve Beşiktaş ... " Mustafa Kemal Atatürk; Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce 1916'nın ilk günlerinde Akaretler'deki evinin arka kapısından Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına inmiş (şimdiki Plazalar'ın bulunduğu alan), Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan Beyler'i yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapmıştır: "Efendiler; sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle, dikkatle izliyorum. Spordan yoksun bir gençlik nasıl ki vatan müdafası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni ikişafı noksan ve yetersiz olursa o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. Bugün bünyenizde toplayıp, ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafaasında ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk'ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim."" *** |
O stad nasıl dar geliyor nerden çıkardın anlamadım. yok artık gerçekten böyle mi düşünüyorsun gs maçında ilk yarıyı 2 bacağım açık izledim mehmet en az 40 bin kişi vardı stadta bize yeni stad lazım acil . ve bu layı gündeme taşıyanlara teşekkürler. her ne kadar ii işler yapmasalarda . mehmet bu arada forzada yazılanları buraya kendin yazmış gibi koymasan kendi açıma sevinicem :) . . |
Alıntı:
kendi fikirlerini merak etmiştim ama hala devam ediyorsun forzada takılmaya . . |
Küçük bir hatırlatmada bulunmak istiyorum; (Beşiktaş'ın Mart 1903 tarihinde gizli kurulduğunu hepimiz biliyoruz.Resmi sitede ise "özel izin" ile diyor.) Anasaya Mahkemesi Raportörü Doç.Dr.Mehmet Turhan, 2002-2003 tarihinde yayınlanmış AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ VE SİYASİ PARTİ KAPATMA DAVALARI makalesinde -Türkiye’de Siyasi Partilerin Hukuksal Statülerinin Tarihsel Gelişimi- konusunda şöyle diyor; "Osmanli Imparatorlugu döneminde ilk siyasal amaçli örgütler ulusal bagimsizliklarini kazanmak amaciyla azinliklar tarafindan kurulmuştur. 1876 Anayasasi dernek özgürlügünü tanimamaktaydi ve bu nedenle de hukuksal olarak siyasi partilerin kurulmasina olanak yoktu. II. Meşrutiyetten sonra 1909 yilinda “Kanunu Esasi”de yapılan değişiklikle dernek özgürlüğü tanınmıştır. 3 Ağustos 1909 tarihinde 310 sayılı Cemiyetler Kanunu ile Anayasanın tanı!dığı dernek özgürlüğü düzenlenmiştir. 310 sayılı Yasaya göre, siyasi partiler dahil her türlü derneğin milli olmaması, kavim esasına dayanmaması ve gizli olmaması gerekiyordu. Ancak bu Yasa dernek kurmayı izne bağlamamaktaydı. Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 Anayasası’nın 70. maddesi dernek kurma hakkını Türklerin doğal haklarından biri olarak ilan etmekteydi. Bu dönemde II. Meşrutiyette çıkarılmış olan 310 sayılı Cemiyetler Kanunu, 1923 yılında 335 sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve daha sonra 387 sayılı Yasa ile yapılan deği!şikliklerle 1936 yılına kadar yürürlükte kalmıştır. Ayrıca belirtilmelidir ki, dernekleri düzenleyen bir Yasa da 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanundur. 1938 yılında kabul edilen 3512 sayılı Cemiyetler Kanunu derneklerin kurulmasını izne bağlamaktaydı. 3512 sayılı Yasada 1946 yılında 4919 sayılı Yasa ile değişiklik yapılarak serbestlik ilkesine dönülmüştür." Abchukuk..Makale.. *** 3 Agustos 1909'da çıkarılan Cemiyetler Kanununa göre Beşiktaş, Istida Beyoglu Mutassarrifligi'nin Cemiyetler Defteri'nin 468. sayfasina 26 Ocak 1326 (1910 miladi) tarih ve 1760 numarayla kaydedildi. Ve tasdik edilen 185 sayili tescil belgesi verildi Beşiktaş'a. Bilgi Bankası Beşiktaş'ın o dönemdeki kurucuları; Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri (Aşeni), Osman Paşazade Mehmet Şamil (Osmanoğlu), Hüseyin Bereket, Kadızade Nazım Nazif (Ander) ve 20’ye yakın genç Beşiktaş'ın ilk kurucularıdır. BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ Dernek; Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk, cemiyet. 4.11.2004 tarihli 5253 sayılı Dernekler kanununun 1 nci maddesi "Bu Kanunun amacı; dernekler, dernek şube veya temsilcilikleri, federasyonlar, konfederasyonlar ve yabancı dernekler ile merkezleri yurt dışında bulunan dernek ve vakıf dışındaki kâr amacı gütmeyen kuruluşların Türkiye'deki şube veya temsilciliklerinin yasak ve izne tâbi faaliyetlerini, yükümlülüklerini, denetimlerini ve uygulanacak cezalar ile derneklere ilişkin diğer hususları düzenlemektir." diyor. Dernekler Dairesi BaÅŸkanlığı Bu madde, dünden bugüne içeriği itibariyle hep aynı kalmıştır.Yani dernekler, faaliyetlerinde kar amacı taşıyamazlar. *** Dernekler yasasına göre kurulan ve kar amacı taşıyamayan Beşiktaş'ın, 1- 21 Temmuz 1995 tarih ve 3833 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 169 ncu sayfasında B.J.K. Beşiktaş Jimnastik Kulübü Spor Malzemeleri Spor Yatırımları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi" ticaret ünvanı ile şirketleştiğini görüyoruz.Yani Süleyman Seba döneminde. http://www.bjk.com.tr/tr/sirket/sirk...s_gazetesi.pdf Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin kuruluş ana sözleşmesine göre Kurucuları, 1- MAHMUT ŞEVKET BELGİN 2- ŞABAN CEMİL KAZANCI 3- MEHMET ERKAN SOLU 4- SERDAR BİLGİLİ 5- BAHATTİN BEYOĞLU 6- OLGUN KÖMÜRCÜ 7- İBRAHİM POLAT 8- LATİF CELAL AYAZ 9- İLKER ÖZBİLEK 10- YILMAZ EKERGİL 11- MEHMET BAHATTİN DEMİR 2- Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Halka Arz İzahnamesi 14 Şubat 2002 tarih ve 5487 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edilmiştir.(Serdar Bilgili Dönemi). BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ |
Alıntı:
|
Futbol Federasyonu Türk Spor Kurumu'nun 1923 yılında kurulduğunu ve aynı yıl 21 Mayıs 1923 te de FİFA'ya üye olduğunu görüyoruz. 1938 yılında bu kurum kaldırılarak yerine Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü (Bugünkü adıyla T.C.Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü) kurulur. Türkiye Futbol Federasyonu TFF Tarihçesi 2 1952 yılı, profesyonelliğin kabul edildiği yıl olur. Türkiye Futbol Federasyonu TFF Tarihçesi 3 1962 yılında da UEFA'ya üye oluyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu TFF Tarihçesi 4 *** Yıl 1992 1992 yılında Türkiye Futbol Federasyonu özerkliğe kavuşur. Futboldaki gelişim ve değişim, futbolun sadece bir spor dalı olmadığını da ortaya çıkartmıştır. Futbolun yarattığı parasal değerlerin giderek büyümesi ve futbola olan ilginin yaygınlaşması, lokal federasyonlar nezdinde bu spor dalının bağımsız bir yapı içerisinde yönetilmesini zorunlu kılmıştır. 17.6.1992 tarihinde 3813 sayılı Kanunla Türkiye Futbol Federasyonu özerk hale getirilir. Kanunun 1. maddesiyle, futbol faaliyetlerini millî ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak ve Türkiye'yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, özerk Türkiye Futbol Federasyonu kurulur. Faaliyete geçtiği günden beri özerk Futbol Federasyonu, faaliyetlerini büyük bir başarıyla sürdürür. 1992 yılında seçimle işbaşına gelen ilk TFF Başkanı da yine Şenes Erzik olmuştur. Özerkliğin ardından 1996 yılında uygulamaya konulan Havuz Sistemi ile kulüplerin naklen yayın gelirleri yüz milyon dolarlarla telaffuz edilen boyutlara ulaştırılmıştır. İlerleyen yıllarda ise özellikle Milli Takımımızın elde ettiği başarılar sponsorluk yolunu açmış, Türkiye Futbol Federasyonu dev anlaşmalarla futbol ekonomisinde milyonlarca dolarlık bir katma değer oluşturmuştur. Futbol ekonomisinin önemi kulüpler tarafından da anlaşılmış, sponsorluk gelirleri bu alanda da devreye sokulmuştur. http://www.tff.org.tr/default.aspx?pageID=296[/url] |
Alıntı:
|
Stadın yıkılmasından yana deilim.Fakat büyütülmesi gerektiğini düşünüorm. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
inönü stadı 1947 yılında yapılmış ve dış görünüşü itaibariyle bu stadı anıtlaştıranlar zaafiyet içindedirler. Stadın yarın öbür gün allah korusun bi deprem sonrası hasar gördüğünü düşünün ki zaten şuanda hasarlı ve stadı anıt gibi değerlendirirseniz bir çivi bile çakamaz yeni stadı başka yerde yapmak zorunda kalırız. Ayrıca stad kapasitesi artıkça bilet fiyatları ucuzlar ve daha taraftarımız maça gelir |
Alıntı:
Ağzına sağlık birilerinin stadın yapılmasını neden istemediğini çok açık seçik yazmışsın , tebrikler. ama dikkatli ol mesajın her an silinebilir muhalif olduğun için. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Modluk demek üyeleri fırçalamak değildir. Benim bildiğim görev hak edene verilir. Beşiktaş çarşı kapalıya beleş biletle gelen yönetim yanlısı bir avuç kişi değildir . Çarşı nın özü onlar değil dir. çarşı nın özü şeref beydir , süleyman seba dır. |
Bugünden sonra modluğu bırakıyorum.Ben modum diye bir kültürü ağzınıza sakız yaptırmam arkadaş.Herkez haddini bilecek. |
Alıntı:
bu stad yapılması karara varıldı neyi tartışıyoruz onu anlayamadım ben . |
Alıntı:
Evet bencede herkez haddini bilecek. |
sabitleyelim bu konuyu modlar ve süper modlara duyurulur... |
Alıntı:
burası me kadar olmasada çArşı yı ibare etmiyor ama yinede burası çarşı pazar değil burası çArşı... |
Alıntı:
Belli çarşı kültürünü ne kadar iyi bildiğin onun için çarşıyı sadece alen markaryan ve tayfası sanıyorsun. |
beyler manisa macında özel bi show hazırlanıo mu ligin ve inönünün son macı olduğundan? |
Alıntı:
Ardından sürece en heyecanlı döneminde Cengiz katıldı,feriköyden Ebeş Erol,çağlayanlı Hakan, şişlili Uğur,ersin Boncuk katıldı,siyavuşlu Erdal ve çevresi Erhan lar birlikte katıldı.Eyüp Nişantaşı Şişli Ferköy Karagümrük te efsaneye güç veriyordu.Denyu Yılmaz ,Ankaralı Ayhan da sürece güç verenler kervanına katıldı Artık herkesin saygı duyduğu,sevmeyenlerin önünü iliklediği bir efsane vardı Beşiktaş Kapalısı ve dolayısıyla Çarşı. İlk kez bir taraftar topluluğu tvlerde boy gösteriyordu,basın toplantıları düzenliyor,spor proğramlarına katılıyordu,bu çığ büyüdü yine ilk kez bir taraftar grubu dergi çıkardı artık bu ihtiyaçtı,dernekleşmeler başladı.Genç Beşiktaşlılar Derneği gibi ve 2000lerin ilk başında 1903 Beşiktaş Derneğigibi. Bu arada unuttum Rahmetli olan Serkan,Spastik Erol unda tribüne emekleri çoktur.Yine rahmetli Beylerbeyili Sarı Süleyman hepsi tribüne emek vermiştir. Neticede gecenin gündüze katıldığı kendi imkanlarıyla deplsamnalara giden,Maltepeden Suadiyeden Bağlarbaşından Beşiktaştan deplasmanlara otobüs kaldıran bir aşk topluluğu verdiği mücadele ile toprağa verdiği canları ile Beşiktaşın efsanesi Çarşıyı kalplere yazdı. Emek verenler sağolsun,ebediyete intikal edenlerin ruhu şad olsun,Beşiktaş ve Çarşı hep var olsun.... |
mehmet kardeşim çarşıya lafımız yok ahmet abinin de olduğunu sanmıyorum .çarşı tartışılmaz bir topluluk . bizim karşı olduğumuz beleş girenlerin nedense stadın yapılmasına karşı olduğu . sencede bunda bir gariplik yok mu ? çarşı diye bu olayları örnek alırsak . para kazanmasın kulupler o zaman . ben yalovadan geliyorum maçlara 150 lira masrafım var her maç . beleş girsem her maç gelirim . nie bende girmiyim beleş . bende girerim beleş kim girmez ki .işte beleşçiler ile benim aramdaki fark ta budur . . |
Alıntı:
Tebrikler kardeşim 10 numara açıklamışsın konuyu . inşallah anlar artık , karşı olduğumuz şeyin çarşı olmadığına sadece çarşının adını kullanan beleşçi ayyaşlara karşıyız biz. |
Olayı niye Çarşıya çekiyorsunuz ki? Ya da ÇArşı yı bu konuya taraf gibi göstermeye çalışıyorsunuz? Forza da da Stad yapılsın diyen yok mu sanıyorsunuz? Yapılan anketlerde de yeni bir stad yapılsın diyen ler %70-75 civarında. Sorun stad yapılması neden istenmiyor? Bu konuyu açan arkadaş stad yapılmasın görüşünü savunuyor. Gerekçelerini sıralıyor. Bazı arkadaşlar ona hak veriyor. Ben ve benim gibi düşünenler ise Stad yapılsın diyor. Bizde gerekçelerimizi açıklıyoruz. Konunun ve tartışmanın bu konuya odaklanması gerekmez mi? Benim itirazım stada karşı olanlara, benim itirazım forma almayın diyenlere, benim itirazım stada bedava girip niye borçlanıyoruz diyenlere, benim itirazım bilet fiyatlarına kızıp insanları maça gitmemeye çağıranlara, benim itirazım kulüp için hiç bir fedakarlık yapmayıp her konuda itirazı olanlara, benim itirazım Fulya yı engellemeye çalışanlara benim itirazım maça gidip küfür edenlere, benim itirazım olay çıkarmak için maça gidenlere, benim itirazım futbolcuları tehdit edenlere, benim itirazım sponsora kızıp kulübe zarar verenlere, kulübe hiç bir şey vermeyip her fırsatta zarar verenlere itiraz ediyorum.....Taraftar gruplarına itiraz etmiyorum. Hatta bu konuda taraf gösterilmeleri de rahatsız edici...Kendi çıkarlarını kulüp çıkarlarının üzerinde tutan, kısaca Beşiktaş'tan rant beklentisi olan ve bunun içinde tüm olumlu gelişmeleri engellemeye çalışanlara itirazım var... |
Optik Başkan;Beşiktaş'tan menfeaat bekleyen .... beklesin (noktalı yerleri doldurun) Ve başka yazacak sözüm yok... |
Alıntı:
|
arkadaşın biri iyi demiş bizim stad son depremde zarar görmüştü çatlaklar ve hasar tespit edilmişti gazeteler o zaman lar yazdı bu stadda maç oynanmaz diye heysel faciası gibi olur diye allahtan 1999 dan bu zaman kadar yıkılma falan olmadı stadın yıkılması iyi yoksa ileride facia olurdu mazallah birde STADYUMDAN TARİHİ ESERMİ OLUR 2 HAFTADA BİR MAÇ OYNANIYOR HER GEÇEN GÜN ESKİYOR KOLONLAR KRİŞLER ÖLÜME DAVETİYE BU,, ÖRÜMCEK BEYİNLİ DEMİRÖREN VE ONUN TARAFI |
neyi tartışıyosunuz? stadımız olmasın gariban gariban ligde üçüncülük hedefiyle oynayan gordan klasında oyuncular transfer eden bi takımmı olalım. şuan bu durumda şampyn olamadıysak iyi oyuncu alamadıgımzdandır oda paraya bakıyo parada tesis, satad ve en önemlisi bi marka olmaya bakıyor bizim öle bi stadımız olsa dunyada eşi olmayan dunyanın reklamını alırız ;) |
Türkiye`de Saat: 09:43 . |
Powered by: vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2