Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > İktisat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-02-2007, 10:17   #1
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
2001 Nobel Ekonomi Ödülü

2001 NOBEL EKONOMİ ÖDÜLÜ


ASİMETRİK ENFORMASYON,TERSİ SEÇİM, AHLAKİ TEHLİKE


Berkeley’li George Akerlof, Dünya Bankası eski Başkan Yardımcısı (ve eski Stanford’lu) Joseph Stiglitz ve yine Stanford’lu Michael Spence 2001 Nobel ödülünü paylaştılar.

Malum, piyasacılar tam rekabet kavramının sonsuz sayıda alıcı ve satıcı ile denge fiyatını sağladığını iddia eder. Ticaret yapılırken hiçbir işlem maliyeti yoktur. Ve en önemlisi piyasada eksiksiz bilgi akışı varsayılır. Oysa bu teorik bir durumdur ve imkansızdır.

Örnek vermek gerekirse herhangi bir yerde bir malın fiyatının daha ucuz olduğunu her seferinde bilinebilir mi, yahut da o malın alınanla aynı nitelikte olduğu nasıl kestirilebilir? Dolayısıyla denge fiyatı kolay kolay oluşmayabilir ve pahalı malın alışverişi sürebilir. İşte o yıl ödül, bu "benzeşmeyen bilgi kavramı" üzerine, yani tam rekabetçi piyasanın eleştirisel yaklaşımına sahip olanlara verildi.

Bu konuda en büyük katkıyı yapan çürük limoncu George Akerlof. Bir malın satıcısı ile alıcısı arasında en önemli fark; alıcının satın aldığı mal hakkında çoğu bilginin satıcının yansıttığı kadar bilebilmesi. Teknik bir deyimle; asimetrik enformasyon (yani alıcı ve satıcı arasındaki eşit olmayan bilgi) "ters seçime" (adverse selection) neden olabilir. Mesela, alınan mal tahmin edilmeyen ölçüde niteliksiz çıkabilir. Akerlof içi geçmiş limonları buna örnek veriyor. Buna bir başka örnek de gelişmekte olan ülkelerin kredi piyasalarındaki faizlerin aşırı düzeylerde farklılaşması. Akerlof’un diğer bir örneği de bireysel sağlık sigortası. Sigorta primi beyana göre yapıldığından yaşlılar için son derece zor koşullar oluşuyor.

Michael Spence ise daha fazla bilgi sahibinin az bilgi alana "işaret verme" (signalling) mekanizması ile sistemin çalışmasının sağlanacağını göstermiştir. Örneğin eğitim iş piyasalarında verimlilik, temmettüler de borsada karlılık işaretleri olarak görülmektedir.

IMF politikalarına muhalif Stiglitz’e gelince. Ona göre sistem ters yönde de çalışmakta ve az bilgi alanlar çok bilgi sahiplerinden bilgi toplamakta. Bunun için de "perdeleme" (screening) yönteminden yararlanmaktalar. Mesela sigorta şirketleri müracaat formlarıyla müşterilerini sınıflara ayırmakta. İş ve kredi müracaatları da bunun diğer bir örneği.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:17   #2
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Asimetrik enformasyon ve bağlı sorunları, finansal piyasaların işleyişi üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir. Finansal iktisat literatürü, bu etkileri, ‘öz kaynak tayınlaması’ ve ‘kredi tayınlaması’ teorileri başlıkları altında incelemektedir. Uygulamada, asimetrik enformasyon problemini çözmek için önerilen tedbirlerin tümü, piyasalardaki enformasyonun arttırılmasını amaçlamaktadır. Ancak, bu problemi tam olarak ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bankalar, finansal piyasalardaki ‘özel’ konumları nedeniyle asimetrik enformasyon problemini en aza indirebilen kurumlardır.

Anahtar Kelimeler: Asimetrik enformasyon, tersi seçim, ahlâki tehlike, finansal piyasalar, kredi tayınlaması, öz kaynak tayınlaması.
Neoklasik finans teorisi, tam rekabetçi sermaye piyasaları varsayımına dayanmaktadır. Piyasaların mükemmel ve enformasyonun tam olduğu durumlarda, fon temini konusunda hiçbir sorun çıkmaması ve fonların en etkin kullanıcılara aktarılması esastır. Bu ideal dünyada, firma içi fonlarla firma dışı fonlar arasında büyük bir fark olmayacağı gibi, firmaların borç ya da öz kaynak yoluyla finansman sağlamaları da performanslarını etkilemeyecektir. Ancak, bunlar gerçekçi değildir. Finansal piyasalar tam rekabet koşullarında çalışmamakta, önemli miktarlarda işlem ve enformasyon maliyetleri taşımaktadır.


Finansal yapının önemli bir unsuru olan aracılar, işlem maliyetlerini azaltmak ve küçük tasarrufçular ile yatırımcıları finansal piyasaların imkânlarından yararlandırmak üzere ortaya çıkmışlar ve zamanla bu doğrultuda gelişme göstermişlerdir. Finansal aracılar, bu piyasalara önemli miktarda ölçek ekonomileri sağlamışlardır. Finansal işlemlerde kullanılan teknoloji, portföy çeşitlendirmesi yolu ile riskin dağıtılması, finansal uzmanlık ve danışmanlık hizmetlerinden herkesin istifade edebilmesi ve daha önemlisi müşterilere sağlanan likidite imkânları daima işlem maliyetlerindeki azalmanın olumlu sonuçları olarak görülmüştür. Ancak, işlem maliyetlerinin varlığı, finansal aracıların ve dolaylı finansmanın bu piyasalarda neden böylesine önemli bir rol üstlendiklerini tam olarak açıklayamamaktadır. Temel sorun, enformasyonun finansal piyasalarda oynadığı roldür. Finansal yapının tam olarak anlaşılabilmesi için enformasyonun bu piyasalardaki rolünün araştırılması gerekmektedir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:17   #3
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Sözleşme yapan taraflar arasındaki eksik enformasyondan kaynaklanan asimetrik enformasyon ve bağlı sorunları, finansal piyasaların işleyişinde de etkili olmaktadır. Finansal piyasalar, temel aracılık işlevlerinin yanında, bu tür enformasyon problemleriyle de ilgilenmek zorunda kalmaktadır. Bir bütün olarak finansal sistemin karmaşık yapısını ve fonksiyonlarını etkileyen enformasyon problemleri, hem finansal kurumları ve sözleşmeleri şekillendirmekte hem de para politikasının ekonomiye aktarım kanalı yoluyla önemli makro sonuçlar doğurabilmektedir.

Akerlof’un (1970) limonlar piyasası modeli, finansal meseleler üzerinde teorik ilerleme yapma imkânını arttıran çalışmaların başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Kalitenin belirsizlikle ilişkilendirilmesi esasına, yani asimetrik enformasyona dayalı olan modelde, satıcıların satışa sundukları kullanılmış arabaların kalitesini bildikleri, fakat alıcıların bu konuda bir bilgilerinin olmadığı varsayılmaktadır. Bu durumda, alıcı ortalama bir arabanın kalitesi hakkında tahmin yapmak ve ödeyeceği fiyatı ona göre belirlemek zorundadır. Bu fiyattan satış yapmak isteyenler ise, iyi kaliteli araba satıcılarını piyasa dışında bırakacak şekilde sadece kötü kaliteli araba (‘limon’) satıcıları olacaktır. Bu bir piyasa başarısızlığıdır ve iyi kaliteli mal satıcıları ile kötü kaliteli mal satıcıları arasındaki dışsallıktan kaynaklanmaktadır. Akerlof’un modelinde bazı değişiklikler yapılarak, alıcılar ve satıcılar arasındaki enformasyon sorunlarının, iki kaliteden malın da üretimini durduracak şekilde önemli sonuçlar doğurabileceği gösterilmektedir.

Literatürde iki genel enformasyon probleminden söz edilmektedir: Tersi seçim ve ahlâki tehlike. Tersi seçim, taraflar arasında sözleşme yapılmadan önce ortaya çıkan bir asimetrik enformasyon sorunu olup, saklı enformasyondan kaynaklanmaktadır. Saklı enformasyon, piyasadaki taraflardan birisinin kendisi hakkında bildiği, diğer tarafın bilmek istediği fakat öğrenemediği şeydir. Ahlâki tehlike ise, sözleşme yapıldıktan sonra ortaya çıkmakta ve saklı faaliyetten kaynaklanmaktadır. Saklı faaliyet, ekonomik ilişkide bir tarafın faaliyetinin, diğeri tarafından gözlenememesidir. İki kavramın çıkış noktası da sigortacılık endüstrisidir ve bu sektörden verilen örneklerle açıklanmaktadır.Piyasada bu sorunların varlığı ile ulaşılan dengelerin etkin olmaması, standart piyasa analiziyle çelişkili bir durumdur. Sigortacılık sektöründe bu çelişki, yüksek ve düşük risk gruplarındaki müşteriler arasındaki dışsallığa bağlanmaktadır. Tersi seçim olan bir piyasadaki denge çok az işlemle gerçekleşirken, ahlâki tehlike probleminin görüldüğü bir piyasadaki dengede tayınlama vardır. Kamu müdahalesinin bu sorunların çözümündeki rolü ise tartışmalıdır.Öte yandan, iyi kaliteli mal satıcılarının kendilerini diğerlerinden ayıran işaretlere sahip olmaları ve bu yolla asimetrik enformasyonun neden olduğu piyasa etkinsizliğini azaltmaları mümkündür.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:17   #4
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Asimetrik enformasyon yaklaşımı, bir müddet sonra menkul kıymetlerin de limon olabilecekleri iddiasıyla finansal piyasa analizlerine girmiş ve kendisine geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Finansal piyasalardaki işlemlerde doğru karar vermek durumunda olan taraflar, birbirlerinin hakkında bilmek istedikleri tüm bilgilere sahip değillerdir. Örneğin, kredi talebinde bulunan bir girişimci, planladığı yatırım projelerinin riskleri ve getirileri hakkında, ödünç veren kurumdan daha fazla enformasyon sahibidir. Yine bir şirketin yöneticisi, şirkette işlerin nasıl gittiği konusunda, pay sahiplerine göre daha çok bilgi sahibidir. Finansal piyasaların önemli bir özelliği olan asimetrik enformasyon, bu eksik enformasyonun sonucudur ve diğer piyasalarda olduğu gibi bu piyasalarda da iki sorun yaratmaktadır: Tersi seçim (‘limonlar problemi’) ve ahlâki tehlike.


Potansiyel bir menkul kıymet yatırımcısı, beklenen kazançları yüksek ve riskleri düşük olan ‘iyi’ firmaların hisse senetleri ile beklenen kazançları düşük ve riskleri yüksek olan ‘kötü’ firmaların hisse senetlerini birbirinden ayıramayabilir. Böyle bir durumda, menkul kıymet yatırımcısı, iyi firmaların hisse senetlerinin yüksek fiyatı ile kötü firmaların hisse senetlerinin düşük fiyatı arasındaki bir fiyattan hisse senedi almak ister. Diğer bir ifadeyle, menkul kıymet ihraç eden firmaların ortalama kalitesini yansıtan bir fiyatı ödemek ister.Ancak, iyi firmaların sahipleri yada yöneticileri, menkul kıymetlerini bu fiyattan satmaya razı olmazlar. Bunun nedeni, onların firmayla ilgili olarak potansiyel yatırımcıdan daha fazla bilgi sahibi (‘saklı enformasyon’) olmaları ve firmalarının gerçekten iyi bir pozisyonda olduğunu bilmeleridir. Alıcının teklif ettiği fiyat, firma menkul kıymetlerinin gerçek (olması gereken) değerinin altındadır. Dolayısıyla bu fiyattan satış mümkün değildir. Bu durumda, piyasada menkul kıymetlerini satmak isteyenler sadece kötü firmalar olacaktır. Çünkü alıcının teklif ettiği fiyat, onların menkul kıymetlerinin gerçek değerinin üzerindedir. Kötü firmaların sahiplerinin yada yöneticilerinin, menkul kıymetlerini satmak için aşırı israrcı bir tutum izlemeleri, potansiyel yatırımcılara bu menkul kıymetlerin gerçek değerleri hakkında işaretler verecek ve onlar da bu piyasada yatırım yapmaktan vazgeçecektir. Sonuç, menkul kıymet piyasasının işleyişinin aksaması ve bu piyasada çok az sayıda firmanın sermaye temini için menkul kıymet ihraç edebilmesi olacaktır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:17   #5
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Menkul kıymet piyasasında tahvil satın almak isteyen bir yatırımcı da aynı problemle karşılaşabilir. İyi ve kötü firmaların tahvillerini ayırt edemeyen yatırımcı, eğer faiz oranı borç enstrümanı ihraç etmeye çalışan bu firmaların ortalama geri ödenmeme riskini karşılamaya yetecek kadar yüksek ise, tahvil satın almak isteyecektir.Fakat iyi firmaların sahipleri, bu faiz oranının kendilerinin ödemesi gereken orandan çok yüksek olduğunu fark ederek, tahvil piyasasından borçlanmaya yanaşmayacaklardır. Bu durumda, piyasada sadece borçlanmak isteyen kötü firmaların tahvilleri kalacaktır. Ancak, menkul kıymet yatırımcıları kısa sürede bunu anlayacaklar ve tahvillere yatırım yapmaktan vazgeçeceklerdir. Sonuç, bu piyasada çok az sayıda tahvilin satılabilmesi ve firmalar için tahvil ihracı yoluyla fon sağlama imkânının azalması olacaktır.

Kredi piyasasında enformasyona ilişkin iki tür sorun vardır. İlki, kredi sözleşmesinin yapılması öncesinde, ödünç verenlerin ödünç alanların gerekli tüm özelliklerini görememesi dolayısıyla ortaya çıkan tersi seçim sorunudur. Girişimci projesinin beklenen getirisini bilmekte (‘saklı enformasyon’), fakat banka projenin beklenen getirisi hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, banka iyi ve kötü kredi risklerini birbirinden ayıramamaktadır. İkincisi, kredi verildikten sonra ödünç verenin ödünç alanın faaliyetlerini gözlemleyememesi (‘saklı faaliyet’) ile ilgili olan ahlâki tehlike sorunudur. Bu sorunun kaynağı ise, ödünç alanların kredileri riskli ama getirisi yüksek projelerde kullanma eğiliminde olabilmeleridir.
Tersi seçimde, potansiyel borçlanıcıların büyük bir ihtimalle kredi riskleri en kötü kişiler olması söz konusudur. Bu kişilerin krediler için aşırı istekli olmaları, bir anlamda ödünç veren kurumu bu kişilere kredi vermeye zorlamaktadır. Krediler için en çok talepte bulunanlar bu kişilerdir. Dolayısıyla ödünç veren kurum tarafından seçilme şansı en yüksek olanlar bunlardır. Ancak, ödünç veren kurum, bu kişilerin aynı zamanda aldıkları kredileri geri ödememe ihtimali en yüksek kişiler olduklarını da bilmektedir. Sonuç, bu en kötü ihtimale karşı, ödünç veren kurumun piyasada kredi riskleri iyi kimseler bulunmasına rağmen kredi vermemesidir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:17   #6
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Ahlâki tehlike, ödünç verenin bakış açısından ödünç alanın istenmeyen (tehlikeli) faaliyetlere girmesi, bu yönde teşviklere sahip olması durumudur. Krediyi alan kişi, bunu getirisi ve riski belli olan bir projeye yatırabileceği gibi, getirisi ve riski yüksek bir projeye de yatırabilir. Alınan kredinin riskli projede kullanılması halinde, iki ihtimal söz konusudur. Bu projeye yatırdığı parayı ya fazlasıyla geri alacak yada tümüyle kaybedecektir. Birinci ihtimalde, yani riskli projenin başarılı olması halinde, yatırımcı bu işe koyduğu paranın çok üzerinde bir kazanç sağlamış olacaktır. Ancak, bu tek taraflı bir kazançtır. Çünkü, ödünç verene geri ödeyeceği miktar bellidir. Projenin başarısız olması halinde ise, yatırımcının ödünç veren kuruma olan borcu değişmeyecektir. Bu borç, alınan kredi miktarı ve bunun faizi ile sınırlıdır. Yatırımcıyı, getirisi ve riski daha yüksek olan projeyi seçmeye teşvik eden şey, ödünç veren kuruma karşı olan yükümlülüğünün sınırlı olmasıdır. Projenin başarısız olması halinde, alınan kredinin geri ödenmeme riski de vardır. Yatırımcıların bu tür davranışları, ödünç verenlerden ödünç alanlara ‘servet transferi’ anlamına gelmekte; bu nedenle de, ödünç verenler tarafından hoş karşılanmamaktadır. Sonuçta, ödünç verenler ahlâki tehlike faktörüne karşı, piyasada riski ve getirisi düşük (güvenli) projeler olmasına rağmen kredi vermek istememektedir.
Bu açıklamalar, ödünç verenin karşılaştığı geri ödenmeme riski nedeniyle iki sorunun kesin çizgilerle birbirinden ayrılamayacağını önermektedir. Gerçekten, hem tersi seçim sorunu hem de ahlâki tehlike sorunu birer kredi tayınlaması sebebidir. Dolayısıyla bu sorunların çözümlerinin de benzer olması beklenmelidir.

Asimetrik enformasyon problemini finansal piyasa meselelerine uygulayan daha sonraki çalışmaları da, ‘öz kaynak tayınlaması teorileri’ ve ‘kredi tayınlaması teorileri’ başlıkları altında toplamak mümkündür.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:18   #7
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Asimetrik enformasyon problemi şirket finansmanı teorisine dahil edildiğinde, iç ve dış fonlar arasındaki tam ikame ilişkisini ortadan kaldırmakta ve iç fonların üstün olduğu bir hiyerarşi yaratmaktadır. Potansiyel hisse senedi yatırımcıları firmaların gerçek değerlerini bilmedikleri için, ortalama kaliteye dayalı bir fiyat teklif etmektedir. Bu fiyat ise, yatırımcıların kötü firmaları fonlamaktan kaynaklanabilecek kayıplarını gideren bir primi içine almaktadır. ‘Limonlar primi’ denilen bu prim sayesinde, dış fonların maliyeti iç fonlara göre yükselmekte ve aralarındaki tam ikame ilişkisi ortadan kalkmaktadır.
Asimetrik enformasyon problemini firma davranışı açısından inceleyen öz kaynak tayınlaması (‘finansman hiyerarşisi’) modellerini Myers ve Majluf (1984) geliştirmişlerdir. Myers ve Majluf modeli, asimetrik enformasyon koşullarında net bugünkü değeri pozitif olan bir projenin finansmanı için yeni hisse senedi ihraç etmek zorunda kalan firmaların durumunu ele almaktadır. Modelde, yöneticilerin firmanın gerçek değerini bildikleri, fakat potansiyel hisse senedi yatırımcılarının firmanın gerçek değeri hakkında bir bilgilerinin olmadığı varsayılmaktadır. Bu enformasyon asimetrisi, firmaların yeni hisseleri gerçek değerlerinin altında, iskontolu olarak satmalarını gerektirmektedir. Myers ve Majluf, bu durumun firmaları söz konusu projeden vazgeçirecek bir boyutta olabileceğini göstermişlerdir.
Eğer sermaye maliyeti fon kaynaklarına göre değişiyorsa, iç fon temin edilebilirliği, firmaların arzulanan yatırım projelerini yüksek maliyetli dış fonlara başvurmadan gerçekleştirmelerine imkân vermektedir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:18   #8
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Asimetrik enformasyon problemi, kredi piyasasında kendisini kredi tayınlaması olarak göstermektedir. Kredi tayınlaması, kredi piyasasında talebin arzı aşması, yani ödünç almak isteyenlerin cari faiz oranından istedikleri kadar ödünç alamamaları şeklinde tanımlanmaktadır. Shaw ve McKinnon (1973) gibi finansal liberalleşmeyi savunan iktisatçılara göre kredi tayınlamasının nedeni devlet müdahaleleridir. Ancak, bu açıklama hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin kredi piyasalarında görülen bölüntülü yapı için yeterli değildir.Ödünç verenlerin piyasayı dengeye getirmek için faiz oranlarını yükseltmek yerine, verdikleri kredi miktarını kısıtlamalarının nedeni tersi seçim ve ahlâki tehlikedir. Tersi seçimde ödünç verenlerin faiz oranını yükseltmeyip kredi tayınlamasını tercih etmelerinin sebebi, faiz oranı arttıkça daha çok sayıda riskden kaçınan bireyin borçlanma havuzundan çıkacak olmasıdır.Ahlâki tehlikede ise, faiz oranı arttıkça yatırımcıların riskli projelere girme yönündeki teşviklerinin artacağı düşüncesiyle kredi tayınlaması yapılmaktadır.

Kredi piyasasında asimetrik enformasyon problemini banka davranışı açısından inceleyen bir model Stiglitz ve Weiss (1981) tarafından geliştirilmiştir. Stiglitz ve Weiss’den sonraki çalışmalar, kredi tayınlaması, optimalite ve sözleşme türü arasındaki ilişkilerin araştırılması yönünde olmuştur. Stiglitz ve Weiss modelinde, her biri riskli bir yatırım projesine sahip çok sayıda girişimcinin olduğu varsayılmaktadır. Başlangıç sermayesi aynı olan girişimcilerin projelerini gerçekleştirmek için ödünç almaları zorunludur. Öte yandan, projelerin ortalama getirileri aynı fakat riskleri farklıdır. Banka, projenin riskini bilmemektedir. Projenin içeriği ve riski hakkında bilgi sahibi olan sadece girişimcidir. Bu durumda, fiyat sistemi yoluyla etkin bir dağılıma ulaşmak mümkün değildir. Yatırımcıya olan beklenen ödeme, projenin başarı ihtimalinde azalmaktadır. Ayrıca, projenin başarı ihtimali ile kredi faiz oranı arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Bu da, yüksek faiz oranlarından ödünç almak isteyenlerin projeleri en riskli girişimciler olması anlamına gelmektedir. Girişimciler yüksek getiri peşindeyken, banka düşük getiri ihtimalinin arttığını görmektedir. Diğer bir ifadeyle, eğer banka kredileri arz ve talebe göre tahsis etmek isterse, faiz oranını yükselttiği zaman daha riskli bir kredi portföyü ile karşılaşacaktır. Böyle bir durumda, faiz oranını düşük tutarak krediyi tayınlaması bankanın lehinedir. Stiglitz ve Weiss modeli, banka açısından faiz oranını düşük tutup kredileri fiyat dışı bir mekanizmaya dayalı olarak tayınlamanın, faiz oranlarının yükseltilmesine göre daha fazla bir getiri beklentisine yol açacağını göstermektedir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:18   #9
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Eğer menkul kıymet yatırımcıları iyi firmaları kötü firmalardan ayırabiliyorlarsa, iyi firmalar tarafından ihraç edilen menkul kıymetlerin tüm değerini ödeyecekler ve bu firmalar da piyasada menkul kıymetlerini satabileceklerdir. Böylece menkul kıymet piyasaları, fonları en verimli yatırım fırsatları olan etkin kullanıcılara aktarma fonksiyonlarını yerine getirmiş olacaklardır. Yine kredi piyasasının mükemmel bir şekilde ve tam enformasyon koşullarında çalışması halinde, kredilerin en etkin kullanıcılara aktarılması beklenecektir. Bu özelliklere sahip bir kredi piyasasında denge faiz oranı vasıtasıyla sağlanacaktır. Ancak, bu ideal dünya her zaman geçerli değildir. Eksik enformasyon sonucunda ortaya çıkan asimetrik enformasyon problemi, finansal piyasaların temel işlevlerini yerine getirmelerine engel olmaktadır. Uygulamada bu sorunun çözümü için önerilen tedbirleri, aşağıdaki başlıklar altında incelemek mümkündür.

Asimetrik enformasyonu önlemenin ve tasarrufçular ile ödünç veren kurumları menkul kıymet ihraç eden kurumlar hakkında bilgilendirmenin bir yolu, özel şirketlerin (örneğin, derecelendirme kuruluşları) bu firmalarla ilgili enformasyonu yayınlayarak müşterilerine (abonelerine) satmalarıdır. Ancak, bu yöntem ‘bedavacılık’ sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu hizmetler için ödeme yapmamış olan bazı kimseler de, bu şirketlerin hizmetlerinden yararlanabilirler. Böyle bir şirketin müşterisinin aldığı yatırım kararı, bu hizmet için hiçbir bedel ödememiş olan bedavacı tarafından aynen uygulanabilir. Herkesin bu şekilde davranabileceği düşünülürse, sonuç gerçek değerinin altında işlem gören bir menkul kıymetin fiyatının aniden yükselmesi ve zamanla piyasada yatırım yapılacak menkul kıymetin kalmamasıdır.Bu da, özel enformasyon üretiminin ve satışının anlamını yitirmesi demektir. Çünkü, bu hizmetler için ödeme yapanlar artık bir şey kazanamadıklarını ve bu hizmetleri üretenler de satamadıklarını göreceklerdir. Dolayısıyla özel enformasyon üretiminin ve satışının, asimetrik enformasyon problemine kısmi bir çözüm getireceği söylenebilir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:18   #10
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Asimetrik enformasyonu ve asimetrik enformasyonun menkul kıymet piyasalarında neden olduğu etkinsizliği önlemenin bir yolu da, piyasada enformasyonu arttırmaya yönelik kamu düzenlemeleridir. Bunlar, mali tabloların belli standartlara göre düzenlenmesi ve periyodik olarak halka açıklanma zorunluluğunun getirilmesi ile aleniyet (disclosure) ilkelerinin benimsenmesi şeklindeki uygulamalardır.Ancak, firma yöneticilerinin ve sahiplerinin şirketle ilgili olarak her zaman daha fazla bilgileri vardır ve bu bilgiler açıklanmamış olabilir. Yine kötü firmaların kendilerini iyi firmalara benzeterek yatırımcıları yanıltmak istemeleri mümkündür. Bu nedenle de, her zaman kendileri ile ilgili yanlış bilgi verme ihtimalleri vardır. Dolayısıyla piyasada enformasyonu arttırmaya yönelik kamu düzenlemelerinin de, soruna tam bir çözüm getirmeyeceği açıktır.

Eksik enformasyon, kredi piyasalarında da benzer sorunları ve çözüm yollarını beraberinde getirmektedir. Fakat bankaların bu piyasada diğer aracılara göre üstün konumları, asimetrik enformasyon ve bağlı sorunlarının hafifletilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Tersi seçim sözleşme öncesinde, ahlâki tehlike ise sözleşme sonrasında karşılaşılan bir sorundur. Dolayısıyla kredi piyasasında tersi seçim sorununun çözümü, kredi talep edenlerin iyi incelenmesini gerektirirken, ahlâki tehlike sorununun çözümü müşterinin krediyi aldıktan sonra iyi izlenmesini gerektirmektedir.Bankaların kredi almak için başvuruda bulunanları sıkı bir incelemeye tâbi tuttukları bilinmektedir. Müşterinin incelenmesi işlemlerinde, özel enformasyon üreten kuruluşların verileri kullanılabileceği gibi, bankaların kendi istihbarat birimlerinden elde ettikleri bilgiler de kullanılabilir. Banka, bir finansal aracı olarak enformasyon üretimi konusunda uzmanlaşmış bir kurumdur. Bu özellikleri, bankalara kredi işlemlerinden kâr sağlama imkânı vermektedir. Ürettikleri enformasyonu kullanarak, kredi riski iyi olan firmaları kredi riski kötü olan firmalardan ayırabilen bankalar, iyi firmalara mudilerine verdikleri faiz oranından daha yüksek oranlarda kredi açabilmekte ve aradaki farktan yararlanmaktadır. Bankaların ürettikleri enformasyondan kâr sağlamalarının sebebi, kendilerine yatırılan fonlarla açık piyasadan menkul kıymet almaktan ziyade, ‘özel’ olarak kredi vermeleri ve bu suretle bedavacılık probleminden kurtulmalarıdır.Krediler açık piyasada işlem görmemekte ve banka ile müşteri arasındaki karşılıklı müzakereler sonucu verilmektedir. Bu nedenle, diğer kişilerin banka ve müşterisi arasındaki diyalogları izleme ve bankanın ne yaptığını görme imkânları yoktur. Böylece kredi fiyatını yükseltmeleri de mümkün değildir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 07:17 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580