![]() | |
| Ana Sayfa | Kayıt ol | Yardım | Ortak Alan | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | XML | RSS | |
| | #11 | ||
| Guest
Mesajlar: n/a
| Ancak, dış sömürü yapan ülkeler için, bilinçlenen işçiye daha çok pay vermek önemli bir sorun olmaktan çıkar. Örneğin, İngiltere, Hindistan'daki sömürüsünden elde ettiği gelirin bir bölümünü, ülke içindeki kapitalist sınıfı büyük ölçüde zarara uğratmadan işçi sınıfına aktarabilirdi. Nitekim, genel gelişmeler de böyle olmuştur. Sömürgesi olan ülkelerde, hele bu ülkeler bir de gelişmiş kapitalist ülke niteliğindeyseler, işçilerin isteklerini karşılamak çok daha kolay olmuş, bu da bir sosyalist devrimin önünü, onu anlamsız bırakarak, kapamıştır. Aynı olguya, (endüstri devrimi olgusuna) dikkatle bakarsak, bu döneme öncülük eden ülkelerde, sömürünün çok hızlı ve çok yüksek oranlarda olduğunu görürüz. Böylece, işçi bilinçlenmeye pek de zaman bulamadan, ulusal gelir, artık proleteryayı bile memnun edecek bir bölüşüme uygun düzeye gelebilmiştir. Yine aynı tür ülkelerde, toplumsal akışkanlık (meslek, gelir ve statü bakımından toplumun alt katlarından, üst katlarına doğru hareket) oldukça yaygın gözükmekte ve gösterilmektedir. Bu bir de, --bir adam-bir oy-- ilkesine göre işleyen demokratik mekanizma ile birleştirildiğinde, insanlar, gerek siyasal bakımdan yönetimi denetledikleri, gerekse toplumsal bakımdan her türlü olanağın erişilebilir olduğu konusunda oldukça belirgin yargılara sahip olurlar. Bu durumun, her türlü devrimci tutumu anlamsız kılacağı açıktır. | ||
|
| Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ![]() |