![]() | |
| Ana Sayfa | Kayıt ol | Yardım | Ortak Alan | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | XML | RSS | |
| | #11 | ||
| Guest
Mesajlar: n/a
| Burada hemen, Anadolu'nun işgali sorununa da değinmek yerinde olur. On yılı aşkın süredir sürekli savaşta olan Anadolu halkı, İstiklal Savaşı'na da çok olumlu bakmıyordu. Ne zaman ki düşmanın süngüsü çoluk çocuk demeden tüm halkı katletmeye başladı, o zaman, başta İstiklal Savaşı'na soğuk davranan eşraf ve ayan olmak üzere tüm halk, Mustafa Kemal Paşa'nın ne denli haklı olduğunu gördü. Bu açıdan Türk Devrimi'ni incelerken, savaş ögesini iki biçimde dikkate almak gereği ortaya çıkar. Birinci olarak savaş, Osmanlı İmparatorluğu'nu zayıflatmış, hatta yıkmıştır. Fakat, savaşın rolü bununla bitmez. Yine aynı savaş, Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkarak, yerine yeni bir devlet kurmak için devrim yapan Mustafa Kemal Atatürk'ün de en önemli psikolojik yardımcısı olmuş, düşman tehdidini somut olarak halka tattırarak, yeni devleti kurmaya yönelik devrime, sıcak savaş içinde yoğrulmuş bir halk kitlesini taraftar olarak kazandırmıştır. (İşgalin devrimi engelleyici özelliğine aşağıda değinilecektir.) j) İmparatorluk, son zamanlarda artık gerek ekonomik, gerekse siyasal bakımdan bir sömürge durumuna dönüşmüştü. Yabancı güçler, İmparatorluğun maliyesine el koymuşlardı. Ayrıca ticaret ve (ne kadar varsa) sanayi ya yabancıların ya da ekonomik oIarak dışarı bağımlı kişilerin elindeydi. Ortaya adeta bir --Levanten İmparatorluğu-- çıkmıştı (Rustow, 1981:11). Yabancı denetimi, bu temel alanlara ek olarak Bab-ı Ali'yi de boyunduruğuna almıştı. Gün geçmiyordu ki bir yabancı ülkenin elçisi Osmanlı Hükümeti'ne bir ültimatom vermesin. | ||
|
| Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ![]() |