![]() | |
| Ana Sayfa | Kayıt ol | Yardım | Ortak Alan | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | XML | RSS | |
| |
| | #1 | ||
| Guest
Mesajlar: n/a
| Yarının Adamı Olmak Hapisten çıktıktan sonra, Suriye'ye sürgün olarak atanan Mustafa Kemal Atatürk, staj için 30'uncu süvari alayında bölük komutanı olarak göreve başlar. Okul arkadaşı olan ve Şam'a birlikte atandığı Lütfü Müfit Bey de 29'uncu süvari alayında bölük komutanlığına verilir. İki arkadaş Şam'da tuttukları bir evde yaşamaya koyulurlar. Bundan sonrasını Kılıç Ali şöyle anlatıyor (Öykü, Mustafa Kemal'in hem kişilik niteliklerini, hem de liderlikle ilgili beklentilerini belirler. Bu açıdan aynen aktarıyorum.) : --Aradan bir müddet geçtikten sonra, günün birinde kumanda etmekte oldukları bölüklerinin alaylarıyla birlikte vazife alarak Havran havalisine hareket etmek üzere olduklarını haber alınca her ikisi de hayretler içinde kalmışlar. Kendilerine haber vermeksizin kıtalarının hareket etmiş olmalarına hiçbir mana verememişler. Bu vaziyet karşısında Mustafa Kemal fena halde sinirlenmiş. Kendilerine karşı lakaydi gösteren kıtalarının kumandanına yaptığı şikayetten bir netice alamayınca doğrudan doğruya ordu kumandanına şikayete karar vermiş. Fakat bu sefer de ordu kumandanından beklediği hassasiyeti görememiş. Bunun üzerine işi enerjisiyle halletmeye karar vererek harekete geçmiş ve arkadaşı Lütfü Müfit Bey'e de kendisini takip etmesini tavsiye etmiş. Kumandanların istihfaf ve istememelerine rağmen onlar da bu harekata iştirak etmişler. Meğer süvari kıtasının aldığı vazife aynı zamanda on senelik verginin tahsiliymiş. Atatürk, bu vergi tahsilatı esnasında köylülerin çektiği zahmetleri, uğradıkları mezalimi ve o sırada yapılan suiistimalleri nefretle, hırsla anlatırlar ve kıtanın aldığı vazifeyi --haydutluk-- diye tavsif buyururlardı. | ||
|
![]() |
| Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ![]() |