![]() | |
| Ana Sayfa | Kayıt ol | Yardım | Ortak Alan | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | XML | RSS | |
| | #11 | ||
| Guest
Mesajlar: n/a
| İstanbul'dan beri beraber getirdiğim bu arkadaşın -tuttuğumuz yola nazaran- anlaşılması pek basit olan bir meselede, izhar ettiği haleti fikriye ve hissiyeden müteellim oldum. Fuat Paşa'yı çağırttım. Paşa noktai nazarımı anlayınca derhal imza etti. Fuat Paşa'ya Refet Bey'in tereddüdü sebebini anlayamadığımı söyledim. Fuat Paşa, Refet Bey'den, biraz ciddi, istizahta bulunduktan sonra, Refet Bey müsveddeyi eline alarak kendine mahsus bir işaret vaz'etti. Öyle bir işaret ki, bunu, bu müsveddede bulmak biraz müşküldür.-- (O dönemde Rauf Bey'in de Mustafa Kemal'in --Anafartalar Kahramanı-- olması gibi --Hamidiye Kahramanı-- adıyla ün yapmış olduğu anımsanmalıdır (Saracoğlu. 1960:48-49).) (Atatürk, tarihsiz: 34). Görüldüğü gibi, Cafer Tayyar'a çekilen telgraftan ancak üç gün sonra yazılan ünlü --Amasya Tamimi-- bile bir komutan tarafından ancak anı olarak, öteki tarafından da okunmaz bir biçimde ve uzun tartışmalardan sonra imzalanabiliyor. Üstelik Refet Bey, Mustafa Kemal'in emrinde bir komutandır o sırada. 3) --Vali ve mutasarrıfların tümü bu halka çevresindedir.-- Bu söz de o sırada ancak bir umuttan, bir istekten başka bir niteliğe sahip değildi. Hem Mustafa Kemal, --Nutuk--da, bu sözünün doğru olmadığını belirten pek çok örnek verir, hem de zaten o sırada böyle bir --birleşik cephe-- için zaman henüz çok erkendir. Örneğin, sonradan kendisinin en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Mazhar Müfit bile, kendisini Damat Ferit'in adamı sanmaktadır. | ||
|
| Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ![]() |