Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > Coğrafya

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27-10-2007, 10:47   #1
 
bjklimerve - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Icon4 lütfen yardımcı olun acil

ya ben 1 haftadır akdenizin suyunun bütün özelliklerini arıyorum ama bulamıyorum yardımcı olursanız gerçekten çok mam çok sewinirim...
akdeniz suyu derken mesela 1-denizinde kaç çeşit canlı yaşar? 2-neden tuzludur? 3-neden kirlenir vs vs...
__________________
Lütfen forum kurallarını okuyunuz..
bjklimerve Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-10-2007, 11:08   #2
zɐʎaq ɥɐʎis
 
SahEmre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

İnsanoğlunun müdahalesiyle oluşan çevresel değişiklikler, belli coğrafi alanlar üzerinde bulunan canlı türleri üzerinde farklı etkiler yapar. Gerçekten de, Süveyş Kanalının açılması ve Assuan Barajı'nın (Nil Nehri Üzerinde) inşasıyla, Doğu Akdeniz'de önemli bir çevresel etki 19. yy'ın sonuna doğru başladı ve bugüne kadar devam etti.

Öncelikle Akdeniz, Kızıldeniz ve aralarındaki bağı sağlayan Süveyş Kanalı'nın kendine özgü özelliklerine bakmak, bu denizlerde yaşayan her türlü canlı üzerinde yapılan incelemeleri daha ilgi çekici ve anlamlı kılacak. Akdeniz, batıda Atlas Okyanusundan doğuda Asya'ya kadar uzanan ve Avrupa'yı Afrika'dan ayıran bir iç deniz. Bugünkü durumuyla oldukça küçük ve fazla derin değil. Dünyanın en büyük iç denizi de diyebileceğimiz Akdeniz'in, toplam alanı, Karadeniz dışında 2.5 milyon km2. Derin ve karalar arasında uzunlamasına sıkışmış bir çöküntüyü kaplayan Akdeniz'in, 1500 m olan ortalama derinliği, Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanuslarının yaklaşık 4000 m olan derinliği ile karşılaştırıldığında çok az. Ancak, yine de epey derin olan ve görece küçük kıta sahanlığına (kıyıya yakın verimli balıkçılık alanları) sahip olan Akdeniz'i sığ olarak nitelendirmek yanlış olur. Akdeniz kıta sahanlığının dar olması balık populasyonunu olumsuz yönde etkilemekte. Yavru balıklar, genellikle kıta sahanlıklarına yerleşip orada büyür. Fakat kıta sahanlığı dar ve kıyının açıklarında akıntı olduğunda, bu sistem gerektiği gibi çalışmaz ve yavru balıklar dünyaya geldiklerinde barınabilecekleri çok geniş bir alan bulunmaz. Açığa giderlerse akıntıyla baş etmeleri zordur. Bunun için, dar bir alanda hayatta kalmaya çalışırlar. Bu durum da sayılarının artmasını engeller.

Sıcak iklimin bir sonucu olarak, Akdeniz'in suyunun büyük kısmı buharlaşır. Buharlaşma ile Akdeniz'in tuzluluğu ve yoğunluğu artar. Genellikle buharlaşma yoluyla kaybedilen su, yağmur ve nehir suyuyla kazanılandan daha fazladır. Akdeniz, buharlaşma sonucu yitirdiği suyun ancak üçte birini akarsularla yeniler, Atlantik Okyanusu'ndan Akdeniz'e sürekli bir yüzey suyu akıntısı vardır. Saniyede yaklaşık 1 milyon m3 su, Cebelitarık kanalıyla Atlantik Okyanusu'ndan Akdeniz'e geçer. Aynı anda daha az bir miktar da, Akdeniz'den Atlantik'e geçer. Bu iki akıntı farklı seviyelerde gerçekleşir. Düşük yoğunluğa sahip Atlantik suyu, yüzeye yakın kısımdan; daha yoğun ve tuzlu su olan Akdeniz suyuysa dipten geçer. Az miktarda su da Çanakkale ve İstanbul Boğazları aracılığıyla Karadeniz'den gelir. Atlantik'ten gelen su, Cebelitarık boğazından geçtikten sonra Afrika'nın kuzey kıyısı boyunca ilerler. Tüm etkenler sonucunda, Akdeniz'in su tuzluluk seviyesi sabit kalır.

Akdeniz, dünya denizlerine göre tuzlu bir denizdir. Ortalama tuzluluk oranı % 0.38, okyanusta ise % 0.35'dir. Bu oran yağış artışına ve buharlaşmanın azalmasına bağlı olarak batıya doğru azalır. Cebelitarık boğazında % 0.36 iken, Kıbrıs'ın güneyinde % 0.39,5'e ulaşır. Büyük ırmakların ağzında tatlı su tuzlu suya karıştığı için tuzluluk azalır.

Akdeniz'de, tuzlulukta olduğu gibi batıdan doğuya gidildikçe yüzey sularının ortalama sıcaklığında bir artış görülür. Şubat ayında sıcaklık, denizin batı tarafındaki yüzey sularında ortalama 13-14 derece olduğu halde denizin doğu tarafında bu değer 17 dereceyi geçer.

Ağustos ayındaysa batı kesimde ortalama 23 derece dolayında olan yüzey suyu sıcaklığı, Doğu Akdeniz'de 25-28 derece dolayında olur. Kış mevsiminde suların en soğuk olduğu mevsim Cenova körfezidir. Akdeniz kıyılarında kış aylarında yüzey sularının ortalama sıcaklığı, Fethiye-Anamur arası 15 derece; daha doğuda 16 derece oluyor. Ağustos ayındaysa sıcaklık batıda 26 derece, doğudaysa 28 derece. Akdeniz'de önemli gelgit hareketleri yok. Genellikle 20-30 cm civarında yüzey sularında değişme görülür. Yalnız Tunus'un doğusunda 1 m, Gabes Körfezi'nde 2 m dolayında yüzey değişimine rastlanıyor.


Cebelitarık Boğazı'nın ve boyutlarının başka önemli etkileri de var. Boğaz, dar (7 mil) olmasının yanı sıra sığ (350 m) olduğundan, Akdeniz ve Atlantik arasında yüksek bir eşik işlevi görüyor. Bu eşik, Akdeniz sahillerinin sahip olduğu özellikleri açıklıyor. Bu eşiğin varlığı, derin sularda görülen bir diğer önemli olgunun da nedeni. Böyle bir eşiğin Akdeniz ve çevresi gibi kapalı bir havzayı okyanustan ayırdığı yerlerde, havzanın dibindeki suyun sıcaklığı aynı olur. Bunun sonucunda 300 metrenin altında yaşayan Akdeniz canlıları 13°C sabit sıcaklıkta yaşarlar. Bu durum, sıcaklığı 1000 metrede 5°C 'ye düşen Atlantik ile büyük bir tezat oluşturuyor. Bu nedenle, Atlantik'te yaşayan derin deniz canlılarının Akdeniz'de yaşamaları zor.


Bu nedenle Akdeniz derin deniz canlıları açısından oldukça fakir. Atlantik'in suyu, daha soğuk olmasının yanı sıra besin açısından da daha zengin. Bu farklılık, küçük denizlerin maruz kaldığı kirlilik gibi yeni olgulardan oldukça farklı olarak, Akdeniz'in verimliliğini kısıtlayan bir diğer etken. Bunların yanında Akdeniz'de bitkileri besleyen fosfat, nitrat ve nitrit gibi maddeler az bulunuyor. Başka denizlerde olduğu gibi, bunların oranları mevsimlere göre değişip genellikle ilkbaharda artıyor. Akdeniz'de besleyici maddelerin azlığının en önemli nedeni, Akdeniz suyunun ana bölümünü oluşturan Atlantik'ten gelen yüzey suyunun bu maddeler açısından zengin olmayışı. Besleyici maddelerin azlığı, suda yaşayan canlı türlerinin de azlığına neden olur. Bununla birlikte Akdeniz'deki türlerin dağılımını farklı derinlikler, maksimum ve minimum sıcaklıklar ve sudaki plankton(*) miktarı gibi doğal olgular etkilemekte. Bu nedenle Akdeniz ve Karadeniz'de çok sayıda türün yaşamasına karşın, bunlar aynı değil. Bu arada doğu havzasında sadece Hint Okyanusu ve Pasifik'ten gelmeyen ve Akdeniz'in şimdikinden daha sıcak olduğu bir dönemden kalan birkaç türle, batı havzasında şüphesiz Cebelitarık yoluyla Atlantik'ten gelen fakat Sicilya Kanalı'nın diğer tarafına geçmeyi göze alamayan birçok Atlantik türü de yaşamakta.

Kızıldeniz, Asya ile Afrika kıtaları arasında kalan, yaklaşık 2300 km uzunluğunda ve en geniş yeri 350 km olan bir iç deniz. Yüzeyde tropik bir iklime sahip olan Kızıldeniz'de su sıcaklığı, kışın 18-21C, yazın ise 21-28°C civarında oluyor. Kızıldeniz, çok küçük kanal ve boğazlarla Akdeniz ve Hint okyanusuna bağlı. Az sayıda akarsuyun döküldüğü ve buharlaşmanın yüksek olduğu Kızıldeniz gibi denizlerde tuzluluk oranı %0 40'a, hatta daha yukarı çıkabilir. Kızıldeniz çok yüksek bir biyolojik çeşitliliğe sahip. Bitki ve hayvanlarıyla dünyada az bulunan bu çeşitlilik, aynı zamanda dalıcılar için bir sualtı cenneti.

Süveyş kanalı, Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştiren 161 km. uzunluğunda yapay bir suyolu. Kanalın genişliği 70-125 m arasında değişiyor. Derinliği 11-12 m.

Kanal, Süveyş Körfezi ve Kızıldeniz arasında, balıkların ve suyun herhangi bir engelleme olmadan geçebildiği bir bağlantı oluşturuyor. Kanaldan geçen suyun miktarı önemli değil; ama son yıllarda Süveyş Kanalı'ndaki acı göllerin tuzluluk seviyesinin değişmesi nedeniyle artan balık trafiği önemli. Önceleri bu göller kanal aracılığıyla Kızıldeniz'den Akdeniz'e geçecek türler için çok tuzluydu. Fakat şu anda 100 yaşında olan kanalın seyreltici etkisiyle göllerin tuzluluk seviyesi düşmüş bulunuyor. Örneğin, Doğu Akdeniz'de artık çok sayıda Siganus rivulatus yani sokar balığı yaşamaktadır. Ayrıca, paşa barbunu olarak bilinen Hint - Pasifik türleri olan Upeneus moluccensis de buralarda yaşamaya başlamıştır.


Plankton(*), larva halindeki balıkların, derin denizlerde yaşayan balıkların ve yetişkin balıkların temel besin kaynağıdır. Az olduğu yerlerde tüm balık populasyonu bu olaydan etkilenir. Doğrudan planktonla beslenmeyen balıklar da bu besin zincirinin başka bir aşamasında bunun yokluğunu hissederler.


Volga ve Tuna gibi önemli nehirlerle beslenen Karadeniz plankton(*) açısından zenginken, Akdeniz oldukça fakir. Akdeniz'in ünlü maviliği ve berraklığı da bu yokluğun göstergesi. Dolayısıyla Akdeniz insanları cezbederken balıklar için bir çölden farksız durumda.


Akdeniz'de Yaşayan Türlerin Dağılımı

Akdeniz, doğu ve batı olmak üzere iki büyük havzaya ayrılıyor. Bu iki havzayı birbirinden ayıran, Sicilya'dan Tunus'a kadar uzanan bir yükselti (en derin yeri 430 m). Akdeniz'in bu iki havzasının hayvan ve bitki türlerinde farklılıklar olduğu biliniyor. Derinlik açısından bakıldığında, doğu ve batı arasında önemli bir fark bulunmuyor. Her iki havzada da kıta sahanlığı aşırı kullanılmış ve doğu havzasındakiler batıdakilerden daha kötü durumda. İki havza arasındaki tuzluluk farkı, türlerin dağılımı açısından önemli bir etken oluşturmuyor.

Türlerin bolluğuysa, batıdan doğuya doğru bir azalma gösteriyor. Bunun nedeni, doğu kısmının daha sıcak ve daha tuzlu olmasının yanı sıra barınacak yerlerin azlığı da olabilir. Aynca, kuzeyden güneye doğru da tür sayısında bir azalma görülüyor. Öte yandan, doğuda oldukça yaygın bulunan türlerin batıda ya çok az, ya da hiç olmadığı gibi, sadece Akdeniz'in güney kıyılarında bulunan türler de var.

Son zamanlarda Akdeniz'e giriş yapan Lessepsian, türler doğu Akdeniz'de sıcak, tuzlu

ve mesken edinilebilir uygun habitatlara giriş yapıp batıya doğru yayılım gösteriyorlar. Örneğin, bir deniz çayırı türü olan Hephila sitiplacea Akdeniz'e giriş yaptıktan sonra batıya doğru hızla yayılarak, Malta adası civarına kadar gelmiş durumda. (Bu, Süveyş Kanalı açıldıktan sonra Akdeniz'de 1985'de ilk resmi kayıt olarak verilen tür).



Akdeniz'e Yabancı Balık Göçü

Akdeniz'in balık türlerine göz attığımızda büyük bir kısmının Atlantik ya da Sarmatik deniz (25 milyon yıl önce bugünkü Akdeniz'in kuzeyinde kalan bir deniz) kökenli olduğunu görürüz. Süveyş Kanalı'nın açılması ve Hint-Pasifik kökenli türlerin girmesiyle de balık faunası bugünkü biçimini almaya başlamış bulunuyor.

Son zamanlarda Kızıldeniz kökenli türlerin sayısında önemli ölçüde artış olduğu ve sürekli yeni tür girişinin olduğu yeni çalışmalarda ortaya çıkıyor.

Süveyş Kanalı'nın açılmasından 33 yıl sonra 1902'de Hayfa'dan (İsrail) ilk Lessepsiyan balık türünün varlığı bildirilmiştir. Bu, bir gümüş balığı olan Atherinomus lacunosus. 44 yıl sonraysa, (1913) Sorsogona prionata ikinci Lessepsiyan balık türü olarak bildirilmiş. Lessepsiyan tür olarak isimlendirilmesinin nedeniyse, Süveyş Kanalı'nın tasarlayıcısı Ferdinand Vicomte de Lesseps anısına bu ismin verilmiş olması.



Akdeniz'deki Atlantik Kökenli Balıklar

Deniz suyundaki sıcaklık değişimleri, göçmen türlerin populasyonunda önemli rol oynamakta.

Coğrafi yapı, yüksek sıcaklık ve tuzluluk, düşük besin miktarı ve oksijen Doğu Akdeniz'de düşük biyolojik çeşitliliğe neden olmakla birlikte göç sayesinde bu durum biraz dengeleniyor. Doğu Akdeniz'in coğrafi özellikleri, Kızıldeniz'e az çok benzemekte. Bu da, yüksek sıcaklık ve tuzluluğa alışkın olan türler için, bu pek yabancı olmayan ortama uyumu oldukça kolaylaştırmakta.



Akdeniz'in Denizel Bitki ve Hayvanlarının Kökeni

Bugün Akdeniz'in hayvan ve bitkileri dört farklı gruptan oluşuyor. %62'lik büyük bir kısmını, doğu Atlantik kökenli türler oluşturuyor. Bu gruba Atlanto-Mediterranean elementi denir. %29'luk bir kısımsa, Akdeniz endemiği. (endemik: dünya üzerinde sadece belli bir bölgede yaşayan canlılara verilen isim). %13'lük bir kısım da, kozmopolitan türlerden oluşuyor ve bu türlere okyanusların büyük bir kısmında da rastlanılıyor, %5'lik küçük bir kısmı Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla birlikte Akdeniz'e giriş yapan Hint - Pasifik kökenli türler meydana getiriyor.


Aslında türlerin bu kadar çeşitli olması, Akdenizin evrimsel tarihinin bir sonucu. Bundan 65 milyon öncesine kadar, Akdeniz'in yerinde Tethys denizi denen ve batıda Atlantikten doğuda Pasifik'e kadar uzanan bir deniz vardı. Zaman içerisinde çeşitli yer hareketleri sonucunda Cebelitarık Boğazı'nın açılması,


Atlantik ile Akdeniz arasında bir ilişki kurulmasına neden oldu ve Atlantik kökenli türlerin Akdeniz'e geçişi sağlandı. Öte yandan, Anadolu kara parçası yükselmeye başladı ve Karadeniz'le Hazar Denizi Akdeniz'den ayrıldı. Karadeniz, Çanakkale ve İstanbul Boğazı aracılığı ile bağlantıyı devam ettirdi.

Günümüzde, Akdeniz'de Tethys Denizi'nden kalan ''kalıntı türler" de var. Neptün çayırı olarak bilinen Posidonia oceanica gibi.



Lessepsian Göçün Önemi

Kanalın açılmasıyla birlikte Hint Okyanusu ile Akdeniz arasında bir ilişki de sağlanmış oldu. Ekonomik olarak büyük kazançlar sağlayan bu mühendislik harikası için hesaplanmayan tek şey vardı: Farklı ekosistemlere sahip tropik özellikte Kızıldeniz'le, alt tropik olan Akdeniz ekosistemin birbiriyle karıştığında ne gibi sonuçlar doğurabileceği.

Kanalın açılmasıyla birlikte birbirine karışan bu ekosistemde karşılıklı göçler başladı ve çeşitli plankton, algler, deniz bitkileri, süngerler, karidesler, yengeçler, yumuşakçalar, balıklar gibi bir çok canlı, iki deniz arasında geçiş yaptı.

Son kayıtlara göre 60 civarında balık türünün Akdeniz'e giriş yaptığı bilinmekte. Ülkemizdeyse, 40 civarında Lessepsian balık türünün kıyılarımızda yayılış gösterdiği biliniyor. Bunların içinde ekonomik değeri olan paşa barbunu, sokar, orfoz gibi türler de bulunuyor.

Kızıldeniz kökenli türlerin Akdeniz'deki ekolojik rolleri henüz tam olarak bilinmemekle birlikte büyük bir etki yaptığı da görülmüyor. Kızıldenizli olan türlerin Akdeniz'e girdikten sonraki davranışları, biyolojilerinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı, türlerin bölgedeki durumları henüz tam olarak bilinmediğinden, Akdeniz ekosistemine de ne gibi etkiler yapabileceği şimdilik bir soru. Ama yine de bilinen olumlu ve olumsuz etkiler yok değil. Örneğin, Rhopilema nomedica türü deniz anası, Kızıldeniz'de yaşayan ve oldukça tehlikeli olan bir tür. Hayvan Akdeniz'e girdikten sonra balıkçılık, turizm ve insan sağlığı üzerine oldukça olumsuz etkiler yapmış bulunuyor. Bunun yanında, yüksek ekonomik değeri olan pek çok balık türünün de balıkçılık açısından olumlu etki yaptığını vurgulamak gerek. 1940'lı yıllarda barbun, İsrail kıyılarında toplam balık avcılığının % 10-15'ini oluştururken, 1955 yılındaysa bu oran % 80'lere kadar yükselmiş. Ülkemizdeyse, son zamanlarda İskenderun Körfezi'nde balıkçı ağlarına yakalanan balıkların %80'ini Kızıldeniz kökenli türler oluşturmakta. Özellikle, son 10 yılda Kızıldeniz kökenli türlerin sayısında önemli ölçüde artışlar görüldü. Bunun yanında, Akdeniz'de tür çeşitliliği Süveyş kanalının açılmasıyla başlayan göçle artmaya başlamış durumda. Son zamanlardaysa Lessepsian göç sayesinde Doğu Akdeniz'de egzotik türler baskın tür haline geçmeye başlamış bulunuyor. Ekonomik değeri olanların sayısı da artış gösteriyor.

Sonuç olarak, Kızıldeniz'in Süveyş aracılığıyla Akdeniz'e açılmasıyla her yıl 5 ile 10 yeni tür Kızıldeniz'den Akdeniz'e girmekte. Bu nedenle Doğu Akdeniz'in hayvan varlığının %10'unu daha şimdiden Hint - Pasifik kökenli türler oluşturmakta.

Bu göç sonucunda belki de Akdeniz tarih öncesi zamanlarındaki zengin deniz yaşamına dönecek.
__________________
Emre - 1981 - Yeşilköy - Arh +
SahEmre Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-10-2007, 11:09   #3
zɐʎaq ɥɐʎis
 
SahEmre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

AKDENİZ’DE ÇEVRE KİRLİLİĞİ

“Akdeniz akşamları, bir başka oluyor. Hele bir de aylardan Temmuz ise ...” şeklinde başlayan şarkı sözleri, ‘Akdeniz akşamları’nın ‘bir başka’ olduğunu vurgular.

Gelinen noktada bu şarkının “Hele bir de aylardan Temmuz ise” cümlesi yerine, “Hele bir de temiz ise” (!!) demek gerekiyor galiba.

Akdeniz kirletildi. Kirletilmeye devam ediliyor.

Yüzölçümü yaklaşık 2.5 milyon kilometrekare olan Akdeniz’e 21 ülkenin kıyısı var. Kimyasal atıklardan nükleer atıklara, evsel atıklardan sanayi atıklarına pek çok zehirli maddenin doğrudan denize boşaltıldığı Akdeniz yoğun bir kirlilik tehditi altında.

Akdeniz’de kıyısı bulunan (Suriye ve Arnavutluk hariç) 19 ülke, 1975’te İspanya’nın Barcelona kentinde bir araya geldi ve “Akdeniz’deki kirlenmeyi engellemek, azaltmak, onunla savaşmak, deniz yaşamını korumak ve geliştirmek için gerekli tüm önlemleri almaya söz verdi.” Yasal çerçevesi bir yıl sonra ‘Barcelona Konvansiyonu’ (Barcon) adı altında oluştu.

Aradan geçen bunca yıl içinde, Akdeniz’deki kirlilik artarak sürdü. Fakat ‘kirliliğe karşı mücadele etme’ kararı alanlar bir arpa boyu yol katedemedi.

Kapitalizmin kuralları egemen olduğu ve işlediği sürece, çevre alanında yaşanan kirlilik son bulmayacak. Herşey daha fazla kâr için! Temel dürtüsü bu olan kapitalistlerin doğa umurlarında değil!
Kim ne kadar Akdeniz’i kirletiyor?

1 Aralık tarihli Radikal gazetesinde yer alan “kirlilikte hangi ülkenin ne kadar payı var?” başlığı altında şu bilgiler aktarılıyor:

Fransa: Yılda 53 milyon ton evsel atık, 94 milyon ton tehlikesiz endüstriyel atık, 354 milyon ton ağır metal, 375 milyon ton tarımsal ve 9 milyon ton tehlikeli endüstriyel atık üretiyor.

İsrail: 1997’de Yarkon nehrine düşen dört atlet, kirlilikten ölmüştü. Daha kirli durumdaki Kişon nehri de, Akdeniz’e zehir boşaltıyor.

İtalya: Yılda 108 milyon atık üretiliyor. Atıkların yüzde 80’i hala çöplüğe atılıyor. 6 milyar euro’yu çevirdiği söylenen ‘Eko-mafya’sı var; geri ülkelere zehir gönderiliyor.

Lübnan: Kıyıları boyunca denize zehirli kimyasallar sızdıran beş depolama alanı var. Günde 100 bin metreküpten fazla atık denize boşaltılıyor.

Malta: Kanalizasyonlardan Akdeniz’e 4 bin ton kimyasal madde akıyor.

İspanya: Mallorca, Minorca ve İbiza Adalarında turizm endüstrisinden kaynaklanan atık krizi yaşanıyor.

Mısır: Özellikle İskenderiye kıyılarında ağır metal kirliliği yoğun olarak yaşanıyor. Nil Nehri’nin getirdiği tarımdan kaynaklanan kimyasal kirlilik yoğun olarak Akdeniz’e akıyor.

Hırvatistan: Başta Kastela, Rijeka ve Dubrovnik olmak üzere Hırvatistan kıyıları, ağır metal kirliliği tehditi altında.

Kıbrıs Rum Kesimi: Larnaka Petrol Rafinerisi’nin atıkları denize boşalıyor.

Yunanistan: Endüstriyel ve turizm kaynaklı kirlilik Yunanistan kıyılarında yoğun olarak yaşanıyor.

Suriye: Kıyılarında evsel ve sanayiden kaynaklanan kirlilik yaşanıyor. Özellikle kadmiyum ve kurşun Suriye’nin Akdeniz kıyılarında normalin çok üzerinde bulunuyor.

Tunus: Tunus kıyılarında endüstriyel ve turizmden kaynaklanan yoğun kirlilik yaşanıyor. Barcon’un tüm protokollerini onaylayan tek ülke.

Ve Türkiye: Türkiye ‘Acil Durum Protokolü’ hariç, Barcon’un hiçbir protokolünü onaylamadı. Türkiye Akdeniz ülkeleri içinde en fazla kirliliğin yaşandığı ülkelerin başında geliyor.

Marmara Bölgesi’ndeki İzmit Körfezi’nden başlayıp Ege sahilleri de dahil hemen her bölge sanayi ve evsel atıkların olumsuz tehditi altında. Ayrıca Türkiye’nin bir atık envanteri de bulunmuyor. Kağıt fabrikalarından gelen klordan, rafinerilerden kaynaklanan hidrokarbonlara kadar her türlü atık denizlere boşaltılıyor.

Radikal gazetesinin verdiği bu bilgiler, Akdeniz’de yaşanan çevre kirliliğinin tüm bir boyutunu yansıtmayabilir. Fakat bu bilgiler bile, durumun vehametini gösteren, çevre kirliliğinin boyutunu yansıtan bilgilerdir.
Suçlu kim?

Daha fazla kâr için, daha fazla üretim için toprağı zehirleyenler, ürünlerin çürümemesi, kurtlanmaması için kimyasal madde ile ilaçlayanlardır suçlu. Hayvansal besin maddeleri de aynı şekilde zehirli maddelerle takviye edilerek daha ucuz, daha bol, uzun süre bozulmayan besin maddeleri üretenlerdir suçlu.

Doğanın tabii ürünü yerine insan sağlığını tehdit eden, çeşitli hastalıkların kaynağı maddeleri üretenlerdir suçlu.

Akarsuları, nehirleri, gölleri ve denizleri kirletenlerdir suçlu. Soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, yediğimiz gıdaları zehirleyenlerdir suçlu.

Suçlu temel yasası daha fazla kâr olan kapitalist/emperyalist düzendir. Örnek mi istiyorsunuz? Türkiye’den bir örnek verelim.

Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’nde faaliyet gösteren 40 boya ve tekstil fabrikası atıklarını Ergene Nehri’ne boşaltıyor. Bu kirlilik sonucu Ergene Nehri’nin suyu kullanılamaz hale gelmiştir.

3 il, 30 ilçe ve 800 köyden oluşan Trakya bölgesinin tarım alanlarını sulayan Ergene Nehri’nin zehirli sularıyla yetişen domatesin, biberin, patlıcanın, ayçiçeğinin vb.nin besin yoluyla bir dizi hastalığı insan vucuduna yerleştirdiği açık değil mi?

Ergene Nehri’ndeki kirliliğin nedeni açık olmasına, kimlerin kirlettiği açık olmasına rağmen, buna karşı bir şey yapılmıyor.

Çevre Bakanlığı, çevre katliamının yasal kılıfını hazırlıyor. Devlet; kapitalistlerin çıkarlarını koruyan sınıf organı.

Kâr uğruna çevre katliamı sürerken, buna kayıtsız kalanlar, sesini çıkarmayanlar da suçludur.

Dünyayı mahva sürükleyen kapitalizmin suç ortağı olmak istemiyorsak eğer, uyanalım, bilinçlenelim, çevreyi bu hale getirenlerden bunun hesabını soralım.
__________________
Emre - 1981 - Yeşilköy - Arh +
SahEmre Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-10-2007, 11:11   #4
zɐʎaq ɥɐʎis
 
SahEmre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Akdeniz'deki balık türleri değişiyor

Küresel ısınmanın etkisiyle su sıcaklığının 32 dereceye kadar çıkması sonucu Kızıldeniz kökenli yeni türler belirlendi.

İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nin, Suriye ve KKTC de dahil olmak üzere Akdeniz'de yaptığı araştırmada, küresel ısınmanın etkisiyle su sıcaklığının 32 dereceye kadar çıkması sonucu Kızıldeniz kökenli yeni türler belirlendi.

Fakülte Dekanı ve Araştırma Seferi Yürütücüsü Prof. Dr. Bayram Öztürk, yaptığı açıklamada, üniversiteye ait Yunus-S araştırma gemisiyle Doğu Akdeniz'deki deniz kirliliği, küresel ısınma ile değişen canlı türleri ve balıkçılık stoklarını incelemek üzere Suriye ve KKTC de çalışmalar yaptıklarını anlattı.

Öztürk, ilk kez bir Türk gemisinin Suriye sularında araştırma izni aldığını, bu ülkenin sularında kirlenme ve balıkçılık araştırmaları yapıldığını anımsattı.

Lübnan'da planlanan araştırmaların güvenlik kaygıları nedeniyle ileri bir tarihe ertelendiğini belirten Öztürk, Doğu Akdeniz'de yapılan araştırmalarda yeni canlı türlerinin bulunduğunu belirtti.

Küresel ısınmanın bir etkisi olarak su sıcaklığının arttığını ifade eden Öztürk, şunları kaydetti:

''Akdeniz'deki iklim değişikliğinden karasal türler gibi deniz canlıları da etkileniyor. Yapılan ölçümlerde, deniz suyu sıcaklığının 32 dereceye kadar çıktığı gözlendi. Hint Okyanusu'yla arasında sadece 2 derece fark kalması Akdeniz'in tropikalleşmesine neden oluyor. Bu tropikalizasyon nedeniyle Kızıldeniz kökenli birçok deniz canlısı ülkemiz sularına girdi. Son olarak Akdeniz'deki 33 tür balık, Kızıldeniz kökenli olup yerel türlerle rekabet halindeler. Küresel ısınmanın da etkisiyle Akdeniz'e özgü türler yok olacak, yerini Kızıldeniz canlılarına bırakacak. Akdeniz'in tropikalleşmesi ticari olarak avcılığa da büyük zarar verecektir.''

Öztürk, sıcaklık nedeniyle avlanma sırasında kayıpların da yüksek derecede olacağını, ayrıca, Kızıldeniz türlerinin Türkiye'de pazarları bulunmaması nedeniyle balıkçılığın sıkıntıya girebileceğini söyledi.

Geçen yıl da İskenderun'da benzer bir çalışma yürüttüklerini anımsatan Öztürk, ''Türkiye denizleri hakkında birçok yeni veri toplanmıştı. Bunların başlıcaları iklim değişikliği sonucu Kızıldeniz'den gelen yabancı türler ile kirlenme kaynaklarıydı. Yeni gelen türler arasında zehirli deniz anaları ve bazı zehirli balık türleri de bulunuyor'' diye konuştu.

Öztürk, yapılan dalışlar sonucunda Akdeniz ve Ege Denizi'nde 1998 yılında başlayan süngerlerdeki hastalığın devam ettiğini de belirlediklerini, ancak, bazı alanlarda küçük çaplı düzelmeler görüldüğünü, gelecekte sünger stoklarında artma beklediklerini bildirdi.

-STOKLAR AZALDI, ÇAYIRLARIN SINIRLARI DEĞİŞTİ-

Ayrıca, Türkiye karasularında balık stoklarındaki azalma nedeniyle avlanma için yeni balıkçılık sahalarına ihtiyaç duyulduğunu anlatan Öztürk, ''Bunun için ise açık denizlerde yeni av alanları aranıyor. Gemide özel bir ırgat sistemiyle derin denizlerdeki balıkçılık verimi araştırılıyor. Özel geliştirilmiş troller vasıtasıyla gelecek 10 yılda yeni av sahaları olacak deniz alanları taranarak numuneler alınıp inceleniyor. Açık denizlerde su ürünleri avcılığının teşvik edilmesi sağlanmalı'' dedi.

Öztürk, Akdeniz'e özgü olan deniz çayırlarının, balıkçılık, yatların çapa atması ve bulanıklılık gibi nedenlerle sınırlarının değiştiğini anlattı.

Öztürk, 1987 yılında 6 metreden başlayan çayırların bu yıl 8 metreden başladığını vurgulayarak, ''Bilindiği gibi deniz çayırları denizlerin adeta akciğerleridir. Birçok su canlısı bu çayırların içinde veya arasında ürer, doğar ve büyüme boyuna gelir. Koruma altında olan bu türlerin dağılımlarının izlenmesi için özel çaba gerekir'' diye konuştu.
__________________
Emre - 1981 - Yeşilköy - Arh +
SahEmre Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-10-2007, 11:13   #5
zɐʎaq ɥɐʎis
 
SahEmre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Akdeniz'de yeni balık türleri oluştu

Doğu Akdeniz'de daha önce bulunmayan, 66 farklı türde okyanus balığı yaşamaya başladı. Bu türler içinde yenilme-mesi gereken, zehirli balıklar da var. Uzmanlar, 'artık Akdeniz'de her balığın eti yenmez' görüşünde.

Akdeniz'de balon balığı artıyor



Doğu Akdeniz'de sular ısınıyor. Suların ısınması ile okyanus balıkları Akdeniz'de rahatça çoğalabilecekleri ortamı yakalamaya başladı.

Balon balıkları Kızıldeniz'den Akdeniz'e giren 66 balık türünden sadece biri. Bu balıklar Hint Okyanusu'ndan Akdeniz'e, Süveyş Kanalı'nın açılması sayesinde ulaştı. Ancak Akdeniz kıyılarında yaşayanların bu balığa dikkat etmesi gerekiyor.

Hebrew Üniversitesi'nden Prof. Daniel Golani, "Japonya'da bu balıkları avlayıp restoranlarda satabilmek için bir ehliyet alınması gerekiyor. Bu ehliyeti almak için de 6 aylık kurs veriliyor. Fakat Akdeniz'de bu balıkları kimse bilmiyor" diyor.

İsrail'de beş kişinin bu balığı yediği için zehirlendiğini hatırlatan Golani, "Yine Lübnan ve Mısır'da da zehirlenen birkaç kişi oldu. Akdeniz'de bu balığa ilk Türkiye kıyılarında rastlandı. 60 santimetre boyu ile balıkçıların iştahını kabartan bir balık bu. Ancak nasıl kesileceğini ve yeneceğini bilmiyorsanız sizi zehirliyor. Çünkü bazı organları zehirli. Bu organları kesilince bütün vücuduna yayılıyor" diyor.

Avlanması ve yenmesi sakıncalı

Sevimli görünüşü ve iriliğiyle dikkat çeken balon balığının avlanması ve yenmesi sakıncalı. Üstelik artık çok yakınımızda yaşıyor.

Prof. Bayram Öztürk, "Balon balıklarından Türkiye'de zehirlenen, ölen kimse yok. Bu tür balıkların Türk sularına yayılmasını izliyoruz. Türk sularında sadece 5 birey belirledik. Adana bölgesine kadar gelmiş durumda. Burda bilinmesi gereken şu: Türk denizleri ısınmadan etkileniyor. Yeni balık türleri geliyor ve bir kısmı zehirli. Bunların bilinmesi iyi olur" görüşünde.

Prof. Öztürk'ün de aralarında bulunduğu bilimadamları Doğu Akdeniz'de belirlenen yeni balık türlerini kitaplaştırdı.

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı tarafından hazırlanan kitapta yeni türler hakkında geniş bilgi yer alıyor. Bilimadamları Akdeniz'in ısınması ile bu sayının daha da artacağını düşünüyor.

Bunların arasında zehirli türler de bulunuyor. Yani artık Akdeniz'de her balığın eti yenmiyor.
__________________
Emre - 1981 - Yeşilköy - Arh +
SahEmre Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-10-2007, 11:13   #6
 
bjklimerve - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

ya abi ALLAH razı olsun çok tşk ederim süpersin yaaaaaaaaa off ya içim rahatladı valla.... çok çok çok tşklerrrrrr
__________________
Lütfen forum kurallarını okuyunuz..
bjklimerve Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-10-2007, 11:14   #7
zɐʎaq ɥɐʎis
 
SahEmre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Rica ederim Mervecim.
__________________
Emre - 1981 - Yeşilköy - Arh +
SahEmre Ofline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 18:12 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580