![]() |
Ben Varsam şimdi ben varsam gözlerim yerinde, büyütüyorum çiçekleri, ağaçları... kıpır kıpır toprakta tohum, türküsünü söylüyor kuşlar, bahar taşıyor göklere kanatları... şimdi ben varsam gözlerim yerinde, açıyorum ardına kadar tüm kapıları... ne kar yağıyor, ne yağmur, gülüşüne koşuyor zaman çocukların, sevinçle, mutlulukla basıyor toprağa ayakları... şimdi ben varsam gözlerim yerinde, seviyorum arıları, karıncaları... çiçeklere, buğdaylara koşuyorlar durmadan.. uykularda geçen hayatlara inat, çalışmak mayası ile yoğrulmuş hamurları... şimdi ben varsam gözlerim yerinde, türküler yakıyorum dağlara, denizlere... denizler balık bakıyor kıyılardan, ceylan koşuyor dağlar üstüme, yakamozlanan sulara iniyorlar sabahları... şimdi ben varsam gözlerim yerinde, duyuyorum ölümlerde yaşanan acıları... göçüp gidiyor hayatlar, ardında gözler bırakıp, yaşlarla doluyor mendiller, heyhat! geçiyor zamanlarda can arabaları... şimdi ben varsam gözlerim yerinde, düşünüyorum kelebekte tanrıları... duasına çıkıyor savaşların, yoklukların... tohum büyüse de toprakta yine, bu dünyanın garip insanları.... |
Benden Sonra ben ölürsem birgün, sular donacak / güneş duracak olmayacak ne akşam, ne sabah, ne de tan vakti... ceylanlar inmeyecek dağlardan, arılar uçamayacak çiçeklere doğru.... ben ölürsem birgün, meyveye duramayacak ağaçlar ağlayacak kırmızı nar / caneriği! .. yuva yapamayacak dallarına kuşlar boşuna bekleyecek ekin taneleri... ben ölürsem birgün, dinecek dalgaların sesi yalnız kalacak kayalar / martılar... kapanacak liman / batacak gemi çığlıklarında kuruyacak sular... ben ölürsem birgün, şiiri yazılmayacak sevdanın sözcüklere dökülmeyecek yürek / ne kötü! .. kapanacak kitaplar / ağızlar / dudaklar... söylenmeyecek aşka dair hiç bir türkü... ben ölürsem birgün, sofrası olmayacak çocukların oyunlarının ebesi de! ... işte şimdi ölmeyi istemedim yaşamak zor gelse de! |
Beni Sev Diye ‘Açıl susam açıl’ dediğimde, Gülüşün yayılıyor yüzümde... İki sincap oyun oynuyor cevizlerle; Başım dönüyor: Fırıl da fırıl, Fırıl da fırıl... Biri kırılıyor dişlerim arasında; Dudağım dudağını tanıyor.. ‘Açıl susam açıl’ dediğimde, Sesin yırtılıyor göğümde... Bir bebek çıngırak çalıyor beşiğinde; Sular uyanıyor: Şıkır da şıkır Şıkır da şıkır! .. Birini kapıp kaçıyorum denizlere, Tenim aşkı yaşıyor... ‘Açıl susam açıl’ dediğimde, Sıcaklığın artıyor iklimimde; Arap saçlı hurmalar büyüyor... Kafa tutuyor güneşe; Tırıl da tırıl, Tırıl da tırıl... Alıp dolduruyorum sepete, Ellerim fiyonk olmuş üstünde; Boşta kalan parmaklarım, Seni çağırıyor... Beni sev diye! |
Anladım! .. Düşündüklerinin aynasıydı gözlerindeki bakış... Köpürerek akan nehrin tutuluvermesi bir dönemecin girdabına... Yakalanmanın bun’u ve kaçmak istemenin ikileminde yaşıyordun çaresizliği... İçine düşen bir yaprağı taşımak ve batırmamak içindi bütün uğraşın... Bundan böyle uzağından aktın kıyılarımın... Büyüttün özlemi! ... Arşa değdi başı; baktın mı? |
Anladım! .. Duygularının hepsini tutsak edip kapattın yürek denen zindanına... Kaç kilit vurdunsa kapısına, hepsini kırdım ama... Eksiğimdin çünkü! .. Tamamlanmak ve yarına kırmızı bir güneş sunmak adına yaptım bunu, beni bağışla! .. Bir de merhem olmak içindi arsızlığım yaralarına... Ey ellerini özlediğim, ey kapısında beklediğim yar! ... Darılmadın değil mi bana? |
Anladım! ... Sessizliğini bozan bir rüzgardı saçlarına değen; beklemediğin zamanda... Bunaydı senin isyanın... Kaç dağ aşmışsa, kaç ova yürümüşse, kaç denizin suyunda yıkanmışsa hepsinden bir şeyler getirmişti sana... Hepsini alıp yerleştirdin saçlarına; umarsızca ve sevinçle... Kantron kokusunu, buğday sarısını, suyun tuzunu... Meleyişimi ve kimselere benzemeyen ses tınımı... Sakın yıkama! ! ! Öylece kal mevsimler boyu... Aldırma yağan karın soğuğuna, güneşin kavuruculuğuna... Yalnızca ve sadece beni bekle! Baharı özledinse beni bekle! Beni özledinse beni bekle! ... Vazgeçme uzağındaki uzağından... O rüzgar gibi çıkıp geliveririm belki de... Bağrını açtın mı? |
Anladım! .. Korkuların sevmekten yana değildi beni! .. Beni nasıl, ne zaman sevebileceğinden korkuyordun sen! .. Daha doğrusu sevememekten korkuyordun! .. Aynen ben gibi! .. Yetmeyen hayalle sevişiyorduk çünkü! .. Işıksız, yıldızsız, örtüsüz... Ne zamanın karışıklığı, ne de mesafelerin uzunluğu durdurabildi bizi... Masalını yaşadı ruhlarımız... Oysa gizemlerimiz vardı hala! .. Günaha ve ayıba inanmış yanlarımız... Birbirimize uzanamayan ellerimiz vardı, değmeyen tenlerimiz... Karışmamıştı birbirine nefesimiz, terimiz! ... İşte bunaydı karşı koyuşlarımız; bunaydı hiçbir zaman kazanamayacağımızı bilip tutuştuğumuz savaşlar... Kılıçların kınında oluşu değildi anlatmak istediğimiz... Bu yüzden sustuk ve baktık içimizde açılan kuyuya... Gökyüzüne yazıldı çaresizliğimiz, dağlara ve ovalara...deniz diplerine! ... Daldın mı? |
Anladım! .. ”Bitmeyen bir oyunun ebesiyiz biz” diyorsun... Sevdanın! ... Gözlerini yuman kimdi peki? ! Hangimiz saklandı duyguların duldasına! .. Hangimiz korktu yalnız kalınca; üşüdü ve arandı yuvasından çıkarıp gözlerini... Sormadık mı hiç birbirimizi kurda kuşa! .. Merak ediyorum: Bir kere olsun ağladın mı? |
Anladım! .. Senin bildiğin ama benden sakladığındı anladığım şey! .. ”Seni seviyorum” diyememek batağı! .. Ne kadar çok dalarsak içine, o kadar çok insan olma çabası yani! .. Yani hiçliğe çekilen çizgi gibi kara, derin ve silinmez... Kesintisi olmasa hiç! ? Eğrisiyle, doğrusuyla mühürlesek sevgiyi yüreklerimize... Olmaz mı! ? Olur elbet! Kendi sorusunun yanıtında boğulan yüreğimin sesiyle olur elbet! .. Yeter ki cesaretin olsun biraz! .. Biraz da sesin! ... Duyması bana kalmış sevgilim! .. Sen yeter ki “SENİ SEVİYORUM” de! Deneyip bağırdın mı? Bir kere, Yalnızca bir kere! .. Adım yankı kayalığıdır..ses veririm! ... Anladın mı? |
Bileşke Bir gökyüzü var ezberimde, Bir de yeryüzü... Ne alaka ama!.. İkisi ile Ufukta buluşuyorum... Bir çizgideyim şimdi; Gündüz çizip Gece siliyorum... Sen ötesindesin göğün ve toprağın... Ufkun yani! Bakışımı oraya çeviriyorum... Var mısın, Yoksa yok musun? Ne garip!.. Bunu bile bilmiyorum... |
Biliyorum Cankuşum Biliyorum can kuşum Gelmiyorsun son zamanlarda Belli ki kanatların ıslak, Belli ki ayakların tuzak Belli ki gök kapatmış yolları, Uçmayı unutmuşsun... Biliyorum can kuşum Günü geceye katıp Uyumuyorsun... Yuvanda yavru kuşlar Yem bekler, su bekler senden Isınmak, Korunmak ister yürekleri... Düşünme bir de beni, Yorulursun.. Biliyorum can kuşum Benim özlediğim kadar Özlersin beni, Hep yarın demiştik ya Bırakalım bunu sürdürmeyi, Nasılsa düşlerime giriyorsun.... Nasılsa benimle yaşıyorsun.... |
Bilmece bu kadar kolaydı demek! aşk denen bilmeceyi çözmek... (a) ile başlamak karelere (z) ile bitirmek.. aşkolsun! yirmi sekiz harfle başlayan kaç isim yazdın da; var mıydı beni; (ğ) harfine düğümlemek! .. |
Bilmeni İstedim Çetrefil bir şiirin Çetrefil dizesinde sustu dilim... Topu topu dört sözcüktü hayat, Yeri miydi sanki çaresizliğin.. İlki Ana rahmine düşen cenin, Ardından yaşanacak dört mevsim... Diğeri mevsimlerle gelen aşk, Ve Toprağa dönüşü renklerin... Bir bilmece değil bu, kareli, çözülmez... Boşuna yorulur hallaç, Ben, Pamuk tarlanda şifim, İstiyorum ki sen kopar, at... Öncesi yoktu bu şiirin Bilmeni istedim.. Ortası da olmayacak, Sonuna virgül koydum, Sana inanarak... |
Bilsen ki hergün yeniden seviyorum seni! .. hergün yeniden su doluyor yüreğime... içinde yıkanıyor kuşlar bilsen ki, çırpınışlarındasın! ... hergün yeniden seviyorum seni! .. hergün yeniden boyanıyor gökyüzüm... yerine geçiyor bulutlar bilsen ki, uçuşlarındasın! ... hergün yeniden seviyorum seni! .. hergün yeniden ısınıyor toprak... ocağa düşüyor tohumlar bilsen ki, uyanışlarındasın! ... hergün yeniden oynuyor çocuklar! .. hergün yeniden doluyor okul, park, bahçe, sokak... taşıyor onları kucaklayan kucak bilsen ki, umutlarındasın! ... |
Bir Daha Ne kadar çok seversem O kadar çok büyür dünya... Ayaklanır dağlar, gelir yanıma... Ve Ben Seni öperim bir daha! .. Ne kadar çok seversem O kadar çok yılan döner insana; Biter korkularım, ağzımdaki dua... Ve Ben Seninle yatarım aşka... Ne kadar çok seversem O kadar çok yağmur düşer toprağa; Çöker buğusu denizlere, dağlara... Ve Ben Seninle koşarım kırlara... Yani Yorulur, Karışırım sulara... bir daha... bir daha.... bir daha! .... |
Bir Masaldı Bu Kimin gerçeği daha yakındır bana Benim gerçeğim kadar! .. Ay başını çıkardı Yüzünde yüzün var... Bir masaldı bu yaşanmamış “Bir varmış bir yokmuş” derken Bir baktım ki En çukur yerine Ömrüm yuvarlanmış... Hem yorgan, hem yastık Hem merhem olmuş gönlün... Gece ve gündüz demeden Yaralarımı sarmış... Masaldı bu ya! Keloğlan’ ın gür saçları, İncili Çavuş' un kel askerleri, Çocuklara anlatmış! .. Mekansız kuşlar, Zamansız baharlar, Adsız kahramanlar geçmiş sahnelerden Bir sen geçmemişsin! ... Bu yüzden vurmuşum Sırtı boş, doru atı... Meğer Sevgin yalanmış! .. Zulamdadır yeleleri Baktıkça Saçların rüzgarlanmış.. |
Boya bu bahar, sesinle boyadım bütün ağaçları... orman tek renk ağaç artık, tek yaprak bütün yapraklar... yok artık senden başkası. bir rüzgar eser ki,sorma gitsin! yeşil gözlerin bakışımda uğuldar... sen konuşur,sen türkü söylersin! .. açmış kulağını,dinler de gök susar bütün kuşlar,arılar... nasıl anlatsam! ellerin değmez de tenime, kokun bahçemden çiçekler çalar... cümlem yarım kalır kabzasında, ölmek benim neyime,seni görmedim ki daha! ... özlemin yüreğimde kurşun sıkar... sen uykularıma düşen yıldırım! .. bilirim,gece ateşini yutar. dilimin ucunda ya,söyleyemedim! .. gel otur,sesinle yeşeren yanıma, aşka dair anlatacaklarım var... ah bu masal! .. birimizindi, ikimizindi, hepimizindi, hiçbirimizindi aslında; bir türlü sahiplenemedik onu uzaklar kadar... |
Bu Gece bu gece ay yürüyecek sularda ve bir kadın yıkanacak şafak vakti ay sensin bir tanem kadın ben değilim ki.. ..... bu gece kuşlar bile konmazken kaç kez astılar beni darağacına biri gitti cellatların/öteki geldi başıma bastırdılar pis ellerini boğazıma/ atlıan ilmiklerde düğümlenirim... ..... ağlıyorum işte dokundun mu gözyaşlarıma yada yakamozlanırken dalgalı sularda geldim mi hiç aklına... ..... unut beni hadi unut beni şafakta yıkanan kadın ben değildim nasılsa... |
Bu Günlük Babam Ol Benim Eşime,Yarime,Sevgililere Bugünlük babam ol benim, Ver, elini öpeyim!.. Minicik kalsın ellerim ellerinde, Alnımı ve dudağımı koyarken üstüne Sıcaklığın geçsin tenime;ısınayım... Biliyor musun baba? En kor ateşlerden daha sıcak ellerin... Elimi tut hele,bırakma!.. Aslında sana söylemeyecektim üşümüşlüğümü, Yapamadım işte!.. İçimdeki dışımda oldu her zaman, bilirsin... Neyi mi sakladım ki senden babammmm!... İlk utanışlarımdan Ve Sevgilimden gelen mektuplardan başka... |
Bugünlük babam ol benim, Sana bir gül getiremedim ama Kekikler topladım kırlardan. Uzat ellerini,onları vereyim. Zaten bana 'kekik kokulum!'derdin. Bak işte,unutmamışım değil mi? Sahi baba! Gülü neden sevmezdin? Çok düşündüm de nedenini bilemedim. Ne zaman sana sorsam hep sustun(...!..) Sevgilinin adı 'GÜL'müydü yoksa? Onda mı kalmıştı yüreğin? Bazen ağladığını görürdüm annemin, Belli ki 'GÜL'e giden yüreğinden vardı şikayeti Bağışla baba, Bu yüzden biraz sevemedim seni!... |
Ne garip! Hem sana kızdım, Hem ilk göz kırpışımı sevdaya Senden öğrendim.. 'GÜL' değildi adı ama Bir zakkuma gönül verdim!. Hani! Duyduğunda üstüme yürümüştün, Bense hayata küsmüştüm... 'Bu adam haksız'demiştim içimden Kendimi büyük,seni küçük görmüştüm. Haklıymışsın meğer!... Şimdi anlasam da haklılığını, Zehrini içiyorum zakkum çiçeğinin: Namus adına, Kırmızı duvak adına, Beyaz gelinlik adına Töre adına, Senin alnın ak kalsın diye Üstüme yağan karlar adına, Açacağım çiçekler,çocuklar adına babaaaa!.. Çocuklar adına.... |
Bugünlük babam ol benim, Birlikte balık tutmaya gidelim Sabahtan göl kenarına. Olta atmayı,balık tutmayı öğret bana, Yüzelim istersen biraz da... Var mısın? Karşı sahile kim çıkacak iddiasına. Hıh!... Ne komik değil mi baba? Karşı sahilde ne varki sanki Benziyor sonuçta orası da,burasına!. Farzet günlerden pazar, Farzet öğleden sonra maç var, Toplayıp olatalarımızı,balıklarımızı Eve dönelim tekrar... Sonra da maça gidelim. Sen başka takımı tut ama, ben başka Gel kızalım birbirimize; 'Benim takım,seninkini yener'diyelim Tabii baba!.. Benim tuttuğum takım yenmeli seninkini, Muhakkak yenmeli... Geri gitmek olmaz baba! Bazı şeylerde önünde olmalıyım senin: Saygıda sen,sevgide ben gibi.. Milli takımı tutarcasına En çok da yanyana olmalıyız değil mi? Yemek yerken aynı sofrada, Evi paylaşırken aynı odada, Aya,yıldıza,güneşe kuşa bakarken aynı uçurtmada, Çiçeği,denizi,ağacı seyrederken aynı gözde, Doğrulukta,iyilikte,güzellikte aynı kumaşta, Mutlulukta,sevinçte,barışta aynı yürekte, Hastalıkta,yoklukta,kederde aynı bilekte olmalıyız. Bizi ayıran şeyi ise hiç düşünmemeliyiz Anlarsın ya baba!.. Kazılmasın toprak Ne sana, ne bana Çınarlar altında... |
Bugünlük babam ol benim, Unutayım yar yanını... Saçlarımı okşa,alnımı öp.. Kolunu at omzuma,yüzüme bak sonra: 'Neden biraz üzgün gibisin,ne oldu?'de bana!.. Bağırarak bile olsa sor bunu!.. Yüzüm kızarsa da, Çekinsem de söylemeliyim: -Hayatı hiç sevmedim babaaaa!..- Sen 'adam olmazsın'dediğin zamandı zaman... Yanıldın işte! Hem ana oldum, hem adam!.. Suç ne sende,ne annemde Suç, İnsan olmamda belki de... Herşeyi kendime dert edinmemde Bugünlük ise derdim sensin baba!... Bugünün hatırına; Unut gitsin gül getirmediğimi, Kekiklerimi kokla!.. Kol gücünle sar beni, Rüzgarlara bırakma!.. |
Bukalemun bu kalem deli, bu kalem divane! .. adını yazıyor durmadan... yüzünü çiziyor kağıtlar üstüne.. al gülüm, ver gülüm çizik çiziksin işte! kaşın nerede, gözün nerede? bulamadım ağzını! .. kayboldum labirentlerinde... sürdü sürüştürdü kalemler siyaha döndü dudaklarının pembesi dalından sarkan böğürtlen misali... “ye beni! ” diyorsun ya, boyum yetmedi... gözlerin kızıl çalar gözlerime, de ki savaş yeri! ... de ki! .. gözlerini öldüren iki misket mermi! .. tenin dersen masmavi! .. kuş olup uçar gülüşün..(avlu güvercini...) devinir dokunuşlarında yıldızların, biri kayar, bulur beni! ... saçların bukalemun! .. yatar kayalıklarına hazanımın.. düşen yapraklar gibi! .. bu kalem deli, bu kalem divane! .. unutmuş dört işlemi, okul ödevini, memleketin halini! .. aşk konuşur ikimizle dili sivri! .. dili sivri aşklarla deldik birbirimizi! ... |
Canız İşte Bir masal anlat bana En gerçeği olsun tüm zamanların... Dokun yıldızlara Işıktan toplar at kar beyazı Aysız gecelerime.. Guguk kuşu ol uykumun en derin yerinde.. Işık getir kör kuyularımın diplerine... Seher bu değil bilesin! Yanımda sen yoksan eğer, Alışamam alacakaranlıklara... Dağlar yırttı da geceyi Bir ben yırtamadım daha! .. Sesin kulağımda ama hala! .. Türküler gibi... Kuşlarla gelmişti Bir ekin biçme mevsimi... Sarı başaklar sunmuştu sözlerin ömrüme... Harman harman rüzgarlar...(dinmedi! ..) Tınazlarında savrulduk ikindi vakti.. Seclerine yattı acıkmış gönlümüz Sevgiye ve tene...(bitmedi! ..) Hani! İkinin bir olduğu zamandı ellerimizin birbirine değişi Sen ve ben! ..canız işte! .. Sızılarımızda çiçeği açar sevdanın Topla haydi! Bak! Düş pembesi düşler kadar güzel renkleri... Leylaklar benim olsun sen kokuyorsun diye Kekikler senin! ...(kır delisi..) Her gece Yokluğunda seni aradı...(diyemedi..)) Pencere ağladı, Duvar ağladı, Göle döndü yastığı, Yatak ağladı! .. Bitti masal Yürek ağladı! .. |
Cinayet bir hayali öldürmek için yumarım gözlerimi... iki yüzü keskin bıçak kirpiğimin her teli.. sivri mi sivri!... cinayet işler duygularım duvar atlar korku... gangster kesilir ruhumun sümsük gelini... bir yürek değişmemiş bir de gözlerin... çukurları derya deniz durmaz ağlar susturup kendini... gözlerin güneşin eteğinde gökkuşağı a canım damlar hiçliğime renkleri... bu nasıl vakittir ki incilerini satarsın bana param yok ki!.. kalk git hayalimden daha demin camdan saray kurdum esmer bir erkeğin tenine sendin pencerede ki... |
Çağa VurgulaR bir yeşil ışık yanımında geçtiler ötesine / yürüdüler, yürüyorlar / hayır koşuyorlar... dönüp dönüp bakıyorlar geçtikçesine: -biz gibi bakılan biz gibi bakılan - direnim öncesi suskunluk çökük üstümüze. yıkımını düşünmek / yıkımım sınırların bu benim düşüncem. oysa sular kana devinim sınırlarda: askerler / askerler / askerler -ilk aklın ilk işi gibi ilk aklın ilk işi gibi- hep tetikteler... bakıyoruz / erişmeyen bakışla yıldızlara yıldızlar salkım saçak sarkaçlarda, yaşamak salkım saçak: - asılmış gibi asılmış gibi- ölümlere... nasıl yağmurlarla türküler söyledik yıldızlara... kaçıverdi: -bizden kaçar gibi bizden kaçar gibi- gene de gündüzlere gebe geceler... yaşıyorum ya! yaşamam; düşünmem ve bakmam önümdekilere. kendimi / sizi size anlatmam kendimi: -görün beni görün beni- tırmanıyorum göklere!... görmek gerek ışıkların yeşilini ve geçmek gerek ötelere...: -siz gibi siz gibi- bekleşen yolcuyum işte, ha ileri!... |
Çağda Gezen bu orta asya / da kopan kurak-insan aç böcek aç - sürünür onaltı rüzgarında yerin / kol kol / bacak bacak... bu güneş / de kopan sıcak - insan yanar ağaç yanar - kurur bomba atılan kentlerinde yerin / dal dal / yaprak yaprak... bu plüton / da kopan soğuk - insan donar hayvan donar -kurur yere dikilen duvarlar içinde binaların / taş taş /toprak toprak... |
Çakıl Taşları söyleyin çakıltaşları! nerden kopup geldiniz ayaklarımız altına? hangi kayalarda göz, hangi kayalarda eldiniz, yosunlara ana... güneşin harı, soğuğun karı, suyun buzu mu vurdu bedeninize?! seller ve rüzgarlarla kaydınız buralara.... kiminiz tuz parçası oldu; denizin tadı, martının kanadı, mercanlarda kristal... kiminiz yarin gerdanında lületaşı, aşka katılan bal... kiminiz yumruk kadar; yüreğin öteki adı! kiminiz küçücüktünüz... serildiğiniz yollarda özleme çare beni yare götürdünüz... söyleyin çakıltaşları! hanginiz aydan düştünüz,beyaz!... hanginiz nikahlandı gecemle? nedir bu hüznünüz?.. duydum ! denizler ıslanmış kirpiklerinizde... |
Çapraz Karınca fil, Fil karınca... Karınca çalışıp Fil oturunca... İnsan taş, Taş insan... İnsan aşkı unutup Taş çiçek açınca... Su güneş, Güneş su... Su sen olup Güneş gibi yakınca... |
Çark keşke dönebilsek o çağlara... ben senin adını çağırsam, sen beni ebelesen, yumulsak yanyana... ninnisini bilir misin bezden bebeğin? “dandini dandini dasdana” danalar değil, devler girmiş bostana... ama, ne mümkün! bir hayal kervanında konaklamak, çocukluk denen söğüt dalına.. düşün biraz! ne vardı söğüt dalında? : rüzgar ve uç uç böceğinden başka. |
Çelişkişler onca sarıp sarmaladığım sevgi bakar yüzüme gözlerinden // önce sokak çocuklarının / kedilerin / bakkalın / kasabın / tilkinin... sonra kardeşimin / halamın / dayımın... eniştemin gözleri ablamın ! ne eniştemi sevebildim bu yğzden ne ablamı / darılmasın. Enişteler çok bizde! onca sarıp sarmaladığım sevda sığmadı yüreğime / taşırdım... önce dalgalı / kara saçlarına takıldı komşu oğlunun sonra yanık tenine / kurşun gözlerine vuruldu kuşlarım / ağladım... komşu oğlunun anası hatırına gene de bağışladım... Küçük yürekler yok bizde! onca sarıp sarmaladığım namus yataklara yattı köprü altında / samanlıkta osmanın koynuna / çimdik çimdik oldu her yanım... belediye otobüsünde / kalabalıklarda kumlarında plajların... kimin ne düşündüğü kimin umurunda! her ışık yakanın yanındayım... Bütün mideler tok bizde! |
Çelme hep ciddi olacak değildim ya muzipliğim tuttu bu sabah uzatıp kürek gibil ayağımı bir çelme taktım güneşe... olabildiğince çok güldüm yuvarlanıp gidişine...kime ne? yuvarlandıkça öyle bir açıldı ki kırmızı etekleri bana üç çeken bacaklarının doyamadım seyrine... dizleri kanadı, burnu sürttü oluk oluk aktı kanı yere... çocuklar gibi ağladı sonra elleri toz toprak yanakları sümük içinde.. insan gibi insandım ya ve de ana gibi ana!.. gülmek kalır mıydı bende... onun bu halini görünce... çömelip yanı başına usul usul okşadım başını sildim gözyaşını... sevgisiz bir çocuk canlandı gözümde... ve toplamaya başladım koynundan yayılan incileri... dört mevsimi yani vermek için geriye... |
ÇERÇEVE tarifi kendimden bile zor gelir çerçevesine sığmayan resminin... ne zaman ona baksam benim de resmim çekilir... saçım saçına değer aynı çerçeveye girerim. istemem artık bu resim! asılmasın duvara, albume yapışmasın... değmesin başka bir el, başka bir göz görmesin... bir değil, iki olsun çerçeve biri sende kalsın, biri bende... ayrılık düşerşe araya: yolları kısaltmak için, özlemi azaltmak için, aşkı çoğaltmak için bakarız onlara... ama kimse bilmesin!... şiirozan |
Çoban Bir kuzu melese oralarda Haberim olsun! Bir tutam ot, Bir bakraç sütle gelirim hemen; Bahanem olur. Beni; Dağın eteğinde, Öğlene doğru, Elinde kekikler, Dilinde adım, Sürülerinle bekle!... Bir de; Ardıç ağacının gölgesini büyüt! Şişendeki su ile... |
Çoban Armağanı "Adını koyan dost a" kıyısındayım / dudakların kadar yakın! gelmesin sakın aklına denizler, kalkıp giden gemiler, yolcusu ben değilim hasretin... atamam seni uzaklara / yüreğimde çamsakızım!... uzağındayım / gözlerin kadar yakın! kıskanma sakın akşam yıldızını / baktığım... kayarsın gecelerime düşlerle beraber öyle güzelsin ki / gönlümde karbeyazım!... kapısındayım / aşkın kadar yakın! hangi trene binsem, hangi vapurdan insem, hangi sokaktan geçsem /sana uğrarım... söndürme ışıklarını / içimde incesızım!... |
Çocuklar Gibisiniz En uç dallarda En küçük yapraklar... En uç dallarda En yeşil yapraklar... En uç dallarda En ince yapraklar... En uç dallarda En güzel yapraklar... Aya ve yıldızlara yakın! Ama; En önce yağmur onlar yıkar.. En önce kar onlara yağar... En önce rüzgar onları kırar.. En önce don onları çalar... En önce güneş onları yakar... Tüm ağaçlarda, Tüm çiçeklerde, Tüm çayırlarda, Tüm topraklarda yani... Hepiniz! . Hayatın kıyısında çırpınan Çocuklar gibisiniz! .. Biraz umut, Biraz sevgi, Biraz korku, Biraz insan olma sebebimsiniz... |
Çok Özledim yanan avuçlarıma kar yağdır biraz!... beyazlasın tenim / serinlesin yüreğim... razıyım seninle yaşanacak zemheriye çok özledim!... hadi! yağdır karlarını diyorum/ çığlansın tepelerim... kar toplarınla yuvarlan doruklarımdan altında ezileyim / öleyim... |
Dağ güneşi bekliyordu dağ bir bülbül sesinde kaldırıp eteklerini.. sonra dansediyordu gelinlik kızın ayakları ile şafaklarda yamaçlar... bir karacanın gözleriydi gözleri iri / sürmeli!.. yeşile çalar / bana bakar... ufuğunda selam veriyordu buluta ayla yıldızı tanıyordu, beni unuttuğu akşamlar... |
Dağlara Bıraksam ölüm orucunda can çekişen canlar! dağlardan gelmiştiniz ya, dağlara bıraksam sizi tekrar... beni tıksalar sizin yerinize şişmanlardım yiyip özgürlüğü... yırtılırdı sırtımdaki çullu hırka(!) yıkılırdı duvarı zindanın çiçeklenirdi yollar... ve yaprak açardı kardeşlik yeniden, kapanırdı kanayan yaram, kucaklaşırdı kollar... ölüm orucunda can çekişen canlar! dağlardan gelmiştiniz ya, dağlara bıraksam sizi tekrar... |
| Türkiye`de Saat: 23:23 . |
Powered by: vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2