19-02-2007, 14:38
|
#13 |
Guest | Osmanlı tarihçilerinin Anadolu’da Osmanlı toplum düzeni ve devlet örgütüne karşı çıkan isyanlarda da hemen hemen aynı tutumu sergilediği görülmektedir. Ayaklanmacılar, “şeytan kulu”, “etrak-i bi idrak”, “haramzadeler”, “eşkıya” ve benzeri sıfatlarla tanımlanır. Burada da temel olarak reayanın itaatsizliği prensibinden hareket edildiği söylenebilir. Şu halde Osmanlı klasik dönem kurumlarının oluştuğu 16. yüzyıldan itibaren Türk adının genel olarak küçültücü bir anlama kavuştuğunu savunmak mümkün görünmemektedir. Devlet bir Türk devletidir. Keza, Hanedanın Türklüğü de sık sık vurgulanmaktadır. Osmanlı ordusunun başarısı Türklerin başarısı olarak takdim edilmekte ve övme fırsat hemen değerlendirilmektedir. Buna karışıklık Türk milletinin Osmanlı reayasının ünitelerinden biri durumunda olması, bunların itaatsizliği sırasında da tahkir edilmesine sebep olmaktadır. Ancak belirtmekte fayda var ki, reayayı meydana getiren diğer ünitelerin itaatsizliği sırasında da hemen hemen aynı ifadeleri bulmak mümkün olabilmektedir. Etnik ve milli duyguların henüz kuvvetli olmadığı, toplumsal dayanışmanın zayıf kaldığı ve hanedana biat etmeye dayalı devlet anlayışının kuvvetli olduğu dönemlerde milli kimliğin ön plana çıkması ve etnik temelli bir imparatorluğun oluşması beklenemez. Bundan dolayı günümüzdeki milli devlet ve milli duygular açısından meselenin ele alınıp Osmanlılar Türklere hakaret ediyordu kanaatine ulaşmanın tarihi mantığa uyacağını düşünmüyoruz. |
| |